Kader

898 Words
O anda birbirlerine bakan Giray ve Mican içtima alanına atılan roket atar sesi ile savruldular. Neler oldu kimse farkına varamadılar o anda. Babası demişti burası sıcak bölge gelme buraya seni burada görmeye dayanamam demişti. Aniden gelen roketatar sesiyle herkes başını sesin geldiği yöne çevirdi.Giray tüm kuvvetiyle "Mevzi al!Mevzi al!"diye bağırdı.Mican ne yapacağını bilmeyerek bekledi.Bunu fark eden Giray Mican'ı kolundan tuttuğu gibi mevziye getirdi."Sakın başını kaldırma Mican!Sakın!" diye gürledi. Giray belinden çıkardığı silahıyla yüzünü kapatmış olan,kendini erkek sananlara ateş etmeye başladı.Ara ara Giray Mican'a baksada onun için endişeleniyordu,ama o güçlü bir kızdı.Bulundukları mevzi merkezdi,bu yüzden albay bu mevziye geldi. Mican karşısında babasını görünce her şeyin daha iyiye gideceğini düşündü.Albay kızına bile bakmadan ateş etmeye başladı.Bu mevzide bulunan Taner birden yere düşünce Mican kafasını ona çevirdi. "Taner!"diye bağırdı sağır eden mermi sesleri arasında.Mican Taner'in yanına sürünerek gitti.Yaralanmıştı.Kafasını kaldırıp konuşmaya başladı."Taner'i revire götürmem lazım,yardım edin. Giray kafasını Mican'a çevirdi.Kafasını koruyarak yanlarına gitti.Taner'in yarası ciddi görünüyordu."Komutanım koruyun beni.Taner'i revire götürüyorum." "Tamam Giray."Taner'i omzuna alan Giray Mican'ın nasıl gitmesi gerektiğini anlatmaya başladı. "Arkana bakma.Hızlı bir şekilde binaya gir.Taner'i arkandan getireceğim." "Peki sen,hızlı gelemezsin ki." "Emin ol hızlı bir şekilde gelmeye çalışacağım.Şimdi üçe kadar sayacağım ve hızla koşmaya başlayacaksın tamam mı?"Kafasını sallayarak onay verdi."Tamam." "1..." "2..." "3..."Ve aniden binaya doğru fırlayan Mican'ın az bir yolu kalmıştı. Arkasından izlendiğini biliyordu."Hadi,hadi,gir artık şu binaya..."Binaya girmişti.Bu sefer sıra Giraydaydı. Omzuna aldığı Taner'i daha sıkı kavrayıp düşmesini engelledi.Birden ayağa kalktı ve koşmaya başladı.Taaruz ateşiyle sürekli olarak ateş eden kışlanın dikkat dağıttığı kesindi.Bu hengamede bir doktor ve bir üsteğmenin eksikliği hissedilmemişti. Giray içeri girince Taner'i yere yatırdı."Yere olmaz.Sedyeye." "Asıl sedyeye olmaz.Görmüyor musun?Ateş altındayız."Mecburenkabul etmişti."Nerede buranın doktoru,hemşiresi?" "Doktor izinde,hemşire zaten yok." "Oh.Süper valla." Diye konuştu öfkeli bir şekilde. "Anka gitmem lazım."Her ne kadar ona Anka desede şu anda buna dikkat edemezdi."Tamam."Giray ayrılınca bulduğu gazlı bezi Taner'in yarasına bastırdı."Taner.Taner hadi konuş benimle.Aç gözünü.Bak buradayım."Taner zorlukla gözlerini açtı.Minik kız kardeşinin sözünü dinledi."Mi...Can...Ölü...Yor...Muyum?" kızın yüreğini dağladı bu cümle. "Hayır,hayır ölmüyorsun buradan çıkacağız,kurtulacağız.Hem senin beş ayın var tezkereye hiçbir yere gidemezsin." Diyerek telkin etmeye başladı. "Mican...B...Ben...Ölü....Yorum...." "Hayır!Öldüğün falan yok." Diye ısrarla bağırdı. Ölemezdi! *** Mevzilere geri giden Giray biten şarjörünü yenisiyle değiştirip tekrardan ateş etmeye başladı.Albay eline aldığı telsizle nizamiyedeki çavuşla bağlantı kurmaya çalışıyordu.Telsizin bozuk olduğuna lanet etti Albay."Mehmet oğlum nizamiyeye git çavuşla konuş.Kaç saymış,onlar bizden daha yakın.Dikkat et!"Mevziden çıkan Mehmet ani bir şekilde bacağına kurşun isabet etti.Yere yığıldı,bunu gören Giray hemen mevziye çekti Mehmet'i.Mican'ın yanına götürmeliyim diye düşündü. "Komutanım Mehmet'i revire götürüyorum." "Giray." "Emredin komutanım." "Revirde kal ve Mican'ı koru." "Neyiniz oluyor Mican,komutanım?" "Kızım." Şaşırmadı. Yani çok fazla şaşırmamıştı. Bu hayatta her zaman her şeye ani tepkiler vermeyi bırakmıştı. "Anlaşıldı komutanım."Mehmet'i omzundan tuttuğu gibi revire götürdü.Mican Taner le ilgilenirken Mehmet'i görünce yüreği kavruldu.Daha bir saat öncesinde koşuyorlardı.Şimdi ne haldeydiler?MicanTanerle ilgilenmeyi bırakıp Mehmet'in yanına gitti.Yarasına baktı.Fazla derin değildi ama yinede tedavi gerekiyordu.Arkasından Taner konuştu. "Mican...Ölür...Ken...Yanım...Da...Olur...Musun?"Kafasını Taner'in olduğu yere çevirdi.Ölürken yanımda olur musun dedi.Hızla Taner'in yanına gitti.Yarasına bastırdı."Taner yapma böyle.Ölmekte neymiş? Kim çıkarıyor bunu?" kızda biliyordu ki ölüyordu. İnatla reddediyordu. Şu koşulda yapabileceği çok şeyi yoktu. "Ben...Ölüyorum...Mi.....Can...Ka....Bul...Et." "Giray bez bul Mehmet'in bacağına bağla ve onu konuştur.Eğer vücudu şok derecesine kadar gittiyse uyumamalı,gözünü dahi kırpmamalı." "Bez...Tamam buldum." "Bacağına bağla." "Tamam."Mican ağlamaklı sesle Giray'a seslendi."Giray Taner'i buradan çıkarmam lazım." "Nasıl çıkmayı planlıyorsun?Görmüyor musun ateş altındayız."Söylediği doğruydu,dışarıdan destek gelene kadar bu kışlada sıkışıp kalmışlardı.Gözlerini kapatmaya başlayan Taner'i fark ettiğinde onu konuşturmaya uyanık tutmaya çalıştı. "Taner.Taner.Hadi biraz dayan.Lütfen.Birazdan destek gelir he biraz dayan." "Ve...Asi...K... Kurt... An... Ka... Kuşuna tutulur." Diyerek gülümsedi ve kelime-i şehadet getirerek son nefesini verdi Taner.Mican şok olmuş gözlerle ona bakıyordu.Ne yani bu muydu?Amansız bir kurşun gelip seni böyle öldürebilir miydi? Dostlarım dediği adamlar abilerim dediği adamlardan biri gitmiş miydi? Ölmüş müydü şimdi? "Taner!Taner.Bana bak Taner!"diye bağırdı Mican.Fakat olan olmuştu.Ruh bedenden çıkmış şehadet mertebesine ulaşmıştı. Taner şehit olmuştu... Mican'ın elleri titriyordu.Ölüme her ne kadar yakın olsada çok sevdiği dostuydu,abisiydi,neşesiydi Taner.Taner'i sarsmaya başlamıştı.O ölemezdi. "Taner...Taner..." deyip ellerini üzerinden çekti bacaklarını karnına çekerek ellerini bacaklarına doladı ve hıçkırarak ağlamaya başladı. Hıçkırarak ağlayan Mican'ı gördüğünde canı yanmıştı Giray'ın.Yanına gitti,ellerini beline sardı ve Mican'ı kendisine çekti.Kendisine bir yuva arayan kuş misali sığındı Giray'a... Mican yavru kuştu,o ise tüm donanıma sahip bir yuva... Kafasını boynuna gömüp hıçkırarak ağlamaya devam etti. "Şşşşş...Geçti tamam.Taner şehit oldu.Çok yüksek bir mertebe orası..." "Giray..." "Bugün gelmeseydim onu göremeyecektim."Deyip tekrardan ağlamaya başladı. *** Kırmızı beyaz tabuta sarılmıştı Taner'in naaşı...Onları izliyordu Mican.Duygusuz,ruhsuz,hiçbir şey hissetmeksizin onları izliyordu.Tören yapan askerleri.Babası konuşmaya başladı. Ölüme bu kadar yakınken yakınındaki birilerini alıp gitmesi koyuyordu insana. Zor geliyordu. "Taner Buca. Şehit düştü.Biliyorum herkes yaşamak ister,ama her insan o mertebeye ulaşamaz.Şehadet mertebesine.Taner ulaşılamayan rütbeye ulaştı.Hepimizin başı sağolsun..."Albay Giray'ın yanına gelip kulağına bir şeyler fısıldadı.Giray ağır hareketlerle tabutun yanında durdu.Sıralanmış askerlere baktı. "Komando Andı için tüfek yüksek tutuş."diye bağırdı.Silahları yüksek tutuşa alan askerler bekledi. "Korku nedir bilmeyiz!"diye bağırdı.Askerler Giray'ın her dediğini tekrarlamaya başladı. "Korku nedir bilmeyiz!" "Biz dağların erleri." "Yuva yaptık göklere." "Baş döndüren yerlere." "Engel tanımaz aşarız." "Yüce engin dağları." "El verip uzanırız mor,siyah bulutlara." "Ben Türk Komandosuyum." "Düşmanı çelik pençemle ezerim." "Her yerde ben varım." "Havada." "Karada." "Denizde." "Çölde." "Batakta." "Çatakta." "Her zaman ve her yerde." "Hazır." "Daima hazır." "Hazır." "Daima hazır." "Kim?" "Komando." "Kim?" "Komando." "Komandolar." "Allah." "Komandolar." "Allah." "Allah Türk Komandosunu korusun." "Amin!" İnledi içtima alanı.Bu ant Taner içindi.Mican gözünden düşen bir damla yaşa mani olamadı.Elini kaldırıp sildi gözyaşını.Taner'in naaşı taşınırken Giray Mican'ın yanına gitti. "Üzülme Anka Kuşu." Kader yazılmıştı. Kader Taner'in dediği gibi Asi Kurt Anka Kuşuna tutularak başlamıştı. Kader belliydi, çizilmişti. Oyuncular sahnedeki yerlerine yerleşmiş her şeyin zamanını bekliyorlardı. Belki kötü bitecekti bu oyun belki de mutlu. Bunu zaman bilebilirdi.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD