Olamaz ama ya,olamaz bu kadarı olmamalı.Resmenoyun oynadın benle,dalga geçtin."Giray sırıtarak Mican'a baktı.BaşhekiminGiray'ın babası olduğunu öğrenince paçaları tutuşmuştu."Ben senle dalga falangeçmedim.Hem nereden bilebilirdim ki?Babamın hastanesinden iş teklifialdığını,mantıklı yönden bak." Dedi genç doktora. Micanöldürü bakışlarla adamabaktı."Mantıklı yönden bakmış.Takside sırıtanda bendimdeğil mi?"Hastaneye giden ikili yolda tartışıyorlardı.Sanki sevgili gibiydiler."Neabartın ama babamın hastanesi işte.Orda çalışıyor bitti işte."Hastaneyegirmişlerdi.Mican bu hastanenin bu kadar büyük olduğunu hayal etmemişti doğrusunormal bir hastane bekliyordu.Burayı öğrenmek zaman alacaktı.Buraya Giray'lagelmişti bari işe yarasın mantığıyla konuşmaya başladı."Giray madem sendebabanı ziyarete geldin.Babanın odasına beni sen götüreceksin." Diye tehditetti. Giray'a bu cümle sanki 'odanı toplamadığın için cezalısın' diyen bir anneedasıyla söylemişti."Cezalı mıyım?"
"Bir nevi." Diyerek elini beline attı.
"O zaman önden buyurun doktor Zümrüdü Anka."diyerek reverans yapmıştı."Babanın yanına girdiğimizde zevzeklik yapma!" diye uyardı. Biliyordu ki bir şeyler yapardı. Yanında bunları yapan adam onu bir hayli rezil de ederdi.
"Kim?Ben mi? Kendi adına konuş."
"Göreceğiz bakalım üsteğmen sakın beni rezil etmeye kalkışma yoksa buradan koşarak gidersin kışlana."Asker selamı vererek konuşmaya başladı."Emredersiniz komutanım!" diye bağırdı.
"Galiba burası.Off heyecan yaptım.Giray önce sen gir.Ben sonra girerim."Ne yani o kadar ameliyata giriyordu heyecanlanmıyordu başhekimin yanına girmeye mi heyecan yapıyordu şimdi Mican.Ameliyathanede insanlar ona canını emanet ediyordu ama ellisine gelmiş bir adamın odasına girmeye mi heyecan yapıyordu.Saçmalık."Saçmalama ne heyecanı? Hadi içeri giriyoruz." Deyip Mican'ı kolundan yakalamış ve çekiştirmeye başlamıştı.Kapının önüne geldiklerinde Mican kolunu zorla olsa da Giray'dan kurtarmıştı."Dur saçımı düzelteyim."Saçını düzelten doktora ters ters bakan bir üsteğmen vardı.Sanki sevgilisinin yanına giriyor diye düşünmeden edemedi."Nasıl oldum?"
"Görende defileye çıkıyorsun sanacak.Alt tarafı başhekim ne kadar büyüttün böyle."
"Senin için öyle olabilir.Cevap ver saçım düzgün mü?"Bıkkınlıkla üfleyip cevap verdi.Mican diyordu başhekim Giray diyordu alt tarafı ne alt tarafı koskoca başhekim değil mi?
"Of.Düzgün."
"Tamam, o zaman."Giray kapıyı tık tıklayıp içeriden 'gel' sesi gelene kadar bekledi.Gel komutuyla içeri girdi Giray ardından Zümrüdü Anka. Saçları siyah gözleri yeşil beyaz doktor önlüğüyle ben yaşlı değil diye bağırıyordu sanki adam.Yerinden kalkıp Giray'ın yanına gitti ve sarıldılar.İkisinin boyu da hemen hemen aynıydı.Yani burada kısa kalan Mican oluyordu her halükarda.Kısa sarılmalarından sonra ayrılıp Mican'a baktı başhekim."Merhaba Mican."diyerek elini uzattı."Merhaba efendim."diyerek el sıkıştılar.
"Buyur kızım otur."diyerek koltukları gösterdi ve masasına doğru gidip oturdu.Mican yavaşça oturdu.Giray'sa ellerini arkada birleştirmiş askerdeki üstlerini görmüş biri gibi rahatta duruyordu babasının karşısında.Bunu fark eden başhekim konuşmaya başladı."Kızım sen ona bakma.Beni bir kere bile ziyarete gelmediğinden cezalı gibi say.Ayrıca Giray'ı sen ameliyat etmişsin hayatını sana borçlu.Onu şu an senin karşında duruyor var sayabilirsin."
"Bana kölelik etsin diye kimseyi ameliyat etmem efendim."
"İşte bu hastanenin böyle doktorlara ihtiyacı var.Sen şimdi şu deliyle beraber ev tut.Sana yardımcı olsun.Pazartesi başlarsın.Olur mu?"
"Tamam.Olur."
"Giray Mican'a yardımcı ol.Sonra yanıma gel ifadeni alayım bakalım."
"Tamam baba."Hastaneden çıkan ikili emlakçıya gelmişlerdi.Giray hızlıca içeri girip elinde anahtar sallayarak çıktı.
"Ne oluyor?"
"Evi tuttun."
"Nasıl?"
"Emlakçı benim arkadaşım bu yüzden kontrat mı derler o saçma sapan şeyi almadı.Evi apartmandaki biri sattığı için onunla konuşuruz. Hadi gidiyoruz." deyip kolundan çekiştirmeye başladı.Biraz yürüyünce bir apartmanın önünde durdular.Apartmandan ziyade otel gibi duruyordu.Tekrardan kolunu tutan Giray sürüklemeye başladı eve doğru.Eve girdiler.
Mican evi incelemeye başladı.Odalara tek tek baktı.Ardından Giray'ın yanına gidip çantasından telefonu çıkarıp annesine aramaya başladı."Alo anneciğim.Nasılsın?Bende iyiyim.İstanbul'dayım.Anne sakin ol.Arslan benim malzemeleri getirse olur mu?Tamam yarın sizdeyim.Ne zamana gelir Arslancık?Tamam, mesaj atarım adresi.Görüşürüz."
"Eee gitmeyecek misin?"
"Arslan kim?"Sevgilisi olamazdı öyle değil mi?Sevgilin var mı yok mu diye sormamıştı Giray belki de olabilirdi.Hem sevgilisi olsa numarasını bana vermezdi diye düşündü.
"Arslan Afrika'da yaşayan,dört büyük cinsin en büyüğüdür.Erkek aslanların yeleleri olduğundan dolayı dişiler avlanır.Lakabı ormanların kralıdır."
"Hahaha.Çok komik."Kimdi bu Arslan?Niye söylemiyordu?
"Kim diyorum?"
"Gelince tanıtırım merak etme."Beş dakika sonra kapının çalınmasıyla Mican hızla kapıya gitti.Sarışın, mavi gözlü,uzun boylu bir çocuk elinde kutuyla kapıda bekliyordu.Yavaş harekelerle elindeki kutuyu yere bıraktı ve bırakmasıyla Mican hızla boynuna atladı.Demek ki Arslan buydu.Peki, ama neyi oluyordu ki bu çocuk?
"Mican...Boğuluyorum...Mican."Boynundan ayrıldı çocuğun sözleriyle.Anlaşılan bayağı özlemişti böyle sarıldığına göre...
"Beni özlemedin mi?"
"Özledim de ölmek istemem." deyip gülümsedi."Gel buraya deli." deyip sarılmıştı.Mican onun boyuna gelebilmek için parmak ucunda yükseldi.Giray anlamsız bir şekilde sinirlenmişti o kadar sinirlenmişti ki ne kadar sarıldıklarını bile saydı kırk beş saniye tam tamına kırk beş salise boyunca sarılı vaziyette kalmışlardı.Sorduğunda da yok ormanların kralı yok efendim dört büyüklerdendir.
Giray'ın yalandan öksürmesiyle ayrılmak zorunda kaldılar.
Arslan kafasını Giray'a doğru çevirmişti.Kim bu der gibi bakış attı Mican'a.
"Hım. Arkadaşım Giray."diyerek tanıttı."Arkadaşın?"diye sordu Arslan.
"Evet.Arkadaşım."
"Kardeşim Arslan."Ne yani kardeşi miydi?O kadar sorduğu halde niye cevap vermemişti?En önemlisi kardeşi yanıtını aldığında neden içinde sebepsiz bir rahatlama kendini göstermişti?Neyse ne sonuç olarak kardeşiydi.
"Öğrenci gibi durmuyorsun."
"Öğrenci değilim çünkü."
"Yani?"
"Subayım.Şanlıurfa'da."
"Aaaa subaysın.Hemde Şanlıurfa'da eee babamda orada sen neredesin ki?"
"Babanı tanıyorum merak etme.Komutanım olur kendisi."
"Hııı sen o kadar yüksek değilsin demek ki.Rütben neydi senin ?"
"Üsteğmenim."Şu anda İspanya'daki arenalarda olan olaydan yaşanılıyordu.Arslan matadordu, Giray'ı eline tuttuğu kırmızı kumaşla sinirlendirmeye çalışıyor,Giray'sa burada rodeo oluyordu.Bakalım matador yaralanacak mıydı?Bu yarıştan kim galip çıkacaktı? Aradaki gerginliği anlayan Mican araya girmesi gerektiğini fark etti.
"Eeee Arslan evi beğendin mi?Bak ne güzel eşyalarda hazır.Giray'a teşekkür etmek lazım.Emlakçı onun arkadaşıymış."
"Ne güzel."
"Eee eşyalarımın geri kalanı nerede?Getirmedin mi yoksa?"
"Getirdim.Aşağıda arabada.Bir kutusu da yerde gördüğün gibi."
"Dur ben alıp geleyim."
Tam kapıya yönelmişti ki Giray onu durdurdu.
"Sen dur." Arslan'a dönüp "Biz getiririz değil mi?" diye sordu. Bu erkekler arasında bir çeşit dövüşe davetti.Ve Arslan kardeşini korumaktan hiç çekinmeyeceğinden bakışlarıyla seve seve kabul etti."Tabi.Fazla bir şey yok zaten.Hadi inelim."
Kapıdan çıkıp gittiler.Mican onların arasında olan söz düellosunu durdurmuştu ama şimdi bildiğin kılıçları kuşanmış gibi birbirlerine bakışmışlardı.Kavga etmezlerse büyük başarıydı.Zaten Arslan 'kavga olsa da dahil olsak modundaydı'.Oflayıp masaya oturdu.Çantasından çıkardığı kağıt kaleme evin eksiklerini yazmaya başladı.Öncelikle dip köşe temizlik yapılmalıydı ama daha önemli bir şey vardı.Yemek.Malzemeleri yazmaya başladı.Eksik var mı diye kontrol ettiğinde kapı çalınmıştı.Hızla kapıya ilerledi.Ellerinde kutularla süper ikili(!) gelmişlerdi.Mican Arslan'dan kutuyu alıp yazdığı kağıdı eline tutuşturdu.
"Evdeki eksikleri al bakalım."
"İyice kapıcı olup çıktım sayende."
"Üniversite sınavına çalıştırdığım zamanları ne çabuk unuttun?"
"Aman iyi ki çalıştırdın.Söyle söyle dur."Diyerek asansöre yöneldi."Hadi hadi çok konuşma." deyip kapıyı kapattı."Kutuları nereye koyayım?"
"Öyle gelişi güzel koyabilirsin.Zaten yerleştirilecek."Elindeki kutuları koyan Giray koltuğa yayılarak oturdu.Mican buzdolabının üstünde olan numarayla pizzacıyı arayıp iki pizza siparişi verdi."Eee ne yemek yapıyorsun bize?"
"Bir şey yapmayacağım.Pizza siparişi verdim."
"Aman.Pizza falanda yersem göbeğim çıkar hiç koşamam."
"Kışlada barfiks sopasını kıranda bendim."
"Ne barfiks sopası?"
"Yok bir şey.Sen niye Arslan'a bir tuhaf bakıyordun?Sanki dövecek gibi."
"Arslan mı yok daha neler ne döveceğim onu serçe parmağımla bile düşürebilirim yere."
"Emin misin?Çünkü karşında tekvando Türkiye birincisi duruyor da."Vay bak sen şu Aslancığa tekvando ha diye düşündü Giray."Askeri okulu birincilikle bitirdim.Dövüş sanatlarında bende gayet iyiyim.Karşıma geçen beni görmezdi o derece hızla kendini yerde bulurdu.Bu yüzden lakabım fırtına üsteğmen."
"Ne kadar da mütevazi.Ayrıca çocuk daha üniversite sonda.Sen kim o kim?Benimde senin kadar cüssem olsa bende birinci olurdum."
"Eminim öyle olurdu."
"Ne bu asi kurt tavırlar ne oluyor?Çocuğu dövecektin neredeyse."Mican ağzından çıkan sözle kendine lanetler savurdu.Ya asi kurt ne ya nasıl derim ben onu diye Giray gidince kafasını duvarlara vuracaktı kesin."Asi kurt.Bunu askere yeni gelen çömezler söyler bana çünkü nasıl birisi olduğumu bilmiyorlar ve üst devreler şaka yapacağım diye gelenleri kandırıyorlar.Sen de mi çömezsin?"
"Ben askeriye çömez değilim merak etme hatta senden daha fazla bilgim olduğuna bile iddaya girebilirim."
"Öyle mi?" deyip sırıttı Giray.Kendi alanında onu avlamak kadar kolay bir şey yoktu.Kaşını kaldırıp cevap verdi.O kadar süre kışlada takılmamıştı öğrendiği şeyler elbet vardı."Öyle."
"Tamam.Yarın sana beş tane soru soracağım bilebilirsen bir istek hakkın olacak."
"O zaman bende sana beş tane soru sorayım ne dersin.Bilebilirsen senin de istek hakkın olsun."
"Tamam."
"Ya ikimizde kaybedersek.Hoş ben şu zamana kadar hiçbir yerde kaybetmedim ama."
"Bayağı iddalıyız."
"Aynen."
"İkimizde kaybedersek yolda gördüğümüz çocuklara balon ve şeker dağıtırız.Nasıl fikir?"Bu fikir güzel kazansakta kaybetsekte yapmalıyız diye düşündü Mican.
"Bunu kazansakta kaybetsekte yapalım.Ne dersin?"
"Tamam.Benim izinlerim bol nasılsa."Konuşmalarını zilin sesi bölmüştü.Kapıya gitti Mican.Siparişler gelmiştir diye düşündü.Tam tahmin ettiği gibiydi.Parayı ödeyip kapıyı kapattı mutfağa gitti.Bu sırada tekrar kapı çalmıştı.Arslan elinde poşetlerle mutfağa girdi.Buzdolabına yerleştirdi.Pizza kutularını görünce masaya oturdu ve kutuyu açmaya başladı.Mican eline vurdu.
"Bekle."Arslan gözlerini devirdi.Ne diye bekleyeceğim diye düşündü o adamı.
"Giray."diye seslendi salona doğru.Giray ağır ağır mutfağa ilerledi.
"Ne oldu?"
"Ne olmuş gibi duruyor üsteğmen pizza yiyoruz."diye söylendi Arslan."İyice kediyle köpeğe döndünüz." deyip masaya oturdu Mican."Orada öylece kök salacaksan pizzaları biz yeriz."diye söylenmeye devam etti Arslan.Masaya ağır ağır oturdu Giray.Pizzaları yiyince Mican hızla ayağa kalktı.
"Eeee hadi karnımızda doyduğuna göre herkes evine gidiyor.Yarın temizlik var.Erken kalkmam lazım."Arslan masadan hızla kalkıp salona ilerledi ceketini alıp mutfağa geldi,giyinirken konuşmaya başladı.
"Zaten temizlik varsa kaçmalısın.Hadi ben kaçtım.Görüşürüz ablaların en temizi" deyip Mican'ın yanağına öpücük kondurdu."İş gördün ya kaç hemen.Sen buraya gelirsin."Mutfaktan çıkıp hızlıca kapıya ilerledi.Kapıdan çıkmadan ablasına seslendi.
"Görüşürüz abla."Temizlik var deyince Giray'la arasında olan sürtüşmeyi bile unutup evden ayrılmıştı Arslan."Bende kaçayım artık.Geç oldu."Salona ilerleyip hırkasını aldı ve giyinmeye başladı.Giray'ın ilk sorusu hazırdı sanki.Belki biraz kolay olurdu ama en çok onlar ters köşe yapardı.
"İlk sorum hazır.Sorayım mı?"Bilgilerini gözden geçirdi hızlıca Mican.
"Sor."
"Belki biraz kolay olabilir ama sonuçta kızsın fazla zorlamayalım." Diye dalga geçti. "Görürüz."
"Askerlikte en yüksek rütbe?"Ne yani soru bu muydu?Buna soru mu diyordu?Bu asker kızına sorulabilecek en saçma soruydu.Hainlikle gülümsedi Mican."Yanlış cevabı vermemi ister misin egon yerle bir olmasın.Nede olsa kızım ya."
"Cevabı biliyor musun?Biliyorsan söyle."Mican elini çenesine dayadı.Sanki sorunun cevabını düşünür gibi.Biraz dalga geçmeliydi üsteğmenle.
"Acabaaa albay mıydı?Yoksa orgeneral mıydı?"Dalga geçtiğini anlamıştı Mican'ın.
"Artık cevabı versen."
"Hazır mısın?"
"Evet."
"Mareşal.Türkiye'de o rütbeye ulaşan iki subay vardı söyleyim mi kızım ya belki bilmiyorumdur."Kolay soru bu kızda işe yaramamıştı.Ne bekliyordu ki askerlere marş okutan kızdan, basbayağı bilgiliydi.Suratını ekşitip konuşmaya başladı."Doğru.Neyse artık bu hazırlık evresi.Sonra daha zorlarını sorarım."
"Ben onlara da hazırım merak etme."
"Görüşürüz.İyi akşamlar."
"Sana da üsteğmen."Odasına gidip kıyafetlerini çıkardı ve banyoya ilerledi.Duş almalıyım diye düşündü.Hızlıca bir duş alıp pembe bornozunu giydi.Tarağını ararken çantasında koyduğunu hatırladı.Banyodan çıkıp çantasının yanına gitti.Hızlıca çantasında tarağını aradı,bulduğunda balkon kapısından içeri bir uçak girmişti,kağıttan yapılmış bir uçak.Kapıyı girdiğinde Giray açmıştı galiba yoksa o açtığını dahi hatırlamıyordu.Kapının yanına gitti ve uçağı eline aldı.Üstünde 'içimdekini oku' yazıyordu.Uçağı açtı ve içindekini okumaya başladı.
"Pembe bornozun güzelmiş doktor Anka."
Okuduğu cümleyi tekrardan okudu.Yanlış okumuş olması lazımdı.Ona Anka diyen bir tek Giray vardı.Kafasını kaldırıp karşı balkona baktı.Karşısında sadece basketbol şortu giymiş sırıtan bir üsteğmen vardı.Ne yani özellikle mi onu bu eve getirmişti.Lanet olsun sana Giray. Çantasından hemen bir kalem çıkardı ve yazının altına bir şeyler yazdı.
"Yarın günü göreceksin Asi Kurt!" yazıp balkon kapısına çıktı,şu anda bornozla olmasını dahi umursamıyordu.Uçağı hızla karşı balkona gönderdi.Giray eline alıp okumaya başladığında o çoktan kapıyı kapatmış hatta perdesini dahi çekmişti.Ardından otuz iki diş sırıtan bir Giray bırakmıştı.