Sarkıntılık

1000 Words
Yiğit öyle yada böyle güne konsantre olmuştu. Gün kendini bir şekilde devirmiş ve yeni güne uyandığında kendini düne göre daha iyi hissediyordu. Kahvaltı yapmış ve hastaneye öyle geçmişti. Başhekim acilde asiste edecek doktor hekim olmadığından onun bu gecelik refakatçi olmasını rica etmişti. Hastanede doktor sıkıntısı olmasa da acil için geçerli değildi. Muhakkak başlarında uzman birinin olması gerekiyordu. Bu sıralar doktorların bazısının izinli olması da gece nöbetini onlara yıkıyordu. Yiğit uzanmış ve yatıyordu. Üç doktor acilde işlerini yaparken o buraya sadece gözetimci olarak gelmişti. Gözlerini kapatmış uykuya hazırlanırken kapının tıklatılması ile içinden küfretti. Asist kız içeri girmiş ve "Hocam." demesi ile gözlerini açmadan konuştu. "Bu sefer ne var Nesli Ataşen." hayır her şeyi ona sorup halletmek istemeleri normal değildi. Özellikle iki puşt kızı öne sürüyorlardı ki Yiğit de sabrının sonuna gelmişti. "Hocam bir hasta geldi." burası acildi ve sadece bir hasta geldi diye mi uyandırılıyordu? Gözleri kan çanağı ve usulca yerinden kalktı. Nesli korkarak geriye çekildiğinde artık Yiğit cidden sabrının sonundaydı. "Sizi eğiten doktorun ben..." Uğur bu çocuklara hiç mi hiç bir şey öğretmemişti. Sözde o asiste edecek ve öğretecekti. Her üçü de saatlerdir yanından köşesinden ayrılmamışlar ve öğrenmek için can atıyorlardı. Sorun şuydu Yiğit yorgundu. İki saat. Yalnız iki saat dinleseydi bu çocuklara az da olsun, çoktan az azdan çok, bir şeyler öğretirdi. Uyuyamıyordu ki Yiğit kendini toplasındı. Anladı ona bu gece uyku yoktu. Zaten baş hekimin özellikle rica etmesinden işkillenmeliydi. Yiğit kondurmak istememişti. Gelin görün Uğur denilen uğursuz onun öğrencileri onu bulmuştu. İşte bu yüzden uğursuz diyordu. Kendi dışında kimseye uğuru yoktu. Nesli arkasından gelirken gözlerini ovuşturdu. Sonrası Nesliye seslendi. "Bertuğ'a söyle bana sert bir kahve getirsin." ancak kendine gelirdi. Acile girmişlerdi. Nesli, Bertuğdan kahvesini isterken Yiğit, Mert e baktı. "Anlat." Mert konuşmaya ve İslim'in adını söylediğinde ilk yanlış duydum sandı. Uykusuzdu ve yanlış anlaşılma olabilirdi. Nesli de yanlarına gelince o da aynı ismi söylediğinde emin oldu. İslim burdaydı. "Sizin hastanızmış hocam. Pansuman yapılacak. Yaralara bakmanız gerekiyormuş." nerde olduğunu sordu. Güzeller güzeli kızın oturmuş beklediğini görünce Nesli ile sakince oraya yürüdü. Bu defa yalnız değildi. Yanında birisi vardı. Bakışları anlık olarak İslim de durdu. Biraz durgundu. Bu hemen ilgisini çekmişti. İlgisini çeken diğer bir şey de üzerine giyindiği siyah elbiseydi. Siyah saçları ile fazlasıyla uyum içerisindeydi. "Nasılsınız?" maksadı dalıp giden kızı kendine getirmekti ki öyle de oldu. Başı yerden kalkmış ve uğruna can verilecek safirleri onu bulmuştu. "Kusura bakmayın. Asistanlarınız sizin uyuduğunuzu söylediler. Ben," onun asistanları değildi. Uğursuz Uğurun asistanlarıydı ve onlar da doktordu. Uykusu konusuna girmiyordu ki girerse çıkamazlardı. Malumunuz onu müstehcen bir şekilde yine görmek vardı. "Yaralarını görebilir miyim?" yanındaki kıza perdeyi çekmesi için işaret yaptı. İslimin yanında ki kız her kimse ona olan bakışları pekte hoşuna gitmemişti. Nesliye yanında durmasını söyleyince o da dibine dibine sokulmaya çalışan kızdan müsaade isteyip söylediğini yaptı. İslim eteğini yukarı çekince Neslinin sözleri ortamda birer bomba etkisi oldu. "Yaranız enfeksiyon kapmış." İslim öyle mi dercesine bakarken Yiğit sen çeneni kapat diye baktı. Diğer kız ise umurunda değil iki de bir ona bakıp duruyordu. "Sana ilaçları nasıl kullanılacağını tarif etmiştim. Yaraya değmemesi gerekiyordu. İlaç üzerine mi sürüldü?" öyle olmasa bu yara neden enfeksiyon kapsındı değil mi? Elleri yaralı kız yanında gelen kıza bakınca Yiğit de ona baktı. "Ben dikkatlice sürdüm." dikkat ettiği bu ise mümkünse dikkatsizliği hiç olmasındı. İslim ne olacak şimdi diye ona bakınırken Yiğit derin bir soluk aldı. "Nesli sen işinin başına dön. Sizde dışarı da bekleyin." ortam zaten dardı bir de kalabalığa gerek yoktu. Onun sözü ikiletilmezken eline eldiven geçirdi. Yara zaten enfeksiyonluydu bir de o yaraya mikrop kaptırsın istemezdi. "Önce parça var mı onu kontrol edeyim. Sonra Yarayı pansuman yapacağım. Korkma! " sonuçta teniydi ve endişe etmesi de normaldi. Eline aldığı mercekle yaranın hepsine baktı. Cam kalmamıştı. Zaten onu göndermeden önce de kalmadığına emindi. Parçalanma olduğu için sadece risk vardı. Eteğini kucağına çekerek her ikisine mahrem oluşturdu. Yaranın üzerine döktüğü baction ile Yarayı temizlemeye başladı. İyi ki gelip onun bakmasını istemişti. Yoksa yara da izler kalırdı. Yaraları iyice temizledikten sonra üzerini örttü. Sarmasa iyiydi teni öylede tahriş olurdu. Emin olamadı. Açık yaraya bunu yapan kapalı yaraya ne etmezdi. Ellerinde ki sargıları açtı. Onun hali şükür daha iyiydi ki yarayı açık bıraktı. Bugünlük yara hava alsın yarın onları da sarardı. "Yarın saat altı gibi müsait misin? Mümkünse nöroloji kısmında olursan acile gelirim pansumanını yaparım. İstersen de diğer hekimler rica ederseniz Yarayı pansuman ederler. Tekrardan geçmiş olsun." bir hastaya el attıysa onun sorumluluğunu alırdı. İslim nasıl isterseydi ki Yiğit onun yanından çıkmıştı. Bertuğ ona kahvesini uzatırken kahveden bir yudum aldı. Bu işte iyi gelmişti. Yorgunluğu ha deyince gitmezdi de en azından gözü açılmıştı. Kahvesini içerken bir yandan bu üçlüyü dinliyordu. Nasıl birbirlerine denk geldilerse kafa çocuklardı. Giz yaşlarında vardı. Belki bu yüzden Yiğit hemen onlara hayır diyemiyordu. Yanı başında bir hareketlilik hissetti. Bertuğ kenara geçerken o da gelen kişi kim diye baktı. Bu İslimin yanındaki kızdı ki kızın bakışlarından hoşlanmamıştı. Bakışlarında beğeni vardı. Bu sorun değildi. Sorun kızın cüretkar takılmasıydı. "İslim hanımın neyi var?" eğer bu kızda alzeımır yoksa İslimin neyi olduğunu söylemişti. Yine de ters konuşup bozmak istemiyordu. Kızın ona yaklaşıp küstah davranışları ile derin bir nefes çekti. Kız illa açıklama istiyordu öyle değil mi? Ya da beklentisi karşı bir ataktı. Hiç beklemediği asist Nesli yanında yer alıp kıza posta koyunca o da bu duruma karşı şok olmuştu. "Yiğit hocam hastanın kendisi ile konuşmuştur. Yakınınıza sorun hanımefendi. Burası acil farkındaysanız." tamam ufak tefek kızdan böylesine bir atak beklemiyordu ki gözleri safirleri buldu. Ona bakmış ardından sırf rahatsız olduğunu bildiğinden öne atılan kıza İslim bakmıştı. Gözlerindeki hayal kırıklığı mı bilinmez bir baş sallaması ile İslim ve diğer kız acil servisten ayrılmıştı. En son duyduğu ise kızın İslime sorduğu soruydu. "İslim hanım numarasını alacaktım." bu kız şaka mıydı? Cüretkar kelimesini boşa söylememişti. "Hocam iyi misiniz?" yine eski haline dönen kıza baktı. "Önceden erkekler kadınlara sarkıntılık ederdi. Şimdi kadınlar erkeklere sarkıntılık ediyor. Bıraksam sizi yiyecekti hocam" "Yiğit abi, de!" Giz, ne ise onlarda oydu. Nesli de onda abilik damarını şahlandırıyordu ki bir baş sallaması ile onun söylediğini kabul eden kıza baktı. "Siz nasıl derseniz, Yiğit hocam. Şey, Yiğit abi!" --------------------------------- Bölüm sonu:))
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD