KESİŞEN İZLER

2368 Words
“Bazı izler silinmez; iki yabancının yolunu aynı karanlıkta birleştirir.” POYRAZ Omzumdaki kurşun derin bir yanma gibi vücuduma yayılıyordu, ama içeri girdiğimde gözüm sadece odanın köşesindeki kıza takıldı. Yorganın altına sinmiş, iri gözleriyle bana bakıyordu. Korku, masumiyet ve şaşkınlık bir aradaydı. Karanlığın içinde yıllarca yüzlerce adamla göz göze gelmiştim. Hepsi korkmuştu. Ama bu başka bir şeydi… Bu gözlerde korkunun yanında saf bir ışık vardı. Bir anlığına kan kaybımı, öfkemi, İhsan’a sıktığım kurşunu bile unuttum. “Bağırma.” dedim, boğazımda biriken kanın metalik tadıyla kısık çıkan sesimle. Kızın dudakları titredi ama ses çıkarmadı. Ayağım sendeleyince kapıyı kapatıp sırtımı yasladım. Elim kanla doluydu, nefesim düzensizdi. Yine de bakışlarımı ondan ayıramıyordum. Küçücük bir beden, ürkek bir nefes ama gözlerinde öyle bir dirayet vardı ki… İçimden “Burası güvenli olabilir” dedim. * her ne kadar cesur olmaya çalışsa da titreyen bedeni ve kısık çıkan sesinden ne kadar korktuğu belliydi. daha fazla kotkutmamak için " korkma sana birşey yapmayacağım, sadece yardıma ihtiyacım var, sende bana yardım edeceksin" dedim. " ne yardımı, ben nasıl yardım edebilirim sana yalan söylüyorsun hemen çık odamdan" sonlara doğru sesi yükselmeye başlamıştı. koridorda peşimde ki adamların sesini duydum. " sana odamdan çık dedim" diye tekrardan bağırınca hızla iki adımda yatağa gidip ağzını kapattım. gözlerini kocaman açmış korkuyla bana bakarken " sesiz olursan sana hiçbir şey yapmam, şimdi ağzını açacağım ve sende bağırmayacaksın anladım mı" dedim hızla kafasını onaylar şekilde sallayınca bıraktım. Gözleri yaşarmaya başlamıştı " n-ne istiyorsun benden " " peşimde adamlar var onları atlatmam için seninle sevişiyormuşum gibi görünmem lazım" direkt konuya girmiştim çünkü zamanım yoktu. kimse peşindeki adamlardan kaçan yaralı bir adamın, bir otel odasında sevişeceğini düşünmez bu yüzden onları atlatmanın en mantıklı yolu buydu. zaten şuan aklıma başka bir yolda gelmiyordu kısıtlı zamanım vardı. anında gözlerinden yaşlar akmaya başladı fısıldar bir şekilde" sapık " dedi. Dediği şeye sinirlenmemiştim çünkü bende olsam öyle düşünürdüm " oradan bakınca öyle gözükebilir ama ben sapık değilim zaten istesemde sana birşey yapamam bu yüzden korkma ve bana yardım et" Hemen ayaklanıp kaçmaya yeltendi hızla kolunda tutup yatağın üzerine fırlattım üzerine çıkıp tam çığlık atacakken ağzını kapattım, benimde sabrım bir yere kadardı sonuçta. hem zaten böyle bir otelde kaldığına göre pekte sağlam pabuç değil. Temiz insan buraya gelmezdi bu numaralar bana sökmez di. belimden çıkardığım silahı yandan beline doğru sert bir şekilde bastırıp " ya şimdi uslu uslu dediklerimi yaparsın yada seni öldürüm. tamam mı?" dedim. gözlerini yumarak beni onaylayınca " ağzını açıyorum sakin bir yanlış yapma" dedim silahla hala aynı yere baskı yapıyordum. yavaşça ağzını açınca " yalvarırım bana dokunma, öldür ama dokunma" dedi. bedenini titremesinden gözlerindeki çaresizlikten ne kadar samimi olduğunu anlayabiliyordum. bu da kafamda daha fazla soru işareti olmasına neden oluyordu. 'bu kızın burada ne işi vardı'. içimde ona karşı istemsiz bir sempati oluşuyordu bu duyguları hızla kenara itip " dediğim gibi sana istesemde birşey yapamam hem zaten yaralıyım" diyip yaramı gösterdim ona yeni farketmiş gibi şaşkınca omuzuma baktı. yüzünde bir anlık bana üzülmüş gibi bir ifade oldu sonra hemen kendini toparlayıp " kimsin sen, neden bu haldesin dedi." onun bu tavrı sinirimi bozmuştu " gerçekten şuan merak ettiğin şey bu mu, çok konuşmadan hemen dediğimi yap ve yatağa gir" dedim. zamanım daraliyordu ve bu küçük cadı beni zorlamak için elinden geleni yapıyor du. kafasını iki yana sallayıp " hayır istemiyorum" silahı beline biraz daha bastırıp " sana fikrini sormuyorum, ne diyorsam onu yap, sana birşey yapacağım yok, hem zaten çok çirkinsin sana bakmak bile istemiyorum." hayır çok güzel di. söylediklerime alınmış gibi gözlerinden kırgınlık geçti. dişlerimin arasından "hadii" dedim. sonunda akılla mış olacak ki dediğimi yapıp yatağın içine girdi. bu sırada da adamlar kapının önüne gelmişti hızla ceketimi çıkarıp yatağın kenarına attım, yatağın yanındaki küçük komidinin üzerinde ki kızın katlanmış kıyafetlerini alıp odanın içine dağıttım yatağa girip battaniyeyi kafamıza kadar üzerimize çektim. kız hıçkırarak ağlarken " yapma " dedi. silahı tekrar beline bastırıp üzerine çıktım kulağına yaklaşıp "sakın hareket etme yoksa sıkarım" dedim. yaptığım şeyden dolayı ona her ne kadar üzülsem de bunu yapmak zorundaydım. kulağına fısıldarken istemsiz bir şekilde teninden gelen kokuyu içime çektim çok tuhaf ve farklı bir kokuydu, içimde bir yerlerin kıpırdanmasına neden oluyordu, kapı açıldığında hıçkırık sesleri duyulmasın diye bir anlık refleksle dudaklarına kapandım, sevişme izlenimi vermek içinde üzerinde hareket etmeye başladım. öptüğümde ilk şok yaşasa da sonrasında ellerinı omzuma koyup itmeye çalıştı silahı iyice bastırıp varlığını hatırlattım bunun üzerine iki yandan gömleğimi sıkıp ellerini yumruk yaptı. bizi gören adam arkasını dönüp " abi burada da yok" diyip hemen dışarı çıktı. kız olayların şokuyla neler olup bittiğinin farkında değildi bu yüzden hala hareketsiz duruyordu. Adamları atlatmıştım ama yinede dudaklarını bırakamıyordum, bu gerçekten de çok tuhaf bir histi ilk defa hissettiğim birşey. küçük dolgun dudakları baş döndüren teninin kokusu ile kendimden geçmiştim. farkında olmadan erkekliğimi ona bastırmıştım. o an farkettiğim şey ile hızla üzerinden kalktım. bu gerçektende gerçekleşmiş olabilir miydi yoksa yaralı olduğum için Halüsinasyonmu görüyordum. ama herşey o kadar gerçekti ki emin olmak için önüme baktım gördüğüm şeyle içimde bir kırılma oldu. hızla kafamı kaldırıp kıza baktım yatağın kenarına çekilip dizlerini kendine çekmiş bir şekilde ağlıyordu. bu halinden dolayı kendime içimden okkalı bir küfür savurdum daha sonra aklıma gelen gerekçele hızla ona yaklaşıp omuzlarından tutup bana bakmasını sağladım. ağlaması daha da şiddetlenmişti. " ağlamayı bırak sana birşey yaptığım yok. ama şimdi birşeyi test etmem lazım o yüzden az önceki gibi karşı koymadan sakince dur tamam mı" dedim. " ne yapacaksın bana " hıçkırıkları arasından ne dediğini anlamam zor olsa da anlamıştım " kötü birşey yapmayacağım sadece sana biraz dokunmam lazım, buna ihtiyacım var bana müsade et " dedim. ağlamaktan kısılmış sesi ile " ama neden?" diye sordu. " bak ben sabırlı bir insan değilim ve sen benim sınırlarımı zorluyorsun, tekrardan kaba kuvvete baş vurmamı istemiyorsan bana müdahale etme, merak etme çok ileriye gitmeyeceğim sadece biraz dokunacağım" dedim. bir tepki vermeyince yavaşça boynuna yaklaşım teninin konusunu içime çektim dudaklarımı boynuna değdirdiğimde o ürperirken ben hülyalı alemlere doğru yola çıkmaya başlamıştım bile, boynundan öpmeye başlayarak dudaklarına kadar ilerledim dudaklarım dudakları üzerinde hakimiyet kurmaya çalışıp dans ederken çoktan kendimden geçmiştim elimi omzumdan ensesine çıkarıp iyice kendime çektim onu, neredeyse kontrolü kaybetmiştim. ben hülyalı alemlere dalmışken yaralı omzuma yediğim yumrukla acıyla geri çekildim. bir anlığına omzumun acısını bile unutmuştum. Gözlerinin içine baktığımda bana öfkeyle bakıyordu kaşlarını çatmış bir şekilde " bu kadar yeter, uzak dur benden" şu anki yüz ifadesi o kadar tatlıydı ki, kendinin farkında değildi aklınca sert görünüyordu. acımı tekrardan unutmuştum, tekrardan burnunun dibine kadar girip " kimsin sen" diye sordum. " hiç kimse" diye cevap verdi. "lütfen artık git buradan yada bırak ben gideyim" hayatta olmazdı onu bırakamazdım bana lazımdı. sert bir şekilde " gitmeyi aklından çıkar sen bana lazımsın" dedim. " şimdi güzellikle soruyorken söyle adın ne, burada ne işin var?" bir an tereddüt edip düşündükten sonra " Elif adım " dedi. " kalacak yere ihtiyacım vardı o yüzden buraya geldim". Elif demek diye mırıldandım. yalan söylediğini düşünsem de umursamadım ne de olsa yanımdaydı artık. her türlü gerçeği öğrenirdim. bakışları tekrar omzuma kayıp " yaran çok kanıyor, kan kaybından öleceksin " dedi. bu durumda bile beni düşündüğü için aptal olduğunu düşünmeye başlamıştım ama haklıydı çok kan kaybetmiştim ve artık direncim kalmamıştı, kendimi yatağın üzerine bırakıp cebimden telefonumu çıkardım, Rıfat'ı arayıp yerimi ve yaralı olduğumu söyledim. hemen geleceğini söyleyip telefonu kapattı. bakışlarım yanımdaki kıza kaydığın da kafasını dizlerine gömmüş ağlıyordu. " ağlamayı kes artık görende seni siktiğimi sancak alt tarafı öptüm " cevap vermedi bende zaten cevap beklemiyordum. yatağın kenarına attığım tişörtü eğilip aldım, yarama bastırdım. gözlerim yavaş yavaş kararmaya başlamıştı " elif " dedim cevap vermedi boştaki elimle yandan dürtüp tekrardan " Elif" dedim kafasını kaldırıp bana baktı " ne var" dedi atarlı bir şekilde, atarını sikeyim. " gel yaraya baskı yapmaya devam et benim gücüm kalmadı" dedim. tereddüt ederek bana bakıyordu "sakın aklından kaçmayı geçirme, eğer söz dinlersen hiç zara görmezsin, neden buradasın bilmiyorum ama iyi bir nedeni olmadığına eminim. sebebi her neyse seni kurtarırım da ama eğer kaçarsan, dünyanın öbür ucuna da gitsen seni bulur ve pişman ederim. sakın beni hafife alma" dedim. tepki vermeyince sert bir soluk verip sinirli bir şekilde" tamam mı " dedim kafasını sallayıp " tamam" dedi. " aferin böyle söz dinle, şimdi gel yaraya pansuman yap daha fazla kanamasın" yanıma yaklaşıp omzuma uzandı, bana bu kadar yaklaşması bile göğsümden bir sıcaklık akmasına neden oluyor du. güzel yüzünü seyrederken yavaşça gözlerim kapanmaya başladı bayılmadan önce son söylediğim " sakın gitme " oldu. SILA Yanımdaki adam bayıldığında biraz da olsa kendime gelmiştim. Kendi kendime, “Ben az önce ne yaşadım?” dedim. Odaya ilk girdiğinde hissettiğim korku, Tekin'in bana saldırdığı andaki korkumdan bile büyüktü. Kendimi hiç bu denli yalnız ve çaresiz hissetmemiştim. İlk başta bana bir şey yapmayacağını söylese de sonrasında silahla tehdit edip beni taciz etmişti. Bütün bunlara rağmen… içimdeki ona karşı acıma duygusu hâlâ çok baskındı. Buradan gitmem gerekiyordu ama onu bu halde de bırakamazdım. Telefonda konuştuğu adam da hâlâ gelmemişti. Yarası hiç durmadan kanıyordu. Kanamasını biraz da olsun durdurmam gerekiyordu. Üzerindeki siyah gömleği çıkarıp yarasına baktım. Elimdeki tişörtümü hızla banyoda yıkayıp iyice sıktım. Katlayıp yaranın üzerine koydum. Sonra yeni aldığım çarşafın kenarını tutup yırttım. Biraz zor olmuştu ama başarmıştım. Omuzunu iyice sarıp bağladım. Battaniyeyi üzerine çekecekken gözüm istemsizce karın kaslarına kaydı. Dayanamayıp elim onlara dokundu. Sertti, tıpkı beton gibi… Vücuduna hayran olmamak elde değildi. Yaptığım şeyi fark edince ateşe dokunmuş gibi hızla ellerimi geri çektim. “Kendine gel Sıla, bu adam seni öldürmeye kalktı.” Üzerini örttüm. Ateşini kontrol ettim; hafif ateşi vardı ama bu normaldi. Bütün bunları yaptıktan sonra bir süre oturup baygın yüzünü izledim. Güzel burnu, hafif kirli sakalları ve keskin çene hatlarıyla oldukça yakışıklıydı. Bana dokunduğunda hissettiğim, anlamını bilmediğim duygular; korku ile birbirine karışmıştı. Bütün bunları düşünürken bana doğrulttuğu silah aklıma geldi. Bu adam kötü ve tehlikeliydi. Buradan gitmem gerekiyordu ama korkuyordum. Ya gerçekten de beni bulursa? Ona inanabilir miydim? Gerçekten yapar mıydı? Peşindeki adamlara ve yaralı olmasına bakılırsa hiç tekin biri değildi. Beni kurtaracağını söylediğinde içimde ona karşı biraz güven oluşsa da, hâlâ güvenilmeyecek kadar tehlikeliydi. Gerçi bulunduğu durum zaten hiç güven vermiyordu. Kaldığım ikilemden kurtulup ayağa kalktım. Ne olursa olsun, o tehlikeli biriydi. Hem beni nereden bulacaktı ki? Gerçek adımı bile bilmiyordu. Üzerimdeki pijamaları çıkarıp yeni aldığım yüksek bel kot pantolon ve beyaz gömleği giydim. Paramı ve telefonumu yanıma alıp hızla odadan çıktım. Koridorda ilerlerken bana doğru gelen siyah giyimli adamları gördüm. O kadar hızlı ilerliyorlardı ki, yanlarından geçerken beni fark etmediler bile. Merdivenlerden inmeden önce kafamı çevirip arkaya baktığımda, çıktığım odaya girdiklerini gördüm. Onun için gelmişlerdi. Artık güvendeydi. İçim rahat bir şekilde gidebilirdim. Daha güvende olabilmek için kalabalık caddelerde yürümeye başladım. Bu iki günde başıma çok şey gelmişti. İki kez bir adamdan kaçmıştım. Ve ikisinde de elimde kan vardı. Bu artık benim lanetim olmuş gibiydi. Ne kadar yürüdüm bilmiyorum ama artık ayaklarım ağrımaya başlamıştı. Hava da aydınlanıyordu. --- Babamlar ne yapıyordu acaba? Tekin yaşıyor muydu? Polis beni arıyor muydu? Öğrenmek için bir cesaretle Aslı’yı aramaya karar verdim. Ama bunu kendi telefonumdan yapamazdım. Eğer polis beni arıyorsa, telefonu açtığım anda sinyalden beni bulabilirlerdi. Parkta bankta oturan teyzelerin yanına gidip, — “Teyzeciğim, rica etsem telefonunuzu kullanabilir miyim? Şarjım bitti ve annemi aramam gerekiyor,” dedim. Kapalı telefonumu da gösterdim. Kadın önce tereddüt etti, sonra, — “Tamam ama yanımda konuşacaksın,” dedi. Sevinçle, “Teşekkür ederim,” deyip uzattığı telefonu aldım. Aslı’nın numarasını girip aradım. Telefonun her çalışında göğsüm biraz daha sıkışıyordu. Dördüncü çalıştan sonra nihayet açıldı. Aslı’nın iğrenç sesini duyduğumda yüzümdeki tiksinmeyi zorla silip gülümsedim. — “Alo, annecim, nasılsın?” dedim, samimi olmaya çalışarak. Yanımdaki kadının şüphelenmemesi için. Aslı bir süre sessiz kaldıktan sonra, — “Kız, Sıla… sen misin?” dedi. — “Evet anne, benim.” — “Seni şeytan seni! Nerelerdesin sen? Tekin’i bıçaklayıp kaçmak ha! Baban ile Tekin seni bir eline geçirsin… O zaman ölümlerden ölüm beğen.” Ne yani, Tekin yaşıyor muydu? Anlamak için sordum: — “Tekin nasıl, iyi mi?” Aslı küçük bir kahkaha atıp, — “Ne o, öldüremediğin için üzüldün mü? İyi. Ve seni bulup gebertmek için can atıyor. Keza baban da öyle. Ama ben babana zamanında çok dedim; kızını dövmeyen dizini döver diye… Zamanında verecekti seni Tekin’e,” dedi. Sanki babam bana karşı melekti. Yanımdaki teyze, — “Hadi kızım, ver telefonumu, gideceğim ben,” deyince, — “Beni aramayın artık, gelmeyeceğim. Tekin’e de söyle, madem yaşıyor, aklını başına alsın ve peşimi bıraksın,” dedim. Cevap vermesini beklemeden kapattım. Bana tuhaf bir şekilde bakan kadına telefonu uzatıp tekrar teşekkür ettim. Sonra hızlı adımlarla oradan uzaklaştım. İçimde, beni polise ihbar etmedikleri için büyük bir sevinç vardı. Çünkü Aslı böyle bir şeyden bahsetmemişti. Tekin aklınca beni kendi cezalandıracaktı. Ama bir yandan da… ya gerçekten de bulursa? Bu düşünce içimde hâlâ korku uyandırıyordu. Bunları düşünmeyi bırakıp kendime odaklandım. Şimdi yapmam gereken bir iş ve kalacak bir yer bulmaktı. YAZARDAN Poyraz baygın halde gözlerini açmaya çalıştı. Başının içi uğulduyor, omzundan sızan kan artık gömleğini tamamen ıslatmıştı. Zorla nefes alırken kendi kendine söylendi: “Bu kız… Neden gitmedi? Neden bana yardım etti? Aptal mı, yoksa cesur mu?” Yatağın kenarına eğilip baktığında odanın boş olduğunu fark etti. İçinde hafif bir öfke kıpırdansa da yerini şaşkınlığa bıraktı. “Gitmiş… Akıllı kız. Ama gitmemeliydi.” Tam gözleri kapanacakken kapı hızla açıldı. İçeri giren kişi Rıfat’tı. Telaşla yanına koşup, — “Abi! Bu ne hal, sen resmen kan kaybından gidiyorsun,” diye bağırdı. Poyraz gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. — “Kes sesi, Rıfat. Önce şu odayı temizle, sonra beni çıkar buradan,” dedi kısık ama kararlı bir sesle. Rıfat başını sallayıp çantasından ilk yardım malzemelerini çıkardı. Poyraz’ın yarasına bastırırken göz ucuyla dağıtılmış eşyalara, yatağın karışıklığına baktı. — “Abi… Yanında biri mi vardı?” Poyraz’ın dudaklarının kenarı belli belirsiz kıvrıldı. — “Soruları sonra sorarsın. Ama evet… Burada bir kız vardı.” Rıfat merakla, — “Kimdi peki?” diye üsteledi. Poyraz gözlerini tavana dikip kısa bir süre sessiz kaldı. Dudaklarından neredeyse fısıltıyla çıkan tek bir kelime duyuldu: — “Elif…” Adını söylerken bakışlarının karardığını fark eden Rıfat daha fazla sorgulamadı. Çünkü Poyraz’ın gözlerinde alışık olmadığı bir şey vardı: öfke ve merakın yanına karışmış belirsiz bir sahiplenme. Poyraz içinden geçirdi: “Beni vurmak isteyen onca düşmanım varken, bir kız aklımı karıştıracak son şeydi. Ama… Elif. Sen öyle kolay kurtulamayacaksın benden. Yalanların olsa bile seni bulacağım.” Yavaşça gözlerini kapattı. Artık direnmeye gücü yoktu. Tek güvendiği şey, Rıfat’ın onu buradan sağ çıkaracak olmasıydı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD