Dumrul’un anlatımı… Gece, dağın üzerine ağır bir battaniye gibi çökmüştü.Rüzgâr kuru otların arasından uğuldarken ay ışığı, kayaların üstünde titrek bir gümüş çizgi gibi uzanıyordu. Telsizden yalnızca kısa nefesler, şifreli fısıltılar geliyordu. “Birinci tim konumda.” “İkinci tim mevzileniyor.” Ben, dizlerimin üstünde dürbünün arkasından maden girişini izliyordum.İki nöbetçi… Silahlar otomatik, duruşları keskin. Eğitimli oldukları her hallerinden belliydi. “Keskin nişancıyı indirdim komutanım.” dedi Hasan. Başımı hafifçe salladım. “Temas kurmadan alıyoruz. Susturucular kalacak. Hata yok.” Bir an gözlerim karardı; nefesimi derin bir yerden çekip işareti verdim. Sessizlik patladı. Susturuculu silahlar yalnızca bir hışırtı kadar kısa sesler çıkardı.İlk nöbetçi düştü, ikincisi bir ç

