5. BÖLÜM (PART 2)

1183 Words
Güneş, adımlarını sessizce koridor boyunca sürüklüyordu. Kulaklarında hâlâ çınlayan kalp atışları, zihninde bir yandan geçen yüzlerce düşünceyle yarışıyordu. Salonun loş ışıkları, pencereden sızan sabah güneşiyle karışıyor, gölgeler dans ederek zemine düşüyordu. Her adımında bir beklenti, her nefeste bir tedirginlik vardı. İçinde, fark etmeden büyüyen bir merak ve hafif bir korku birbirine karışmıştı. Ve tam o sırada, bir ses yankılandı. "Güneş!" Genç kız kendisine seslenen kişiye baktığında, bunun çalıştığı kafenin sahibi olan patronu Nejat Bey olduğunu gördü. Yalnızca bir kaç saat önce otelin ortakları da gelmişti ve bu adam da onlardan biriydi. "Efendım patron?" diyerek yanına yaklaştığında, kızın eline ince bir dosya tutuşturan adam nefes almadan acele bir şekilde konuştu. "Bunu resepsiyona bırak çabuk. Davetli listesi var. Oradakiler bu listeye göre gelenleri içeri alacaklar." Genç kız başıyla onaylayarak adamın elindeki dosyayı hızla aldı ve salondan ayrıldı. Salon en üst katta olduğu için asansörü kullanarak giriş kata indi. Resepsiyona doğru ilerlemeye başladığında sadece Kerem'in orada olduğunu görmesiyle birlikte mavilerini devirmeden yapamadı. Zira sabahtan beri bulduğu her fırsatta kendisine sulanmaya çalışıyordu genç adam. Ve Güneş ona her yüz vermediğinde de daha fazla ilgisini çekiyordu. Sonuçta kendisi kadar yakışıklı birine kim yüz vermezdi ki? Bundan övünüyordu ve onun farkını çoktan fark etmişti. Diğer kızlara benzemediği ortadaydı. Kerem onun kendisine doğru geldiğini görünce dudağını hafifçe kıvırdı. Genç kız da gözlerini kaçırarak bakışlarını başka yöne çevirdi. Ve uzakta ki bekleme salonunda ki masalardan birinde oturan oldukça alımlı ve güzel mi güzel kadını gördü. Biraz daha dikkatli baktığında bunun kendisini işinden kovduran kadın olduğunu anlaması pek de uzun sürmedi. Sırf üzerine kahve döktüğü için olayı uzatıp, patronu tarafından kovulmasına sebep olan kadındı bu. Kaşlarını çatarak ona bakmaya devam ettiğinde, sanki bunu hissetmiş gibi o da başını kıza doğru çevirmişti. Ama sonra umursamazca önüne döndü. Zaten bu zenginler, kendilerine denk olmayan birini bir kere gördükleri yüzü bir daha gördüklerinde hatırlamazlardı bile. O da hatırlamamıştı anlaşılan. Güneş onun burada ne işi olduğunu düşünmeden edemedi. 'Kim acaba' diye sordu kendi kendine. Patronu bile bir sözüyle yıllardır yanında çalıştığı çalışanını kovabiliyorsa o kadar da önemsiz biri olmadığı kesindi. "Güneş?" Duyduğu erkek sesiyle birlikte irkilerek kendine geldi. Ne zaman Kerem'in yanına yaklaşmıştı, bilmiyordu. Çok derin düşünceler içinde olması bunun bir sebebiydi. "Ef - efendim?" diye sorarak bakışlarını o masadan çekti ve karşısındaki adama odakladı. "İyi misin sen?" Bunu daha çok şüpheyle sormuştu. Genç kız başını aşağı yukarı doğru salladı ve elindeki dosyayı da adama uzattı. "Davetlilerin listesi varmış. Bu listeye göre içeri alınacaklarmış." Kerem gülümseyerek başını salladı ve dosyayı aldı. Güneş ise, "kolay gelsin." diyerek aceleci bir şekilde arkasını döndüğünde birden sert bir bedene çarpmasıyla birlikte neye uğradığını şaşırmıştı. Elini çok kısa bir süre zonklayan başına götürdü. Gözlerini bir kaç saniye çarpmanın etkisiyle dönen başını durdurmak için kapattı. Ve saniyeler sonra oldukça otoriter bir ses duymasıyla da açması aynı anda oldu. "Dikkat etsene! Kör müsün!" Dönen başını unutarak kafasını sesin geldiği yöne doğru çevirdiğinde, bu bağıran kişinin kendi patronu olduğunu gördü. O ne zaman gelmişti? Nejat Bey hala öfkeyle genç kıza bakmaktaydı. Ardından çarptığı kişiye başını çevirdiğinde mahçup bir ifadeyle, "efendim çok özür dilerim onun adına. Kusuruna bakmayın." dedi ve tekrar başını Güneş'e çevirdi. Bakışlarıyla onunda özür dilemesini resmen emrediyordu. Gözlerini kaçırdı ve, "özür dilerim. Benim hatam." dedi kısık sesle. Sesinin neden kısıldığını anlayamamıştı. Özür dilemesine rağmen hala o adamdan hiçbir ses çıkmayınca başını kaldırdı ve gördü onu. Tekrar gördü. Bu O'ydu. Kafede bayıldığı o gün kendisini havada yakalayan ve sonrasında da arkadaşı Nilay'ın anlatmasına göre eve bırakan adam. Nilay'dan hiçbir tarif istemeden evini bulan adam. Yine o günkü gibi bakıyordu. Oldukça derin ve karanlık. Sanki o karanlık bakışlarıyla genç kızı en derinine çekiyordu. Katran karası gözleri bir kere bile kırpılmadan sadece genç kızdaydı. Neden böylesine derin baktığını sorguladı bir an. Ve araya o kadının sesinin girmesiyle de kapkara gözlerden mavilerini çekerek kadınla göz göze geldi. "Dikkat etsene be! Ne kadar sakar bir şeysin sen!" Güneş ellerini yumruk yaptı. O gün de bunları söylemişti. "O'nun kim olduğunu biliyor musun sen!" Bunu da soru sorar bir şekilde değil de, küçümsercesine söyledi. Şu an ise kıza üstten üstten bakmaktaydı. Aşağılarcasına. Topuklu ayakkabılarına yön vererek yavaşça yaklaşmaya başlarken, bu sefer de Nejat Bey'le göz göze geldi. "Bu işe yaramaz kızdan başka çalışan getiremediniz mi! Nerede sakar varsa buraya topluyorsunuz!" diye sinirle mor rujunun kapladığı dudaklarıyla konuştu. Patronu tekrar onlara mahçup bir şekilde bakarken, "haklısınız efendim, lütfen kusura bakmayın." dediğinde, Güneş bu adamın ne kadar da yalaka olduğunu düşündü. "Sende işine dön! Dikilme orada öylece!" Kendisine verilen sert emirle birlikte hafifçe yerinde sıçramasının ardından tam gitmek için adım atmıştı ki, daha önce duymadığına emin olduğu katı bir ses duymasıyla birlikte yerinde çakıldı kaldı. "Yeter artık susun!" Önce kızın patronuna bakmıştı, ardından da küçümseyen o kadına. Bakışları sesinden de beterdi. Gözleri zaten siyahın en karanlık tonundayken, göz bebekleri daha da siyahlaşmıştı. "Alt tarafı çarpıştık! Ne uzatıyorsunuz lan!" Bu seferki bir bağırış değildi. Adeta kükremişti. Daha fazla dayanamayıp onunla göz göze gelen Güneş, adama bakakalmıştı. "Bir daha bu kızı ezmeye çalıştığını görmeyeceğim!" diye Nejat Bey'e doğru bağırmasıyla, adam şaşkınlıkla bir kaç adım geri kaçmıştı. "Emredersiniz e-efendim." ceketinin düğmesini sesi gibi titreyen elleriyle ilikleyip önünde saygıyla hafifçe eğilmişti. Korkmasını anlayabiliyordu genç kız. Lakin daha önce kimse de böyle bir ses, böyle bir ton duymadığına ve bir daha da duymayacağına emin olabilirdi. Bu bakışları saymıyordu bile. Sanki bu ses ve bu gözler, bu bakışlar sadece bu adama aitti. Az önceki kendisini küçümseyen kadın bile sus pus olmuştu onun öfkesi karşısında. Katran karası gözlere sahip adam son kez daha genç kıza bakmasının ardından asansörlere doğru yürümeye başladı. "Benimle gel Nejat!" Aldığı emirle birlikte Nejat Bey'de arkasından hızlı adımlarla takip etmeye başladı. O kadın ise son kez kıza aşağılayan bir bakış göndererek giden ikiliye yetişmeye çalıştı. Tabii o kaç metre olduğunu hesap edemediği topuklu ayakkabılarla nasıl yetişeceği ise muammaydı. ☀️☀️☀️ Karan, adı gibi karanlık bakışlarını peşlerinden asansöre binen kadına dikti. "Ne işin var burada?!" Genç kadın omuzlarını silkerek adama cüretkar bir bakış gönderdi. "Seni görmek için geldim." Daha fazla bakmak istemedi kadına. Önüne döndü. Elleri ceplerinde asansörün otelin en üst katında durmasını bekliyordu. Yemeğin yapılacağı katta. Buz gibi bir sesle, "buraya gelmemeliydin!" dedi. Kadının yüzsüzlüğüne hala bir anlam veremiyordu. Gözleri önünde babasını hiç acımadan öldürmüştü. Ama kızı hala peşindeydi. Kendisine ne kadar çok güveniyordu böyle. Genç kadın bir kez daha silkti omuzlarını. "Seni görmem lazımdı." Çatık kaşlarla adama bakmaktaydı o da ama Karan'ın ifadeden yoksun gözlerle hala karşısına doğru baktığını görmesiyle birlikte sıkıntıyla bir nefes aldı. Neden kendisini sevmiyordu ki? Oysaki çok da alımlı ve güzel bir kadındı o. Bunları düşünmekteydi genç kadın. Yıllardır duygularına karşılık alamamıştı, alamıyordu. Ve artık sanıyordu ki bundan sonra da alamayacaktı. O'nun başkasını sevebilme ihtimalini düşünmüyordu bile. Zira liseden beri ona aşıktı ve yanında kadın olarak sadece kendisi olmuştu. Başka bir kadın görmemişti. Şu an görmediği gibi... Kerem gülümseyerek başını salladı ve dosyayı aldı. Güneş ise, "kolay gelsin." diyerek aceleci bir şekilde arkasını döndüğünde birden sert bir bedene çarpmasıyla birlikte neye uğradığını şaşırmıştı. Elini çok kısa bir süre zonklayan başına götürdü. Gözlerini bir kaç saniye çarpmanın etkisiyle dönen başını durdurmak için kapattı. Ve saniyeler sonra oldukça otoriter bir ses duymasıyla da açması aynı anda oldu. "Dikkat etsene! Kör müsün!" ☀️ DEVAM EDECEK... Sizce çarpıştığı kişi ve bağıran kişi kim olabilir?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD