3. Bölüm 'Geçmişten Bir Kesit'

1462 Words
3. Bölüm 'Geçmişten Bir Kesit' Arhan Arbay :) Geçmişten bir kesit... Yer altı dünyasında usulsüz işleriyle tanınan Yener Fırat'ın kendini parasıyla akladığı sonrasında yaptığı o sik basın konuşmasını dinledikten sonra kravatını gevşeterek merdivenleri çıktım. "Piç herif!" diye homurdandım. Bula bula bizim şirketin önünü seçmişti toplantı yapacak. Babama finans işlerinden anlamıyorum, beni buraya sürükleme dememe rağmen tam da bunu yapıyor. Ben teknoloji alanına yönelmeme rağmen beni o alandan koparmaya çalışıyor. İçeri girdiğimde bana doğru gelen kız kardeşimi gördüm. "Abi." dedi endişeli bir sesle. "Elif! Ne oldu abiciğim?" dedim omzuna dokunurken. Boyu bana oranla kısa kaldığı için üstüne doğru eğildim. Kaşları çatıktı ve sesi titrekti. "Abi." dedi tekrar. Yanaklarını kavradım. "Abicim, ne oldu? Biri sana bir şey mi dedi? Kim, ne dedi? Söyle bana da gidip belalarını sikeyim onların!" "Abi ben iyiyim. Ben değil... Kızlar tuvaletinin orda bir kız vardı. Yardım etmek istedim ama benim gücüm yetmez o adama. Kızın elini kolunu tutmuştu. Kıza yardım edip kurtarabilir miyiz, lütfen." dedi. "Nerdeler? Göster bana." dediğimde koşar adım ilerledi ve ben de peşine takıldım. Giriş katındaki koridorun en sonunda bulunuyordu tuvaletler. Köşeyi döndüğümüzde piçin biri Elif yaşlarında küçük bir kızı duvar ile arasına aldığını gördüm. "Elif sen babamın yanına git. Ben halledip geliyorum." dedim. Zaten Elif bugün, babamın yanına gelmişti. Babamın göz bebeğiydi o. İkinci ve küçük kızıydı evin. Benim de biriciğimdi. Canımdı. O, Burcu ve annem... "Tamam abi. Eğer kız ağlarsa falan beni çağır ama. Korkuyor belli ki." Elif gittiğinde hızımı alamayıp doğruca yanlarına vardım ve kızı sıkıştıran piçi yakasından kavrayıp geri çektim. "Senin belanı sikerim, piç! Ahlaksız pezevenk." Suratına yumruğumu indirdikten sonra korku dolu bakışlarıyla ve ağlayarak bizi izleyen kızı nazikçe bileğinden kavrayarak oradan çıkardım. Şirketin girişteki karşılama odasına getirdiğimde çekinerek odaya baktı. Rahat olsun diye telefonumu çıkarıp babamı aradım. "Arhan, oğlum?" "Baba, Elif'i girişe yollasana. Abin seni bekliyor de. O anlar." dediğimde Elif arkadan bağırdı. "Geliyorum abi." dedi. "Tamam, geliyor." dedi babam. Telefonu kapatıp ona doğru bir adım attığımda o da eş zamanlı olarak arkaya doğru bir adım attı. Ellerini önünde birleştirmiş, yüzüme bakmak yerine ayakkabılarıma bakıyordu. Hızlıca yanına vardım. "İyi misin?" Cevap vermedi. Korkuyordu ama Elif gelene kadar da meraktan çatlayacaktım. Elif ile yaşıttı sanırım. On altı on yedi yaşlarında duruyordu. Omzuna dokundum. "Sana bir şey yaptı mı?" Yine cevap vermedi. Sol elini kaldırıp göz yaşlarını sildi. Bakışları asla bana değmiyor, sadece ayakkabılarıma bakıyordu. Sertçe yutkunduğumda geri çekildim ve aramıza mesafe koydum. Asıl korktuğu şey yüzümdeki yara iziydi değil mi? Sol gözümden burnuma uzanan o korkunç yara izi... "Kız kardeşim seni gördü ve beni çağırdı sana yardım etmem için. Şimdi gelir zaten. Sen burda otur. Geliyorum." dedim. Gitmek istediğim anda kafasını kaldırıp bana baktı. Hayır, bana bakmadı. Kafasını kaldırdığı gibi gözleri yaramı buldu. Elini kaldırıp işaret parmağıyla kendi burnuna dokundu. Kaşlarımı çattım. "Korkuttuysam affet. Sadece yardımcı olmak istedim." Hafifçe dudak büzdü. Hiç sesini çıkarmadan öylece yarama baktı. Korkmuyor muydu bakarken? Ben bile bu kusurumdan nefret ederken o korkmuyor muydu? Tekrar ellerini önünde birleştirdi ve öylece karşımda ayakta bekledi ama bu sefer yüzüme bakıyordu hayran hayran. "Otursana. Hem sen nerden geldin buraya? Burda çalışan birinin kızı falan mısın?" Yine sadece yüzüme baktı tepkisizce. Eğleniyor muydu benimle? "Korkudan dilini mi yuttun? Konuşsana." dedim. Dudaklarını birbirine bastırdı. Ben konuştuğumda dudaklarıma bakıyor, susunca da ya sol gözüme ya da yara izime bakıyordu. Bir adım attım ona doğru. Bu sefer korkmadı. Ayakkabıma da bakmadı. Sadece sol gözüme baktı. Ama bu sefer hafif bir tebessüm belirdi dudaklarında. "Kızım konuşsana. Korkutma adamı. Kimsin, nesin? Ya da iyi misin?" Bir anda bana doğru bir adım attı ve elinin birini koluma koyup parmak uçlarında yükselerek çeneme minik bir öpücük bıraktı. Siktir! Sapık çıktı. Kaşlarımı çatarak ona baktığımda geriye çekildi. Aramızda yine bir iki adımlık mesafe oluştu. Önüne gelen saçını arkaya attı. Sol elinin işaret parmağını kulağına değdirdikten sonra elini sağa sola salladı hayır anlamında. Duymuyor muydu? Sonra da elini dudaklarına dokundurdu ve yine elini sağa sola salladı hayır anlamında. Konuşamıyor muydu? Kaşlarımı çattığımda her şeyi yeni anlamıştım. O yüzden tepki veremiyordu. Beni duyamadığı için öylece yüzüme bakıyordu. Kahverengi gözleri artık ağlamıyordu. Hafif bir parıltı vardı. Tekrardan yüzünü sildiğinde odanın kapısı tıklatıldı. Arkamı döndüm. "Abi." diyerek içeri girdi Elif. Elinde de en sevdiği içeceği vardı. Ama bu sefer iki tane almıştı. "Gel, birtanem." dedim. İçeri girip kapıyı kapattı. "Ay yoruldum. Hızlı hızlı geldim." dedi. Yanımıza geldiğinde hafifçe kızın omzuna dokundu. "İyi misin? Sana bir şey yaptı mı o pislik herif? Çok korktum senin için." dedi. Naif ve iyi bir kalbi vardı Elif'in. Adı gibiydi. Her anlamda... "Elif," dediğimde bana döndü. "Efendim." "Abicim kız hem duymuyor hem de konuşamıyor. Ama iyi." dedim. Şaşırdı ama ifadesini hızla toparladı ve kıza döndü. "Sana aldım. Mutlaka iç, olur mu." Elindeki içeceği onun eline tutuşturduğunda tebessüm etti ve yine başını eğdi. Nesi vardı bu kızın? Neden hep başını eğiyordu? Ve neden hem konuşamıyor hem de duymuyordu? Ve en önemlisi bu kız kimdi? Elif bana döndü. "Kim olduğunu biliyorum. Biz içeri girerken dışarıda-" "Elif!" diyerek içeri daldı Burcu. "Kızım seni bekliyorum iki saattir." diye sızlandı. "Ay abla ben seni unutmuştum." Bana döndü. "Abi, ablamla dışarıda takılacağız. Bize eşlik edecek misin?" "Hayır, güzelim. Siz gidin. Dikkatli olun ve bir şey olursa beni ara hemen." "Abi, reşitim artık ben. Kendimizi koruruz. Hadi biz kaçtık." Elif'i kolundan tutup hızla dışarı çıktıklarında o kızla tek başıma kaldım içeride. Burcu da bir haltlar çeviriyordu. Son günlerde hep elinde kağıt parçaları buluyorum ve sürekli kısık sesle bir şeyler mırıldanıp duruyor. Anneme sorduğumda dersleri için ezber yaptığını söylemişti. Şimdilik boş verdim ve arkamı döndüm. Bu sefer kız benden uzakta değil, hemen dibimde bekliyordu. Kaşlarım usulca çatıldı kendiliğinden. Bu kız cidden sapık olabilir miydi? Bir elinde Elif'in verdiği içeceği sıkıca tutarken başını eğip ayakkabılarıma baktı. Kendi ayakkabılarını benim ayakkabılarıma değdirdiğinde tebessüm etti. Bu kız deli. Kafasını kaldırdığında boştaki elini de kaldırdı ve bana doğru uzattı ama vücudumu hareket ettirmeden başımı geriye çektim. O yaraya annem ve kız kardeşlerimden başka kadınlar dokunmazdı. Herkes o derin yaradan korkardı. Doktorlarım bile erkek olurdu. Yirmi iki yaşında olmama rağmen iri bir cüsseye sahiptim ve bu, yüzümde sonsuza kadar duracak iz yüzünden herkes beni korkunç bulurdu ve yanıma yaklaşmazdı. Ancak bu küçük kız tuhaf bir şekilde bana yaklaşıyordu. Ya sapıktı ki buna inanmaya başlıyordum. Ya da onu kurtardığım için beni kahramanı olarak görüyordu ve bana olan ilgisi bu yüzdendi. Kendince teşekkür ediyordu işte. Başımı geri çekmem onun için engel olmadı. Elini biraz daha uzattı. Yetmedi. Boyu kısa olduğu için parmak uçlarında kalktı. Bembeyaz ve narin ellerinin parmak uçları yara izime değdiği gibi gözlerim kapandı istemsizce. Boyu kısaydı ve bana yetmiyordu. Bu yüzden o daha da zorlanmasın diye üstüne eğildim. Gözlerim kapalıydı ama tebessüm ettiğini fark ettim yüzüme değen sıcak nefesten dolayı. Sonra parmakları kapalı olan göz kapaklarıma dokundu. Gözlerimi araladığımda tatlı tatlı gülümsedi bana. Tatlı bir kızdı ama kimdi? Elini yüzümden çekti. Bir adım geriledi ve ayaklarımıza baktı. Dudaklarını birbirine bastırdıktan sonra kendisini işaret etti ve gitmesi gerektiğine dair elini ileri doğru salladı. Başımı salladığımda paytak paytak adımlarla yanımdan geçip gitti. Elif de bazen böyle tatlı tatlı yürürdü. Kapıdan çıkarken bile bana baktı bir süre. Tatlı ve masum bir kız çocuğuydu. Ama neden bu haldeydi? İşte bu sorunun cevabını çok uzun süre alamayacaktım. O çıkıp gittikten sonra ben de Burcu'nun telefonuna erişmek için şirketteki odama gittim. Sevgilisi varsa benden çekeceği var. İki gün önce doğum günüydü ve reşit olmuştu. Bu yaşta ne sevgilisi! Bilgisayarımdan Burcu'nun telefonuna sızdığımda tuhaf bir şekilde hiç bir şey yoktu. Sınıftaki kızlarla sohbet etmiş. Başka da bir şey yok. Ama Burcu'nun bu halleri devam etti. Araya bi iki ya da üç ay falan girdi. Burcu okulda olması gerekirken telefonuna gizlice yerleştirdiğim konum uygulaması mezarlığı gösteriyordu. Ekranda Zincirlikuyu mezarlığını gösteren konumu görünce kaşlarımı çattım. Okulda olması gerekirken neden mezarlıktaydı. Nasıl kalkıp arabaya bindim ve oraya gittim bilmiyorum. Burcu'daki bu tuhaflık gün geçtikçe artıyor ama telefonunda ya da tabletinde herhangi bir şey yok. Ve benim kız kardeşimin şu anda mezarlıkta işi ne?? Mezarlığa gittiğimde konumum ona yaklaştıkça ağlama sesleri duydum. O sesler bir cenazeden geliyordu. Gördüklerimle yerimde duraksadım. Burcu sanki ölen kişi kendi ailesindenmiş gibi ağıt yakarak ağlıyordu. "Ne oluyor lan burda?" Oraya doğru yaklaşırken gözlerim ayakta hareketsiz dikilen birine değdi. O gün Elif'in görüp benim kurtardığım kız siyahlar içerisinde ayakta hareketsiz dikilmiş, ağlıyordu. O kızın burda işi neydi? Bir haltlar dönüyordu. Benim kız kardeşim ve o kızın ortak noktası olmalıydı. Yoksa neden ikisi de aynı cenazede olsun ki. Burcu'ya doğru giderken beni görmesiyle afallaması bir oldu. Sonra da kalabalığın içinden çıkıp bana geldi ve sarıldı. "Burcu ne oluyor? Niye ağlıyorsun? Senin okulda olman gerekmiyor mu?" diye sıraladım. "Abi arkadaşımın annesi öldü." dedi. Yüzünü avuçlarımın arasına alıp alnından öptüm. "Allah rahmet eylesin." dedim. Ağlamaktan gözleri şişmişti. Tam bir şey diyecekti ki bir anda gözleri kaydı ve kucağıma yığılıp kaldı. "Burcu!" Çoktan bayılmıştı. Onu kucaklayıp arabaya götürdüm ama aklımda tek bir soru vardı. Ve ben o sorunun cevabını çok uzun bir süre sonra alacaktım. Benim kız kardeşim benden ne saklıyordu??
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD