Kayıp Telefon

1054 Words
BÜGE Dünya gerçekten küçük derlerdi inanmazdım. Bu zamana kadar sadece televizyonda gördüğüm adamla bir haftada iki defa karşılaştım. Üstüne ilk karşılaşmamızda vurulmuş hayatını kurtarmıştım. Şimdi tüm heybetiyle karşımda oturuyordu. ‘‘Oha! Azat Kozanoğlu bize mi bakıyor ben mi yanlış görüyorum?’’ ‘‘Sedef ağzını kapat. Ve evet karşımızdaki Azat.’’ ‘‘Vay be tesadüfe bak sen. Neyse şu masaya geçip oturalım artık kaldık restaurantın ortasında.’’ Oturduğumuz masa istesen denk gelmez türdendi. Azat’ın tam bakış açısına denk geliyordu. Anlamadığım bir şekilde hala bakmaya devam ediyordu. En iyisi görmemiş gibi yapmaktı. Zaten ne diye bakıp duruyorsa anlamadım. Amaaan şurada uzun zamandır arkadaşımla dışarı çıkmışım hiç keyfimi kaçıramam. Garson siparişimizi almak için geldi. Sedef’ de bende balık yemeyi severdik. O yüzden ben levrek sipariş verdim. Sedef çinekop istedi. Ortaya kalamar istedik. Mezede sipariş ettik. Çok alkol almazdık ama balığın yanında iyi giderdi. Bir şişe 35cc lik rakı istedim. ‘‘Kızım araba kullanacaksın içmesek mi?’’ dedi Sedef. ‘‘Boşver içelim ya kırk yılın başı gelmişiz. Olmazsa taksiyle döneriz.’’ ‘‘Doğru diyorsun ya sal gitsin.’’ ‘‘Sen yine de çok salma Sedef. En son sal gitsin dediğinde merdivenlerden yuvarlandık.’’ İkimiz birden kahkaha atınca Azat’ın bakışını üzerimde hissettim. Ama umursamadım. Yemeklerimiz servis edildiğinde aldığım kokuyla gerçekten acıktığımı hissetim. Birer kadeh rakılarımızı da doldurduk. Sedef boomerang yapalım deyince kıramadım. İkimizde kadehimizi tokuştururken video çekip instagrama attı. 5 dakika sonra telefonum çaldı. Arayan tabiî ki Pelin’di. ‘‘Alo.’’ ‘‘Bensiz rakı içmek ha! İnsan davet eder kızım öküz müsünüz?’’ ‘‘Yakınlardaysan çık gel hemen kandillide ki restauranttayız.’’ ‘‘Yakınım uçarak geliyorum.’’ Telefon yine yüzüme kapandı. Yahu bir gün de arkadaşlarım bir son sözü söyletse keşke. ‘‘Pelo da geliyormuş.’’ ‘‘Bu şişe bize yetmez. Gelsin bir tane daha söyleyelim.’’ Başımı onaylar gibi salladım. İşten güçten konuşurken Pelin’de geldi. İkimize de sarılıp masaya oturdu. Pelin’in servisi gelince tabağına birkaç meze aldı. Pelin çok matrak bir kızdı. O yanımızdayken gülmeme gibi bir imkanımız olmazdı. Bugün başına gelenleri anlatınca biz gülmekten artık karnımızı tutuyorduk. Bir ara gözüm Azat’ın masasına kaydı. Yanlarındaki iki adam gitmişti herhalde. Üç erkek oturuyorlar ama bizi izliyorlardı. Tuhaf gerçekten. Lan adam bana aşık oldu diyeceğim de ne alaka? Neyse ben keyfimi kaçıramam. Ne zamandır üçümüz bir araya gelmemiştik hak ettik bu akşamı. ‘‘Pelin yeter vallahi karnım ağrıdı.’’ Dedi Sedef. ‘‘Kız bu ne ki? Sizinle konuşmadan bir saat önce Üsküdar sahil tarafındaydım. Trafik vardı. Bir tane sarhoş adam gözüme takıldı. Ne içtiyse ayakta duramıyor ama balık tutmaya çalışıyor. Olta denizden başka her yere gidiyor ama. Nasıl gülüyorum ama arabada adamın haline. En son oltayı arkaya aldı dedim bu sefer tutturacak. Arkadan öne doğru atarken kıçının altına takmış oltayı. Pantolon boxer ne varsa yırtıltı. Millet yerlere yattı gülmekten.’’ ‘‘Ayyy inanmıyoruuum.’’ Sedef ile benim kahkaha atmaktan gözümüzden yaş geldi. Sohbet muhabbet derken bardakların biri boşaldı biri doldu. Bana bir sıcak bastı tabi alkolden ceketimi çıkardım. Bir an bakışlarım Azat’ı bulduğunda değişik bakıyordu. Adamın gözlerini tutturabilsem nasıl baktığını anlayacağım ama yok. Üçümüzde epey çakırkeyif olmuştuk. Aradan bir saat geçtikten sonra saat gece yarısıydı. Hesabı masada ödedik. Üçümüzde aynı anda kalktık ama kalktığımız gibi geri oturduk. Ben kahkaha atmaya başladım. Pelin başını tutarken; ‘‘Geçmiş olsun hepimiz sarhoşuz.’’ Dedi ve gülmeye devam etti. ‘‘Rezil olmadan bir an önce eve gitmek istiyorum.’’ Dedi Sedef. Güç bela kalkmayı başardığımızda kol kola girip kahkahalarla çıkışa yöneldik. Görevli arabamı getirmek isteyince biz taksi istediğimizi söyledik. İki ayrı taksi geldiğinde Pelin’e sarılıp taksiye bindik. Eve geldiğimde duş alacak gücü kendimde bulamayınca yatağa yatıp uyumayı tercih ettim. Kıyafetlerimi çıkardığımda iç çamaşırlarımla yatağa girmiştim. Başımı yastığa koyup gözlerimi kapattım ama yoğun bir mide bulantısıyla klozete koşmam bir oldu. Aferin Büge senin içmek neyine be kızım. İçimde ne var ne yok çıkardım. Kusunca biraz daha rahatladım. En fazla 2 kadeh içen ben bugün kaç bardak içtim bilmiyorum. Zor da olsa yatağıma dönüp uykuya dalmayı başarmıştım. AZAT ‘‘Abi Büge kim?’’ Başımı Aybars’a çevirdim. Kartal ve Polat bana bakıyordu. ‘‘Önemli biri değil.’’ Masada toplantı devam ediyordu ama benim aklım Büge’deydi. Hayatımda ilk defa bir kız ilgimi çekmişti. Ama hayatımı kurtardığı için bir minnetti bence bu. O sırada duyduğum kahkaha sesiyle Büge’ye döndüm. Çok içten gülüyordu. Ben en son ne zaman böyle gülmüştüm hatırlamıyorum. Bir süre sonra toplantıya yeniden odaklandım. Anlaşma iki taraf içinde olumlu geçmişti. İmzaları attık. Halit Bey anlaşma imzaladıktan sonra müsaade istedi. Kartal da onunla birlikte kalktı. Karısı rahatsızlanmıştı. Masada ben, Polat ve Aybars kaldık. Viskilerimizi içerken gözüm sürekli Büge’ye kayıyordu. Biraz sonra bir kız daha masalarına oturunca resmen kahkahaları tufan olmuştu. ‘‘Abi şu kız senin kızlardan biri falan mı? Çok güzel hatunmuş.’’ İşaret ettiği yöne yeniden bakınca Büge’yi gösteriyordu. ‘‘Benim kızım olsa altımda olurdu. Düzgün konuş sikerim seni bak!’’ Polat kıkırdamaya başlayınca öfkeli bir bakış attım. Büge’yi ateş bastı herhalde ceketini çıkardı. Dantelli siyah crop u açığa çıkınca vücudunun hatlarının görünenden daha iyi olduğunu fark ettim. Aybars fazla durmadan çıktı. Kesin yine karı kıza gidecekti. Polat bana doğru döndü. ‘‘Geçen akşam araştır dediğin kız mı bu?’’ Sorusuyla birlikte Polat’a baktım. ‘‘Evet o. Sık karşılaşmamız bir yandan şüphelerimi arttırıyor. Mete’ye araştırma işini hızlandırmasını söyleyeceğim.’’ ‘‘İyi olur. İşin içinden ibnelik çıkabilir. Bu ara Levent sessiz. Bir şeyler planlıyor gibi.’’ ‘‘Aynı fikirdeyim. Rahat durmaz o piç.’’ Saat gece yarısı olduğunda Büge ve yanlarındaki kızlar restauranttan ayrıldılar. Ama ne ayrılma. Hepsi sarhoş olmuştu. Sarhoş kadından nefret ederdim. Ama enteresan şekilde üçü de sarhoş olmasına rağmen yerlerde sürünmüyorlardı. Adamlarımdan birine Büge’yi takip etmesi için talimat verdim. Şu araştırma sonucu gelince belki evine baktırırdım. Polat ile birlikte bizde evlere dağıldık. Bu akşam Azrail bensiz idare edebilirdi. LEVENT Azat’ın ayaklandığını adamımdan öğrenmiştim. Şerefsiz resmen dokuz canlıydı. Beni de omzumdan vurmuştu. Azat’ı almaları için diğer adamları devreye soktuğumda depoda olmadığını öğrenmiştim. Bu kadar kısa sürede birinin yardımı olmadan o depodan o halde çıkması imkansızdı. Deponun girişinde kapalı bir telefon bulmuşlar. Bana getirdiler. Büge Boysal diye bir kadına ait olduğunu öğrendim. Nereden çıktı şimdi bu kadın? Azat’ın takıldıklarından biri olabilir miydi? Belki de herkesten sakladığı sevgilisi de olabilirdi. Tanışalım bakalım bu kadınla. Nedense çok işime yarayacağını hissediyorum. Eğer Azat bu kadına değer veriyorsa mutlaka benden almak için gelecek. Bu sefer onu oradan sağ çıkarmaya hiç niyetim yok. Aklıma gelen bu sinsi planla sırıttım. ‘‘Elime düşeceksin Azrail. Tek kurşunla kafana sıkıp ayağımın altından defolup gideceksin!’’
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD