bölüm 7

2072 Words
Şemşiyeyi ikizimizin üzerine de tutuyordu . Ancak şemşiye ikimize de yetecek kadar büyük değildi . Şemşiyenin uçlarından su omzuma akıyordu . " Hadi kapmüse değil mi " dedi Tuğkana . " evet " dedim yavaşça yürümeye başladık . " Dün ki yanlış anlaşılmadan dolayı özür dilerim" dediğinde sevinçle doldu içim . Aptal aşık olmak için o kadar hazırdım . İçim yosun tutmuştu sanki kullanmadığım sevgimi ona vermek için hazırdım . Üzülmek için bile hazırdım . O kadar fazla şeye üzülüyordum ki bu hayatta yıpratan şey vardı ki birine de tuğkanı eklemek beni korkutmuyordu . Çünkü onunla konuşırken kalbim sıcacık oluyordu daha önce hiç böyle hissetmemiştim . Doğru insanı bulunca böyle mi oluyordu insan ? Doğru insan diyorum çünkü bu zamana kadar kalbim böyle çarpmamıştı . Kimsenin gülüşünü görmek için çabalamamıştım . Tüm kurak arazimlerimi yeşillendiren bir ruhu vardı . " yanlış anlaşılmalar olabilir " dedim. durdu . " Özrümü kalbul ettiğin için teşekkürler çok korkmuştum . . . " biraz durakladı " Seni daha iyi tanımak istiyorum Jülide " diye ekledi . "bende isterim" dedim utanarak . Gülümsedi . Yağmur yağmasına rağmen benim için güneş doğmuştu . Kampüse girip dersliklerimize gitmek için ayrıldık . Dün akşam ki kendimle konuşmamdan sonra her şey iyi gidiyordu . Tuğkana tutunmak istiyordum . hayır hayır ben kendi kendime kalkacaktım bu sefer . Sadece bu bataklıktan kurtulurken yanımda tuğkanın olmasını istiyorum .Sırıta sırıta dersliğe girdim . Ders ağabeyimin girdiği soyut matematik dersiydi . Olabilri bunu kabullenecektim . O gittiği gün ben de onun yeri zaten sallamıştı şimdi tamamen yıkılma vaktiydi . Ağabeyim o kadarda anlam yüklenmesi gerekn biri değildi belki de bu değeri ve anlamı ona yükleyen bendim . Anfinin arka sıralarından birine oturup dersin başlamasını bekleedim . Tanımıyordum ben ağabryimi . Benim için yıllardır bir yabancı . Ders girdip selam verdi . Sonra gözleriyle etrafa göz gezdirdi . Derse girip girmediğimi merak ediyor olmalıydı . Ondan kaçmayacaktım . Beni buldu . Birkaç saniye bakıp derse geçti . Uzun ve zor bir dersin ardındandan özel deerse gitmek için derslikten çıktım . Kendimi daha iyi seviyordum . Korktuğum ne varsa yüzleşecektim . En dibe düşmüştüm . Bundan daha dibi yoktu bu yüzden kalkman gerekiyordu . İçimde bu gücü hissediyordum . Tuğkan ... Artık her zihin mahkememde aklıma bir kere de o düşüyordu . Onun dosyası her duruşmada açıktı . Yemek yemiş miydi acaba özel derse gitmeden önce onunla öğle yemeği yemek güzel olurdu . Kampüse çıkıp bir kamelyada oturdum ve tuğkanı aradım . Açtığında öğlen yemeği yemek için müsait olup olmadığını sorduğumda onu kamelyada beklememi birazdan geleceğini söylediğinde telefonu kapatıo onu beklemeye başladım . Daha iyi hissediyordum . Acaba rüzgar benim tarafıma dönmüş müydü ? Umarım , umarım . Umut etmek istiyorum ve içimde filizlenen umut tomurcuklarının kıpırtısını hissedebiliyordum . Kamelyadan kampüsteki insanları izlerken bana doğru gelen mirzayı gördüğümde günün ilk sınavının yaklaştığını anladım . Direkt geçip karşıma oturdu . Dik dik bana bakıyordu . " Ne istiyorsun " diye çıkıştım . " Seni seviyorum " dedi pat diye " Saçmalama mirza yıllardır arkadaşız böyle bir şey aramızd alamaz " diye saçma bir savunma yaptım . Yıllarca arkadaş sınırını aşmayan bir ilişkinin aşka dönebileceğini düşünmüyordum . İlk görüşte aşka inananlardandım ben ve de onu tuğkanda bulmuştum . " Tuğkan yüzünden mi böyle diyorsun ? " dedi . " Evet " dedim bende . Bir anlığına çıktın ağzımdan işte . " Tuğkanı seviyorum " dedim . Bu şekilde mirzayı üzmek istemiyordum ama canıma tak etmişti belki de direkt duyması gerekiyordu . " Olamaz sen onu sevemezsin " dedi . " kabullenmesende böyle " dedim . Eleriyle yüzünü ovuştrup sinirle bana baktı . Ne yapacağını bilmiyor gibiydi . Mirza daha önce hoşalandığı hiçbir kızdan red yememişti . Büyük ihtimal şuan ki sinir bundandı . " Jülide " dedi . o sırada kamelyaya gelen Tuğkan yüzünden devam etmedi . Hemen kalkıp "Gidelim " dedim . Mirza da ayaklandı " Otur konuşuyoruz " dedi . Mirzayı yıllardır tanıyamamışım . Bu kaba tavrını hiç görmemiştim . Yüksek çıkan sesi yüzünden tuğkan araya girdi . "Düzgün konuş " dedi . " Karışma lan sen kuzen falan dinlemem kırarım ağzını yüzünü " dediğinde mirza , tuğkan ona doğru adım attığında " Konuşacak bir şey yok gidelim " diyip Tuğkanı çekiştirip kamelyadan çıkardım . Arkamızdan homurdanan mirzayı duyuyordum . Daha hızlı yürümek için tuğkana " Hadi hadi " dedim . Yürüyordu kendi isteğiyle yoksa onu ordan oraya çekiiştirebilecek bir gücüm yoktu . Kuzen olduklarını yeni öğrenmiştim . Hiç benzemiyorlardı . Üniversiteden çıkıp durağa geçtik . Az önce olanları yaşanmamış gibi yaptık . " Nereye gidiyorsun " dedi . " Özel ders için otobüse bnmem gerekiyor " dedim . " Ben seni bırakayım" dediğinde şaşırdım arabası olduğunu bilmiyordum . Arabası varsa neredeyse her sabah benimle kampüse neden yürüme geliyordu . " Arabam şurda " diyip karşı kaldırımın köşesine park etmiş siyah arabayı gösteri . Direkt sordum " Araban varsa neden sabah o yağmurda yürüme geldin " diye sordum . Ufak bir kahkaha koptu dudaklarından . " Seni binadan çıkarken gördüm . Arabayla gidelim desem hemencecik gelirdi " diyip devam etti . " Yürürken sohbet edecek daha fazla zamanımız oluyor " dediğinde gülmeye başladım . " Şaka yapıyorsun herhalde ? " dedim . " Aaaa hayır çok ciddiyim " dediğinde "İyi öyle olsun" dedim imalı br şekilde . "Gerçekten ya " dedi çocukça . Arabaya doğru yürüdük . Kilidini açtıktan sonra ön kapıyı açıp " Buyrun hanımefendi " dedi . eski fimlerdeki beyefendilerdenmiş gibi davnamıştı . " Teşekkür ederim beyefendi çok kibarsınız " diyip arabay bindim . Kapıyı kapatmadan önce " Sizin gibi bir hanımefendi için az bile " dediğinde aşırı hoşuma gitmişti . Kapıyı örttükten sonra şöför koltuğuna geçti ve kapıyı kapattı . Espirili biriydi . Hayat oluydu onunla geçirdiğim her saniye daha iyi hissediyordum . Yanında kendim gibi hissediyordum . Güldürüyordu ya da naiflİiğiiyle beni büyülüyordu . Yolu tarif ettiğimde arabayı çalılştırdı . Çok fazla uzak değildi . Kısa yolculuğumuzda sevdiğimiz yemeklerden derslerden falan konuştuk . Birbiriyle alakasız konular olsalarda onunla sohbet ederken oradan oraya atlıyor her şeyden konuşmak için kırk takla atıyordum . Konuşmayı sevmediğimi düşünürdüm ama artık onunla konuşmayı seviyordum . Evin önünde durduğumuzda getirdiği için teşşekkür ettim . " Kaçta bitiyor " dediğinde saate baktım . " İki saat sonra işte " dedim . " iyi " dediğinde " görüşürüz "diyip arabadan indiğimde o da indi . Bir şey demedim ancak benimle beraber eve doğru yürünce " Sen nereye ? diye sordum . " Yeliz benim yiğenim onu görmüş olurum " dediğinde anladım . " Evi tarif ettiğimde niye demedin" dedim eve girmeye yakın . " bilmem geerekli bir ayrıntı mı " dediğinde seninle ilgili her şey önemli demek istesemde " Bilmem " diyip savuşturdum ve evin zilini çaldım . Kapıyı açan Yelizdi . " Hoşgeldin dayıcım " dedi neşeli bir sesle . Hemen sarıldılar . Kapıda öylece durup onları izliyordum . Benim bir dayım var mı onnu bile bilmiyordum . " Jülide abla girsene " dediğinde kendime geldim ve içeri girdim . Oturma odasında hep beraber oturduğumuzda Yelizin annesi de geldi "Hoşgeldin Jülidecim " dediğinde " Hoşbuldum Esra abla " diye cevap verdim . " Bana hoşgeklldin demek yok mu abla " dediğine " hoşgeldin haylaz uğramazdın buralara sen " dedi . " jülideyle geldik " dedi . " Aaa nereden tanışıyorsunuz ?" diye sordu . " Okuldan aynı zamanda üst komşu " dedi tuğkan . Bende gülümseyerek başımla onu onayladım . " Ne güzel " dediğinde Esra abla bu sefer sözze girip " Biz Yelizle derse geçelim " dedim . Ardından odasına geçip derse başladık . Tuğkan ve ablası salonda muhabbet ediyorlardı . Bir süre ders işledikten sonra Yeliz bir anda sordu . " Siz sevgili misiniz " dedi . Kesir problemleri çözerken bu soruyu beklemiyordum . " Hayır , nerden çıkardın . " dedim şaşkınlıkla . " Bilmem " diyip soru çözmeye devam etti . Keşke dedim içimnden . Güzel olurdu . Ders bittiğinde oturma odasına geri döndük . Tuğkan ve ablası çay içiyorlardı . "Esra abla dersimiz bitti . Ben çıkıyorum . " dediğimde bana döndüler " Gel bi çay içelim kalkarsın " dedi . " başka bir özel dersim var " dedim . Çok utanıyordum yanaklarımı ateş basmıştı . Çok normal bir şeydi ancak çok fazla anlam yüklediğimden yerin dibine girmiştim. " Ne kadar vaktin var " diye sorduğunda tuğkan , kolumdaki saate baktıktan sonra " Bir saat civarı " dedim . " Otur otur " diye ısrar ettiğinde dahafazla direnmedim . Esra abla çay getirmeye kalktığında Tuğkan bana yaklaşıp kulağıma fısıldadı . " Kaçamazsın " diyip geri çekildi. Anlamıştı . Ablası odaya girdiğinde çayiçin teşekkür ettim . yarım saat sohbetin ardından kalktık . Ardından diğer özel derse geçtim . Bittiğinde eve doğru gitmek için yöneldim . Çok güzel bir gündü . Üzülmeden karamsarlığa düşmeden bir gün geçirmiştim . Kendimi daha iyi hissediyordum . Bunun sebeplerinden biri Tuğkanda . O bilmesede , isteyerek veya istemeyerek hayatımı toparlamada çok yardımcı oluyor . O olmasaydı arkadaş grubumun dağılması beni sadece birkaç gün değil aylarca bunalıma sokabilİirdi . Neşeli bir şekilde eve gittim . Binanın önünde Gülten teyzenin kedisi zilli yatıyordu . Sevmek istedim . Tuğkanla sevdiğimiz aklıma geldikçe suratıma kocaman bir gülümseme yayılıyordu . Yanına oturup kafasını okşamak için elimi götürdüğümde kedinin bir anda tırnaklarını çıkarıp elimi çizikler içinde bırakmıştı . Ufak bir çığlık attığımda hemen oturduğum yerden kalktım . Ellerim hep ince çizgiler şeklinde kan olmuştu . Üzgünce apartmanın kapısından girdim . Zilli beni sevmedi herhalde diye düşündüm . Evin kapısını açtığımda gördüğüm manzarakalrşında tuzla buz olmuştum . . . Mahzenlere düşmüştüm . Karanlık , diplerdeydim . Soğuktu . Benliğim kayıp gibiydi . Aldığım soluk bile ciğerlerimi yakıyordum . Sıcaktı . Bedenim yanıyordu . Sessizliğin derin bir rahatsız ediciliği vardı . Sakin kalmalıydım . Kendime verdiğim sözleri tutmak için savaşsamda başaramıyordum . Kendiimi kaybetmiş gibi hissediyordum . Zehirli sarmaşıklarla çevriliydim . Dikenler bedenimi paramparça ediyordu . Acıyı , kanı , dehşeti hissetiyordum . Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki . Kalp krizi geçirip öleceğimi sandım . Belki de şuan panik atak geçiriyordum . ÖLmeyebilirdim daha korkuncu aklımı kaybedip delirebildim . Ölmek bile şuan kurtuluş geliyordu . Bir insanın kurtuluşu ölüm olması ne kadar acınasıydı . . . Etraf bembeyazdı . Gözlerimi açmak için zorlasamda beyazlıktan başka bir şey göremiyordum . İmdat diye bağırmak yardım etmek istiyordum . Yardım edecek kimse yok muydu ? Kimsem yoktu . Bir , iki , üç aklımı kaybet istemiyordum . zihnimi berrraak tutmak için çabalıyordum . Aklımdan geçmişte yaşadığım şeyleri tartmak istedim . Hala ordalar mıydı . Benim annem kimdi ? arkadaşlarım var mıydı ? Hatırlayamıyordum . Benim yaşamak için nedenim neydi ? bilmiyordum . Anılarım silinmiş gibiydi . Bir boşluk . İçinden çıkış yok . Ben . . . Ben kimdim ? Adım neydi ? Kendimi unutmuştum . Nasıl olabilirdi ? Darlanmıştım . Dayanamıyordum artık . Pes etmek üzereydim . Hisli bir savaşçı olarak girdiğim bu savaştan kendimi kaybederek mi çıkacaktım . Yenilgiiyi kabul edemiyordum . Savaşmak isityordum ama ne için savaştığımı bile bilemiyordum . Direnemedim . Daha fazla direnemedim . Tik tak tik tak bir ses çınlıyordu kulaklarımda . . . Şemşiyeyi ikizimizin üzerine de tutuyordu . Ancak şemşiye ikimize de yetecek kadar büyük değildi . Şemşiyenin uçlarından su omzuma akıyordu . " Hadi kapmüse değil mi " dedi Tuğkana . " evet " dedim yavaşça yürümeye başladık . " Dün ki yanlış anlaşılmadan dolayı özür dilerim" dediğinde sevinçle doldu içim . Aptal aşık olmak için o kadar hazırdım . İçim yosun tutmuştu sanki kullanmadığım sevgimi ona vermek için hazırdım . Üzülmek için bile hazırdım . O kadar fazla şeye üzülüyordum ki bu hayatta yıpratan şey vardı ki birine de tuğkanı eklemek beni korkutmuyordu . Çünkü onunla konuşırken kalbim sıcacık oluyordu daha önce hiç böyle hissetmemiştim . Doğru insanı bulunca böyle mi oluyordu insan ? Doğru insan diyorum çünkü bu zamana kadar kalbim böyle çarpmamıştı . Kimsenin gülüşünü görmek için çabalamamıştım . Tüm kurak arazimlerimi yeşillendiren bir ruhu vardı . " yanlış anlaşılmalar olabilir " dedim. durdu . " Özrümü kalbul ettiğin için teşekkürler çok korkmuştum . . . " biraz durakladı " Seni daha iyi tanımak istiyorum Jülide " diye ekledi . "bende isterim" dedim utanarak . Gülümsedi . Yağmur yağmasına rağmen benim için güneş doğmuştu . Kampüse girip dersliklerimize gitmek için ayrıldık . Çok güzeldi . Tuğkan . . . Benliğimi kaybetmiştim ama aklıma o düşmüştü . Onun için savaşabilir miydim . Bir berraklık vardı zihnimde . İçime huzur dolmuştu . Bir süre sonra tik tak sesindense başka bir yabancının sesini duyuyordum . " Hayata döndü , yaşıyor . "
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD