bölüm 8

2095 Words
Gördüğüm şey annemle babamdı . Ağbeyimle kavga ediyorlardı . Anne babam olduklarını ağabeyim onlara seslenirken duyduğumda anladım . Atak geçirmiştim . Yıllar sonra ailemi görmüştüm . Bilinciimi kaybedip bayılmışım . Aklım gidip gelmişti . Grlmesine sebep olan kişi Tuğkanda . Bu kısacık süre zarfında her şeyim olmuştu . Ona vurulmuştum . Hiç bilmemesine rağmen hayatımı kurtarmıştı . Bilincim yerine gelmeye başladığımda ambulansın içindeydim . Konuşulanlardan bunu anlayabilliyordum ancak gözlerimi açamıyorrdum ya da cevap veremiyordum . Kalbime bir taş oturmuştu sanki . Bedenim enkaz altında kalmışcasına yorgundum . Tamamen ayıldığımda ne olacaktı ? Nasıl yüzleşecektim ? Ağabeyimin varlığına bile katlanabilmeye yeni başlamıştım . Üst üste her şey üst üste geliyordu . Kış ayazında sanki sokaklarda kalmıştım . Donarak ölmeyi beklerken Tuğkan güneşim olup beni ısıtmıştı . Ancak bu durumdayken herkesten uzaklaşıp onunla bir mutluğa koşabilir miydim ? Hasteneye vardığımızda sedyeyle odaya taşındım ve koluma açılan daömar yolunun yakıcı hissinden sonra tamamen uykuya düştüm . Uyandığımda ilk önce hastanenin o midemi bulandıran kokusuyla karşılaştım . Ardından gözlerimi açıp odayı taradım . Koltukta kıvrılıp uyumş olan Tuğkanı gördüğümde şok olmuştum . Ne ? Refakatçim Tuğkandı . Binadan çıkarken neler olmuştu acaba . Ailem neredeydi ? Neden gelnişlerdi ? Düşündükçe ateşlerde yürüyormuş gibi hissettim . Ailemin çatısı altında bir yerim yoktu bunu biliyordum ancak bu durumda olmak çok ağrıma gitmişti . Kalkmak için çabaladığımda sırt ağrı yüzünden acı dolu birinleme düştü dudaklarımdan . bayıldığımda binanın mermerinin üstüne yığılmış olmalıydım . Belime doğru baktığımda irili udakla sarı yuvarlaklar vardı . Büyük ihtimalle birkaç güne mosmor olacakktı . Elimin üzerinde olan serumun tüpünü takıp ettiğimde bittiğini gördüm . Elimden söküp çıkarttıktan sonra lovabaya gitmek için yataktan kalktım. Üzerimde hastanenin kıyafetleri vardı . Tuğkanın yanına ilerledim ilk önce . Bir melek gibi uyuyordu . Dudaklarına kaydı gözleriim . . . Oturduğu koltuğun arkasında bulunan boydan bya camdan deniz görünüyordu . Tuğkan ve deniz o kadar uyumluydu ki . İkiside insana huzur veren şeylerdi . İzlemesi güzeldi . Bir tablo gibi öylece karşımda duruyordu . Saatlerce izleyebilirdim. Denizi izlemek güzeldi ancak önemli olan içine girebilmek boğulmayı göze alabilmek . Tuğkanda benim için şuan arkada duran deniz gibiydi . ONu seyretmek güzeldi fakat yaşamak , Tuğkanın denizinde boğulmak bile güzel geliyordu . İlk fırsatta bunu konuşacaktım . Nasıl bana iyi geldiğii anlatacaktım . Tüm hislerimi ona dökmek istiyordum . O kadar çok seviyordum ki reddeilmek umurumda değildi ona göre yoluma giderdim . Benim hayatımı kurtaran bir adam vardı karşımda . Hemde hiçbir müdahalede bulunmadığı halde . Yanımda olduğu halini düşünemiyordum bile . Koltuğun bir ucuna kıvrılmıştı işte . O burada rahatsız koltukta benim için duruyorken rahat yatakta yatmak beni üzerdi . Bu yüzden yatağın üzerinden pikeyi aldım ve Tuğkanın üzerine örtüp koltuğun diğer ucuna ben kıvrıldım . İkimizin üzerini de rtmüştüm . Lavoba için kalkmıştım . Yüzümü yıkayıp kendime gelmek istiyordum ancak beni kendime getirebilecek bir insan vardı yanımda . Ona bakmak en güzelilaçtı . Düşünmedim . Ne ailemi ne de bir başkasını şuan hiçbir önemli değil . Beni yıpratan hiçbir şey umurumda değil . Gözlerim dolmuştu . Yüzüme acı bir gülümseme yerleştirdim . Yarının bana neler getirebilecğini bilmiyordum ama umarm yanımda tuğkan olur . Benim dinllenğim ağaç gölgesinde serinlediğim , bana meyve verenim olur . Ne kadar süre onun yüzüne bakarak hayal kurduğumu bilmiyordum bir süre sonra uykuya düşmüştüm . Kendimi liseli aşıklar gibi aptal bir neşeyle umutlarla kaplı ve toz pembe hissediyorum . Yaşayamadığım çocukluk heyecanım içime dolmuştu . Bu sorumluluklarla dolu her köşe başında farklı bir tramva beleyen şehirde beni parkta oynayan bir çocuk gibi hissettiren birine denk gelmiştim . Uykumu alıp uyandığımı gözümü açar açmaz Tuğkanı beni izlerken gördüm . Gözlerimi ovuşturup konuştum " ne zaman uyandın ?" dedim . " Erken kalktım uyanırsın diye hareket edemedim " dediğinde bacaklarımı tuğkanın bacaklarına uzattığımı fark etmiştim . Hızlıca toparlandığımda " Kusura bakma " dedim uykulu sesimle . "Neden yatağında değilsin? " diye sordu . "uyku tutmadı gece bende otururken uyukalmışım "dedim . Doğrulmaya çalışırken ağrılarım yüzünden elim belime gitti " İyi misin " dedi korku dolu bir şekilde vereceğim cevabı bekliyordu . Benim için endişeleniyordu . " iyiyim iyiyim sadece ağrılarım var biraz "dedim gülümsemeye çalışarak . Bir süre birbirimize baktığımızda " Refakatçi olarakkaldığın için teşekkür ederim . Hakkını nasıl ödeyebilrim bilmiyorum " dedğimde dünyanın en çok beni mutlu edebilecek cümlesini duydum . "kız arkadaşım oalrak " dedi . Ciddi olup olmadığını anlamaya çalıştım . Yine benimle şakalaşmıyordu değil mi " Ne ?" diyiverdim anın şaşkınlığıyla . " Ciddiyim " dedi . " Siz Jülide Mir benim gibi bir beyefendiye bu onuru bahşedebilir misiniz ? " dediğinde evet işte onun karakterine uyan cümle . Ona ayak uydurdum . Tuğkanın hayatına böylece tamamen dahil olavaktım . Bundan daha güzel bir uykudan uyanış olamazdı " Ben Jülide Mir sizin gibi bir beyefendiye bu onuru bahşediyorum " dediğimde ikimizde gülmeye başladık . Bu sırada odanın kapısı açıldığında ikimizde geln kişiyi görmek için o tarafa döndük . Gelen ağabeyimdi . " Günaydın" dedi buz gibi soğuk sesiyle " günaydın " diyekarşılık verdi Tuğkan . Ben hiçbir şey demedim. Yatağın kenarına durudu . " Çıkışını yaptım aşşağıda bekliyorum " diyip odadan çıktı . Cevabımı beklemedi . Onunla konuşmayacağımı anlamış olmalıydı ancak onunla gelmeyeceğimi anlayamamış herhalde . " Ben çıkayım hazırlan sen " dediğinde " Tamam" dedim . Tuğkan çıktıktan sonra kıyafetlerimi giyiyp bende odadan çıktım . Aşşağıya indiğimde Tuğkan kendi arabasının önünde , Pamir kendi arabasının önünde duruyordu . Pamiri pas geçip Tuğkanın arabasına bindim . İkiside şaşırmıştı . Ben ağabeyimi tanımıyordum . ONun arabasına binmemi gerektiren hiçbir şey yoktu . Tuğkanda arabaya bindiğinde ağbeyim hala arabanının önünde duruyor ve bana bakıyordu . Tuğka hiçbir şey söylemedn arabayı çalıştırdı . "Eve gitmewk istemiyorum" dedim . Başıyla anladığını belirtti . Sessiz yolculuğumuz sinirimi bozmuştu . Düşünmek istemiyordum . " Elimradyoya gitti . Rasgele birkaç kanal ilerlediğimde Little mix in Little me şarkısına denk geldiğimde dinlkemek için biraz sesini yükselttim . Şimdi daha iyiydi . En sevdiğim şarkılardan biriydi . Kendimi daha iyi hissettiriyordu . Sahile yakın bir yol kenarında durduğumuzda sahile geldiğimizi anladım " İnelim " dedi . Arabadan indiğimizde sahil kordonununda bir banka oturduk . Uçsuz bucaksız deniz karşımızdaydı . Tuğkan yanımdaydı . Daha iyi gelebilecek hiçbir şey yoktu . ÖNümüzden kahve satan bir adam geçtiğinde ikim için de sıcacık çayları aldık . Denizi izlemeye başladığımızda çekinmedne konuştum . " Sen benim huzur veren denizim gibisin " dedim . " Önceden kafamı dinlemek için daha iyi hissetmek için buraya denizi izlemeye gelirdim . Şimdi aban deniz izlerkenki kadar huzur veren sen varsın dedim . Cümleyi kurarken denize bakıyordum sonuna doğru gözlerimi Tuğkanın kahverengi ışıltılı gözlerine çevirdim . Gülümsediğinde ben de ona gülümsedim . " böyle hissettirebildiğim için benden daha mutlusu yok " dediğindeçayımdan bir yudum aldım . Denizin kokusu burnumdan ciğerlerime doğru yol alıyordu . SIcak çay ise içimi ısıtıyordu . Ne dönerse dönsün hayatımda , bu anları hatırladımda he hzurulu ve mutlu hissetireceğini biliyordum . Tuğkan bir şeryler söylemk için sürekli hareketleniyordu ancak konuşamıyordu . Olanlar hakkında soru sormak istiyordu . kafasında bir sürü soru işareti olduğunu biliyordum . Şimdi bu konular hakkında konuşup bu büyülü anı bozmak istemiyordum ancak onu da soru işaretleriyle de bırakmaya gönlüm el vermiyordu . " Aile meselelerim biraz karışıktır ve bende panik atak var ondan bayıldım dün akşam " dedim . En azından birkaç sorusana cevap olabilecek bir cümleydi . " Anlıyorum" dedi ardından ekledi " serum takan doktor bir ara psikoloktan randevu almanın iyi olabileceğini söyledi " haklıydı bir bilirkişinin hayatıma dokunması gerkiyordu . Ataklarım artık kendi baş edebileceğim şeyler olmaktan çıktı . " Evet en kısa sürede bunu halledceğim" dedim . " Senin için endişeleniyorum " dediğinde tüm kayıp parçöalrım birleşiyor gibiydi . Tü zehirli sarmaşıklarımda çiçekler açtırıyordu . " İyi ki varsın" dedim sadece " sende " diye fısıldadı . Onu üzmek istemiyordu . Bu karanlık bataklıktan çıkmak için mükemmel bir sebebim vardı . Tuğkanla güzel anlar yaşamak için normal insanlar gibi yaşamak için bir sebebim vardı . Artık karşıma çıkan her şeyle öncekinden daha güçlü savaşabilirdim . Saatlerce bu bankta oturmuştuk . Sessizliğimiz bileoldukça gürültülüydü . Hislerimiz konuşuyodu . Onun parlak gözleri güzel gülümsemesi her şeyi özetliyordu zaten . Arada bir gelecekten geçmişten birbirimize küçük anları anlatıyorduk . Güzel bir çocukluk geçirmişti . Sıcacık bir yuvada büyümüştü . Epeyce de haylazmış ama . Bazı anılarına o kadar çok güldüm ki karnım ağrıyordu . Benim çocukluğumu da onunla beraber yaşacaktık . Beni lunaparka götürmek istediğini söylemişti . Onun çocukluk anılarını dinlerken ne kadar imrendiğimi anlamış olmalıydı . Zaten açık açıkta söylemiştim . Hislerim , gerçeklerimi asla saklamıyordum . Tüm kartlarımı açık oynuyordum . Lunaparka gidermiş hep ablasıyla küçükken . Bir sürü anıları vardı . Onun lunapark anılarına ortak olmak istiyordum . Bidiği çoğu aletten çok korkuyordum . Hız treni , gondol , k******e gibi bir çok şey vardı . Korkularımı onunla beraber yenmek istediğimi söyledim . Tıpkı kedileri sevmekten korktuğum gibi . Zili kediden de ben bahsettim ona . Zillinin beni nasıl tırmalıdığını anlattığımda şakadan nasıl öyle bir şey yapar ona çok kızacağım dedi . Tuğkan benim ilk erkek arkadaşımdı . Sevgiler ne yapar ne konuşurlar bilmiyordum ama biz şimdilik böyledik . Birbirimizi en derin kuyularına inmeye ve keşfetmeye çalışıyorduk . Yaraarında bahsetmesini istiyordum . Belki bende onun yaralarını sarabilirdim ama belli ki o da bugünün büyüsünü bozmamak için güzel şeylerden bahsettmek istiyrdu . Bir an şeyi hissettim . Sanki tüm hayattan soyutlanmış gibiydık . Güneşin batışını beraberizledik ardından akşamın karanlığı bastığında eve gitmek için kalktık . Hiç bitmesin istedim . Hatta biraz doyumsuzca davranarak bu anlardan daha fazlasının yaşanmasını da diledim . Hayatımda hiç bu kadar iyi hissetmemiştim ki . Daha fazlasını istemek hakkımdı değil mi ? Bu bile çok güzeldi . Yetinebilir miydim blmiyorum ama çokça şükrettim . Onunla taşıtığıma , onunla yaşadığım her an için şükrettim . Evin önüne geldiğimizde beni beklediğini bilmiyordum . İyi akşamlar diyip kendi katımda durdum . Tuğkansa kendi evine doğru gitmek için merdivenlere yöneldi . Çantam üzerimde değildi bu yüzden ayakkabıların arasına sakladığım yedek anahtarla eve girdim . Oturma odasında oturan ağabeyimle direkt göz göze geldik. Kapıyı kapattım ve anahtarı masanın üzerine atıp odama geçecekken ağabeyim " Otur " dedi . Dönmek ve odama çekilmek arasında kalmıştım ancak odama gidemedim . Ne diyeceğini merak ediyordum . " Beni görmezden mi geleceksin ?" diye sordu ben karşısındaki koltuğa otururken . Oturduğumda " Seni tanımıyorum . " dedim dik dik ona bakarken . Tek kaşını kaldırıp sanki mümkünmüşcesine yüzü daha da kaskatı kesildi . Ellerini dizlerinin üzerine koyup ağırlığını öne doğru verdi " Ağabeyinim " dedi şaka gibi . " Beni bir başıma bırakn bir yabancısın " dediğimde " Şartlar öyle gerektirdi " dedi . " umrumda değil sana ihtiyacım yok" dedim ve ben de sordum " Annem ve babam ? " dedim . " Tanımadığım insanlarla konuşmuyorum o zaman " dedi . Bana meydan okuyordu . Ne kadar merak etsemde irdelemedim . Bana değer vermeyen , üzen her şey benden uzak durmalıydı . "Peki . " dedim ve oturudğum koltuktan kalkıp odama geçtim . Pijamalarımı giyip yatağa girdim . Telefonum defalarca çalmıştı . Özel ders için öğrenciler aramıştı ancak onları dönmek için sabahı bekleycektim . Gözlerimi yumup uykuya daldım . Odama giren güneş ışıklarının beni uyandırmasıyla güne başladım . Vitaminlerimi alıp hazırlandım . Ardından evden çıkıp özel derslere yetişmeye çalıştım . Tuğkan birkaç kere arasada hızlı tempodan ona dönememiştim . Akşama doğru arayıp sahilde buluşup buluşamayacağımı sordum . Müsait olduğüunu belirtip orda buluşmak için sözleştik . Yürüyerek sahile vardığımda aynı bankta oturup beni beklediğini gördüm . Arkasından sessizce yaklaşıp bir anda önüne çıktım ve " Ben geldim" dedim uzatarak ve neşeli bir sessle . Ayağa kalkıp bana sarıldı . Klabim o kadar hızlı atıyordu ki . İlk defa sarılmıştık . Ellerimi onun beline sarıp bende sarılmasına karşılık verdim . " Hoşgeldin " dedi . Daha sıkı sarıldım . Günün bütün yorgnluğu bütün derdi tasası gitmişti . Bir süre öyle kaldık . Tuğkan üzgün gibiydi sanki güç almak istermişcesine sarııyordu . İLk önce ben kollarımı belinden çekip uzaklaştığımda gözlernin kapalı olduğunu gördüm ve ardından açtı. Banka oturduğumuzda " neden telefonumu açmadın ? " diye sorduğunda " Dün hiçbir özel derse gidemedim bugün onları telafi etmeliydim . " dedim " seni merak ettim" dediğinde başımı sola doğru eğip munzurca gülümsedim "demek merak ettin öyle mi ? " dediğimde " Öyle hanımefendi " dedi . Birbirime şakalaşırken böyle hitapetmemiz hoşuma gidiyordu . " Peki beyefendi " dediğimde burukça güldü . " Üzgün müsün ? " diye dorduğumda " Biraz canım sıkkın " dedi . " Bana anlat dertlerini . . . " dedi ve ekledim . " Anlat ki anlayabileğim ve hissedebileyim " dediğimde gözleri benimle buluştu ve kahverengi berrak gözleri yaşla doldu . Onu ilk defa böyle görüyordum . . .
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD