bölüm 4

2205 Words
Yavaş adımlarla yataktan kalkıp mutfağa ilerledim . Ayaklarım sanki çekmiyordu . Üniversiteye gitmeye hazır hıssetmiyordum . İyi değildim . Bu kadar etkiledi beni... Aklım almıyor . Kahr suyunu koyup kaynamasını bekledim .Su kaynarken bircok şey düşünüyordum . Tüm gün uyumak isiyordum . Kahvemi alıp koltuğa oturdum .Bütün yapmam gerekenlerin listesini yaptım . İlk önce kampüse geçip derslerime girmeliydim sonra özel ders için görüşmeye girmeliydim . Tabiki yelizle olan özel derse gitmeliydim . Ardından da faturaları yatırmaya geçmeliydim dusunurken bile mental olarak hem de fiziksel olarak yorulmuştum . Kahveden bir yudum aldım . Zil çalıyordu . Cidden evin zilini sökmek için an kolluyordum . Kalkıp kapıyı açtığımda karşımda Gülten teyze ve Tuğkanı gördüm . Gözlerimi ovusturup gerçek olup olmadığını anlamaya çalıştım . Tuğkanın elinde büyük bir tencere vardı . Gülten teyzenin elinde ise bir demlik vardı. " Kız ne bekliyorsun çık kapıdan " dediğinde kenndime geldim . Rüya değildi . "Ah! Hoşgeldiniz " dedim ve kapıyı tamamen açtım . İçeri önce Gülten teyze girdi ardından giren tugkana ne oluyor bakışı attığımda omuzlarını silkip o da içeri girdi . Kapıyı kapatıp onları takip etmiştim . Ellerindeki seyleri mutfağa bıraktılar ve Gülten teyze konuştu " bu çorbayı her öğününde içiyorsun . Çayıda aklına geldikçe iç " dedi ve soluklandı . "Şimd siz içeri geçin ben bir taşım kaynatıp getiriyorum " dedi . Tuğkanla birbirimize bakıyorduk . "Niye zahmet ettin Gülten teyze ben iyiyim " dedim . "Sus sus Tuğkana buluştırma diye hemen iyileşmeni istiyorum zilli " dediğinde tuğkanla gülüşmüştük . İçeri geçtiğimizde Gülten teyze mutfakta çayın altını yakıyordu . "seni çok seviyor "dedi . " ya ya ne demezsin dedim . " dalga geçer gibi . "Öyle dediğine bakma seni kızı gibi seviyor " dediğinde " aynen zilli kızıyım " dediğimde ikimizde gülmüştük . Sanki gönlümdeki soluk karanlık bahçeye güneş gibi açmıştı . Gözleri sanki yıldızlardan bir parçaydı . Işıl ışıllardı . Gerçekten bu kadar mutlu muydu ? ya da onun da izi geçmneyen yaraları var mıydı ? varsa nasıl başa çıktığını merak ediyordum . Gülüşü incilerdendi . Yalnız kaldığında nasıl hissediyordu . Onunda peşini bırakmakmayan kabusları var mıydı ? Ben bunları içimden geçirirken lafa girdi " Çok güzel gülüyorsun " dedi. "teşşekkür ederim" dedim utanarak . Sesim o kaadar kesik çıkmıştıki bir tuhaf hissettim .Mustfaktan elinde tepsiyle geln tepsiyi elinden almak için uzandığımda " Otur otur gripli " dedi bana . içimden geçirdim bir bu eksikti . Başka takmadığı lakap var mıydı acaba ? Tuğkan "İnsan sevdiğiyle uğraşır " dedi . Tepsinin üzerinde olan üç büyük bardak vardı . Birine uzanıp aldım . çok güzel kokuyordu . Ne çayı olduğunu merak etsemde Gülten teyzeden azar işitmemek için sustum ve tadına baktım. Kokusu kadar güzel olduğu söylenemezdi ama fena da sayılmaz . Yudum yudum içerken aslında ne kadar istemesemde gelmeleri daha iyi hissettirmişti . Yalnızlıktan korkuyordum . Önceeden değil şimdiden sonra . "Senin anan baban yok mu kızım " dedi Gülten teyze . Ne diyeceğimi bilemediğim içtiğim çay boğazıma kaçtığında öksürmeye başladım . Tuğka sırtıma vursada çay genzime kaçmıştı . Soluk soluğa kalmıştım. Nefes alıp biraz soluklandım . Boğazımı temizleyip "Annemle babam ayrı farklı şehirlerdeler ben de gördüğün gibi burdayım " dedim zorla gülümsemeye çalışırken . "Görüşmüyor musunuz ?" diye sordu Tuğkan . "Sadece ay başı kartıma yatırdıkları parayla görüşüyorum" dedim. Şaka yapıp ortamı yumuşatmak konuyu değiştirmeye çalışsamda olmadı ." Kardeşin var mı peki ? " diye sorduğunda yüreğime yumru oturdu . O en derinlere gömdüğün pırangalara hapsettiğim her şey gün yüzüne çıkmaya çalıştı . Saklı kutusundan çıkıp çığlık çığlak dorular dökülmek istedi . "Pek konuşmayı sevmiyorum bu konuları "dedim . Kabalık etmiş gibi de olsam konunun kapanması gerekiyordu . Benim için bu kadar şey getirmişlerddi , endişenmiş ve beni düşünmüşlerdi ancak konu geçmişimde yaşayan insanlara gelince konuşamadım . Geçmişten gelip beni yerle yeksan edebilecek bir çok kişi vardı . Geçmişim gölgesinde yaşamak istemiyordum . Ben o geçmişden kaçarken sanki bir hayaletmiş gibi peşimden geliyordu . Korkunç , sürekli takip eden ve azılı bir katildi . Geleceğimi bugünümü öldürmek için peşimde olan katil ... "Kusura bakma kurcalamk istemedim sadece - " dediğinde sözünü kestim pişmanlık duymalarını istemezdim . " Olur mu öyle şey " dedim ve konuyu değiştrmek için gerçek bir hamle yaptım ." Ne çayı bu gülten teyze" dedim. İçinde bulunan ıhlamurdan köyden getirdiği yayla çayından ve binbir türlü ottan bahsederken aklıma dersim gelmişti . Saat kaçtı ? Telefona uzanıp saate baktığımda derse on dakika vardı . "derse geç kaldım eyvah " dedim . "ne dersi bu halde "dedi gülten teyze ve ekledi. "Hemen yatmaya bizde kalkalım Tuğkan oğlum çayını içtiysem " "evet evet " diyip onu onayladı . yolcu etmek için kapıya ilerlerken " ben sana demedim mi ! yatağa hemen iyice dinlen . Akşam yine gelirim " dedi başımı sallayıp gitmelerini izledim . Onlar kapıdan çıktığı gibi hemen odaya koşup hazırlanmaya başladım. Devamsızlık hakkım çok az kalmıştı . Bunu göz önünde bulundurmalıydım . Üzerimi giyindikten sonra aynaya geçip saçıma başıma bakmak için . Korkunçtu tek kelime için . Direkt aklıma Tuğkanın iltifatı geldi . Gözlerim aynadaki görüntümdeki dudaklarıma kaydı . Güzel mi gülmüştüm ? aptal aptal sırıtmaya başladığımda bu sefer sinir bozucu evin zilindense beynimde bir zil çaldı ve bana o tatsız soruyu yöneltti . "Mirza haklı mıydı? " zilin sesi azaldı . " Tuğkandan mı hoşanıyorsun ? " dediğinde sessizlik oldu . Bu mümkün olamazdı . Olur muydu ? Daha önce hissetmediğim bunun ne olduğunu bilmiyordum . Bana iyi gelen biriydi sadece bence . Herkese karşı iyi , neşeli brirydi sonuçta . Böyle çok insan tanıdın Jülide ama hiç biri zihninde soru işaretleri yaratmamıştı ... Hızlı olmam lazımdı aynayla dakikalarca bakışmam ve iç mahkemelerinden sonra hemen ayakkabılarımı alıp Gülten teyzeye yakalanmadan binadan çıkmaya çalışacaktım . Kapının önüne çıkıp hemen kilitledim . Ayaklarımı giyip aşşağı inerken bir anda Tuğkanı gördüğümde ufak bir korku nidası çıktı dudaklarımdan . "ŞŞŞ" dedi . " Yatmayım derse geleceğini biliyordum . Benimde dersim var gidelim " dedi . Sevindim . Hiç daha önce bu kadar sevinmemiştim . İçimdeki taze yangına su gibi yetişmişti . Jülide ,jülide ... İçime çoktan tuğkana ilgi tohumları ekilmişti bile . başımı sallayıp onunla okula doğru yürümeye başladım . Yürüken biraz havadan sudan sohbet ediyor baazende derin bir sessizlik yolcuuğumuza eşlik ediyordu . Kampüse grdiğimde hiç istemediğim bir manzarayla karşılaştım. Onlarla hemen karşılaşmayı bırak yanımda Tuğkanla karşılaşmayı hiç planlamamıştım . Birkaç saniye gözlerim eski arkadaşlarımla buluştu. İğneleyici bakışlar karşısında neye uğradığda sasşırdım. Bu insanlar benim yıllarımı geçirdiğim iki gün öncesine kadar arkadaşım olan kişilerdi . Tuğkan bakışlarımın odağını fark edip " Olanları biliyorum . " dedi sadece . Yönümü ona çevirip " neyi " dedim öğrenmek için . "Geliyor " diyip arkamı gösterdiğinde Mirzanın bize doğru yürüdüğünü far ettim . Onunla konuşmak istemiyordum ayrıca dersim .oktan başlamıştı . "Ben dersliğe geçiyorum " diyip fakulteye yürüdüm . Fakulteye girdikten birkaç dakika bile geçmeden insanlar dışarı doğru koşuyordu . Merak edip birini durdurup sordum nereye gittiklerini . Kampüsün ortasında kavga çıktığını söklediklerinde aklıma Mirza ve Tuğkan geldi . Bende geriye dönüp dışarı çıktığımda Tuğkan ve Mirzanın arasına girip ayırmaya çalışan öğrencileri görünce koşarak o yöne gittim . Tuğkanın dudağı kanıyordu . Mirzaya dönüp baktığımda sadece bağrıyordu hırçınca onları tutanların arasından sıyrılıp Tuğkana ulaşmaya çalışıyordu . Tuğkanın yanıa gidip kalabalığın içinden onu alıp revire doğru götürdüm . Heyecandan etrafta duyulanları duymuyordum . Önümdeki görüntü bulanıklaşıyor kalp atışlarım hızlanıyordu . bir yandan da tuğkanı çekmeye çalışıyordum . Revire girdiğimizde Tuğkana dönüp yüzüne baktım . Sadece dudağı patlamıştı . Yüzünün ifadesi kaskatı kesilmişti . Hemşire yanımıza gelip tuğkanı sandelyeye otutturup pansuman malzemelerini almak için dolaba gitti . Çok acıyor muydu dudağı . Gözlerimi dudağındki kan dolu köşeden yukarı çıkartıp gözlerine çıkarttım . Bana bakıyordu . Gergindi . Gözlerindeki ışıltıya sanki karanlık bulaşmıştı . Hemşire gelip pansumanı yaptıktan sonra üniversiten çıkıp en uzaktaki banka oturduk . Kmapüsten çıkarken Mirzayla karşılaşmamak için dualar etmiştim . Oturduğumuzda " Ne oldu bir anda " diye sordum . Gözlerime baktı . "Mirza seni ondan ayırdığımı düşünüyor " dedi . "Ee bu yüzden mi kavga ettiniz " gözlerim dolu dolu olmuştu . "O saldırdı " dediğinde Mirzaya çok sinirlendim . Ne oluyordu bu çocuğa bu kadar saldırgan bii değildi . Birinin benimiçin kavga ettiğini düşündüğümde midem bulandı . "Çok özür dilerim benim yüzündem oldu " dediğimde gözümden yaşlar düşmeye başladı . Eliyle gözümden akan yaşları silip " Üzülme ya da özür dileme" dediğinde içim daha fazla ezilmişti . Kıyamamıştım ona . Canı yandığı için o kadar üzülmüştüm ki ... Bugün sanki her şey ters gitmek için yeminli gibiydi . Karşıdan karşıya geçerken yolun ortasında siyah bir arabanın kornasıyla ufak bir kalp krizi geçirdim . Tam burnumun dibinde duran arabanın önünde öylece dondum . İkinci bir korna sessiyle geçirdiğim şoku atlattım . Arabanın camları tamamen siyah film ile kaplıydı . Kim olduğunu göremiyordum . Artık yola devam etmeliydim vakit kaybediyordum . Koşmaktan ritmi bozulan kalbim bu korku etkeninden sonra artık ritmini kaybetmiş delice çarpıyordu . arabaya bakarken ve elimle işaret ediyor olduğum anda arabanın kapası açıldı . Önce ayakkabıları ve siyah kumaş pantolonun paçası göründü . Birkaç saniye içinde hayatımın en büyük şokunu yaşayacağımı bilmeden tamamen inmesini izledik. Yüzünü görmemle kalbim durdu sandım . Bir an sanki tüm fonksiyonlarım sonlandı . Kalbimden öyle ince bir sızı geçti ki anlatamam . Adenden destek almak istercesine koluna sarıldım . O an gerildiğimi fark etti . Arabadan indi . İnen kim miydi ? Geçmişimin katiliydi . Ruhumu karanlık zindana hapseden , benim tüm ışıklarımı çalıp kaçan kişiydi . Pamir Beni görmemişti , henüz . Ağır adamlarla matematik bölümünün olduğu binaya doğru ilerliyordu . Yıllar geçmesine rağmen heybetinden hiçbir şey kaybetmemişti . Siyah takım elbisesi ve içinde tek bir düğmesi açık olan beyaz gömleği vardı . Yüzünde tek bir mimik yoktu . Bu kadar uzaktan bile onun buz gibi mavilerini görebiliyordum. Kaç yıl geçmişti ? En son ne zaman bu mavilerde tutsak olmuştum . Pişmanlık . Benim elimi kolumu bağlayan , içten içe beni çürüten . Suçluluk . Tüm bu duygular zihnimi o kadar yoğun bir şeklide esir almış ki bana bir şeyler söyleyen Aden'in sesi uğultulu geliyordu . Zihnimi berraklaştırıp ne dediğine odaklanmak isterdim ancak Pamir 'in esareti beni sarmalamışken nefes almak bile güçtü . Birinin nefreti sizi ne kadar yıkabilir ? Nefret , içinde çırpındığım o mavi okyanus ... Onun nefreti kırmızı değildi kan dolu değildi , intikam barındırmıyordu . Onun nefreti masmaviydi , boğucuydu ve en yıkım içereniydi... Ne zaman Almanya'dan dönmüştü ? Neden buradaydı ? Bir çok soru birikse de cevap aramadan önce uzaklaşmalıydım . Kendimi daha fazla tutamayıp hıçkırıklar içinde ağlamaya başladım . Dudaklarımdan sadece şu cümle dökülüverdi . "Ağabeyim , geri döndü ." Gürültülü sese irkilerek uyandım . Korkuyla odamdan çıkıp sesin geldiği yöne ilerlediğimde Pamiri salonun ortasında görmemle sakinleştim . Sadece masanın üzerindeki vazo düşmüştü . Ben bir ona bir yerdeki paramparça vazoya bakarken sırtını dönüp balkona çıktı. Porselen parçalarına basmamaya dikkat ederek onun ardından balkona çıktım . Hala tam manasıyla ayılamamıştım Saat kaçtı ? Gecenin bir körü olmalıydı çünkü gökyüzüne yıldızlar konmuştu . Pamir balkonun demirliklerine kollarını yaslamış karşıya bakıyordu . "Artık konuşacak mısın ?" dedim . Kapının girişinde duran bana birkaç büyük adımda yaklaşıp kolumdan tuttu . " Konuşacak bir şey yok çekil başımdan " diyerek beni balkondan dışarı yönlendirdi . "Öğlenki tavrın neydi öyle beni mahcup ettin ?" dedim balkondan çıkmamaya direnirken . " Dediklerimi yap sadece yoksa üzülen sen olursun " dedi biraz daha sakin gibiydi . "Böyle agresif davranmandan nefret ediyorum " dedim. Gözlerim çoktan dolmuştu . Sanki bunu fark etmek istemezmiş gibi gözlerime bakmadı . Kapının eşiğinden çekilip geri balkona geri döndü . Öylece kaldım birkaç dakika . Rüzgarlı hava içimi ürpertti . Koluma baktığımda kıpkırmızı olduğunu görmemle tüm üzüntüm yerini sinire bıraktı . Hızlı adımlarla karşısına geçip kolumu ona uzatarak bağırdım . "Beğendin mi yaptığını bana bak " dedim . Önce gözleri beni buldu sonrasında kolumu görmesiyle dehşetle bana baktı . "Sen ne - " cümlemi tamamlayamadan beni kolarının arasına alıp sımsıkı sarıldı . . . KAÇMAYA DEVAM EDERSEN KAYBOLACAKSIN KÜÇÜĞÜM. ... Saatlerdir beklediğim otobüs sonunda geldiğinde akbilimi basıp boş koltuklardan birine oturdum. Kulaklığımın sesini biraz daha açtım . Dış dünyadan bütün bağlantımı kesmiş gibiydim . Başımı cama yaslayıp gözlerimi kapattım. Birkaç şarkı bu şekilde ilerdim sonra kafama vuran şiddetle bir cismin oluşturduğu acıyla sıçradım . Gözlerimi açıp kulağımı çıkardım . Kızgınlık ve şaşkınlıkla etrafımı tararken bana yere düşmüş bir çok çizimler olduğunu gördüm . Ardından tüm bağrışmalar kulağıma ilişti . O kadar yorgundum ki ayılamıyordum bir türlü . Bu dar otobüsün içinde kavga eden iki genç erkeği fark etmem birkaç saniyemi daha aldı . Otobüste ben , sürücü , bu kavgacı iki adam ve yaşlı bir teyze vardı . Teyze sadece bağırıyordu . Şoför aracı kenara çekti ve aralarına dalıp ayırmaya çalıştı . Ona yardım etmek için aralarına girmeye yeltenmiştim ki uzun boylu sırtı dönük çocuğun kolunu tutmaya çalıştım ancak beni cama savurması saniyelerini almıştı . Kafamı cama vurmamla gözüm karardı ve yere düştüm . Ardından küfürler işittim bir dolu ve otobüsten birinin indiğini gördüm . Şoför ve kavga eden çocuklardan biri kollarımdan tutup beni kaldırdıp koltuğa oturtturdu . Sızlanarak elimi kafamın arkasına götürdüm . Fazlasıyla ağrıyordu . Arabadan inmek için kendimi zorladım ve eve doğru yürüme devam etmey başladım . Hayatım parça parça olmuştu artık zaman algı bütünlüğünü kaybetmeye başlamıştım. Bir dönüm noktasına girdiğimi biliyordum . Ya kendime gelip savaşmalıydım ya da bu bölüp kopuk anlarda ölmeyi bekleycektim ... her şey yeni başlıyordu . . .
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD