bölüm 5

2018 Words
Çarem yoktu . Bu geçmişimimi silememiştim . Hayatın herkesi sınayışı bir olmuyordu. Dayanamaycağım bir fiziksel acı çekmemiştim ama mental olarak çok fazla acı çemiştim . Eğer iplerin birbirine dolanmaya başladığı zamana döndüm . Lise birinci sınıftaydım . İlk günlerden nefret etmeye o gün başladım . Yabancı bir ortama düştüğüm ilk an . Yabancı yüzler vardı dört bir yanda . Yeni insanlarla tanışmayı düşündüğüm an ciğerimi ilk alev o zamanda , o günde düştü . Her ergen bireyde olduğu gibi çalkantılı dönemler geçirdim . Diğer bir çok sağlıklı mental sağlığı olan insandan farkım panik atak hastası olmamdı . Yoğun anksiyete dönemleri geçirdim . Bazı günler yataktan çıkmaya korktuğum günler oldu . Dışarıda beni bekleyen bir çok tehlike olabilirdi . Ölmekten o kadar çok korkuyordum ki . Düşünürken bile nefesim darlanmıştı . Cİğerlerim yanıyordu . Tam anlamıyla içime düşen ateşi hissedebiliyordum . Soluklarım sık ve hızlı ama aldığım oksijen bana yetmiyordu . İlk başlarda kapalı alanlardan korkmaya başladım sonrasında yaşadım her anda kötü bir olay meydana gelirse nasıl kaçabileceğimi düşünmeden bir dakika bile yaşamadım . Sürekli ellerim titriyor bacaklarım sanki beni taşıyamayacağını işaret eder gibi zangır zangır titriyordu . Ardından sadece kapalı , karanlık alanlardan korkmayı ve yaşanacak kötü olaylardan korkmayı daha da ileri götürdüm . Artıkinsanlardan korkuyordum . Her cümlelerinde bir yalan arıyor , benim hakkımda ne düşündüklerini tahmin etmeye çalışıyordum . Etrafımda insanlar olmasına rağmen yalnızlık çekiyordum .Sonrasında insanlar olmadığı için daha gerçek bir yalnızlık çektim . Dahası da var bu zincir her geçen günde ayda artmaya ve şiddetlenmeye başladı . Yaşadığım evin güvenliğinden sağlamlığından tuttum aldığım nefesin temizliğine kadar . Aklımı kaçırmak üzereydim bu dönemde daha iyi hissetmek için çok dualar ettim bir mucize olması için . Aynı zamanda lise yıllarım herkesin en çok eğlendiği gerçek dostlar edindiği yıllarda ben anksiyeteyle ataklarla uğraşıyor ölmemek için kafamda kuruntular yapıyordum . Pamir . . . Neden beni bu kadar çok sevdin ağabeyim ? Beni bu kadar çok sevmeseydi bu kadar acı çekmeyebilirdim . Beni seven birini üzmek en büyük korkularımdan biriydi . Pamir ağabeyimden sonra daha da yoğunlaştı bu korku . Duygu durumlarım çok çabuk değişiyordu .Çok fazla düşünüyordum . Kalabalık bir isan topluluğu içine gidiğim zaman sanki akıllarından geçirdikleri şeyleri bilmediğim için kendimi ateş hattında hissediyordum . Sıcak basıyordu . Ateşler içinde canlı canlı yanıyordum . Çığlıklarım bir yıldırım olup yeryüze düşüyor . Bütün umutlarım sulanmamış bir çiçek gibi soluyor yapraklarını döküyordu . İçimde fırtnalar kopuyor kalbim duygularım tüm fikirlerim sağdan sola savruluyor . Bedenim ise alevler içinde sımsıcak oluyor . Vücudumdaki tüm kan bir deniz gibi çekiliyor ardındansa bir deniz gibi hırçın dalgaların kayalara vurduğu gibi kan damarlarıma hucum ediyordu . Hislerimi betimlemek cümlelere dökebilmek hiç yaşamamış bir insana anlatmak o kadar zoedu ki . Kimseden empati bekleyemiyordum kendi aklımın ve bedenimin bana karşı savaş açtığını ben bile kabullenemiyordum . Başkalarının beni anlamasını bekleyemezdim ama ... Bir zamanlar beni anlayan bir ağabeyim vardı . En azından beni anladığını düşünmemi sağlayacak kadar zeki bir kardeşim vardı demeliydim . Çok kalın duvarları vardı benim için onları aştığını düşünmüştüm ama bu konuda da yanılmışım . Çok zehirli biriydi . Fazlaca tehlikeli oyun oynamayı seven bir kişiliğ vardı . Mucizem oldu ... Ağabeyim yurt dışına göderilmişti . Orada akrabalarımızın yanında kalıyordu . Yıllarca onunla hiç konuşamadım . On yedi yaşıma kadar babannemle yaşadım o öldükten sonrada tek başıma yaşımaya başlamıştım. Ben on beş yaşında liseye başladığımda ağabeyim on sekiz yaşındaydı . İlk iki yıl ataklarla ve korkularla savaşırken o bunların hepsinden habersizdi . Babannem hastanmaya başladığında o ağabeyimle iletişime geçmişti . Babennemde numarası olduğunu biliyordum ama asla o numaraya ulaşıp onunla konuşamamıştım . İlk kez karşılaştığımızda bana sarılmamıştı bile tersleyp babannemle ilgilenmişti . Onun için bir yabancıydım ama benim için öyle değildi . O benim korkmadığım yanında endişenmediğim nefes alabildiğim tek insandı . Güvenli bir liman gibiydi . Zamanla her şeyi atlamamda yardımcı oldu . Adım adım beni anladı dinledi önemsedi ve hayatla ilgili bir çok şey öğretti . Pamirin kahverengi gözleri vardı . Gözlerine saatlerce bakabilirdim . Hayrandım . ONun gibi olmak istiyor ne yaparsa taklit ediyordum . Sonra o kara gün geldi . Babannem vefat etmişti . Ağabeyim onu ölü bulmuştu sonra ambulansı aramıştı ve hastane işlemleriyle ilgilenmişti . Cenaza sabahından bir gece önce uyuyamıyordum . Babanennemin varlığına o kadar alışmıştım ki . O bana annelik yapmıştı ama şimdi toprağın altındaysı . Pamirin bizimle yaşamaya geldiği o upuzun iki yıl içinde hiç ağlamamıştım çünkü bana güçlü olmayı doğru bir şekilde savaşmayı öğretmişti ama ölüme ayrılığa hazır değildim . Yatağımda yatmış gecenin bilmem kaçında hıçkırıklar içinde ağlıyordum nefes alamıyordum . Pamir sesimi duyup odaya geldiğinde baş ucuma oturup saçlarımı okşadığında biraz sakinleşmiştim . En azından ağabeym yanımda diye düşündüm . Sabah uyandığımda ne mi oldu ? Ev bomboştu . Ağabeyim nereye gitmişti ? Tüm evin içinde onu aradım ama yoktu . Balkona çıkıp dışarı bakındım . Belki markete gitmişti olamaz mıydı ? Bekledim . Tüm gün balkonda bekledim . Geri gelmedi . Gitmiş miydi ? Beni yalnız mı bıraktı ? Beni de götürseydi keşke . Annem mesaj atmıştı o gün bankaya para yatıracağını ve kendi ayaklarımın üzerinde durmamın gerketiğinden bahsetmişti . Beni zorlayan tek başıma bir evde yaşamak değil ağabeyimin beni yarı yolda bırakmasıydı . Yarı yolda bırakmış sayılmazdı aslında bana hiç " hep yanında olacağım" demedi ama bu şekilde biteceğinden de bahsetmemişti . O benim ailem olmuştu iki yıl boyunca ilk defa ailemden kanımdan biriyleydim . Beni şevkatiyle ölümden kurtaran bir ağabey nasıl geride bırakır giderdi ki ? ilk zamanlar çok üzüldüm çok hırpaladım günlerce balkonda belki gelir diye bekledim ama yıllarca dönmedi . Hiç mi beni merak etmedi ? Bekledim ama gelmeyince kendi hayatımı yaşamam gerkiyordu artık . Ondan neferet ettim . En kolay yolu buydu . Böylece içimden söker atarım sanmıştım . Ancak tek yaptığım kendimi zehiremek olmuştu . Bahçede biten yabani otları temizlemeye çalışırken tüm güzel çiçekleri solduruyordum . Evet onu geçmişe gömmeye başarabilsem de kendimi de o toprağın altına koymuştum . Sonrasında hayatıma Doğukan ve Buğlemle arkadaş oldum ama bu sefer ağabeyimin bana karşı ördüğü duvarları ben de onlar için ağabeyimden öğrendim gibi ördüm . İçeri almadım kimseyi ancak üniversite başladığında yıllar içinde o yabani otarı öldürmek için döktüğüm zararlı gübreden eser kalmamış benim bahçem için verim kaynağı olmuştular . Üzgündüm onları kaybetttiğim için ama ağabeyimden sonra bir çok acı hafif geliyordu . O gün fakültemin önünde onu gördüğümde paramparça oldum . Tüm benliğim kayboldu o atakalrımın sık olduğu anksiyete dolduğum gecelerden bile daha kötü oldum . Böyle mi karşılacaktık ağabey ? Hiç değişmemişti hatta daha da güçlenmişti . Önce sol koluma bir uyuşma geldi sonra tüm bedenime yayıldı ama bayılamamak için direndim . Otobüs durağına gittim zar zor . Kabuk bağlayan tüm yaralarımı kanatıyordu . Onu sadece görmem bile geçmişin tüm sayfalarını yeniden açamam için yardımcı olmuştu . Otobuse bindiğim zaman gözlerimi kappattığımda aksilik beni buldu . Otobüsün için kavga eden iki genç adam vardı . Bu yüzden erken inip yürümek zorunda kaldım . Eve kendimi attığım gibi koltğa uzandım . Ancak midem o kadar çok bulanıyordu ki uzandığım koltuktan kalkmak zorunda kaldım . Hızlı adımlarla lavobaya yetişmeye çalıştım ve yediğim her şeyi kustum .Boğazımdaki acı tat yutkunmamı güçleştiriyordu . Elimi yüzümü yıkayıp koltuğa geri döndüm . Tuğkan . Tuğkanı unuttum . Gözyaşıma değen o naif parmaklarından sonra daha da kötü hissetmiştim . Kalbim yerinden çıkacak gibiydi . Gözyaşlarım olağan hızıyla akıyor . Göğsüm inip kalkıyor ve ciğerlerime nefes ulaştırmaya çalışıyordu . "Tuğkan " diyebildim sadec o gözyaşları arasında . Beni kollarının arasına aldı . "Benim için üzülme yoksa kızacağım sana zilli " dedi sesini yaşlı bir teyze sesine benzeterek . Gülten teyzeye göderme yapıyordu . O anda gülerken burnumdan sümüğün fırlamasıyla elimle burnumu kapattım . Bu durumu fark eden Tuğkan o kadar çok gülüyordu ki utançtan yerin dibine girecektim . Gülerken cevbinden çıkarttığı peçeteyi bana verdi . sırtımı ona dönüp burnumu temizlediğimde utançtan ne yapacağımı şaşırdım . " bizim zilli bir de sümüklü " dedi . ahh cidden bayılacaktım şimdi . Yeinin binlerce kat altına gidesim gelmişti . Onun gülüşü onun şakalaşması ve zarif kişiliği artık kalbimde yer edinmişti . Zorlamadım . Artık onun ne kendimden uzak tutacaktım ne de başka bir şey . Sadce onunla beraber akışa bırakmak istedim. Gider miydi ? Gitmezdi o belki de . O Pamir gibi kalpsiz biri değildi . Gitse bile ben terk edilmeye alışkındım zaten . Yine de ses korkuyla yaklaştı . Kafamda kurmaya başladığım an Tuğkana döndüm . O kadar çok gülmüştü ki dudağının kenarında yara bandında biraz kan dışarıya firar etmişti . Aklım ne mirza gelmişti ne de yaşanan olaylar sadece ilgilendiğim oydu . Yan yana oturuyorduk . yüzümü onun yüzüne yaklaştırdım ardından sağ elimi kaldırıp parmaklarımı kanın taştığı kısma değdirdim . Ardından Tuğkanın gözlerine baktım . Bir acı hissediyor muydu anlamak istemiştim . Gözlerindeki o ışıltı yine gelmişti . Hep böyle bakabilir miydi ? Tamam julide dur artık dedim içimden kendime . Belki de ben tuğkanın iyi niyetini yanlış anlamıştım . Tıpkı benim gözyaşımı sildiği gibi bende onun dudağının kenarındaki kanı sildim . Ardından kendimi geri çektiğimde aramızda uzun bir sessizlk oldu sessizliği bozmak istesem de bozmak için dikkatim fazla dağınıktı . "Gidelim mi ?" dediğinde eve doğru beraber yürüdük . Yolda giderken bana okuduğu kitaplardan bahsetti . Müzüik zevklerimizden konuştuk . Sanki birkaç saat önce kavga edilmemiş benim burnumdan sümük dışarı akmamış gibi sohbet ediyorduk . Birbirimizi tanıyorduk . . . Tam binanın önüne geldiğimizde giriş kapısının önünde boylu boyunca yatan kediyi gördük . Tuğkan bir sevinçle kediyi sevmeye başladığında bir adım geri durdum . Bunu fark ettiğinde " Korkuyor musun ? " dediğinde onaylar şekilde başımı salladım . O kediyi iyiyce kucağına yerleştirip " Gel sevebilrisin kucağımda bir şey yapmaz " dediğinde bir adım daha geri attım . Kedinin keyfi yerindeydi Tuğkanın kucağında iyiyce mayışmıştı . kedinin başını ve sırtını okşuyordu bu sevgi karşısında kedi gözlerini kapatıp uyumaya başladı . " Nereden geldi acaba "diye sordum . " Binanın kedisi daha önce görrmedin mi ? " dediğinde "Hayır " diye cevapladım . "İsmi ne biliyor musun ? " dedi Tuğkan .bilmiyordum . "Zilli " dediğide yalandan kızdım . "Daha ne kadar dalga geçeceksin ya" dedim . "Hayır cidden zilli " dedi gölzerini büyüterek . İnanmayan bakışlarla ona bakarken "Gülten teyzenin kedisi " diyip gülümsedi . İşte şimdi inanırdım . bir iki adım atıp Tuğkanın yanına geldim yanına çömelip kucapında uzanan kedinin başına doğru elimi uzattım . Bir süre öyle elimi beklettim çünkü korkuyordum daha önce de hiç kedilere yaklaşmamıştım ama korkumu yenmek istedim onun yanında . İlerde bir gün yollarımız ayrılırsa her kedi gördüğümde sevdiğimde aklıma o gelsin istedim . Yavaşca elimi indirip kedini başını okşadım . O sırada istemsizce yüzümü buruşturdum . "kedi sevmeyi hiç bilmiyorsun " dediğinde elmi çekip yüzümü düzelttim . "Kedi sevme kanunu mu var ya ben böyle sevmek istiyorum" dediğimde elimi tutup kedinin sırtunda gezdirdi . Elimi tuttu. Kedinin tüylerini arasında gezinen parmak uçlarım ve elimin üzerinde olan tuğkanın eli . Hipnoz olmuş gibiydim . Anında elimi çektim . Ben eve geçiyorum diyip kapıdan içeriye girdim . Merdivenleri çıkarken . Kapılma . Ya seni sadece arkadaş olarak görüyorsa . Bunu kaldırabilirmisin ? Bir iki bir iki merdivenleri çıkıyordum . Kendi katıma geldiğimden çantadan anahtarı çıkardım . bir adım attım ardından Pamiri görmemle kalbim tekledi ve dünya sanki daha hızlı dönüyordu . Tüm dermanım ayak ucumdan akıp gitti ve yere düştüm ve zihnimin bütün ışıkları kapandı . Gözlerimi açtığımda beyaz tavanla karşılaştım . Ardından ağabeyimin koltukta oturduğunu gördüğüm .. Etrafa baktığımda hastane odasında olduğumu anladım . Kolumda serum vardı . Ağabeyimin yıllar sonraki ilk kelimesi kulaklarıma birazdan laşacaktı . " Serum bitince çıkabilriz " dediğinde gözlerimi kpattım . Lütfen bu bir rüya olsun . Lütfen bu gördüğüm kabuslardan biri olsun ve birazdan uyanayım ama değildi gerçekti . Buraya gelmeden önce olanlar her şey bölük pörçüktü . Anılarım daha birkaç saat önce yaşadığım şeyler sanki bir yabancının anlattığı hikayeler gibiydi . Nefret şuan en yoğun hissettiğim duyguydu . Aynı zamanda sinirliydim . Beni nasıl bıraktın ağabey ? Bu soru içim kemiriyor . Bir zehirli sarmaşık olup kalbime dolanıyordu . " Neden buradasın " dedim tüm gücümü toplamaya çalışıp . Sesini duymak o kadar garip gelmişti ki . Buradaydı işte hangi sebepten olursa olsun .Verdiği cevap beni hayretler içine düşürdü . " Artık burada yaşayacağım" dedi . . .
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD