Miran’ın sesi hâlâ kulaklarımdaydı. “Gitmeyeceğim.” Gitmeyeceğini biliyordum. O kadar kararlıydı ki, insanın içine işleyen bir inat vardı onda. Ama kalırsa ben ne yapardım? İşte onu bilmiyordum. Kapıya sırtımı yasladım. Gözlerimi kapattım. İçimde biri hâlâ onu istiyordu. Diğeriyse ondan kaçmak için çırpınıyordu. O adamı affedemem. Ama hâlâ seviyorum. Ve bu ikisi bir araya gelince insanın içi paramparça oluyor. Yatağa gittiğimde kalbim hâlâ göğsümden fırlayacak gibiydi. Ev sessizdi ama onun nefesini duyar gibiydim, salonda, birkaç metre ötede. Bir ara kalkıp gidip bakmak istedim uyuyor mu. Ama yapmadım. Gözlerimi kapattım. Bir nefes aldım, sonra bir daha… Ve sonunda, yorgunluğum galip geldi. Sabah gözlerimi açtığımda odanın içi gri bir ışıkla doluydu. Bir an nerede olduğumu unuttum,

