Kanlı Korku

1372 Words
Hayatımın her dönemi sorunlu ve zor geçmişti ancak şu an içinde bulunduğum durum hepsinden çok daha zordu. İnsanlardan uzak duran ben, nasıl bir tehlikenin içine düşmüş, nasıl bu hale gelmiştim? Nerede hata yapmıştım? Caroline'a atılan tokat, kendi yüzümde patlamış gibi hissettirdiği için yalnızca ufak bir iyilik yapmak istemiştim. Şu an ise bunun bedelini canımla ödemek üzereydim. Öyle bir zamandaydık ki, iyilik yapmak bile insanın başına bela açar hale gelmişti. "Patronunuz çok yanlış bir hamlede bulundu pislik herif!" Caroline'nın bulunduğumuz durum içinde dahi dik başlı olmasına içimden lanetler ediyordum. Aptal kız neyine güveniyordu? Az sonra kafamıza sıkılacaktı ve tek kurşunla cehennemin dibini boylayacaktık. Zenci adam elindeki silahın namlusunu başıma doğrultmaya devam ederken, Caroline'a silah doğrultan sarışın adam güldü. "Öyle mi dersin? Oysa namlunun ucundaki kişi sensin." Zenci adam kolumdan tuttuğu gibi ayağa kalkmamı sağladıktan sonra silahıyla bilgisayarımı gösterip, "Video'nun bir kopyası elindeyse canını bağışlayacağım." Dedi. Buğulu gözlerimle kapalı monitöre bakarken, çaresizce başımı iki yana salladım. "Ne yani bizi öldürecek misiniz? Genesis bir gece yarısı gelir ve siz evinizde, yatağınızda mışıl, mışıl uyurken tüm şarjörü kafanıza boşaltır!" Başımda bir ızbandut gibi duran zenci adamın bakışları Caroline'a dönerken, "Genesis mi?" Dedi gülerek. "Üzgünüm ama attığın yemi yutmadım güzelim. Senin gibi aptal bir sarışınla Genesis'in işi olmaz." Tek kurşun. Sessiz sedasız tek kurşun. Zenci ayaklarımın ucuna düşerken korkuyla geri, geri giderek sırtımı duvara yasladım. Gözleri açık, donuk bakışlarını odanın bir köşesine dikmişti. Bir şakağından girip, diğer şakağından çıkan kurşun duvara kan sıçramasına sebep olmuştu. Evimde cinayet işlenmişti. Ayaklarımın ucunda, başından kan süzülmeye devam eden bir adam yatıyordu. Biri ölmüştü. Ağzıma kapanan el ile o ana kadar çığlık attığımın dahi farkında değildim. "Kapat şu lanet olası çeneni!" Buğulu gözlerimden hızla yaşlar süzülmeye devam ederken, sırtımı göğüsüne yaslayan iri elin sahibinin kolları arasında debeleniyor, boğazım yırtılırcasına bağırmaya devam ediyordum. Bu gece hayatımın en karanlık gecesiydi. "Hey! Hey! Hey! Melanie sakin ol. Güvendeyiz tamam mı?" Caroline'nın endişeli yüzüne gözlerimi diktim. Güvende miydik? Bu ne aptalca bir laftı. Ne güveni!? Cinayet işlenmişti. Bir adam ölmüştü! Çalışma odam kan içindeydi... Histerik bir sinir krizine girmiştim zira ses tellerimi kopma pahasına zorluyor, kendimi susturamıyordum. Bedenim zangır, zangır titrerken Caroline, beni sımsıkı tutmaya devam eden adama baktı. "Nico, bırak kızı. Görmüyor musun bu şekilde sakinleşmiyor!" Nico. Doğum günü olan genç adam. Barda Caroline ile tanışmamı istemeden de olsa sağlamış kişi. Başımı belaya sokan kişi. Kolları arasında debelenmeye devam ederken, ağzıma kapanan ele tırnaklarımı geçirdim. Nico edepsiz bir küfür savurarak, ellerini ağzımdan çekti. Bedenim zangır, zangır titremeye devam ediyordu ve artık ayakta duracak gücü kendimde bulamadığım için olduğum yere çöküp bağırarak ağlıyordum. Tüm hayatım mahvolmuştu. Önümde farkettiğim karaltıya bakmadan ağlamaya devam ederken, yüzüme koyulan eller başımı kaldırıp, yüzüne bakmamı sağladı. Caroline benim hizama çökmüş korkuyla yüzüme bakıyordu. "Pekala bak... Senin için ne kadar zor olduğunu biliyorum fakat inan bana başın dertte değil. Ceseti evinden kaldıracağız, tamam mı? Lütfen korkma, artık güvendeyiz." "Sen!" Dedim bağırarak. "Ha-yatımı mahvettin! Gözümün önünde bir adam öl-dü ve benim evimde... Benim çalışma o-odamda! Sadece lanet olası bir iyilik yap-tığım için!" Ellerini havaya kaldırırken, "Haklısın." Dedi sakin bir sesle. "Hepsini düzelteceğim ve seni güvenli bir yere götüreceğim, tamam mı?" Ayaklı abajurun yere düşmesiyle bakışlarım oraya kaydığında, odanın içindeki kişileri yeni farkediyordum. Bunlar doğum gününde olan kişilerdi. Zenci adam ve sarışın yeşil gözlü adam, bize saldıran sarışın adamı tutarken, esmer genç bir kadın omzunu kapının pervazına dayamış bizi izliyordu. Nico denen herif ise sırtını duvara yaslayarak yere çökmüş, elinde tuttuğu silahla dalgın bir halde kan içindeki parkeye bakıyordu. Ellerimi başıma koyup önüme dönerken "Başım büyük belada," dedim kısık bir sesle. "İçeri gireceğim. Po-lisler evimdeki ce-seti bulduklarında, içeri gireceğim." "Caroline evin önünde Eddie'nin arabası var. Dolly ile birlikte şu kızı arabaya bindirip, Arena'ya geçin. Seninle de Arena'da konuşacağız." Nico'nun sesiyle bakışlarım onu bulurken, ifadesiz yüzü direk Caroline'nin üzerindeydi. Kapının pervazına yaslanan esmer kadın bana ve Caroline'a bakıp, "Hadi," dediğinde başımı iki yana salladım. "Sizinle geleceğimi nereden çıkardınız!? Suçunuza ortak olmayacağım!" Adının Dolly olduğunu öğrendiğim esmer kadın sıkıntılı bir nefes verip, Nico'ya baktığında Nico başıyla işaret verdi. Dolly kolumdan tutup, titreyen bedenimi ayağa kaldırmaya çalışırken, Caroline'e dönüp "Yardım etsene kızım," dedi. Diğer koluma giren Caroline, "Sakin ol her şey yoluna girecek. İnan bana bu cinayetten kimsenin haberi olmayacak." Dedi yatıştırmaya çalışır gibi. Kimseye güvenmeyen ben, cinayet işleyen birinin arkadaşına mı güvenecektim? Kollarımı iki kızdan çekmeye çalışırken, "Bırakın kolumu!" Dedim bağırmaktan pürüzlü çıkan bir sesle. "Hiçbir yere gitmiyorum. Cinayeti ben işlemedim." Fakat evimde ölü bir adam vardı. Bu düşünceyle defalarca, "Lanet olsun, lanet olsun, lanet olsun!" Dedim. Sinir krizi geçiriyor gibiydim. Tüm uzuvlarım titriyor, şakaklarıma giren ağrı beni deli ediyordu. Kızlar tüm güçleriyle kollarımdan çekiştirirken, ben onların aksine güçsüzdüm ve debelenmem hiçbir fayda etmiyordu. "Cedric ve Jayse siz benimle kalıyorsunuz şu herifi cesetle birlikte kaldırıp, yaktıktan sonra kanları temizleyeceğiz. Sonra siyah Honda ile döneriz." Nico'nun sesiyle bize saldıran adam, onu tutan iki adamın kolları arasında daha şiddetli debelenmeye başladığında, zenci olan adam belinden çıkardığı silahın kabzasını ensesine sertçe geçirip, bayılmasını sağladı. Dolly ve Caroline kollarımdan dış kapıya doğru sürüklemeye devam ederken, onların haricindeki herkes beni görmezden geliyor gibiydi. Görmezden gelinmeye alışıktım lakin böyle bir durumda bu kadar rahat olmaları çıldırtıyordu. Ayaklarıma dolanan Leo ile kollarımı güçlükle onlardan kurtarmaya çalıştım. Lakin bunun boşa bir çaba olduğunu anlayarak Caroline'a döndüm. "Kedim." Dedim artık tamamen kısılan sesimle. "Bensiz aç kalır." Caroline bir bana bir de yerde duran kediye baktı. Sıkıntılı bir nefes verirken, "İstersen onu da yanımızda götürebiliriz," dedi. "Sizinle kalmayacağım. Sana bir iyilik yaptım ve karşılığı olarak senden bunu istiyorum. Bırakın evimde kalayım. Yine cesedi temizlemek istiyorsanız, temizlersiniz. Kimseye bir şey söylemem, yemin ederim." Dedim hızlı, hızlı konuşarak. Yüzüme sıkıntılı bir ifadeyle baktı. Tam konuşacağı sırada solumda duran Dolly'nin sesiyle ona döndüm. "Az önce Genesis'in işlediği bir cinayete tanık oldun. Başkan seni bırakmamıza izin vermez. Ya ölürsün, ya da bizimle gelerek yaşarsın." Dedikten sonra elini beline atıp, silahının namlusunu alnıma doğrulttu. İrice açtığım gözlerle esmer kızın, ciddi olduğunu belli eden koyu kahverengi gözlerine bakarken, "Seçim senin." Dedi. "Saçmalamayı kesip, şunu ortadan kaldır. Kız yeterince korktu Dolly." Dolly kısa bir an Caroline'a bakıp omuz silktikten sonra elindeki silahın soğuk namlusunu ciddi olduğunu vurgular nitelikte alnıma dayadı. Nefesimi tuttum. Gözümden akan yaşlara hızla yenisi eklenirken dudaklarımı birbirine bastırarak, başımı salladım. "Ta-mam." Dedim kesik, kesik çıkan bir sesle. "Tamam siz-inle geli-yorum." Dolly gülümseyerek silahını çekip, tekrar beline yerleştirdikten sonra "Zekice bir karar," dedi. Ardından koluma girip, az önce silah çeken o değilmiş gibi rahat bir tavıra büründü. "Hadi gidelim." Caroline paçalarıma tırnaklarını geçiren Leo'yu kucaklarken "Kızın aklını uçuracaksın," dedi sitemle. "Bana kalırsa sayende yeterince uçmuş dostum." Evden dışarı çıktığımızda yüzüme vuran ayaz ile ürperdim. Evin önüne park edilmiş olan beyaz minibüse ilerleyip, arka tarafına geçtiğimizde Dolly çift kanatlı kapıyı açtı. Caroline önden içine girdiğinde, Dolly ile birlikte arkasından arabaya bindik. "Selam Eddie." "Selam cadı." Minibüsün içi bilgisayar ve özel mekanizmalarla doluydu. Sürücü koltuğundaki adının Eddie olduğunu düşündüğüm gözlüklü, kumral adam arkaya gelip, bilgisayarının başına geçerek masaüstünde olan bir programa tıkladı. "Yerimi hızlı buldunuz." Eddie, Caroline'nın sesiyle bakışlarını monitörden çekip, gözlüklerinin üstünden ona baktı. "Jayse yokluğunu farkeder, farketmez hepimizi ayağa kaldırdı. Gecenin bir yarısı gizlice Arena'dan çıkarsan üzerinde taşıdığın çiple yerini tespit etmek zorunda kalırım. Senin yüzünden uykusuz kaldım cadı." Caroline sıkıntılı bir nefes verirken, "Lanet olası herif yüzünden Nico'nun gazabına uğrayacağım." Dedi. Dolly'nin yüzünde şaşkın bir ifade oluşurken sohbetlerini sessizce dinlemeye devam ediyordum. "Ölmeyi mi tercih ederdin Caroline? Jayse olmasaydı şu an ikinizde ölüydünüz." "Bu kız bardaki çalışan değil mi?" Eddie konuşurken, aniden elektrikler gitti. "Ta kendisi. Caroline ile ne işi olduğunu gerçekten merak ediyorum." Endişeyle ayağa kalkıp, minibüsün sürücü koltuğuna ellerimi koyarak ön camdan dışarı baktığım sırada Eddie'nin sesiyle kaşlarım havalandı. "Korkma, ben yaptım." Yüzümü ona döndükten sonra bakışlarım monitördeki programa kaydı. Hızla ilerleyen yazı ve rakamlardan anladığım kadarıyla, bulunduğumuz muhitteki elektrikleri bilgisayarındaki program sayesinde kesmişti. İlgiyle monitörü izlediğimi gördüğünde, "Sokaktaki kamera kayıtlarını sildim. Tekrar devreye girmemesi içinde elektrikleri kestim. Malum Nico'ların evdeki işi bitmedi." Dedi gururla. Anladığım kadarıyla Eddie benim gibi bir programlama ustası ve bilgisayar korsanıydı. Yaptığı iş ise oldukça zordu. Görüntü delillerini silmiş olması kulağa zekice geliyordu. Muhtemelen Caroline'nın video kaydını da silebilirdi ve ben yok yere başımı belaya sokmuştum. Sessiz kalarak, minibüsün içindeki eski yerime oturduğum sırada Eddie tekrar konuştu. "Konuşamıyor mu?" "Aslına bakarsan gözünün önünde cinayet işlendiği için biraz korktu. Arena'da toparlayacaktır." Eddie başını sallarken, "İyi idare ediyor. Biliyorsun, ben bayılmıştım." Dedi gülerek. Ardından sürücü koltuğuna geçip, oturduktan sonra kontağı çevirerek, arabayı çalıştırdı. ?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD