...GEÇMİŞTEN BİR GÜN...
20 ŞUBAT 2015
Kapıyı tıklatıp içeri girdim. Dudaklarımı dişledim. Elim ayağım titriyordu. Karşımda ki kadına başımla selam verip koltuğa oturdum. Doktor önce bana ardından sekreterine baktı. Ellerimi birbirine geçirdim.
''Şikayetiniz nedir''
Derin bir nefes aldım. Kafamı kaldırıp karşımda bana bakan doktorun gözlerine diktim gözlerimi. Yutkundum. Dudağımın kenarını dişledim.Avuç içlerim terden sırılsıklam olmuştu.Nefesimi tuttum.
''Ben...''
Sustum .Bir anda anlamsız bir şekilde dilim damağım kurumuştu. Takatim kalmamış gibi hissediyordum. Tüm gücüm yok oluvermişti bir anda. Dudaklarımı birbirine sıkıca bastırdım. Başımı öne eğdim. Galiba önce kendimi bu duruma hazırlamalıydım.
''Sizi dinliyorum''
Kafamı aşağı yukarı salladım. Ayaklarımla yerde saçma sapan desenler çizmeye başlamıştım. Ellerim buz kesmişti bir anda. Boğazıma koca bir yumru oturmuştu.Elim istemsizce boğazıma gitti.Kaşınırmış gibi hissediyordum ama kaşınmıyordu.
''Adet düzensizliği falan mı? Utanma lütfen söyle''
Gülümsedim.
Acı dolu bir tebbesümdü.
Yüreğimi pare pare eden bir tebessümdü.
Titrek bir nefes alıp kafamı yavaşça kaldırdım. Karşımda duran doktor ellerini önünde birleştirmiş sabırsızca bana bakıyordu. Kuruyan dudaklarımı ısladım.
''Benim ,benim midem çok bulanıyor. Bir de günüm de geçti.''
An be an tepkilerini izlemiştim. Önce kafasını salladı ardından kaşları havalandı. Gözlerini benden çekip sekterine baktı ardından bilgisayara dönüp bir şeyler yazdı. Sessizce onun hareketlerini takip ediyordum.
''Sen kaç yaşındasın?''
Başımı önüme eğdim. Çok utanıyordum.Sol ayağım istemsizce sallanmaya başladı.Elim yavaşça karnımın üzerine gitti.Sekreterin gözleri de benim bu hareketimle birlikte karnıma kaydı anlık olarak gözleri kocaman açıldı ardından bana kınayıcı bakışlarla bakmaya devam etti.
''17''
diye fısıldadım.Sesim nereye kaybolmuştu böyle.Ben ne yapmıştım nasıl yapabilmiştim.Ben bunu nasıl yapabilmiştim.Gözümden bir damla süzüldüğünde hızla sildim.Derin bir nefes aldım.Doktora kaydı gözlerim.
''Bekar mısın?''
Kafamı aşağı yukarı hareket ettirdim.Yavaşça ayağa kalktı.Pür dikkat onu izliyordum.Sandalyesinin arkasında kapalı duran perdeyi açıp bana boşta ki sedyeyi işaret etti.Sıkıca tutunduğum çantamı bir kenara bırakıp usulca ayağa kalktım.O esnada gözüm sekretere kaydı.Bana ayıplayan bakışlar atıyordu.Hızla gözlerimi ondan kaçırdım.Doktorun gösterdiği sedyeye dikkatli bir şekilde uzandım.
''Karnını aç''
Kafamı aşağı yukarı salladım.Üzerimde ki tişörtü yavaşça yukarı sıyırdım.Karnıma jel döküp kumanda ile ekrana bakmaya başladı.Ekrana bakmamak için yoğun bir mücadele içersindeydim.Ekrana bakamazdım eğer olurda bakarsam ona veda edemeyebilirdim.Benim suçum neydi neden her şey benim başıma geliyordu.Ellerim yumruk oldu.Gözlerimi sıkıca açıp kapadım artık bunları düşünmek için çok geçti.Güçlü olmalıydım .Güçlü olmalı ve her şeye rağmen herkese rağmen hayata sımsıkı tutunmalıydım.
''Hamilesin. .''
Gözlerimi sıkıca yumdum. Ellerim iki yanımda yumruk oldu. Hiç şaşırmamıştım. Az çok sonucun böyle olacağını tahmin ediyordum. Karnımın üzerine peçete koyup makineyi kapattı. Hızla göbeğimin üzerinde ki jeli sildim. Üstümü düzelttikten sonra onun yanına geçtim.Bilgisayarın başından bir şeyler yazıyordu.Benim geldiğimi görünce bana döndü.
''Bebeğin babası nerde''
Başımı olumsuzca sallladım.Kafasını onaylamazca salladı.Şu an kimin ne düşündüğü zerre umurumda değildi.Zaten insanlar hep bir şeyler düşünüyor hep anlayıp dinlemeden yorum yapıyorlardı.
''Âilenin haberi var mı?''
Aile.
Ağlamamak için kendimi çok zor tutuyordum.Burdan çıktığım gibi hüngür hüngür ağlamak istiyordum.Benim bir ailem yoktu en azından artık yoktu.Herkes sırtını dönmüştü bana.Hepsi gitmişti.Kimse elimden tutmamış beni bu batakta bir başıma bırakmışlardı.Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de bebek çıkmıştı.Benim kendime bakacak gücüm dahi yokken başka bir insana nasıl bakardım.
''Yok.Haber verebileceğim bir ailem yok''
diye mırıldandım.Artık bir ailemde yoktu.Kimsem kalmamıştı.Sadece karnımın içinde ki bebek ve ben kalmıştık.Ben çorba yapmayı bile bilmiyordum bir de başka bir insana mı bakacaktım.Hem de bana muhtaç bir insana.
''Ben onu...''
Sustum.Nasıl söylerdim böyle bir şeyi.Elim karnımın üzerine gitti.Burda bir can vardı.Benim canım vardı.Nasıl ondan vazgeçerdim.Peki ya vazgeçmezsem nasıl bakardım ben ona.Nasıl bakardım?Buradan çıkınca gidecek yeri bile olmayan ben bir de bebek mi doğuracaktım.Doktor dikkatle bana bakıyordu.
''Onu aldırabilir miyim?''
Gözlerimi sıkıca birbirine bastırdım. Bunu söylediğime inanamıyordum ama ben bakamazdım.Yapamazdım. O bebek doğduğunda o bebeği gördüğüm de hep o an aklıma gelecekti. Hep o aklıma gelecekti. Ben daha fazla hatırlamak istemiyordum.Daha fazla düşünmek istemiyordum.Son kararım buydu .Aldıracaktım.Başka şansım yoktu.Doktorun yüzünde midemi bulandıran bir gülümseme oluştu.Beni küçümseyen yerin dibine sokan bakışları ile alaycı bir tebessüm takınmıştı.
''Yaşınızdan büyük haltları yiyin sonra da bizi sorumluluk altına sokun.Oh ne ala!
Hızla başımı öne eğdim.Yanaklarım kıpkırmıı olmuştu.Gözlerim buğulanmış etrafı göremiyordum bile.Elimin üzerine bir kaç damla döküldü.Dudağımın kenarına dişlerimi geçirdim.Ölmek istiyordum.Karnımda ki bebekle birlikte ölmek istiyordum.Yüzümü kapatan saçlarımı geriye attım.Doktorla göz göze geldim.
''Bebeğin kalbi atıyor.Yasal olarak yaşayan bir cana müdahale edemem.Madem yedin bir halt gir bebeğin babasını bul ve ona söyle''
Usulca kafamı sallayıp ayağa kalktım.Ne doktora ne de sekreterine bakabiliyordum. Yerin dibine girmek istiyordum şu an.Çok utanıyordum.Oysa ki ben sadece ,ben sadece ...
''Kim bilir bebeğin babası kim?''
Gözlerimi sıkıca yumdum.Sekreter ben daha odadan çıkmadan hakkımda konuşmaya başlamıştı bile.Hızlı adımlarla odadan çıktım.Dışarı adım attığım anda hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.Çok utanıyordum.Koridordaki herkes bana bakıyor benim hakkımda bir şeyler fısıldıyordu.Çantamı göğsüme bastırıp koşmaya başladım.Görüşüm bulanıktı etrafta ki hiçbir şeyi görmüyordum ama umurumda dahi değildi.Dahada hızlın koşmaya baişladım.Ta ki dışarı çıkıp sıcak hava yüzüme vuranaq dek.Bir anda ateşe değmiş gibi olduğum yerde çakılı kaldım.
Napacaktım ben.
Nereye gidecektim.
Boş banklardan birine doğru ayaklarımı sürükleyerek ilerledim.Dağılıp yüzüme yapışan saçlarımı geriye savurdum.Başımı arkaya atıp bacaklarımı öne doğru uzattım.Gözlerimi usulca kapattım.Benim bir bebeğim vardı.Elim karnımın üzerine gitti.Burada bir insan vardı.Gülümsedim.Ben daha kendime bakamazken bir bebeğe nasıl bakacaktım.Hayat bir kez daha bana gülümsemişti.Gözlerimi açıp gökyüzünü izledim.Karnımın üzerinde ki elim yumruk oldu.
''Gücüm kalmadı''
diye fısıldadım.Yanakalrımdan yaşlar süzülüyordu.Benim sığınabileceğim bir evim dahi yokken ben nasıl bebek doğurabilirdim.Omzualrım sarsıla sarsıla ağlıyordum.
''Ne olur al onu benden.Ben onun için sadece ceza olurum.Onu başkasına ver ne olur.''
**********************************************************************************************************
...GEÇMİŞTEN BİR GÜN...
11 MAYIS 2015
Korkuyla yattığım yerden bir hışımla fırladım. Nefes nefese etrafıma bakındım. Elim her zaman olduğu gibi istemsizce karnıma gitti. Gözlerimden yaşlar süzülmeye başladı. Sürekli döngü halinde aynı kabusları görüyordum.Aynı anı her gece tekrar tekrar yaşıyordum.Elimle gözlerimde ki yaşları silip yatağıma uzandım.Ellerimi karnımda sıkıca birleştirip gözlerimi kapadım.Gözümün önünde parlayan yüzle gülümsedim.Ellerimi ona doğru uzattım.
''Gitme''
diye fısıldadım.Sesim boş odada yankılandı.Gözlerim hala kapalıydı.Derin bir nefes aldım.Yanakalrıma yaşlar süzülmeye başladı.
''Ne olur sen de gitme''
Sözcükler boğaıma dizildi.Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.Kalbim daha önce hiç böyle bir acıyı tatmamıştı.Bu acı bedenim için çok fazlaydı.Bu yük kalbim için çok fazlaydı.Gözlerimi araladım.Uuslca ayağa kalktım.Sadece tek bir odadan oluşan evime baktım.
Bu ev katildi.
Bu ev bebeğimi benden almıştı.
Bu soğuk duvarlar bebeğimi benden almıştı.
Bu ıslak zemin bebeğimi almıştı benden.
Tezgahın üzerinde duran bıçağa uzandı titrek ellerim.Sımsıkı kavradım. Ardından bedenimi usulca soğuk sert zemine bıraktım.Ellerim ıslak betonda gezindi.Gözümden yaşlar durmadan süzülüyordu.Nefes alacak gücüm kalmamıştı.Gözümün önünden hiç gitmeyen bir çocuk yüzü ve kahkaha atan bir kız çocuğu sesi vardı kulaklarımda.Zangır zangır titreyen ellerimle bıçağa sıkıca tutundum.Daha önce sayısız kez bunu yapmayı denemiş ama hiçbirinde başaramamıştım.Sırtımı duvara yasladım.Yanaklarım yanıyordu.Kalbim yanıyordu.Bıçağı bileğime sertçe bastırdım.Acı tüm bedenime yayılırken nefesimi tutup öylece bekledim.
Bu ev benden bebeğimi almıştı şimdi bende bu evin katilim olmasına izin verecektim.Bileğimde ki yakıcı acı tüm bedenimi esir aldığında elimde ki bıçak yere düştü.Dizlerimi kendime çekip hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.
Yapamamıştım.