Kimin Saçı!

841 Words
Devran. Devran beline sardığı havluyla banyodan çıktığında odasında Hejan’ı görmeyi beklemiyordu. Karısı kışkırtıcı bir şekilde yatağına yayılmış sabahlığının önünü açmış, bir omzundan düşmesini sağlamıştı. Devran'ın adımları duraksadı. Saçını kuruladığı havluyu boynuna koyduğunda sesi sertti. “Ne işin var burada? Ben sana kafana göre bu odaya gelmeyeceksin demedim mi?” Hejan bozuldu ama belli etmedi. Yayıldığı yataktan kalktı. Sarı saçlarını elleriyle savurup Devran'ın karşısına geçti. Ellerini çıplak göğsüne yaslandığında Devran bir adım çekilip araya mesafe koydu. “Sınırı aşma.” Dedi dişlerinin arasından. Hejan karısıydı ama onu görmeye bile tahammül edemiyordu. Onunla sadece gerdek gecesinde bir kez beraber olmuştu. sonrasında öğrendiği gerçek ise aralarına görünmez bir duvar örmüştü. “Devran biz seninle bir yıldır evliyiz. Babaannen ayrı odalarda kalmamıza çok kızıyor. Bir torun istiyor, nereye kadar benden uzak duracaksın.” Dediğinde elini Devran'ın belinde ki havluya koydu. “Senin de ihtiyaçların var.” Sesinden niyetini oldukça belli ediyordu ve Devran da farkındaydı. Hejan’ın bileklerini sıkarak kavradı. Sırtını gardroba çarptığında, “seni uyardım! Sınırı geçme!” Deyip Hejan’dan uzaklaştı. Görmeye bile tahammül edemediği kadın odasına kadar rahatça giriyordu. “Devran yeter artık! Ben senin imam nikahlı karınım. Unut artık şu geçmişi!” Gözleri dolmasına rağmen inatla Devran'ın karşısında dimdik duruyordu. Devran dişlerini sıkıp yumruğunu gardrobun kapağına geçirdi. “Bunu sen istedin Hejan! Şimdi çık git, kırmayım bir yerlerini!” Sesi keskin bir bıçak gibiydi. Ürktü. Sabahlığının yakasını düzeltip gitmek için bir hamle yaptı ama gitmek de istemiyordu. Kocasını istiyordu. Ondan bir çocuğu olmasını ve bu konakta ki konumunu netleştirmek istiyordu fakat Devran’ın ona ördüğü sert duvarları ne yaptıysa da bir türlü geçemiyordu. Nasıl bu konağa Hanımağa olabilir ki? Kapıya yaklaştığında açacağı sırada Devran'ın sesini tekrar duydu. “Gitmeden şu kirlileri de götür.” Başını sallayıp yerde ki siyah gömleği alırken Devran da gardrobu açmış kendine kıyafet çıkarıyordu. Üzerini giyerken, “konağın içinde bir daha bu şekilde dolaştığını görmeyeceğim. Laf getirtme bana,” dedi. Hejan elleri yumruk olurken kumaşı sıktı. “Tamam ağam. Bir daha olmaz,” dedi suyuna giderek. “Olmayacak zaten.” Gömleğinin düğmelerini ilikleyip pantolonu da hızla giydi. Hejan bilerek kalçalarını gösterecek şekilde eğilmiş uyuşuk hareketlerle yerdeki kirlileri alıyordu. Bakmasını istiyordu. Devran bakmıyordu ama Hejan'ın ne yaptığının farkındaydı. Yanına gelip kolundan çekip kaldırdı. Yerdeki son kalan siyah gömleği de alıp çıkması için ona uzattı. “Çık artık şu odadan.” Dediğinde Hejan onu duymuyordu çünkü bakışları Devran'ın elinde tuttuğu gömlekteydi. “Devran bu ne?!” Diye bağırdı. Devran’a sesini yükseltmemesi gerekiyordu ama kendine de hâkim olamıyordu. Çünkü gömleğin düğmesine sıkışmış bir saç teli vardı. Kızıl bir saç teli… Devran öfkeyle elinde ki gömleği sıktı. “O sesini kıs!” Diye Hejan'ı önce uyardı. “Yoksa ben kısmasını bilirim.” Hejan'ın ona neden bağırdığını bilmiyordu. Pek de umurunda değildi. Yine de kimse ona sesini yükseltemezdi. Hejan sinirle sesli bir nefes verdi. Tüm bedeni öfkeden titriyordu. Elinde ki kirlileri yere saçıp Devran'ın elinde ki gömleği aldı. “Kimin koynundan çıkıp geldin sen!” Çok ileri gidiyordu. “Ne diyon lan sen?!” Kadının bileğini sıktı. Hejan'ın canı acısa da geri adım atmadı. Gömleği gösterip, “kimin saçı bu?!” Diye yine bağırdı. Devran, “ne saçı?” diye mırıldanırken gömleği alıp düğmeye takılan saç telini gördü. Hafızasını biraz yokladığında dört gün önce karşılaştığı kadının saç teli olduğunu anladı. “Seni ilgilendirmez.” Konuyu kestirip attı. Hejan'ın gözünü saf bir öfke bürüdü. “Kimin?!” Diye bağırarak diretti. Artık Devran'ın sabrının sonuydu. “Sana ne?! Kimse kim?!” Deyip bileğini bıraktı öfkeli adımlarla odadan çıktı. Bir saniye daha kalsa kontrolünü kaybedeceğini biliyordu. Merdivenleri inerken arkasından Hejan da bağırarak iniyordu. “Söyleyeceksin bana?! O saçın hangi kadına ait olduğunu söyleyeceksin! Kimin koynundan çıktığını bana söyleyeceksin!” Diye Devran'ın peşinden tüm konağı inleterek bağırdı. Son basamağa gelince Devran inip hızla arkasını döndü. Hejan da karşısındaydı. “Ne hakla sana hesap vereceğim. Aramızda ki dini nikâha güveniyorsan ona fazla güvenme, tek lafıma bakar. Şimdi kendine çeki düzen ver. Bu yaptığının da hesabını akşam soracağım sana.” Bağırmıyordu ama sakinliği bile başlı başına bir tehditti. “Oğlum ne olur burada? Sesiniz ta dışarıdan gelir.” Annesi telaşla geldiğinde bir gelinine bir oğluna bakıyordu. “Bir şey yok ana.” Çıkmak için bir adımda bulunduğunda nefret ettiği o sesi tekrar duydu. “Söylesene annene; madem bana hesap vermiyorsun annene ver Devran!” Diye bağırınca yüzüne sert bir tokat yedi. Esma Hanım, Hejan’ı susturmak için atmıştı bu tokadı. Gelinin saçına yapıştı. “O bu evin ağası! Senin ne haddine oğlumdan hesap sormak!” Saçları yolunan Hejan ağlarken ne yaptığının farkına yeni varıyordu. Kıskançlık ona yapmaması gereken şeyler yaptırmıştı. Söyleyecek kelime bulamadı. Esma Hanım'ın elleri hâlâ Hejan'ın saçlarındayken, "sen var git işine oğul. Bu densize bakma. işinden olma," dedi. Oğlu için üzülüyordu ama elinden hiçbir şey gelmiyordu. Hejan bir şey daha söylemeye yeltenmişti ki Esma Hanım saçını sertçe çekti. "O sesini bir daha duymayacağım. Oğlumun başını yaktın madem dizini kırıp sessizce oturacaksın bu konakta." dediğinde bir kez daha saçına asıldı. "Duydun mu beni gelin?!" diye bağırırken Devran çoktan çıkmıştı. "D-duydum. Duydum ana," dedi çatallanan sesiyle. Esma Hanım, "duymak yetmez. Bunu o kafana da sokacaksın." dediğinde nefretle gelinine baktı. "Yıkıl karşımdan şimdi."
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD