Gözleri yakalanmanın korkusuyla irice açılan Almira geriye doğru yavaş yavaş döndüğünde gözlerinden ateş saçan Karan'la göz göze geldi. Bir an için korkudan dili tutulan Almira, zorlukla yutkunarak "Ş şey b benn!"diyerek kekeledi. Onun bu hâline daha da çok sinirlenen Karan " Sen ney sen!" diyerek bağırdı.
Almira Karan'ın bağırışıyla daha da panikleyerek "Bi biz Eliz'le seni yani ..... biz sadece geziyorduk. Seni takip filan...."dedi, sonra da sustu, çünkü biraz daha devam ederse korkudan her şeyi anlatmaya başlayacağını anladı.
Karan sinirle gözlerini Almira'ya kısarken " Elizzzzzzz!"dedi öfkeyle, Karan öfkeyle tekrar ağzını açacaktı ki ormana beraber geldiği kızıl afet Buse birden telaşla onlara doğru gelmeye başladı. Eli ayağı birbirine giren Buse " Aman Allah'ım benim hemen gitmem gerekiyor!" dedi telaşla. Karan ise Almira ve Eliz’e olan öfkesini bir kenara bırakarak "Hayırdır ne oldu Buse niye gitmen gerekiyor?" diyerek sordu.
Kızıl afet biraz mahçup bir şekilde "Şey beni takip etmiş bu köye geldiğimi biliyor. "dedi ,Karan siyah biçimli kaşlarını çatarken "Kim o ?"diyerek sordu. Saniyesinde bakışlarını Karandan kaçıran Buse kısık sesle "Kocam! "dedi. Kocam kelimesini duyan Karan'ın kan beynine sıçradı birden öfkeyle "Kocam mı? Sen evli misin?" diyerek kükredi.
Genç kadın bu kükreyiş karşısında tırssa da, yine de yavaş hareketlerle Karan'a yaklaşarak, "Ben üzgünüm söylemeliydim. Ama evli olmam bizim ilişkimizi etkilemez beraber çok ho....."dedi. Bu sözlerle daha da öfkelenen Karan kadının sözlerini yarıda keserek bu sefer " Elimden bir kaza çıkmadan defol git buradan Buse ,benim evli bir kadınla asla işim olmaz." diyerek kükredi.
Karan'ın ne kadar çok öfkeli olduğunu sezinleyen genç kadın bu sefer sessiz kalarak oradan uzaklaşmak zorunda kaldı. Kadının peşinde hayretle bakan Almira, kadın uzaklaşınca başını Karan'a doğru çevirdi. Ve yine aynı ateş saçan gözlerle karşı karşıya geldi. Karan tek gözünü sinirle seğirtiyorken "Şimdi hesap verme sırası sende küçük cadı!" diyerek Almira'nın üzerine doğru bir kaç adım attı.
Karan'ın söz ve bakışlarından iyice korkan Almira korkakça geri geri adımlarken ,daha fazla bu korku dalgasına dayanamayıp hızla arkasını dönerek kaçmaya başladı.
Karan ise öfkeli çıkan ses tonuyla "Kaçabilirsin ama asla saklanamazsın küçük yalancı " diyerek peşi sıra koştu. Karan Almira'nın iki katı ve oldukça iri bir adamdı bu yüzden bir kaç adımda Almira'yı kulübenin kapısının tam önünde yakalamayı başardı.
Korkuyla çığlık atan Almira "Bırak kolumu Karan benim suçum yok! Ben istemedim. Ne olur bırak beni gideyim" diyerek bağırdı. Karan ise “ Biliyorum senin gibi bir aptal zaten tek başına hareket edemez. Çıbanın başı o Eliz ve tabi tüm köylü, bu gün o lanet zımbırtısının son günü değil mi? O yüzden Eliz ve sen beni takip ettiniz. Tabi ya ..... iki gündür bizi gezdir demelerinizde hikâyeydi. "Dedi.
Almira korkuyla başını öne eğerek, kısık sesle "Ben plan filan yapmadım!" dedi. Karan sinirle Almira'ya bakarken alaylı ses tonuyla "Zaten senin gibi bir aptal kendi başına plan yapamaz" dedi.
Bu sözler Almira'yı yine yaralamıştı, ama artık Karan'ın onun aptal yerine koymasından bıkıp usanmıştı. Hızla kafasını yukarı kaldırıp Karan'ın gözlerinin içine dik dik baktı. "Ben aptal filan değilim! Bana aptal diyemezsin!" diyerek bağırdı. Almira ilk kez böyle bir tepki veriyordu. Bu durum Karan'ı da şaşırtmıştı. Fakat yine de onun sesini yükseltip bağırışı onu daha da sinirlendirdi. Öfkeyle Almira'nın çenesini iri eliyle kavrayıp sıkarken "Kes sesini küçük aptal!" diyerek bağırdı. Fakat Almira kararlıydı bu sefer susmayacaktı. Karan'ın çenesini sıktığı elinden kurtulmaya çalışırken "Kesmiyorum sesimi sensin aptal!" dedi sinirle.
Kendine aptal diyen Almira'ya daha da öfkelenen Karan Almira'nın tuttuğu çenesini hızla ve sertçe iterek onu kulübenin duvarına çarptı. Canı yana Almira bir eliyle başını bir eliyle sırtını tutarak "Bırak beni!" diyerek bağırdı.
Aslında Karan'ın niyeti de oydu son bir kez ona aptal olduğunu söyleyip asıl suçlu olan Eliz ve köylüden hesap sormak. Fakat birden elinin altında duran çenenin yumuşaklığı ve çenesini sıktığı için iyice belirgin olan dolgun dudaklar olduğu yerde duraksamasına neden oldu.
Karan o an ne yaptığının farkında bile değildi. Almira'nın çenesini sıktığı eli gevşerken ,baş parmağı onun o doldun dudakları üzerinde gezinmeye başlamıştı. Almira ise şaşkınca önce Karan'ın eline sonra onun gözlerine bakmaya başladı. Karan elinin altındaki yumuşak çeneyi okşarken parmak uçlarında karıncalanmalar hisseti ve bu his yavaş yavaş kolundan tüm bedenine doğru yayılmaya başladı.
Birde karşısında olan bu kızı haddinden fazla arzulamaya başladığı hissetti. Sanki beyni devre dışı kalmış gibiydi, kaç senedir uyuz olup her seferinde aşağıladığı bu kıza karşı içinde karşı koyamadığı bir şehvet duygusu oluşmuştu. Karan içinden lanet okusa da arzularına yenik düşerek Almira'nın dolgun dudaklarına yapıştı.
Bir anda nefesi kesilen Almira neye uğradığını şaşırmış halde olduğu yerde kala kaldı. Ne onu itebiliyor ne de aşık olduğu adama karşılık verebiliyordu. Fakat Karan Almira'nın dudaklarını sanki yıllarca açlık çekmişcesine sömürmeye devam ediyordu.
İçindeki aniden oluşan şehvet duygusuyla önce kulübeni kapısını açtı sonra Almira'yı kucağına alan Karan hızla içeri girerek Almira'yı yerde bulunan yer yatağına yatırdı. Fakat içinden sürekli kendi kendine küfür ediyor ve lanet okuyordu. " Ne yapıyorsun aptal herif! Kes şunu hemen ! Lanet olsun o olmaz! Hakim ol kendine!" Fakat hiç bir kelime azan hormonlarına söz geçiremiyordu.
Almira içinde durum aynıydı onu itmek yada kaçmak istiyordu fakat sanki görünmeyen bir şeyler ona mani oluyor ,eli ve ayağını tutuluyor gibiydi. Karanı seviyordu, hatta onunla defalarca olmayı hayal bile etmişti ,ama bu şekilde değil, böyle izbe bir kulübede ve de evlenmeden önce değil. Fakat ondan bir türlü kaçamıyordu da.
Karan ise kendini daha da kaybetmiş hale gelmişti , elleri fazlasıyla amacını aşmış önce kendi bedenin çırıl çıplak soymuş ,sonra da Almira'nın kıyafetlerini üzerinden çıkarmaya başlamıştı. İkisi de ne yaptıklarına anlam veremiyordu. Karan Almira'ya sahip oluyorken oda Almira'da gözlerini irice açarak sadece birbirlerine bakıyorlardı. Almira gözlerinden süzülen yaşlarla konuşamasa da gözleriyle Karan'a durması için yalvarıyordu. Karan bunun farkındaydı fakat içindeki azgın duygular buna mani oluyordu.
Kesinlikle sevmediği ve her zaman sinirlerini bozan bu kızdan bir türlü uzaklaşamıyordu.
Sonunda ikisi içinde kesinlikle kabus olan bu ilişki Karan'ın boşalıp Almira'nın üzerine yığılmasıyla sona erdi.
Kendini bir parça olsun toplayabilen Almira sonunda görünmeyen bir iple bağlı gibi olan kollarına hakim olmayı başararak Karanı üzerinden itti ve hıçkırıklar arasında kıyafetlerini giyinmeye başladı. Karan da aynı dağılmış durumdaydı "Lanet olsun! Allah'ım ben ne yaptım aptal herif aptal!" diyerek söyleniyor ve tıpkı Almira gibi oda kıyafetlerini giyiyordu.
Almira ağlayarak ayağa kalkarken Karan Hızla Almira'nın kolundan yakalayarak tuttu "Üzgünüm! Özür dilerim! Bak ben anlayamıyorum bu nasıl oldu. Ben ben kendime hakim olamadım! Yani isteyerek yap.."dedi. Fakat Karan'ın sözlerine daha da sinirlenen Almira kolunu Karan'ın elinden hızla çekerken "Çek elini üzerimden dokunma artık bana!" diyerek bağırıp Karan'a tiksinerek bakmaya başladı.
Almira hızla kulübeden çıkarken Karan kendine duyduğu öfkeyle yumruğunu kulübenin tahta duvarına geçirdi. Sonra kafasını pişman olarak yere eğdiğin de yer yatağının üzerinde bulunan kanı gördü. Başını iki eli arasına alıp sıkan Karan "Siktir! ... Lanet olsun bakireymiş!" Diyerek bağırıp hızla kulübeden çıkan Almira'nın peşi sıra çıktı. Fakat attığı bir kaç adımdan sonra Almira'nın şaşkınca durmuş etrafına bakıldığını gördü. Oda etrafına bakındığı anda garipliği hemen anladı.
Tüm ormanda ağaç yaprakları solup yere dökülmüş, hatta üzerine erimeye başlayan kar yığınları vardı. Ve bu sıcak yaz gününde hâlâ daha inceden bir yağmur yağıyordu. Diğer gariplikse yere düşen bir yığın solmuş yapraklar varken, tüm ağaç dallarının gür bir şekilde yeşil yaprakla dolu oluşuydu. Sanki kulübede geçirdikleri o 10 dakikanın içinde dışarıda dört mevsim birden yaşanmıştı. Almira kaşları hayretle havaya kalkmış etrafa bakarken korkuyla yavaş yavaş geriye doğru döndü.
Tıpkı kendisi gibi olanlara hayretle bakan Karan'a bakarak, kafasını iki yana inanamayarak sallarken "Lanet! Ama ..... Ama bu nasıl.. ben cad...."dedi. Ve o anda Eliz'in heyecan dolu sesi doldu kulaklarına.
"Almira o cadı nerede?"