Adım

1198 Words
Seher ve Bora kapı önünde vedalaştıktan sonra birkaç gün görüşmediler. Bora hem şirketle hem de nişan işleriyle uğraşıyordu. Arada gelişmelerden Seher'i haberdar ediyordu. Bu mu bu mu diye sormuyor sadece bunu seçtim diye haber veriyordu. Bu Seher'i biraz sinirlendirse de Bora'nın seçimlerinin aslında kendi seçimleri olduğunu fark ettiğinden kızamıyordu. Bora gerçekten de Seher'in sevdiği tüm detayları hatırlıyordu. Seher bugün modaevinde bir görüşme daha gerçekleştirmişti. Artık sponsor bulmak için son zamanlarıydı. Bu konuyu Bora'yla konuşmak istemiyordu. Konuştuğu an onun karşısında eksi duruma düşecekti. Ona mecburmuş gibi görünmek hiç istemiyordu ama gerçek buydu. Mecburdu. Bundan kaçamayacağını anlayınca modaevinde işlerini bitirip kendisi için diktiği kıyafetlerden birini aldı ve giydi. Uzun kollu kare yakalı, mini ve yırtmaçlı, günlük olarak giyilebilen ama şık kırmızı bir elbiseydi. Kırmızı olması bilinçli bir tercihti. Tasarım yaparken topladığı saçlarını açmış ve omuzlarından aşağı sarkıtmıştı. Siyah topuklu ayakkabılarını da giydiğinde aynaya son kez baktı ve hazır olduğuna kanaat getirip çantasını alıp çıktı. Yol boyu nasıl bir konuşma yapması gerektiğini düşünüp durdu. Bora'nın karşısında ezik bir konuma düşmek en büyük korkusuydu. O yüzden bir istekte bulunuyormuş gibi değil de haber veriyormuş gibi bir tavır sergilemeye karar verdi. Şirketten içeri girdiğinde anında takım elbiseli, iri yarı iki adamın ona doğru geldiğini görünce bir anlığına panikledi. Bir an içeri almayacaklarını düşündü ve söylemesi gerekenleri aklından geçirdi. 'Bora Bey'in sözlüsüyüm? Patronun benim sevgilim? Bora Karacan ile ilişkisel bir münasebetimiz var?' Onun kafasında cümleler geçerken adamlar yanına ulaştı. "Hoş geldiniz Seher Hanım. Bora Bey ofisinde." İkisi de Seher'i tanıyordu. Seher bunun şaşkınlığını üstünden atamadan "Evet." diyebildi sadece. Oysaki bir soru sorulmamıştı. "Arkadaşım size eşlik edecek." dedi ilk konuşan adam. Dİğeri ise eliyle Seher'e ilerlemesi gereken yönü gösterdi ve bir adım arkasından yanından yürüyerek onu asansöre yönlendirdi. Yüksek katlı bir gökdelendi ve tamamı Karacan Holding için kullanılıyordu. Bindikleri asansörde tek bir düğme olduğunu gördü Seher. Bunun da tek bir anlamı vardı. Bu Bora'nın özel asansörüydü. Hızlıca kata geldiklerinde koruma ilk önce çıktı ve koluyla tekrar Seher'e yolu göstererek öne geçmesini sağladı. Seher önündeki koridoru takip etti. Sola döndüğünde ise koridorun sonunda bir kapının açık olduğunu gördü. Kapının önünde ise Bora bir omzunu kapının kirişine yaslamıştı. Diğer eli ise kapıdaydı. Boranın kolunun altında içeride ayakta bekleyen bir kadın olduğunu görüyordu Seher. Koruma ise peşinden gelmeye devam ediyordu. Bora, Seher'in geldiği haberini aldığında seri adımlarla kapıya yönelmişti. Tek bir amacı vardı o da Seher'e insanların olduğu bir yerde sarılmak. Geri çekilemez, itemez veya ne yapıyorsun diyemezdi. Seher'le istediği gibi uğraşabilirdi. Ama karşısında kırmızı elbisesiyle gördüğü kadın onunla uğraşacak gibi duruyordu. Bu renge bayıldığını biliyordu. Yanına gelirken bu rengi giymesi demek Bora için günaha davetti. Seher'in bunu da bilmesi gerekiyordu. Belki de biliyordu. Belki de bunun için özellikle tercih etmişti bu elbiseyi. Bu iki düşünce Bora'nın zihninde savaş halindeyken şu an için bunları düşünmemeye karar verdi. Aralarında üç dört adımlık bir mesafe kaldığında Bora sanki dayanamamış gibi kapıdan ayrıldı ve Seher'in belinden tutup kendine çekti. Yılların özlemini duyar gibi sarılıyordu. Oysa o kadar da uzun zaman olmamıştı. Seher bu sıcak sarılmanın etkisiyle önce nasıl karşılık vereceğini bilemedi. Sonra Bora'nın arkasında duran ve onlara bakan kadınla göz göze geldi. Elleri sanki ondan bağımsız bir şekilde Bora'nın sırtını buldu. Kadının bakışlarının hâlâ üzerlerinde olduğunu fark ettiğinde bir eli Bora'nın boynuna doğru çıktı. Tutuşundaki sahipleniciliğe kendisi de inanamıyordu ama şu an bunu düşünmüyordu. Seher'in adımı o sırada Bora'da farklı bir etki yaratmıştı. Kırmızı elbisenin ardından boynunda hissettiği parmaklara hazırlıksız yakalanmıştı. Niyeti aslında biraz Seher'le uğraşmak ve onu insanların yanında gerçek iki sözlü olarak davranmaya zorlamaktı. Ama görünen o ki Seher pek de zorlanmıyordu. Hatta şu an boynunda hissettiği tırnaklar Bora'yı zorluyordu. Ona sarılmasının intikamı mıydı bu tırnaklar yoksa başka bir şey mi vardı? O sırada ne olduğunu umursamadı. Seher çekinmiyorsa Bora'nın çekinecek hiçbir şeyi yoktu. Dudaklarını Seher'in boynuna bastırması da tam olarak bundan sebepti. Seher boynunda hissettiği dudaklarla neye uğradığını şaşırdı. Bora'yı tırnakladığını fark etmemişti bile. Sadece karşısındaki kadına sinir olmuştu. O gözleriyle nefret saçarken birden boynunda hissettiği dudaklarla nefret bedenini terk edip yerini bir süredir hissetmediği duygulara bıraktı. Bu duyguları en son yine Bora ile birlikte tatmıştı. Şimdi bu küçücük temas bile onu o anlara götürebiliyordu. Gözlerinin kapanmasına engel olamamıştı. Çok geçmeden Bora kendini geri çektiğinde gözlerini zar zor açabildi. "Hoş geldin sevgilim." dedi Bora gülerek. "Bu ne güzel sürpriz. Ben de bana geleceğin günü bekliyordum." Etraflarında insanlar olduğu için Bora'nın hitabına sesini çıkaramadı Seher. "Hoş buldum. Hem gelip şirketini göreyim istedim hem de seni. Özledim." Son kelimeyi arkadaki kadının yüzüne baka baka söylemişti. Bora'nın kaşları havalandı. Seher numara yapsa bile böyle bir cümle kurmazdı. Kısa bir anlığına da olsa Seher'in arkasına baktığını fark etti. Başını çevirmesine gerek yoktu. Orada kim olduğunu gayet iyi biliyordu. Seher'in neden böyle davrandığını da. Sevgililerken de böyleydi. Bora dünya üzerindeki en kıskanç kadının Seher olduğuna yemin edebilirdi. Seher her ne kadar bunu reddetse de kıskançlığı zaman zaman farklı boyutlara ulaşıyordu. Bora ise şu an buna sadece mutlu oluyordu. Seher'in onu hâlâ kıskanıyor olması Seher'in de içindeki bitmeyen duygularının bir işaretiydi. "Oktay sen inebilirsin." dedi Bora Seher'in arkasındaki adama. Oktay selam vererek tekrar asansöre ilerledi. Bora, Seher'i belinden tuttu ve odanın kapısını gösterdi. "Hadi geçelim bebeğim." dedi. Seher kızmıyorken birkaç hitap daha sıkıştırabilirdi araya. Kapıdan içeri girdiklerinde Seher'in birkaç dakikadır bakıştığı kadın da "Hoş geldiniz Seher Hanım." dedi. Bora kadına baktı. "Asistanım Tuğba." dedi Seher'e tanıtmak için. Seher'in dudakları en sahte haliyle kıvrıldı. Memnun oldum bile diyemedi. "Sen bize iki kahve söyler misin Tuğba? Biri az sütlü orta şekerli olsun." dedi. Seher'in bakışları Bora'da takılı kalmıştı. Kahveyi nasıl içtiğini bile unutmamış mıydı? Şimdi 'ben kahveyi öyle içmiyorum artık.' demek vardı ama suyuna gitmesi gerekiyordu. Sonuç olarak ondan bir şey istemek için buradaydı. Bora hafifçe Seher'in beline baskı uyguladığında odanın ilerisindeki kapıya doğru ilerlediler. Kapıyı açtıklarında onları daha büyük bir oda karşıladı. Odaya girer girmez Bora, Seher'i kendine doğru çekti ve yanağına kocaman bir öpücük kondurdu. Böyle bir şeyi hiç beklemeyen Seher neye uğradığını şaşırdı. Bir anlığına tepki bile veremedi. Bir şey istemeyecek olsa şu an Bora'yı itmişti bile. Ama engel olmadı. Bir yanaktan istediği her şeyi alan Bora diğerine geçmişti çoktan. Seher'in herhangi bir tepki vermemesi şu an çok kafa karıştırcıydı. Az önce yanlarında insanlar vardı ama şu an tam olarak Seher'in Bora'ya vurup onu uzaklaştırması gereken bir andaydılar. Bora belki de bundan sonra böyle oluruz diye düşünmek yerine neler olduğunu anlamaya çalışıyordu. Diğer yanakla da işi bittiğinde yüzünü Seher'in yüzüne doğru yaklaştırdı. Elleri Seher'in yanaklarını bulduğunda gözleri hafifçe kısıldı. Dudakları Seher'in burun ucuna değdi önce. Aynı şekilde Seher'in gözleri de Bora'nın gözlerine değdi. Bora yüzleri arasındaki mesafeyi iyice kısalttı. Dudaklarının buluşması artık an meselesi bile değilken Seher gözlerini kapattı. Bu izin demekti. 'Beni öpebilirsin' diyordu Seher. O an gerçekten her şeyi siktir edip Seher'i öpmek istedi Bora. İçindeki arzudan kuduran sese kulaklarını tıkadı çünkü beyni başka bir şey söylüyordu. Seher'den hafifçe uzaklaştı ve kapalı gözleriyle uyuyan bir bebek kadar tatlı ama bir o kadar da öpüşmeye hazır bir kadının seksiliğini nasıl aynı anda bu yüzde barındırabildiğini merak etti. Kafasını iki yana salladı ve bu düşünceden uzaklaştı. Ellerini yavaşça Seher'in yanaklarından çekti. Yanaklarındaki sıcaklığın kaybolmasıyla Seher de yavaşça gözlerini açtı. Anlamaz gözlerle karşısındaki adama baktı. İşin kötü yanı karşısındaki adam da aynı gözlerle ona bakıyordu. Bir süre anlam veremediği bir sessizlik oldu. Bu sessizliği bozansa Bora'nın sert ve soğuk sesiydi. "Ne istemeye geldin Seher?"
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD