Defne' den Büyük çınar ağaçlarının olduğu bir ormanın kenarındayım. Biraz ilerimde annem var. İkimizin de elinde küçük sepetler… Bir an duruyorum. Burayı biliyorum. Annemle böğürtlen toplamaya geldiğimiz orman burası. İçine girmeye korkardım. Çünkü ilerledikçe ağaçların dalları gökyüzünü örter, güneş neredeyse tamamen kaybolurdu. Ormanın çevresi böğürtlen dikenleri ve yabani otlarla sarılıydı; içeri girmek zaten mümkün değildi. Derken annemin sesi geliyor arkamdan: “Bak kızım, önünde bir sürü var. Onları da topla.” Bir tane… bir tane daha… Topladıkça dallar ve dikenler sanki önümde açılıyor. Ama annemin o eski uyarısı çınlıyor kulağımda: “İçeri girme.” Etrafıma baktığımda artık çıkış görünmüyor. Kalın gövdeli, göğe uzanan ağaçlar… Aralarında ancak tek kişinin geçebileceği dar pati

