Rojba’dan…
Otelin son derece lüks odasının banyosuna girerken çok heyecanlıydım. Ilık suyu açıp saçlarımı köpüklerken olacakları düşündükçe yerimde duramıyordum.
Cihanla birlikte olmaktan ve yatakta sert davranmasından oldukça memnundum.Duşumu alıp kısacık havluyu göğüslerimden sarıp odaya geçtim.
Diz üstü bilgisayarına eğilmiş bir şeylerle uğraşan Cihan’a bir göz atıp dolabı açtım, acaba hangi seksi geceliği giyeceğimi düşündüm.
Kırmızı göğüs kısmı dantelli kalçamı zor kapatan gecelikte karar kılıp havluyu yatağa bırakıp çırılçıplak kalmıştım.
Tabii ki bunu bilerek yapmıştım çünkü Cihan’ın buna dayanamayacağını biliyordum. Nitekimde öyle olmuştu iri göğüslerime kapanan eller beni yanıltmamıştı.
“Hadi sen yatağa geç canım, benim de banyoda bir kaç işim var. Onları halledip hemen geliyorum.” dedim.
“Senin şu an en önemli işin kocanı doyurmak, bırak banyoyu.”
“Sabırsızlanma koca bebek, tüm gece seninim zaten.” deyip kollarının arasından ayrıldım. Dişlerimi fırçalayıp en sexsi parfümü üzerime bolca sıktım. Tam odaya geçmek üzereydim ki bacak aramda bir ıslaklık hissettim. Bu da neydi şimdi? Ah lanet olsun yoksa adet mi oldum? Şimdi zamanı mıydı? İçime koca bir öküz oturmuştu.
Cihan’dan…
Banyodan çıkmak bilmeyen kadına sinir olmuştum. Bu halde hangi erkek bekletilmeyi severdi Allah aşkına.
“Rojba hangi cehennemdesin kadın hoşunamı gidiyor bekletmek.” diye bağırdım gözlerim kapalı. Banyo kapısının kapanma sesiyle gözlerimi araladım. Sinirden kıpkırmızı olan bir Rojba beklemiyordum açıkçası. “Ne oldu, ne bu hal?”
“Yok bir şey!” deyip beni terslemişti.
“Ne demek yok bir şey? Kendine gel ve ses tonuna dikkat et, karşında cocuk yok kocan var.” dediğimde sadece yüzüme bakmakla yetinmişti.
“Sorun ne kadın delirtme lan beni!”
“Önemli bir şey değil, sadece regl oldum.”
“Ne yani bu suratının sebebi regl olman mı? İyi de ne var bunda, her ay yaşıyorsun zaten bunu.”
“Bu gece ile ilgili o kadar çok hayal kurmuştum ki hiç beklemediğim bir şeydi bu açıkçası.i” demişti işveli bir şekilde. Aklından geçenleri az çok anlamıştım tabii ki “Adet bitimine sakla iştahını Rojba Hanım ağam.” deyip tekrardan bilgisayarın başına döndüm. Madem yatakta enerji harcayamayacaktım işlerimi halledeyim bari öyle değilmi.
İki günlük evden uzaklaşmak benim fikrimdi olanları bir nebze olsun unuturum diye. Fakat aklımdan çıkmıyordu işte. Düşüncelerim su akar yolunu bulur misali hep Azra’da bitiyordu.
Söylediği lafları eve döndüğümüzde yedirecektim ona.
****
Azra’dan…
Nereden geldiğini bilmediğim yalancı öksürükle gözlerimi karşımda beni dikkatle izleyen maviliklerden ayırdım. Bakışları bir garipti, kısaca hoşgeldiniz deyip yanındaki kadına döndüm. Bu kadın da bir değişik bakıyordu. Derdi neydi bu ikisinin?
Gelen tüm misafirleri kapıda karşıladıktan sonra yemek hazırlığı için mutfağa yöneldim. Her şey hazır tek eksık sofranın kurulmasıydı. Vaktin gelmesiyle sofralar kurulmuş, hazır hale gelmişti. Son kez mutfağa göz gezdirip merdivenlere yöneldiğim sırada kapının çalmasıyla tekrar çıktığım basamakları indim. Kapıda tatile gidip gelen ve kuması olduğum kadın vardı. “Neden bu kadar geç açtınız?” diyen Rojba’ya;
“Misafirlerimiz var çalışanlarda yukarıda bu yüzden geç farkettik.” dedim.
Cihan ağanın; “Kim var?” sorusuna “ Şehrin ileri gelen aşiret ağaları ve eşleri.” deyip arkama bakmadan merdivenlere yöneldim. “Nereye gidiyorsun? Şu valizleri hemen odamın kapısının önüne koy!”
Rojba’nın dediklerine aldırmdan yoluma devam ettim ta ki Cihan Ağa konağı inletene kadar.
“Rojba Hanım ağan sana bir şey söyledi, duymadın herhalde.” dönüp Cihan Ağa’ya baktım. “Bana bir şey söylemedi sadece emir verdi. Ayrıca kendi elleri var çok şükür.” deyip merdivenleri koşarak çıkıp yemek yenilen odanın önüne gelip soluklanmıştım. Kapıyı çalıp içeriye girdiğimde hoşlanmadığım bir çift göz anında bana dönmüştü. Ön yargılı davranmaktan hep kaçınırdım fakat bu kadından hiç hoşlanmamıştım.
Eliyle yanına oturmamı isteyen Dila Annemin yanıdaki mindere çöktüm. Yemekler yenilmiş sofralar kaldırılmıştı. Çay ve tatlı eşliğinde sohbet edilirken “Gelinin kimlerdendir Dilan Hanımağam.” diyen kadına baktım.
Bu kadının sorunu neydi benimle? “Tanımazsın Roza!” Dila annemin ses tonu neden sinirli çıkmıştı anlayamamıştım... Ahh tabi ya gelinim Orospu Vildan’ın kızı diyemezdi ne de olsa! Ağlamamak için kendimi zor tutuyordum.
“Sen de hele belki tanıdıktır.”
“Çok mu merak ettin Roza. Belki de tanırsın Vildan Erkoç’un kızıdır Azra gelinim.” Ortam sessizleşmiş herkes kendi arasında fısıldamaya başlamıştı. O sırada odanın kapısı açılmış içeriye Rojba girmişti. Herkese hoş geldiniz diyerek Dila annemin diğer yanınada o çökmüştü. “Hayırdır hanımağalar bu ne sessizlik?” diyen Rojba’ya adının Roza olduğunu öğrendğim kadın cevap vermişti; “Hoşgeldin Rojba kızım önemli bir konu değil annene gelinin kimlerden olduğunu sorduk o kadar.”
“Sen kimlerden olduğunu sordun bende cevapladım uzatma Roza!” demişti buz gibi sesiyle Dila Annem.
“Gerçekten kim olduğunu bilmeye değmez Roza Hanımağam.”
“Gerek yok Roza kim olduğunu anladık zaten. Anlamadığımız şey ise Orospu Vildan’ın kızının bu konakta ne işi olduğu. Kimlerin altına yatmıştır kim bilir yakışır mı koskoca Cihan Ağa’ya.” Yer yarılsaydıda içine girseydim keşke beş para etmez insanların ağzına düştüğüm için utanıyordum en öenmlisi Dila Annem adına utanıyordum.
“Kendine gel Roza, benim evimde benim gelinime laf söylemek senin haddine değildir.” Ne güzel de destek çıkmıştı bana
“Ne o alırken kim olduğunu bilmiyor muydun Dila? Oysa anasını tüm Diyarbakır tanır. Cihan Ağa bu kadından çocuk yapmayı bırak aynı yatakta bile yatmaz.”
“Demir Ağa’nın yıllarca sana yaptığı gibi mi Roza?” O sırda Rukiye içeriye girmiş ve beylerin aşağıda beklediğini haber vermişti. Herkes ayaklanıp vedalaşırken yavaş yavaş merdivenlerden kapıya doğru iniyorduk. Gözlerim yine o mavilikleri bulmuştu. O da bana bakıyordu. Neydi beni bu adama çeken. En fazla kırkbeş yaşında oldukça yakışıklı bir adamdı.
Kolumun sertçe sıkılmasıyla kendime geldim, Cihan ateş saçan gözleriyle bana bakıyordu. Ben yine ne yaptım Allah aşkına? Misafirler gittikten sonra Cihan’ın “Odaya çık diye kükremesiyle koşarak odama çıkmıştım.” Bu adam ne istiyordu şimdi?
Kapının sertçe kapanmasıyla yaşadığım transtan çıkıp Cihan Ağa’ya baktım. “Evli olduğun halde anneyin yolundan gitmeye kararlısın öyle mi?” Şaşkınca ona baktım.
“Ne demek bu şimdi anlamadı?”
“Ne demek öyle mi? Demir Ağa’ya bakışların neydi öyle karıcığım?”
“Saçmalama, babam yaşında adamla ne işim olur?”
“Niye olmasın gözlerini dikmiş yiyecek gibi bakıyordun. Çok mu hoşuna gitti, çok mu yakışıklıydı. Çok mu istedin altında olmayı haa? diye bağırdığında ellerim havalanmış suratına çoktan tokadı indirmiştim.
Bakışları değişmiti, korkuyordum. Geri geri gitmeye çalışırken saçımdan tutup beni yatağa fırlatmasıyla neye uğradığımı şaşırmıştım. “Bakalım seni becerirkende bu kadar olabilecek misin Azra Erkoç?”