“Alın şunu ve Artemis’ten uzağa atın!” Abimin dudaklarından dökülen bu son sözler, kulaklarımda yankılanırken içimde bir şeylerin paramparça olduğunu hissediyorum. Alın şunu… Bir zamanlar birlikte büyüdüğüm, sırtımı dayadığım, kahkahalarımı paylaştığım adam, beni “şu” diye nitelemişti. Kendi öz abimin gözünde bir hiç olmanın bu kadar canımı yakacağını tahmin edemezdim. Krallığı kazanmak uğruna ailemi kaybetmek... Bunun bedeli gerçekten bu kadar ağır mıydı? Çocukken, abimin sevgisine duyduğum hasretle baş etmeye çalışan o küçük James’e ihanet etmiş gibi hissediyorum. Kendi çocukluğuma, o saf sevgiye, o masumiyete… Şimdi gözlerimden süzülen yaşların sebebini bile bilmiyorum. Bu acının, kalbimi böylesine yakmasının bir açıklaması var mıydı? Bu kadar üzülmek, bu kadar paramparça olmak... Nor

