Dördüncü Bölüm

4296 Words
"Sağ olasın Semi." dedi arabadan inerken. El sallayınca gülümsedim. "Görüşürüz hadi." diyerek ben de ona el salladım. Ana baba günü sanki. Cidden adliye önü çok kalabalıktı. Karakolun önü bu kadar yoktu. Abi karakola da gelin, arada suç işleyin! Günümüz boş geçiyor. Yağız'ın adliyeye girdiğinden emin olunca arabayı çalıştırıp müsait bir yerden anayola girdim. ⛓️ Trafik, trafik, trafik! Lanet şey! Hızlıca karakola ulaşma planlarım suya düşüyordu sanırım. Trafik vardı manyak gibi. Alt tarafı beş dakikalık mesafeydi, iki saattir bekliyorum. Hayır iki saat değil ama 20 dakikadır bekliyorum. "Uyuşuklar!" diyerek kornaya bastığım zaman mucivezi şekilde trafik açılmıştı. "Şükürler olsun Allah'ım." iki elimi yana açıp şükrettim. Trafiğin bir şekilde açılması ile sağdan döndüm. Biraz hız yapıp hızlıca karakola ulaşmıştım. Nasıl da vardım ama! Karakolun otoparkına girerek arabamı park ettim. Arabanın kapısını açarak otoparka ayak basışım gerçekleşmişti. "Daraldım ulan." Sağdan bakınca arabam güzel gözüküyor, soldan bakınca da güzel gözüküyor. He demek ki benim arabam güzelmiş. "Komiserim günaydın!" polislerden Aydın'ın selam vermesiyle ona döndüm. "Sana da günaydın Aydın kardeşim." dedim. Polisler trafik arabalarının yanında çay içiyorlardı. Kimisi sohbet ediyordu. Abi kapalı otopark fantazinizi anlamıyorum. Yağız ile olanları hiç demeyeyim. Otoparkın karakola giriş kapısından girerek karakola girmiştim. Bir kat çıkınca zemin kata ulaştım. Polislere baş selamı verip selam alıyordum. Zemin kattaki mutfağa girip ince belli bir çay bardağı aldım. Demlenen çaydan bardağa döktüğüm zaman yanlardaki merdivenden yukarı çıkıp bizimkilerin yanına gittim. "Selam saplar." diyerek giriş yaptım. Saplar dediğime göre odada Kağan, Serkan, Sedef ve Barış vardı. "Yok abi, Semiramis Komiserim bizi sevmiyor diye demiştim!" diyerek ani çıkış yaptı Serkan. "Bizi değil seni sevmiyor Serkan ağla." dedi Sedef ona karşılık. Sedef'in yanına geçerken Serkan'a kapak yaptım. Hepsini canımdan çok seviyordum tabi, amaç işin şakası. "İki dakika rahat durun oğlum, daha yeni geldi Semiramis." "Abi kadın doğru söylüyor ha." dedim Kağan'a karşılık vererek. "Yok mu Yağız Savcı?" dedi Barış. "Davası varmış." dedim kısa cevap vererek. Başımı Sedef'in omzuna yasladım. "Çok yorulmuşum." gözlerimi kapatıp dinleneceğim sırada yine Barış'ın absürt soruları ile uyumak haram olmuştu bana. "Şimdi komiserim siz Yağız Savcım ile resmen ayrıldınız mı?" başımı Sedef'in omzundan kaldırdım. "Artık biz de sapız be." "Kim kimden boşanacak kavgasını bile yaptılar." dedi Sedef. "Sadece kendileri boşansa yine iyi." ardına da Kağan getirdi cümlesini. "Zerrin ablayla Halit Abi düzeldi mi?" dedim sorarak. İnşallah araları bozulmaz ya. "Adab-ı muaşerete uygun bir açıklama yaptınız mı Kağan Komiserim?" "Yaptım Sedef aynen, ses kaydı da atayım mı? Te Allah'ım ya." Serkan Kağan'a inanmamış bir şekilde bakarken içinde tutamadığı o cümleyi söyledi. "Ben inanmıyorum." Kağan vs Serkan. "Hayatım sus sus, yoksa ölersin." diyerek omzunu sıvazladı Barış. "Allah vermiş iki kol Kağan. Serkan'ı dövebilirsin." dedim elimdeki çaydan bir yudum alarak. Serkan küçük adımlarla Kağan'ın gözüne bakarak kapıya doğru yürüdü. "Semiramis Komiserim bizi sevmiyor diye demiştim ben!" "Hadi ağlayarak günlüğüne yaz oğlum!" dedi Kağan da ayağa kalkarak. Elini havaya kaldırarak sinirli gözlerle Serkan'a doğru yürüdü. "Kağan, Serkan'ı öldürsün. Kağan, Serkan'ı öldürsün! Oo hadi Kağan, yapabilirsin Kağan." diyerek gaz verdim. Kağan, elini havaya kaldırıp Serkan'ın işini oracıkta bitirecek iken kapının hızlıca beklenmedik bir şekilde açılması ile Serkan'ın yüzüne çarptı. "Ölersin demiştim sana aşkım." dedi Barış ayağa kalkıp Serkan'ın yanına giderken. "Benim ikizlerden çocuk çıktınız utanın biraz!" diyerek kızan İbrahim Abi girdi odaya. Kendisi başkomiserimiz olurdu. Ekibin en büyüğü olduğu için baba yiğit, reisimiz derdik. Ceyda Abla yani diğer başkomiserimiz ile evliydi. Çok da yaşlı değillerdi canım. İbrahim abi 34 Ceyda Abla ise 32 yaşındaydı. İkiz çocukları vardı; Özgül ve Özgür. Yani Özgül kız, Özgür de erkekti. Yaşlılarmış. "Semiramis bari sen örnek ol şunlara." Sedef gizli gizli gülerken İbrahim abi kabağı yine benim başımda patlatmıştı. Serkan yüzüne aldığı darbe etkisi ile acı ile inlemeye devam ediyordu. Kağan ağzında mırıldandığı küfürlerle yerine geri oturmuştu. "Hay ben hızımı..." İbrahim abi bir yandan söylenirken diğer yandan da Serkan'ın yüzüne odaklanmıştı. "Olay var oraya gidecektin Serkan..." acıyan gözlerle Serkan'a bakarak konuştu. "Ama gidemeyeceksin artık." Serkan küçük çocuk gibi mızmızlanıyordu. "Hep Kağan ve Semiramis Komiserim yüzünden. Of ya bebeksi yüzüm ne hâle geldi!" O sırada Kağan hiddetle araya girdi."Başlatma lan yüzünden! Bana laf söylerken düşünseydin." diyerek de umursamazca bitirdi sözünü. "Hayatım bari sen bir şey de." melul melul Barış'a baktı. Gay mi bu gay mi? "Kıyamam güzelim." Barış iki elini yana açıp Serkan'a koştu. "Yüzün de kızarmış, çok yazık." İbrahim Abi dikkatli bir şekilde inceledi Serkan'ın yüzünü. "Çarpmasaydınız başkomiserim!" diye çıkıştı Serkan. "Bepanthol vardı Serkan sürelim mi?" Sedef'in dalga geçmesi ile güldüm. "Ben mi dedim oğlum?! Geç kapının ardına diye." diyerek kızdı İbrahim abi. "Komiserim, ne görevi?" diye sordum bu sefer. "İki üç ergenin kumarhane merakı." dedi gülerek. "Oha en sevdiğim!" heyecandan Sedef patladı bir anda. Bu kızın zamansız çıkışlarına hâlâ alışamadım. "Neyse Serkan sen de domates niyetine gidersin." dedi Barış. "Semiramis, Sedef ve Serkan. Hadi gençler. Bu sefer siz gideceksiniz." İbrahim abi'nin demesiyle yerimizden kalktık eş zamanlı. "Biz de Kağan Komiserimle yemek yeriz." Barış'ın sesi bizi kıskandırmak istercesine çıkmıştı. "İki dakika karnınız rahat durmuyor. Siz de dosyalarla mükellefsiniz. Benim hatuna tıkmışlar hepsini. Gidin de Ceyda komiserinize yardım edin." Kağan bana uyar anlamında başını sallarken Barış iki elini küsmüş çocuk gibi bağdaştırdı. "Oh ne güzel! Serkan göreve gitsin biz koyun gibi masaya oturup dosya ilgilenelim." "Barış gidecek misin oğlum yoksa ben seni kendi yöntemlerimle götüreyim mi?" dedi Kağan. "Tamam ya." derken kapıyı açıp Ceyda Komiserin yanına gittiler. "Hadi gidelim saplar." dedim ben de kapıya yönelirken. "Semiramis, bu çocuklar sana emanet kardeşim." diyerek tembihledi beni İbrahim abi. "Dikkat et de birbirlerini yemesinler." Sedef ve Serkan'a da cins cins bakarak devamını getirdi sözlerinin. "Ege'ye baktığım gibi bakarım Komiserim. Gözünüz kalmasın." İbrahim abi gülümserken kapıyı açıp çocukları çıkarttım. ⛓️ "Şeytanınız bol olsun gençler!" diyerek giriş yaptım, kahvehanemsi binaya. Eski, terk edilmiş bir binanın dükkan kısmını kumarhane olarak kullanıyordu gençler. Onları bozmak da bize düşer. "Çıkarın kimlikleri çıkar çıkar!" diyerek de bağırdı Sedef. "Yani Hasan iki dakika ağzını hayra açsan ölürdün." gençlerden birinin arkadaşına söylenmesi ile onların masalarına gidip bacak üstüne atıp oturdum. "Abi ben ne yapayım polislerin geleceğini?!" Saçlarımı arkama savurduğumda masasına oturduğum genç yalvarmalarına başladı. "Valla komiserim, gerçekten öyle ciddisine oynamıyorduk. Paraları geri verecektik zaten değil mi arkadaşlar?" dedi ve arkasına bakıp destek aramaya başladı. Çoğu genç ona katılırken yanındaki arkadaşı hiddetle araya girdi. "S*ktir lan oradan! 50 liramı verdim sana ben! Eve gidince babam gebertecek." oo kavga. Serkan ağzını han kapısı gibi açarken Sedef de çıkan kimlikleri kontrol ediyordu. "Hadi kavga edin." dedim ben de karşılık vererek. "Siz nasıl polissiniz ki?" masanın birinde oturan genç sordu. "Çok güzel bir polisiz canım." diyerek göz devirdim. "Ya zaten benim malikhaneye gideceğiz. Gitmişken kavga da edin boşa gitmesin." diyerek yanıt verdim. Ardımda oturan genç heyecanla konuştu. "İNANAMIYORUM POLİSLERİN MALİKHANESİ Mİ VARDI?" Gözlerimi büyüterek arkama döndüm. "Ne sandın koçum, âlâsı var bende." dedim ve elimi salladım. Yanındaki arkadaşı "Mal." diyerek söylendi. "Bunları hapishaneye atamam ki ben." dedi bebeksi bir sesle Serkan. "Kanka komiser malikhane diye karakola diyor." bayağı zekalıydı bu. "Kanka ya." dedim çocuğa bakarak. "Sen çok zekiymişsin." alaylı bir şekilde konuştuğum zaman önümdeki çocuk devam ettirdi. "Semih madem çok zekisin, neden matematikten 10 aldın lan! O da sırf ismini yazdın diye..." çekirdek var mı? "Çekirdek satan bir yer var mı?" dedi Sedef, sanki içimi okumuş gibi. "Alt sokaklarda seyyar satıcılarda vardır abla." dedi iki masa ötedeki genç. "Ne boş tantana yaptınız hadi Sedef, Serkan paket yapın bunları." derken oturduğum masadan kalkıp kapıya doğru adımladım. Serkan, Sedef ve diğer polis arabasıyla gelen iki polis içeride kart oynanan dört belki altı genci alıp çıktılar. "Komiserim bunlar nasıl sığacak arabaya?" diyen Serkan olmuştu. "Giray'ın ki doblo. Ona yükleyelim. Bir iki tanesini de biz alırız artık ne yapalım." diyerek cevapladım Serkan'ı. "Komiserim bakın arabanıza da sığmayız biz. Bırakın da gidelim." Sedef, ensesinden tuttuğu çocuk konuştu bu sefer. "Yo sizi çok sevdim, bırakasım yok." Serkan inkar edercesine konuştu. "Komiserim tek beni sevmiyorsunuz! Suçlu çocukları bile sevdiniz ya." "Serkan fazla konuşma bence." Sedef benim yerime konuşup araçlara bindik. ⛓️ "Gençler okulda olmanız gerekirken okey masalarında sürtüyormuşsunuz. Yks yok mu size? Babanızın parası mı çok çalışmıyorsunuz?" İbrahim abi ciddi bir şekilde gençlerin karşısına geçmiş konuşuyordu. "Komiserim, valla çaycı olur gene işinizi görürüz ama ne olur ailelerimize gitmesin!" İbrahim Abi bana baktığı zaman hiç beklemeden konuştum. "Yo gidecek gençler. Bizzat ben söyleyeceğim hatta. Üstelik bir de ziyaret etmişken nezarethaneye de uğrayalım." dememle İbrahim abi bana 'Yapma Semiramis.' der gibi bakış attı. "BEN MAPUSHANELERDE ÇÜRÜYEMEM!" diye cırladı gençlerden biri. "Uğraşma çocuklarla Semiramis. Ayrıca siz de susun. Ailelerinizi çağırıp gideceksiniz eve." İbrahim abi sözünü bitirdiğinde omuz silkip ben devam ettim. "Nezarethanemiz değerli olduğu için herkes için kullanmıyoruz orayı." arkamdan Barış'ın gülmesi ile dirseğimle onu dürttüm. "Komiserim, Sayın Savcım sizi bekliyor, kantinde." kapının önünde beliren polise döndüm. Yağız mı geldi? E o zaman Ege de geldi. "Tamam Hazar. İbrahim Komiserim ben gidiyorum." diyerek izin istedim. "Tamam Semiramis, bunları hallederiz biz." dedi gençlere ayıplayıcı bakışlar atarak. Odadan çıktığımda iki merdiven inerek kantine indim. Başımı kaldırıp etrafa bakındığım sırada Yağız'ın bir elinde dosya çantası diğer elinde Ege'nin minik elini tuttuğunu ve Yağız'ın bana kocaman açık kahverengi gözleriyle baktığını gördüm. Ama ağlarım ki. Yüzüme minik bir gülümseme yerleştirerek el kaldırdım. "Anne!" Ege heyecanlı sesiyle beraber Yağız'ın elini bırakarak bana koştu. "Sana pizza aldık." demesiyle boyunun yettiği kadarıyla sarılması bir oldu. "Kaşarsız karışık aldınız değil mi?!" dedim aynı heyecanlı tonda. "Hayır kaşarlı aldık, ağla." başımı eğmiş Ege'nin sarı saçlarını ellerimle okşarken Yağız'ın sesi kulaklarıma ilişti. Başımı kaldırıp kaşlarımı hafif çattım. "Kaşara alerjim olduğunu bildiğini sanıyordum." dedim tripli bir sesle. Gözlerini devirdi. "Bu yüzden kaşarlı aldık." alaylı bir tonda da bitirdi cümlesini. "Baba sürekli annemi sinir ediyorsun, korkma anne kaşarsız karışık aldık." Ege'nin tek bir nefeste cümlesini bitirmesiyle derin nefes aldım. "Yemezler kanun kokulu Savcı." dedim Yağız'ın alaylı sesi gibi. "Hemen sat Ege Reyiz, seni okuldan kaçıran da ebemdi sanki." Ege benle sarılmayı bırakıp arkasındaki kendinden kaç kat büyük babasına döndü. "Kaçırmasaydın baba, ben Kayra ile oynardım." dedi umursamaz bir şekilde. Yağız aldığı cevap karşısında şoka uğrarken dizlerinin üstüne çöktü ve Ege'nin ellerini tuttu. "Özür dileriz Ege Hazretleri." Ege göğsünü kabartarak "Bilemedim şimdi." dedi egolanarak. Bu çocuk bazen beni de şoka uğratıyordu. Düşman mı doğurmuştum evlat mı belirsiz. "Sedef ablan bizi bekliyor Ege Reyiz hadi pizzalar soğumadan gidelim." diyerek Ege'nin popişine vurur gibi yaptım ve elimi, eliyle tutması için uzattım. "Gene mi satıldım ben?" Yağız'ın dediği ile güldüm. ⛓️ "Serkan azıcık versene oğlum?!" Yağız, Serkan'ın ensesine vurarak pizzasına göz koymuştu. "Yağız abi seninki adam olana çok bile." dedi küçük çocuk gibi. Görev dışında birbirimize unvanımızla fazla seslenmezdik mesela Sayın Savcım yerine Yağız demek gibi. "Göz koymayın aşkımın rızkına." diyen Barış'a ters bakışlar attı Yağız. "Baba gel sen benimkini ye." Ege tatlı sesiyle babasına pizzasından minnak bir parça uzattı. "Az daha küçük vereydin kızım. Allah razı olsun." demesiyle Yağız'a kaşlarımı çatık bir şekilde baktım. "Pintilik yapacağına bir kutu daha alaydın Yağız." "Altı koca pizza aldım. Gözünüz doysun." dedi omuz silkerek. "Yağız abi Allah başta senin gözün doydursun." diyerek de karşılık verdi Sedef. "Oo Sedef soktu güzel soktu." dedi Kağan da. Yağız, Sedef'e öyle olsun der gibi bakış attı. "Laf sokmadım Komiserim. Ne haddime haşa!" dedi kıkırdayarak. "Savcı sana alttan alttan laf sokuyor altta kalma he." "Barış senin kadar aşuresini görmedim bu arada." dedim Barış'a dönerek. "Bunlar kıymet bilmez savcı, aç karnımız doyuyor başkaları çamur atıyor." Kağan, Yağız'ın sırtını sıvazlayarak konuştuğu zaman Sedef atıldı. "İkili oynama Kağan!" oo Sedef. "Kim ben mi ikili oynuyormuşum? Semi sen gördün mü peki Barış, Serkan?" Yağız, Kağan'ın yanağından makas alarak "Meyve veren ağacı taşlarlar hayatım boş ver." "Hepiniz aynısınız." dedim göz devirmiş düz bir sesle. O sırada Ege ve Sedef gözlerimin içine dolu dolu baktı. "Siz hariç." göz kırparak cümlemin sonunu da getirdim. "Sağ ol kardeşim çok güzel övüyorsun bizi." dedi Kağan arkamdan. "Semi Komiserim bizi sevse dünyamız..." hayal edermişçesine konuştu Serkan. "Sevmese burada bulunamazdın şu an." Barış'tan mantıklı bir şey duymanın hazzı ile başımı 'E herhalde.' diyerek salladım. "Semi sizi sevmese de olur, ben herkesi severim." dedi Yağız. Sevgi power Yağız. "İşte sevginin gücü!" heyecanlı bir şekilde Serkan ellerini birbirine çırpıştırdı. "Serkan abi seninle araba yarışı yapalım mı?" Ege yavaştan Serkan abisinin yanına sırnaşarak Serkan'ı etkileyecek şekilde sordu. Zaafı buydu Serkan'ın, araba yarışı. "Bana arabalarından verirsen olur." Serkan, Ege'yi kucağına aldı. "Kazananın ödülü ne olsun?" diye de sordu. Ege, parmaklarını çenesine yerleştirerek sordu. "Hmm, babamın arabasını koyalım ortaya." şey bana da yer var mı? Ege'nin muhteşem teklifi sonrasında Serkan'ın kahverengi gözleri parladı ve Yağız da alayla gülmeye başladı. "Şakacı seni yine yaptın günlük rutin şakanı." Ege ve Serkan ifadesiz bir yüzle Yağız'a bakarken Sedef sessizliğini bozdu. "Yağız abinin arabası en son tamirdeydi, ben sizin yerinizde ols bozuk araba karşılığında masaya oturmam." Barış, Sedef'in yanında kolunu dürttü. "Spor arabaya yokuş çıkarttırırsan devreleri yanar kızım." dedi çok bilmiş edasıyla. Yağız, Sedef'ten duyduklarına inanmak istemiyor gibi bakıyordu. Bundan sonra dostunu düşmanını iyi seçerdi. Yağız'a inme inerdi bu akşam. 'Sen çok biliyorsun sanki Barış.' der gibi Barış'a baktım ve söze girdim. "İyi de Yağız'ın arabası spor araba değil ki." cümlemden sonra zafer kazanmış gibi gülümsedim. Barış, Kağan bana boş gözlerle bakıyordu. "Nasıl lan?! Geçen gün yeni spor araba aldım bebeler diyen ebem miydi?!" Yağız araba mı almış? Hani parası yoktu lan! Barışgil bana bakarken ben de duyduklarım karşısında şoka uğramış bir şekilde Yağız'a baktım. "Babam da geçen beni okuldan mercedes ile aldı." yok ebem. Yağız 'E oldu o zaman ben kaçayım.' gibisinden bakış atarak kapıya doğru yönelmeye kalktığında oturduğum masadan kalkıp kaşlarımı çatıp Yağız'ın kolundan tuttum. "Şerefsiz misin oğlum sen?!" Bir anda kolunu çekip cırlamaya başladı. "Ya ne alaka ne alaka?" Sedef, gülmekten yerlere yatacağı zaman Ege konuştu. "Çok alaka baba!" Yağız derin bir nefes verdi. "Of tamam be. Anlatayım." taaabi efendim. "Öncelikle şu ki tek arabam tamirde olan Audi A3 arabamdır." servet döktüğümüz araba kısaca. "E abi diğerleri ne alaka?" Kağan az sabret annem. "Ya durun da anlatayım. Diğer arabalar benim değil." demesiyle Sedef çıkıştı. "Olamazdı zaten Yağız abi. Maşallah don değiştirir gibi araba değiştirdiğin için." go girl b***h. "Küstüm sana Sedef." "Yia tamam özür dilerim Yağız abi. Affettin mi beni?" Yağız konuşacağı sırada Kağan patladı oradan. "Ben olsam affetmem Yağız kankam." Yağız gözlerini devirerek konuştu. "Sen kimsin ki benim yerimde olacaksın lolipop." diyerek yanıt verdi. "Ay durun da anlatsın şu araba bolluğunu." Kağan, Yağız'a kümese gir Yağız bakışları atarken Barış çok şükür ki meseleyi araba mevzusuna döndürmüştü. "Ya Semo sen bilirsin, benim babamın eski bir dostu vardı. Hani şu Haluk Bilginer kılıklı zengin biri." "Bekar mı Yağız abi?" Sedef az sus annem. "İlk karısıyla evlendikten sonra kadın üç gün sonra sizlere ömür. İkinciyi de buldu o da fazla yaşamadı. Şu an üçüncüsünü arıyor ama o eve gelin giden fazla yaşamıyor." demesiyle Sedef of çekti. "Ee ne olmuş o adama?" "Bilirsin, beni çok sever. Bilirsin ben de onu çok severim." hıhı tabii bilmez miyim bakışları attıktan sonra devam etti. "Geçenlerde tatile çıktı işte. Arabalarını da bana emanet etti." oha. Şansa bak. "Yağız oğlum! Annen seni kadir gecesinde mi doğurmuş lan!" Yağız elleriyle Kağan'ın ağzını susturmak amacıyla kapatırken "Sus lan, şerefsiz. Çocuk etkileniyor." kaş yaparken göz çıkarmak demek bu olsa gerek. Onların yerine kahve gözleriyle dolu dolu bakan Ege'nin kulaklarını kapattım. "Aga siz işi ters yapıyorsunuz." dedi Serkan. "Şu kadar akıl tavukta olsaydı, şimdiye uçuyordu ." "Helal Sedef." diyerek destekledim Sedef'i. "Duyma sen anneciğim. Hadi baban seni okula götürsün." diyerek kendi ellerimle Ege'yi, Yağız'a emanet ettim. "Yağız, iyi bak çocuğa." dedi Barış. "Ve saçma sapan şeyler söyleyip çocuğumun aklını karıştırma." "İlk defa çocuğumuz olmuyor, biliyoruz herhalde." dedi gözlerini süzerek. Fakat atladığı bir kısım vardı. "Yağız abi eğer gayrimeşru bir çocuğun yoksa Ege senin ilk çocuğun ama?" dedi Sedef benim yerime. Yağız'ın havası sönerken karnıma ağrılar girene kadar güldüm. "Baba, benim başka kardeşim mi var?" diyerek kahverengi gözleriyle Ege, kopyası olan babasına dolu dolu yavru kedi bakışları attı. "Hayır, prensesi- pardon kraliçem. Sen benim ilk, tek ve son çocuğumsun." diyerek yanağını öptü Ege. "Semo sen de gülüp durma, çocuk yanlış anlıyor." Yağız bana fısıldarken bir yandan da Ege'ye sarılıyordu. "Ege, babana küs. İstediğin PlayStation şeyini alana kadar küs." Ege, Serkan'ın muhteşem önerisine tuhaf bakışlar atarken Kağan fırladı oradan. "Sayın Savcım, artık gitseniz iyi olacak." dedi tavır almış edasıyla. Yağız tek kaşını kaldırıp başını yana eğdi. Gözlerini büyüterek Kağan'a "Şimdi Sayın Savcı mı olduk?" dedi. "Unvanlarınız sizin kimliğinizdir, diyor Amirimiz. Neyse." "Barış nasıl barışır bu benimle oğlum bir taktik ver." bu sefer Yağız, Barış'a bakmıştı. "Ben bir şey bilmiyorum Yağız." Yağız oflayarak bu sefer Sedef'e baktı. "Belki bir randevu işinizi görür Yağız abi." "Aynen, siz en iyisi randevuya çıkın. Ama önce geç olmadan Ege'yi okula bırak Yağızcığım, hadi." Yağız tamam tamam diyerek Ege'yi omuzlarının üstüne alarak kapıdan çıkmaya çalıştılar. Hayır, çıkamadılar çünkü boyları kapıyı geçiyordu. "Lan ben bunu unuttum!" Yağız'a kötü bakışlar atarak çıkıştım. "Ege var Yağız!" Yağız oflayarak "Anasını satayım! Çocuğumuz vardı bizim!" "Evet, nasıl bildin acaba? Çok akıllı ve güzel bir kızımız vardı bizim." Yağız, Ege'yi bir çırpıda indirdi. Elinden tuttu ve ellerini sallayıp gittiler. Ege'nin sonunda okuluna gitmesinin verdiği huzur ile koltuğa yayıldım. "Ya, çok tatlı değil miydi?" Sedef'in tatlı sesiyle ona döndüm. "Tatlı olan neymiş Sedef?" Sedef konuşacağı zaman Serkan'ın gözleri heyecanla parladı o an. "Ege!" kafamı yana eğip masum bir şekilde baktım onlara. "Benim kızım işte. Çok tatlıdır." "Anasına çekmiş belli. Tıp demiş burnundan düşmüş hesabı." dedi Kağan. "Tatlı olacak kadar masum bir hayat yaşamadım." dedim kafamı öne eğerek. "Neyse gacılar ben kaçıyorum. Daha anama hediye almam lazım." diyerek kalktı Barış ayağa. "Bugün de gacı olduk çok şükür." dedi Kağan ona bakarak. "Başka türlü bir şey olamıyorsunuz Kağan Komiserim, çok şükredin bence." Sedef, göz kırparak Kağan'a soktuğu laf ile koltuğa yaslandı. "Ben ne yaptım ya?!" derken Kağan bana baktı. "Çok şey yapmışsındır Kağancım." dedi Serkan. "Siz hiç boşanmış gibi gözükmüyorsunuz bu arada." Kağan neyse deyip konuyu değiştirmişti. "Valla siz şahit oldunuz. Boşandık yani." "Ya ben bir şeyi merak ediyorum, şimdi biz Semiramis Komiserim ve Yağız Savcımın boşanmasına şahit olduk. Evde kalmayız değil mi?" Allah'ım ben buraya düşecek kadar ne günah işledim diye düşünürken Kağan atıldı ortaya. "Sen bu yüzle evde kalmazsın merak etme." diyerek mırıldandı. Serkan yüzünü çevirip gizli gizli ooo demeye başladı. "Sağ olun Komiserim. Düşündüğüm kişi teklif ederse kalmam evde." dedi sona doğru kısık sesle. Bunun düşündüğü kişi kim alo? "Biz de bilelim o düşündüğün kişiyi Sedef?" diyerek Sedef'in ağzından laf almaya çalıştı Serkan. Fakat Sedef ağzını sadece bir kere açardı. "O kendini bilsin yeter Serkancım boş ver sen." Serkan öyle olsun der gibi kafasını sallarken kapı bir anda açıldı. Biz alelacele toparlanırken Ceyda Komiserin gelmesiyle rahatladık. "Oturun gençler. Ceketimi alıp gidecektim ben." "Bir şey mi oldu Ceyda Abla?" "Özgür, bir oğlanın saçını çekmiş. Özgül de 'Sen ne yapıyorsun?' diyerek Özgür'ün saçına ketçap sıkmış. Anlayacağınız gençler, işler karışık." büyük bir bıkkınlık ile anlattığında gülümsedim. "Go girl!" diyerek destekledi Sedef. "Haydi ben gidiyorum. Kağan, Semiramis siz de devriyeye!" ismimim anılması ile devriyeye çıkacağımı çoktan anlamıştım. "Eve geç gideceğiz belli." diyerek mırıldandı Kağan. "Benim bir de nöbetim var Kağan. Bence sus." derken Ceyda Abla odadan çıktı. "Sedef, sen de gülüp durmasana." diyerek dürttüm Sedef'i. "Barış'ımla devriyeye çıkmak vardı. Var bir duamız." "İsterseniz size verebilirim devriyeyi..." derken gözlerimi süzdüm. "Fakat versem bile size değil Sedef'e veririm." Sedef başını öne eğerek "Sağ ol ya ne kadar da anlayışlısın." "Nasip kısmet arkadaşlar, hadi çıkalım Kağan." diyerek kolumdaki bandanayı düzelttim. Kapıyı açıp çıkarken ardımdan da Kağan geliyordu. Hızlı adımlarla Kağan yetişip yanıma geldi. "E Kağan naber? Şu zamanlarda pek bir mutlusun." yok mu çöpçatanlık yapmamız? "Mutlu olmayayım mı Semi?" "Yo hayır ol da, hani neye borçlusun?" umarım Sedef ile flörtleşiyorsundur. "Öyle desene Semiramis, sen de." derken güldü. Merdivenleri inerken konuşmaya başladı. "Hiiç." dedi i yi uzatarak. Kesin Sedef'ten hoşlanıyor. "Aşık mısın oğlum sen?!" diyerek pat diye sordum. "Semi beni sen idare etsene." Kağan kendi aklınca konuyu değiştirmek istiyordu fakat benim adım Semiramis ise bu kadının Sedef olduğunu öğrenene kadar durmazdım. "Konuyu değiştirme. Söyle işte kimle konuşuyorsun?" diyerek mavi gözlerimi büyüttüm. İşaret parmağımla ona tehditler savuruyor gibi yaptım. "Bizim savcının oraya yeni gelen savcı var ya. Selen adı." Selen mi? Yok ya Sedef'tir o. Dili falan sürtüşmüştür kanka. Hayır, yuva bozamazdım. Ama Sedef ve Kağan'ı da shiplemiştim. Duyduğum cevapla ani bir şok etkisine girerken Kağan'ın dürtmesiyle kendime geldim. "Çok güzel kadın demi?" ya fazla güzel. Sağlık olsun, zaten Sedef ile Kağan yürümezdi fazla. Böyle boş bahanelerle kendimi avuttum. "Evet çok güzel kadın. Mutluluklar kardeş." diyerek omzuna şakacıktan vurarak Kağan'dan önce otoparka indim. Aydın'dan boşta duran polis arabasını alıp sürücü kısmına oturdum. Diğer kapıyı açıp uyuşuk Kağan'ın gelmesini bekledim. Bir üç dört dakika bekleyince sallana sallana gelen Kağan'ı acele ile arabaya tıktım. Kağan güzelce yerleşirken ben çoktan arabayı çalıştırmıştım. "Beleşe yemek mi varmış?" Kağan'ın sorusuyla ona döndüm. "Yok ama keşke olsa." "Hızlı gitmenin başka bir mantıklı açıklaması olamaz, bence kesin bir şey olmuş." Kağan hâlâ konuşurken bu sefer gözlerimi trafiğe odakladım. "Bana değil ama sana olmuş Kağan, yani yakın çevrede başka güzeller varken uzağa gitmek neden onu çözmüş değilim." Sedef'in, Kağan'ı sevdiğinden adım gibi emindim. Sedef böyle şeyleri söylemeyen açık etmeyen bir kadındı fakat kadının hâlinden kadın anlıyordu her türlü. Yani böyle bir düşüncem vardı. Eğer Kağan'ın başka biriyle ilişkisi olduğunu öğrenirse üzülürdü, üzülmesini istemiyordum. "Selen de diğer ekibin savcısı Semiramis. Bence gayet yakınız. Güzel kadın, eğlenceli." bayıla bayıla bana Selen'i anlatıyordu. Kağan'a da bir şey diyemezdim, Sedef'in kendisinden hoşlandığını bilse göz göre göre Selen'den uzak durmaya çalışırdı. Bunun için Selen ve Kağan'ı da bozamazdım. Kağan'ın daha önce bir tane ilişkisi olmuştu. Ona ilişki denilir mi orası tuhaftı gerçi, dolandırılmıştı adam. Rus bir kadınla görüşüyorum diye elli beş yaşındaki bir dedeyle konuşuyormuş. Bundan sonra doğru düzgün aşk yaşayamadı garibim. Sedef'in de ilişkileri olmuştu. Ciddi olarak ilerleyen bir ilişkisi olmuştu. Üç sene önceydi sanırım. Hatta iş nikah masasına kadar gitmişti. Son anda adam korkarak hayır dedi ve düğün yerini terk etmişti. Bu da tuhaftı. "Ciddi düşünüyor musun peki?" diyerek sordum bu sefer. "Selen'in amca çıkma ihtimali sıfır olduğuna göre neden olmasın?" dedi gülerek. Sedef de size tam altın takardı. "Yani, tam emin değilim Semiramis aslında. Sonuçta daha yeni yeni konuşuyoruz. Selen daha önceki ilişkisinde aldatılmış bir kadın. Korkuyorum biraz." derken duraksadı. Onun yerine ben devam ettim. "Seni yara bandı olarak görmesinden mi korkuyorsun?" "Evet..." derin nefes verdi. "Biliyorum, Selen yapmaz öyle şey. Yani en azından ben güveniyorum ona. Ama insanın içine de kurt düşmüyor değil." "Haklısın Kağan, sonuç olarak insanların tam içini bilemiyoruz. Mesleki olarak ince düşünüyorsun her şeyi. Neyse hayırlısı olsun." dedim son olarak. "Amin Semiramis, amin." ⛓️ Kağan'la devriye işini tamamlamış, annemin evine dönüyordum şu an. Gerçekten çok yorucu bir devriyeydi. Çevre yollarında yardıma muhtaç bir kadın diye durduğumuzda bize dua eden travestiler karşılamıştı bizi. Eyvallah diyerek oradan ayrılırken kapkaççıya denk geldik. Kağan 20 bin liralık telefonunu yakalatacaktı neredeyse. Onu da karakola paket yapıp yolumuza devam etmiştik. Daha sonra telsizden intihar etmek isteyen birinin ihbarını aldık bir vatandaştan. Üst yaya geçidinin oraya varınca yola atlayacak olan adamın yanına gittik. Dedik kardeş, derdin ne? Sevgilisi; evli, beş çocuklu ve 50 yaşında olduğunu öğrenmiş. Adam da yakışıklı daha otuzunda biriydi. Zengin olunca teyze faydalanmak istemiş sanırım. Hâl böyle olunca adam anlık sinirle intihar etmeye gitmiş. Kağan, daha önce Rus kadın zannettiği kel amca ile yaşadığı ilişkisini anlatınca şöyle bir baktı adam. Daha sonra ben de arkadan seni bizim yeni polisle manita yaparım diyerek intihar etmesini önlemeye çalıştık. En son da arkadan bir dayının sıkıysa atla lan! Demeleriyle adam intihar etmekten vazgeçip Kağan'a sarılmıştı. Adamın ayaküstü ifadesini aldıktan sonra sağlıcakla kardeşim deyip gönderdik evine. Zaten o sırada da devriye bitmiş, akşam ezanı falan okunacaktı. Bizim Aydın'a Ege hasta deyip nöbetimi ona devrettim. Hile yapınca için rahat edecek mi? Evet. Şaka bir yana hile yapmamıştım aslında, Alev beni arayıp abla eve acil gel demişti. Böyle olunca eve gitmem gerekiyordu. Hem de Aydın evinde tek başına yalnız oturmasın diye nöbeti ona verdim. İyilik yaptım birnevi. En son arabayı binanın önüne park edip anahtarı çekip indim arabadan. Kapıları kilitledikten sonra kontrol ettim. Birkaç yıldır alışkanlık olmuştu bu. Ege'nin doğumundan sonra eve gidecektik, bizim çok akıllı Yağız arabayı kilitlemeyi unuttuğu için Ege'ye yeni aldığımız bebek bezinin çalındığını fark ettik. Bebek bezini çalmanın şu ekonomide mantıklı olduğunu düşünüp fazla kurcalamadım. O günden beri her şeyi kilitliyorum. Annemgilin oturduğu bina orta yaşlı bir binaydı. 15 yıllık vardır belki de. Hâliyle bina biraz yıpranmıştı ama alt yapısıyla bir 100 yıl daha gideri vardı binanın. Üç katlı bir bina olup canım anamgil 2.katında oturuyordu. Öyle hareketli sosyal bir yaşantıları yoktu annemgilin. Daha doğrusu annemin yoktu, Alev yani lise son sınıf olan kız kardeşim bayağı sosyaldi. Eve arkadaşlarını çağırır, okuldan kaçıyordu. Taksimde gününü gün ediyordu. Para benden çıksa da sorun değildi. Üniversite senesinin yaklaştığı için ders çalışması için baskı yapıyordum. Fazla da üstüne gidip streslenmesini istemiyorum. Onun dertleşebileceği yakın arkadaşı, babasından görmediği sevgiyi erkek arkadaşından görsün istiyorum. Sorumsuz birisi olmaması için çabalıyorum fakat tanıdığım rahatlığı çok yanlış kullanıyor. Bu yüzden onunla sürekli kavga ediyorduk. Burnu havada, dersine çalışmayan ama para kazanmak isteyen bir tür deliydi. Dediğim gibi yaşadığı hayatı küçümsüyordu. Zengin bir aileden gelmiyorduk. Fakirdik lan biz! Ağzımız normal köy yumurtası bile kokmazdı, açlıktan kokardı hep. Kaç gece karnımız aç yattık; Alev'in hâllerini gördükçe boşuna kürek çekmişsin Semiramis, diyorum kendime. Abla yüreği, sonradan pişman olup kendi mal kafama kızıyorum. Çok küçüktüm ben, çalışmayı beceremediğim için dayak yiye yiye dilencilik yaptım. Sırf o adamın içki parası çıksın diye. Annem asi kadındı, hakkını korur sesini duyururdu fakat bu adam onu o an öldürse sesini çıkarmazdı. Hayır, korktuğundan değil. Annemin babasından, babam olacak o adi herif çok korkardı. İsterse annem, kendi babasının evine sığınırdı. Fakat hiçbir zaman, böyle bir şey yapmadı. Sustu, yıllardır sustu. O adam geberip gittiğinde bile sustu. Nefretin gözyaşlarını döktü sadece, usul usul. Anneme göre günahız biz. Bilmem, ben öyle düşünüyorum. Kendisi beni sever mi bilmiyorum. Annemi gördükçe ben kendime kızardım. Böyle olursan hep ezik kalırsın Semiramis, derdim. Annem sustukça, ben konuştum onun yerine. Korurdum annemi, o beni korumasa da ben onu korurdum. Kardeşimi de korudum. Onlara ev aldım, hayatlarını kurtardım. Karakola düştüm lan ben onlar için. Fakat tek birisini koruyamadım. O çok küçüktü, benden de küçüktü. Bu dünyaya geldiğinde de küçüktü, gittiğinde de. Geçmişimi biraz arakladıktan sonra merdivenleri çoktan çıkıp kapıya geldiğimi fark ettim. Zile basmadan önce derin nefes aldım. Ardından işaret parmağımla zile bastım ve sessizce Alev'in kapıyı açmasını bekledim. Kapı usulca açılırken gördüğüm manzara, aklımdaki ile aynı değildi. Mavi gözlerim şaşkınlıkla büyürken adımlarım olduğu yere saplandı. Hayır, görmek istediğim bunlar değildi. ⛓️
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD