Derin, derin düşünceler içinde evin içinde yürürken aniden kapı çaldı.
Ses, evin sakinliğini bozarak onu ürkütmüştü.
Kapıya doğru adımlarını hızlandırarak ilerledi.
İçinde beliren endişe her geçen saniye artıyordu.
Kapı çalarken, kalp atışları da hızla yükselmişti.
Kapıyı açtığında, karşısında annesi duruyordu.
Yüzü, önceki ziyaretlerinden farklı olarak gergin ve sertti.
Derin, o kadar karışık duygular içindeydi ki, bir an annesinin neyle geldiğini anlayamadı.
“Derinciğim,” dedi annesi, soğuk ve ölçülü bir şekilde.
“Ev harabeydi. İyice harabeye dönmüş. Baban evi yaktı. Ya ona bir şey olsaydı? Bu tekrar olmayacağının ne garantisi var? Komşular beni aradı da haberim oldu.”
Derin bir an duraksadı.
Annesinin sözleri, içinde beliren korkuyu ve öfkeyi daha da derinleştirmişti.
Bu, annesinin önerisiyle ilgili hiçbir şeyin normal olmadığının sinyalini veriyordu.
İçindeki huzursuzluk, bir türlü dinmek bilmiyordu.
“Her şeyin zamanla düzeleceğini düşünüyorum,” dedi Derin, sessiz bir şekilde.
“Ama belki bir çözüm arayacağız. Şu an sadece babama odaklanmalıyım.”
Annesi, gözlerinde hafif bir öfke ama aynı zamanda çaresizlikle bakarak derin bir nefes aldı.
“Sadece senin için değil, baban için de düşünmelisin, Derin.
Her dakika babanın yanında olamazsın. Senin de bir hayatın var.
Onu bir bakım evine vermelisin.
Bu, senin için de baban için de iyi olacak.”
Derin’in zihni karışmıştı.
Ama en çok düşündüğü şey yalnızca babasının sağlığıydı.
Şu an sadece onunla ilgilenmek ve annesinin duygusal baskılarından uzak kalmak istiyordu.
Derin, kapıyı kapatıp evin içine adımını attığında gözleri hemen babasına kaydı.
Onun huzursuz ifadesi ve yaşlanmış bedeni, Derin’in içinde bir korku dalgası uyandırdı.
“Ya babama bir şey olsaydı?” diye düşündü.
Bu fikir kafasında hızla döndü ve tüm düşüncelerini bulandırdı.
Derin, bu düşüncenin ona ne kadar büyük bir yük getirdiğini fark etti.
Babasının yalnız olması, onu her zaman endişelendiren bir konu olmuştu.
Evdeki düzenin kaosu, içindeki huzursuzluğu daha da arttırıyordu.
Babasının yalnızlığını hissetti. Ancak Derin, sürekli olarak ona göz kulak olamayacağını biliyordu.
Kendi hayatını yaşamak zorundaydı.
Bakım evine gitmek fikri başlangıçta ona soğuk ve yabancı gelmişti…
Ama şimdi, sanki o kadar da kötü bir seçenek değilmiş gibi gelmeye başlamıştı.
“İstediğim zaman babamı ziyarete gidebilirim,” diye düşündü.
En azından orada, bir şekilde onunla ilgilenebilecek insanlar olacak ve belki de diğer yaşlılarla arkadaşlık kurabilecekti.
Babası yalnız kalmayacak, yanında biri olacaktı.