19. Bölüm

1945 Words
19. Bölüm Beni satın aldı. Beni bir eşya gibi satın aldı. "Bana anlatmadığın ne çok şey olmuş." Şu an istediğim en son şey Eylül'e dert anlatmaktı. Ayrıca anlatmıştım ya işte. Ha üç gün önce ha sonra. Hem burada verilmesi gereken tepki bana sitem etmek mi olmalıydı? Beni satın almıştı! Ticaret karşılıklı bir şeydir cancağzım, dedi içimdeki doğrucu tanrıça. O seni satın aldı çünkü sen kendini satılığa çıkardın! Kafamı salladım hızlıca. Sinsi tanrıça kafatasımın içinde yuvarlanırken, hayır, dedim kendi kendime. Ben kendimi satmadım! O beni satın aldı! "Anlattım ya," diye fısıldadım yorgun bir şekilde. "Harun'da kalmışsın! Bana bunu o gece söylemeliydin!" O gecenin gündemi o kadar yoğundu ki; bunun bir haber değeri kalmamıştı. Zaten… Detayları anlatmaya da yüzüm yoktu esasen. "Ne olmuş?" dedim curchilimin pipetiyle oynarken. Önemsiz bir şeymiş gibi omuz silktim usulca. “Bana yatağını verdi; sonra koltukta uyumaya gitti.” ‘Yalancı,’ İçimdeki tanrıça bir şarkı söyler gibi söylenmeye başladı. ‘Böyle olmadığını biliyorsun.’ Başımı sallayıp içimdeki tanrıçayı sersemletirken dikkatimi Eylül’e vermeye çalıştım. "Bu kadar olamaz." Yüzünü eğip bana baktı. "Çocuk senden deli gibi hoşlanyor-" "Eylül, kahvaltı yaptık, muhabbet ettik. Yattık ve uyuduk." Sesim umduğumdan sert çıkmıştı ama daha benim çözemediğim meseleleri benden duymak istemiyor muydu? Kedi tarafından kovalanan fare gibi hissediyordum kendimi. Hem ayrıca onun benden hoşlandığı falan yoktu. "O kadar?" "O kadar!" dedim masadan kalkarak. "Molam bitti. " Hızlıca ayaklandım. "Ama daha saat daha 16.00 bile değil." Saatime baktım. Haklıydı ama tam da o anda kurtarıcımı gördüm. Barış merdivenlerden baş verdiğinde ben masamızı topluyordum. "Hem daha sana anlatacaklarım vardı!" "Bana anlat sevgilim." Barış arkamdan geçerek Eylül'ün yanına kaydı. Dudak kenarına bir öpücük kondurmuştu. "Evet, ona anlat sevgilisi." diye taklit ettim onu giderken. Bunu nasıl akıl edememiştim. Barış geldiyse Harun da mesaiye başlamış demekti. Bir saat sonra gelmesi gerekiyordu ama hayır, erkencecikten damlamıştı işte! "Erkencisin." Dedi bara otururken. "Tıpkı senin gibi." dedim sahte bir gülümsemeyle. Bar tezgahına beyaz bir dosya koyup kalem uzattı. "Staj işi için." Gözlerini delici bir sivrilikle bana dikmişti. "Hemen işe koyulmuşsun bakıyorum," dedim bende sivri bir şekilde. Savaşa mı giriyorduk? Bana uyar. Zırhım her daim sırtımda Harun Bey! "İş beklemez." Sahte gülümsemesi yanaklarına doğru yayılmıştı. "Pekâlâ," dedim. Hızlıca formu doldurup imzamı attım. Dosyayı başka bir a4 kağıdıyla kapattı. Aramızdaki çirkin anlaşmayı resmiyete dökmüştü! Bu... Bu çok çirkindi. Bedenimin hürriyetini resmen satın almaya çalışıyordu. "Ne bu?" dedim hiddetlice. "Bana çaktırmadan köle anlaşması mı imzalatıyorsun?" Sözleşmeyi kendine çevirip hızlıca okudu. "Ben kölelik gibi bir durum talep etmedim ama sen istiyorsan bir maddeyle ekleyebiliriz." dedi ciddi bir şekilde. "Bu hürriyet haklarına saldırı sayılır." "İş yapmak böyledir Avukat Hanım." dedi barda olduğum tarafa eğilerek. "Risk almak iş yapmanın doğasında var." "Harun bu sözleşmede beni istediğin yere sürükleyebileceğin yazıyor!" "Öyle konuşmuştuk." dedi duyarsızca. "Hatta ben sana, senin özgürlüğünü satın alamam dedikten sonra sen benim kurallarımla oyuna dahil olmak istediğini söyledin. Ben de centilmen bir erkek olarak senin isteğine boyun eğdim ve bu sözleşmeyi hazırlattım." Sertçe yutkundum. "Burada beş yıllık bir staj anlaşmasından bahsediyorsun." "Okuduğun müddetçe şirketimin bünyesinde stajyer olacaksın." Gülümserken sözleşmedeki bir paragrafı gösterdi. "Ama oyuna beş yıl boyunca devam etmek zorunda değiliz." dedi. "Bak ne yazmışlar. 'İş bu taraflar arasındaki sözleşme; staj devamı boyunca sürdürülmek zorunda değildir. Taraflardan biri gerekçe gösterip anlaşmayı fesh edebilir.' Yani Nazlı," Dedi. "Naz." diye kestim sözünü dik bakışlarla. Kısa bir an duraksadıktan sonra gözlerime baktı ve "Yine de kötü bir anlaşma sayılmaz. Sadece artık benimle kavga etmeyeceksin; hepsi bu." dedi. Dudağımın içini ısırıp gülümsedim. "Tabii," dedim sözleşmeyi alıp bir madde eklerken. 'İş bu taraflar arasındaki sözleşme süresince Harun Aktan Nazlı Beyruz'a, Nazlı demeyecektir.' "Geçen gün sormuştun," dedim dik dik. Çatılı kaşlarının arasından bana dikti gözlerini. Ben imzamı attıktan sonra kâğıdı ona çevirdim. "Bana âşık olduğum adam haricinde kimse Nazlı diyemez." Diye fısıldadım sertçe. "Patronum da olsan bana Nazlı demeyeceksin!" dedim İmzamın üzerine küçük harflerle bir madde daha ekleyip imzasını attı çabucak. Bu hileydi! "Hey!" dedim sertçe. "İmza attıktan sonra madde ekledin!" "Korkacak bir şey değil güzelim." dedi keyifle. "Bana güzelim deme!" Derin bir nefes alıp gözlerimi kapadım. "Ama yani sende Naz!" dedi sitemle. "Nazlı deme, güzelim deme!" "Benim bir adım var Harun!" "Ama onu söylememe izin vermiyorsun ki!" "Harun!" "Sevgilim?" Sevgilim derken... Titrek elimle anlaşmaya uzandım. "Bana sevgilim diyemezsin," diye fısıldadım. "Ama niye?" dedi keyifle." İş bu sözleşmeye göre benim sevgilimsin." Gülüyordu. O kadar keyifli görünüyordu ki. Bana yaptığı zorbalığın farkında mıydı acaba?... "Burada sözleşme boyunca kimsenin bana Nazlı diyemeyeceğini yazıyor. Sen... " Dedim sinirle. Tam o esnada Can merdivenlerde göründü. Harun anlaşmayı kapıp beyaz dosyanın arasına saklarken "Bu bende kalıyor sevgilim." dedi. Harun mutfağa inerken peşinden koştum. Merdivenleri uçarak mı iniyordu, ne yapıyordu bu? "Harun bekle!" dedim ısrarla. Dosyaya uzansam da izin vermedi. "Ne?" "Ne demek kimse bana Nazlı diyemez. Benim adım Nazlı." "Ben niye diyemiyorsam ondan." dedi hızlıca. Dosyayı rulo yaparak elinde sıkıştırdı. "Bana seni satın almışım gibi bakma!" dedi biraz sonra. "Sen istedin! Sen istedin diye yaptık bu anlaşmayı. Ama buna rağmen, tüm iyi niyetime rağmen hala o geceki kavgayı sürdürüyorsun. Sonra da kalbimi kıran o maddeye imza attırıyorsun. Üzgünüm sevgilim." dedi Beni mutfağa çekip. "Sevgilim deme!" "Üzgünüm sevgilim! Her şey eşit mi olsun istiyorsun?" "Evet;" dedim sertçe. "Her şey adil olmalı ama o madde-" "Benim kalbim kırıldıysa seninki de kırılacak demektir." *** Ne demek bu? Ne demek benim kalbim kırıldıysa. Ne yaptım ki ben onun kalbini kıracak? İsmimin sevgilime gizlenmesi onun kalbini niye kırıyor ki? Ayrıca... Ben herkese nasıl hükmedebilirim? Şimdi resmi bir yerde bana Nazlı Beyruz deseler ben çıkıp Nazlı değil Naz, nasıl diyebilirim? Mesela bir mahkeme salonunda, hâkime? Deli mi bu Harun? Deli bu Harun! "Bir sorun mu var?" Soru Sel'e aitti. Vay canına, içinde yüzdüğüm azgın dalgaların ben farkındaydım ama insanların fark ettiğini bilmiyordum. Boğazımı temizleyip tebessüm ettim. Omuz silkip "Yok bir şey," dedim umursamazca. "Bir şey olursa, biliyorsun. Hep buradayım." Biliyordum. Sel güvenilir bir adamdı. Hatta her ne kadar görüntüsü onu ele vermese de sığınılacak bir limandı. Bunu tecrübe etmiştim. Can yanımızda bittiği anda Sel'e göz kırpıp işime döndüm. Bu gece kalabalıktı. Bir okul kulübünün tanışma partisi vardı. Daha çok bira içseler de bazı kişiler çetrefilli kokteyller istemişti. Harun yan bağladığı önlüğündeki havluya elini silerken bara çıkıyordu. Sel kokteyl siparişlerini Harun'a uzatıp sevgilisi olduğunu düşündüğüm bir kızın masasına giderken onu izledim. Sel'in yanında sürekli kızlar olurdu; buna alışmıştım ama bu kez farklıydı. İlk başta fark etmesem de Sel her zaman giydiği ve dolayısıyla kirden ağzı yüzü görünmeyen postalları parlatmıştı, hep giydiği füme rengi gömleği yıkanmıştı ve saçları her zamanki gibi dağınık görünmüyordu. Harun benden tekilayı isterken gerçekliğe döndüm. "Sel'in kız arkadaşı var." dedim heyecanla. Harun aynı heyecan ve merakla yanıma gelip işaret ettiğim tarafa baktı. "Onun adına sevindim." dedi yumuşak bir sesle. Sonra bana döndü. "Neden bana bakıyorsun?" dedim anlamayarak. Güldü. "Tekilayı uzatmanı bekliyorum sevgilim." Kan suratıma hücum etti. Sarsak hareketlerle tekilayı kaptım. Şaşkınlık üstüme dökülürcesine sakarlık yaptırıyordu. Tekilayı uzatırken bir rakı bardağını verdim. Harun'un kokteyle bakan ama gülen dudaklarından anladığım kadarıyla dikkati üzerimdeydi. "Al," dedim sertçe. Sonra onun önündeki Suvla Clairet marka şaraba uzanarak iki kadeh doldurdum. Barış ve Eylül hala buradalardı. Kulüp partisinin siparişleri o kadar çoktu ki onların siparişine ancak sıra gelmişti. "Biraz daha kibar olabilirsin." dedi ben tepsiye uzanırken. Gözlerimi kısarak ona baktım. "Bana sevgilim, demenden bile hoşlanmıyorum." dedim. "Kibar olamadığım için beni affet." "Ama daha baştan kuralları çiğnersen anlaşmanın ne anlamı kalır hayatım? "Bana sevgilinmişim gibi davranma lütfen," dedim sahte bir sevimlilikle. "Anlaşmanın maksadı bu sanıyordum," dedi acı sosa uzanırken. "Burada sevgili olduğumuza inandırmak zorunda olduğumuz biri yok," dedim. Tam o esnada Can sözlerime bir tokat gibi bara geldi. Harun'la konuşmaktan şarapları götürememiş olduğum tepsiyi alıp sipariş masasını kontrol ederek yanımızdan ayrıldı. Harun o kadar içten kahkaha atmıştı ki onu çimdiklemek istedim. "Gülme!" Ellilik bira bardaklarını kurulayıp bira doldururken tekrarladım. "Can'a bir şey ispat etmek zorunda değiliz!" Harun daha beter kahkaha atmaya başlayınca sinirlenerek bardan çıktım. Biraları Sel ve sevgilisin masasına bırakıp kendimden emin bir şekilde Harun'un yanına döndüm. "Ayrıca Can zaten bizim sevgili olduğumuzu sanıyor," Sesimi alçaltıp Harun'un kulağına doğru yaklaştım. "Hem böyle yaparsan Barış ve Eylül bizi yanlış anlayacak. Onları yalandan bir ilişkiye inandırmamıza gerek yok. Onlar-" Harun bana döndü. Ben kulağına eğildiğim için yüzlerimiz dip dibeydi. "Şu duruma ikna ol artık," diye fısıldadı keyifle. "Son beş dakikadır kendi kendine konuşuyorsun." Şaşkın bakışlarıma keyifle baktı. Gülerken yaklaşan Can'ı görüp dudakları kulaklarıma değene kadar yaklaştı. Derin bir nefes verdi. Sonra derinden gelen bir sesle. "Anlaşmada, kimsenin bu durumdan haberdar olmayacağı yazıyordu." Sonra hafiften uzaklaşıp gözlerime baktı. "Anlaşmayı okudunuz, değil mi Avukat Hanım?" "Okudum!" dedim dişlerimin arasından. Bir adım geri kaçtım. "Ama... Barış ve Eylül' de mi yalan söyleyeceğiz?" Can yanımızdan geçerken Harun belimden tutup kendine çekti. "Kimse." dedi usulca. Ensemdeki tüyler titriyordu. Yutkunmaya çalışırken Harun kendinden emin bir şekilde Can'a seslenip kokteylleri götürmesini söyledi. Üşümekten değil ama bir sebepten titriyordum. Can suratımıza bakmadan kokteylleri götürüyordu ve Harun hareketlerinin üzerimdeki etkisini fark etmeksizin devam ediyordu. "Bu gece işi bırak." dedi. Gözlerimi kapatıp yutkundum. Derin bir nefes alıp gözlerine baktım. "Birkaç gün içinde stajını başlatacağım. O zamana kadar dinlenirsin." "Beni bırak," diye mırıldandım güçsüzce. Gözlerini tavana dikerken ellerini üzerimden çekti. Arkasından viski şişesine uzanıp kendine bir bardak hazırladı. Olduğum yerde derin nefesler alıp bara baktım. Garson çağıran bir masayı görüp şükredercesine bardan kaçtım. Yanlış yapmıştım. Harun'un üzerimdeki etkisini küçümsemek ve bu anlaşmaya imza atmak koca bir aptallıktı. İşimi yapıyordum ama hala titriyordum ve sesim, hareketlerim... Kahretsin, bedenim Harun'un istediği her şeyi açıkça söylüyor olmalıydı. Eylül'lerin masasının yanından geçerken biri kolumdan yakalayıp beni durdurdu. Arkadaşım Barış'tan gözlerini kaçırarak beni hemen bir köşeye çekti. "Ne oluyor?" Sesi o kadar heyecanlıydı ki. Göğüs kafesimi döven kalbimi sakinleştirmeye çalıştım. Zordu. "Harun sana sarıldı! Gördüm! Ne saklıyorsun benden Naz? Anlat n'olur?" Başımı salladım. Söylemek istemiyordum. "Hadi!" dedi heyecanla. "Birlikte misiniz?" Hayır demek için ağzımı açtım ama Harun'un göz hapsindeydim. "Biz," dedim güçlükle. "Deniyor sayılırız." Küçük bir sevinç nidası kulağımda çınladı; Eylül bana sarılmıştı. "Sonunda!" dedi sevinçle zıplarken. "Sonunda! Sonunda. Çiftler buluşması yaparız, birlikte filme gideriz! Ah sonunda! Dur, bunu kutlayalım!" "Eylül, dur!" dedim kolundan yakalayıp. "Sakin ol, deniyoruz dedim. Birlikteyiz demedim." "Kurbanda danaya ortak girmeyi denemiyorsunuz ya," dedi telefonundan mesaj yazarak. "Barış'ta yemek ayarlıyorum. Yarına." Durduramadım. Heyecanını zıplayan bir top gibi seke seke Barış'ın yanına götürürken durduramadım. Dudaklarımı ısırıp. Bara döndüm. Müzik yavaşlarken "Eylül öğrendi." dedim. "Görebiliyorum." dedi keyifle. Boş bira şişelerini kasaya dolduruyordu. "Yarın akşama Barış'ta bir kutlama yemeği ayarladı. "Öyle mi?" Kasayı doldurmayı bitirip bana döndü. "Gideriz." Dişlerimi sıktım. Hayır deme lüksüm yoktu. Çene kaslarımı sıktığımı fark eden çocuk güldü. "O kadar kötü olmayacak." dedi göz kırparken. "Güven bana." *** Bu kötü fikirdi. Bu çok kötü bir fikirdi. Bu, anlaşmayı düşündüğümden beri asla aklıma gelmeyen bir ihtimaller sisilesinin, ansızın üzerime çöküvermesi gibi bir şeydi. Yatağımda dönüp utançla gözlerimi yumdum. Bana dokunması beni etkiliyordu. Bunu istemiyordum. Üzerimde hakimiyet kurmasını istemiyordum. Dudaklarını kulaklarıma dayayıp fısıldaması... İçimi titretiyordu... Ve lanet! Sürekli bunu yapıyordu! Bilir gibi, üzerimdeki etkisinden haz alır gibi! Yutkunup yatakta döndüm. Gözlerimi kapıyordum sonra utançla açıyor ve sinirden deliriyordum! Ne zaman gözümü kapatsam... Dudaklarıyla kulağıma fısıldıyordu! Ayrıca o sabah olanlar da beni utançtan yerin dibine sokuyordu. Öyle ki, o anı hatırlamamak adına bana barda yaptıklarına sarılıyordum. Ama barda yaptıkları da az değildi ki! Şakaklarımı ovup, toparla kızım kendini, dedim yumuşakça. Harun'a teslim olmak yoktu. Âşık olamazdım!... Telefonumun mesaj sesinin çalmasıyla yatakta doğruldum. "Okula seni ben götüreceğim. -Harun" İç çektim. İçimdeki doğrucu tanrıça, efendine itaat et Rapunzell, derken dudaklarımı ıslattım. O beni satın alan bir adamdı sadece. Ve ben de bir süre onun malıydım... Ne isterse yapacak nereye isterse götürecekti. Sadece bir süre. "Peki efendim. -Naz" yazıp yolladım. Tanrıça haklıydı. Kendimi satmıştım ya. Tüm bu emrivakileri hak ediyordum. Tüm o etkileri, onun hakimiyeti altına girmeyi hak ediyordum... Telefonu koyup gözlerimi kapadım ama bir mesaj daha geldi. "Bunu sevmedim. Ben senin efendin değilim. -Harun" Tam ne yazacağımı düşünüyordum ki bir mesaj daha geldi. "Değişen hiçbir şey yok Naz. Ben senin patronun değilim. -Harun" Ve ardından son bir mesaj daha. "Sevgilinim. -Harun”
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD