"Anam anam çok kötüyüm. Karnım nasıl ağrıyor bir bilsen Damlam resmen can çekişiyorum. Ay beyaz ışık mı o yanlış mı görüyorum. Damlam gelmeden Azrailim mi geldi yoksa"
Geldiğimizden beri Oğuzun ağıtları bitmiyor hatta susmuyordu. Kendini Damlaya acındırıyordu. Ama damla ise onu hiç takmıyor kenarda durmuş telefonla konuşuyordu.
"Oğuz susacak mısın yoksa kalkıp susturayım mı?"
Başta Kadir ortada Kemal amca en sonda da Oğuz yatıyordu. Yani üçününde yatakları yan yanaydı. Kadir artık Oğuz'a dayanamayıp sinirlenmişti. "Kadir sakin ol Oğuz sende sus yeter anladık Damla bakmayacak işte daha uğraşma."
Kemal amcanın uyarısıyla Oğuz susmuş bakışlarını Damlaya çevirmişti. Garibim Damladan bir medet umuyordu Ama nafile Damla onu hiç takmıyordu. Bende aynı şekilde Kadiri görmezlikten geliyordum. Düşünün ben kolundan vurulunca kaç gün boyunca ona bakmış yemek götürmüştüm. Ama dün ki sert çıkışından sonra ona kırılmıştım. Ve inanın içimden ona karşı bir şey yapmak gelmiyordu.
Buraya geldiğimizden beri göz teması bile kurmamıştım. Gerçi kurmaya da gerek yok. "Nazlı öğretmenim bize bir çorba yaparsın artık o kadar yataklara düştük hele komutanım hastaneden çıkalı daha kaç gün oldu geri düştü buraya"
"Albayım ayıp olmasın diye susuyorum ya bunu buradan götürsünler yada ben diğer tarafa göndereceğim. Aşçı başın mı bu kız senin!"
Bu kız? Bana bu kız dedi. Hangi ara Öğretmen hanımdan Nazlıdan bu kıza geçmiştik. Tamam Nazlıcım sakin hiç duymadın onu boş ver boş ver!
"Tabi ki de yaparım. Hem Kemal amca da isterse ona da yaparım. Hemen toparlarsınız."
"Yalnız Nazlı öğretmenim malzemelerin tarihine bakarak yaparsanız çok iyi olur." Hacer'e yaptığı ima ile kendimi tutamayıp gülmüştüm. Geldiğimizden beri Hacer Kadirin yanındaki sandalyede sessiz sessiz oturuyordu.
Yüzsüz kız ya adamı zehirledi yetmedi babasını bile zehirledi Ama hala Kadirin dibinden ayrılmıyor. "Şimdiden ellerine sağlık kızım yaparsan hayır demem Ama yapmazsan canın sağ olsun."
Tam cevap verecekken içeri koşarak bir kadın geldi. Sarışın 45 yaşlarında hafif kilolu biri girdi. Ve Kemal amcaya sarıldı. Aaa Kemal amcanın eşi sanırım evet eşiydi.
"Kemal iyi misin canım miden bulanıyor mu?" Kemal amca az önceki iyi hali bir anda kaybolmuş yüzünü asmıştı. Sanki karısına nazmı yapıyordu.
"Yani iyiyim Songülüm" Aa koca albay koca adam karısına naz yapıyordu. Demek her erkeği bir kadın yola getiriyor sakinleştiriyor. İsminin Songül olduğunu öğrenmiş olmuştum. Kemal amcanın yanına oturdu. Ve ellerini birleştirdiler.
Böyle bir güzel sahneye karşı ister istemez gülümsemiştim. İkiside aşık aşık birbirine bakıyordu. Gözüm bir anlığına Kadire kaydığında onunda bana baktığını gördüm Ama hızlıca gözlerimi geri çevirdim.
"Ne yedin de oldu. Sen normalde her şeye dikkat ederdin."
"Vallaha kızımız kendisi babasını bile zehirlemeyi başardı. Tebrik ediyorum." Songül hanım şaşırmış hemen gözlerini Hacer'e kızına çevirmişti.
"Ciddi misin sen Kemal" Songül hanım bile inanmamıştı. "Evet kızımız yanlışlıkla zehirledi bizi"
"Baba lütfen öyle söyleme." Ay Polyana sese bak birde sesini ağlamaklı çıkarıyordu. Ay gıcağa bak
"Nasıl numara yapıyor. Vallaha bir kaşık suda... neyse" Başımı yana çevirdiğimde Damlanın keskin bakışlarını gördüm. Benim gibi o da anlamıştı Hacer'i
"Hiç sorma dağ gibi adamları yataklara düşürmüş hala numara yapıyor." Damla dediğime sesli bir kahkaha atmıştı. Herkesin gözleri bizim üzerimize dönmüştü.
"Kusura bakma Kemal amca aramızda bir şey konuşuyorduk da onda öyle güldüm." Kemal amca bir şey demeyip sadece başını sallamış gülümsemişti. Ay ne kadar tatlı adama ya
"Damla kızım neleri var bizimkilerin iyiler mi?" Songül hanım sorusuyla Damla oma döndü.
"Songül teyze şu an oldukça iyiler Ama buraya geldiklerinde durumları kötüydü. Zehirlenme belirtileri kusma veya ishaldir. Kustukları için zehirli toksinleri vücudlarında atmışlar. Ancak vücûd bir su kaybı yaşamış bizde bunu gidermek için serum taktık. Şu anda oldukça iyiler endişelenecek bir sorun yok."
Damlanın sözlerini bitirmesi üzerine Songül hanım rahatlamış ardından bakışları beni buldu. Dikkatlice beni süzdü ardından da gözlerini gözlerime sabitledi. "Sen Nazlı olmalısın değil mi?"
"Evet"
"Adını Kemal'den çok duydum. Sonunda tanışmak nasip oldu."
Tatlı bir kadındı sanki yani Hacer gibi itici bir şekide yaklaşmamıştı. Şimdi hem anne hem baba bu kadar iyiyken Hacer gibi biri gerçek olamazdı.
•••
"Evet çocuklar şimdi önünüze koyduğum fotokopileri burada beraber yapacağız. İlk önce herkes 1 numaralarının olduğu yerleri istediği renkle boyamaya başlasın. Ben sizi kontrol edeyim."
Revirde daha çok durmadan eve gelmiştim. Çünkü yarın gitmem gereken bir okul vardı. Zaten yapacak bir şeyim de yoktu. Bende eve gelip üzerimi değiştirip yatmıştım. Yani uymak denirse yatağın içinde dört dönmüştüm. Aklım sürekli ondaydı onlardaydı.
Bu sabah erken gelip çocuklar için alıştırma çıkarmıştım. Görsellerin üzerinde sayılar vardı. Hem bu etkinlik sayıları öğrenmelerinde etkili olacaktı hemde sıkılmayacaklardı.
Sıraların arasından geçip hepsinin yaptıklarını inceledim. Bana sordukları soruları cevapladım.
Yavaş yavaş isimlerini de öğrenmiştim. Zaten alt tarafı bir sınıfım vardı öğrencilerimin ismini tabiki de öğrenmeliydim.
Ama sınıfta fark ettiğim şey iki gündür okula gelmeyen Efeydi. Geçen hafta kolunun ağrıdığını söylemişti ancak iki gündür de okula gelmiyordu. Belki yarın gelirdi yoksa ailesi arar durumunu sorardım.
"Öğretmenim sizden bir şey isteyebilir miyim?" Kirazım sesi ile oma döndüm. "Elbette Ama neden istiyorsun ki ."
"Şey arkadaşımız Efe içinde bu kağıtlardan verir misiniz yani o bir kaç gündür gelmiyor ya"
"Tabi ki de veririm Ama Efe'nin neden okula gelmediğini biliyor musun?"
"Annemler konuşurken duydum Efe'nin annesini ve babasını bir odaya kapatmışlar. O da kardeşine baktığı için okula gelemiyor. Bende de bu ödevleri istedi."
Ah hayır! O adam kadın Efe'nin ailesi olamazdı değil mi? Olmamalıydı yani olamazdı. İstememeden ne yapmıştım ben Efe'nin kardeşlerinin hayatıyla oynamıştım.
"Tamam veririm Ama senden bir şey isteyeceğim çıkışta birlikte gidelim hem bende onlara bakmış olurum tamam mı?"
"Olur öğretmenim hem Efe sizi görünce çok sevinecek bence" Kiraz çalışmasına geri dönmüştü.
Sanki bacaklarım beni taşıyamıyordu. Kendimi sertçe sandalyeme bıraktım.
Şimdi ben çıkışta tek gidemem ki yani bu olaylardan sonra biraz korkuyordum. Ahmet ve Oğuz zehirlendikleri için olmazdı. Kadirde hiç olmazdı oda hastaydı zaten onunla da gitmezdim.
Başka kim olabilir olabilirdi ki? Düşünmeye devam ederken
Zilin çalmasıyla çocukların hepsi sınıftan çıkmıştı. Sınıf tamamen boşalmış sadece ben kalmıştım.
Masanın üzerinde duran telefonumun titremiş. Arka arkaya mesaj gelmişti. Kimin attığına bakmak için telefonumu aldım. Mesaj atan kişi Damlaydı.
Damla
"Nazlı canım öğle arasına girdin mi?"(12.33)
"Bana haber ver demiştin bizimkiler hakkında bende haber vereyim dedim. Bizimkiler taburcu oldu hepsini postaladım."(12.33)
"Okuldan sonra boş musun bir şeyler yapalım mı?" (12.34)
"Teşekkür ederim haber verdiğin için"(12.34)
"Ve senden bir şey isteyecektim. Okul çıkışında buraya gelir misin ? Bana yardım etmem gerek bir konuda"(12.34)
"Tabiki de yardım edeceğim bir şeyse elbette de konu ne tam
olarak ."(12.35)
"Gelince anlatsam olur mu?"(12.35)
"Tamam gelince konuşuruz o zaman görüşürüz."(12.36)
Görüldü(12.36)
Evet bu işi de halletmiştik. Eğer damla gelmeyi kabul ederse çıkışta ben, Damla ve Kiraz birlikte Efenin evine gidecektik.
•••
"Ya Damla madem ehliyetin yok bu arabayı nasıl getirdin sen"
"Şimdi ben Askeriyenin gözde yengesi olduğum için benim için bir iyilik yaptılar. Bana bu arabayı ödünç aldım ve tabi ki de Oğuzun Kadirin haberi yok."
"Öğretmenim şimdi Damla abla bu arabayı çalmış mı?"
"Al işte Damla nasıl açıklayayım ben şimdi bunu alt tarafı gizli yapalım dedik ya" Damla suçlu olduğu için arabaya doğru gitmiş ön koltuğu açıp binmişti. Bende kirazın boyuna göre eğildim.
"Şimdi kirazcım Damla ablan bu arabayı çalmadı oradaki asker abilerden ödünç almış sadece"
"Ama haberleri yok ki o zaman çalmak olmuyor mu?"
"Haberleri olmazsa evet çalmak olur Ama onların haberi var bu yüzden çalmış olmuyor tamam mı?"
"Tamam öğretmenim anladım ben"
Tombul yanaklarını öpüp onu kucağıma alıp arka koltuğa oturttum. Ve kemerini bağladım. Bende sürücü koltuğuna geçtim.
"Tamam yüzünü asma hadi kemerini bağla" hemen eski mutluluğuna dönüp kemerini takmıştı. Bende arabayı çalıştırdım.
"Kirazcım eminsin dimi evleri burası"
"Evet öğretmenim benim evimde yokuşun aşağısında kalıyor işte"
"Tamam o zaman Damla hadi gidelim."
Kemerlerimizi çözüp hepimiz arabadan indik. Bende ardından kapıları kilitledim. Kirazın elimden tutup Efelerin evine doğru ilerledik.
Tahta kapı itmiş gıcırtılı bir ses çıkararak açılmıştı. Kapı açıldığında görüş alanıma avluda kardeşleri ile oyun oynayan Efe'yi gördüm. Küçük yaşta kardeşlerine abilik yapıyordu.
Oyun oynarken bir anda gözlerini bize çevirdi. "Öğretmenim" şaşırmış bir şekilde bana bakıyordu. Ona gülümseyip yanlarına yaklaştım. "Merhaba Efe nasılsın"
Hala şaşkın halinden çıkamamış bir kiraz bir bana bakıp duruyordu. "İyiyim öğretmenin de sizin ne işiniz var burada"
"Seni merak ettim okula bir kaç gündür gelmiyorsun. Sonra kiraz da bana senin kardeşlerine baktığını bu yüzden okula gelemediğini söyledi. Bende seni ve kardeşlerini ziyarete geldim."
"Çok sağolun öğretmenin iyi ki geldiniz ben de sizi özlemiştim." Kollarımın arasına girip sıkıca sarıldı. Bende saçlarını okşayıp öptüm.
"Ben seni hep ziyarete gelirim de sen okula dönmeyecek misin annen nerede"
"Şey annem ve babamı asker abiler götürdü. Bir oda da kalıyorlarmış. Onlar gelene kadar kardeşlerimle kalmalıyım."
"Peki size bakan kimse yok mu ne içip ne yiyorsunuz."
"Kirazın annesi Meltem abla bize yemek getiriyor. Gerisini de ben hallediyorum öğretmenim"
"Peki anneni yada babanı özlemiyor musun?"
"Şey yani annemi özlüyorum kardeşlerimde asker abiler onları biraz daha içer de tutmak istediklerini söylediler hatta bizi alıp götüreceklermiş."
Anında kaşlarım çatılmıştı. Ne demek bizi götürecekler. "Kim götürecek sizi hemde nereye"
"Asker abi dedi bizi şimdilik Meltem ablaya emanet etti. Sonra bizi alıp başka çocukların yanına götüreceklermiş. Ama ben gitmek istemiyorum."
"Tamam ben halledeceğim hiçbir yere gitmeyeceksiniz tamam mı sende kardeşlerinde burada kalacak." Üzgün yüzü bir anda toparlamış umutlu gözlerle bana bakıyordu.
"Ve annenle babanı da getireceğim sen merak etme."
Sıkıca bana sarıldı. "Çok teşekkür ederim öğretmenim sizi çok seviyorum."
Gözlerim Damla ile buluştuğuna bana hayır der gibi bakıyordu. Ama me yazık ki bunu yapmam lazımdı. Sonuçu ne olursa olsun...
•••
"Bak Nazlı yapmayalım Kadir çok kızar." Askeriye geldiğimizden beri Damla susmak bilmiyordu. "Ne yapayım Damla başka çarem mi var sence o çocukların halini sende gördün."
"Nazlı kuruma alacaklar işte yetimhaneye tek kalmayacaklar."
"Ya birini evlat edinirlerse onları birbirinden ayrılırsa ne yapacaklar o zaman" Damla dediklerim ile olduğu yerde durmuştu.
"Peki onları onlardan daha iyi bir aile isterse onlara daha iyi bir gelecek sunarlarsa"
"Onlar mutlu olmadıktan sonra daha iyi bir ailenin ne önemi var ki her gün ağlayıp mutsuz olduktan sonra, bu yüzden kararım kesin lütfen karşıma rica ediyorum."
Damla ile daha fazla konuşmayıp beraber askeriye girdik. Kemal amcanın odasını Damlanın tarifi ile üst kata çıkmıştık. Odanın önüne gelince derin bir nefes aldım ve kapıya vurdum.
"Gel!" Sert ve otoriter sesini duyunca biraz önce söyleyeceklerime ne tepki verecekti bilmiyordum. Kapıyı açıp içeri girdik. " Nazlı kızım Damla kızım hoş geldiniz."
"Hoş bulduk Kemal amca" Daha deminki sesi yerine daha yumuşak bir şekilde konuşmuştu.
"Geçin kızım oturun şöyle ayakta kalmayın."
"Eee hayırdır bir şey mi oldu kızım buraya kadar gelmişsiniz."
"Kemal amca ben seninle önemli bir şey konuşacaktım aslında"
"Tabi kızım söyle" Tekrar derin bir nefes aldım. Belki de hiç söylememek istemediğim sözleri söylemek zorundaydım. Üç çocuğum geleceği için.
"Kemal amca ben ıı şikayetimi geri çekmek istiyorum."
"Ne demek geri çekmek istiyorum."
"Çocuklar için. Efe benim öğrencim ili gündür okula gelmiyordu. Bugün evlerine gittim. Tek başına kardeşlerine bakıyordu. Ailesini de çok özlemiş. Bu yüzdem şikayetimi geri çekeceğim."
"Nazlı kızım bak yanlış düşünüyorsun. O adamı asla salmam dışarı"
"Yapmak zorundayım Kemal amca çocuklar için yani Efe için kardeşleri için üç çocuk tek başlarına o evde tek başlarına duruyorlar."
"Bak kızım anladım sen öğrencini de çocukları düşünüyorsun Ama ben uzun zamandır bu adamı içeri atmak için zaman kolluyorum. Şimdi sen benden onu salmamı istiyorsun."
"Bak Kemal amca sen salmazsan o çocuklar yetimhaneye verilecek ve belki de ayrılacaklar. Ben Efe'ye söz verdim. Rica ediyorum lütfen
"Üzgünüm Nazlı kızım yapamam benden başka bir iste Ama bunu isteme."
Hızlıca ayağa kalktım. Odada dört dönmeye başlamıştım. Efeyede söz vermiştim. Yani sen nesin ki daha bir sözü tutamadın yada yapamayacağın şeylerin sözlerini neden veriyorsun ki
"Nazlı sakin ol buluruz elbet bir yolunu telaş yapma."
"Ben kendime kızıyorum kendime tutamayacağım sözler verdiğim için"
"Bak kızım üzgünüm yapabilecek bir şeyim yok zaten bu konu Kadirin elinden geçiyor o onay vermeden yapamam kızım"
"Tamam Kadir neerde söyleyin siz bana ben onunla konuşayım."
"Konuş konuş kızım da Kadirin izin vereceğini pek zannetmiyorum. Kadirin de odası da koridorun sonundaki soldaki oda"
Hemen Kemal amcanın odasından çıktım. Ya onlar dışarı çıkacaktı ya da o çocukların hayatı garanti altına alınacaktı. Başka çarem yoktu. Koridorun sonuna gelince soldaki odanın kapısına vurdum.
Yzb. Kadir AYDOĞAN
İçeriden gir komutu gelince kapıyı açıp odaya girdim. "Nazlı?" Kadir masasına oturmuş elinde kağıtlara vardı. Kapıyı arkamdan kapatıp Kadirin tam karşısına geçtim. Ve hiç konuşmasına izin vermeden direkt konuya girdim.
"Kadir lafımı hiç kesme ve beni dinle. Şimdi Efe benim öğrencim kendisi bir kaç gündür okula gelmiyordu. Bende merak ettim evine gittim. Ama üç kardeşi ile evde tekti yani anne ve babası yoktu. Nerede diye soracaksan kendileri senin esir tuttuğun hatta beni taciz eden adamın oğlu , okula beni dövmeye gelen kadının oğlu belki en kötü şansı böyle bir annenin babanın evladı olmak Ama kimseleri yok onlara bakacak sadece bir kaç komşu yani anlayacağın ben şikayetimi geri çekiyorum."
Ne uzun konuşmuştum be nefesim tükendi yeminle Ama neyse tüm her şeyi anlatmıştım. Tabi ben bu olanları anlatırken Kadir sap gibi durmamış sonlara doğru dediğim her bir cümlede kaşları çatılmıştı.
"Anlamadım ne geri çekmesi ne diyorsun Nazlı sen?"
"Baştan anlatamayacak kadar nefesim tükendi Ama demek istediğim üç çocuk için şikayetimi geri çekiyorum."
Masaya elini sertçe vurup ayağa kalktı. Derin nefesler alıp kendini sakinleştirdi. Kızdırdım mı seni Kadir Bey
"Bak Nazlı bu çocuk oyuncağı değil senin şikayetimi geri çekiyorum demenle ben o suç makinesini dışarı salmam. Çocukları kurum alacak yani o adam dışarı çıkmayacak."
"Tamam anlıyorum sen de haklısın Ama çocuklar için yapmalıyız. Kemal amca ile de konuştum o senin onayın olmadan bir şey yapamayacağını söyledi."
"Doğru söylemiş bu yüzden ısrar etme Nazlı o adam dışarı çıkmayacak ve sende bu konuyu kapat. Başka bir şey yoksa çıkabilirsin."
Ne! Ne bu haller tavırlar ya adama bak hiç umursamıyor bile ya! "Kadir şikayet ben ettim ve şimdi geri çekiyorum! Ve sende dediğimi yapacaksın karışmayacaksın."
"Nazlı haddini aşma ne istiyorsun sen onu dışarı salayım da senin peşinde dolansın sana bir şey yapacak diye etrafında dört mü dönelim ne istiyorsun!"
"Ne diyorsun ya benim senin korumana ihtiyaçım yok. Kimsin sen sana bu üstünlüğü kim veriyor. Beni korumak ne haddine"
"Öyle mi Nazlı hanım ben hastane de yatarken bile vurulduğum da bile o adamın ailesi sana bir şey yapmasın diye etrafında dört döndük. Sen okula rahat gidiyorsan biz etrafın da olduğumuz için o bindiğin minibüste bile askerlerimiz var her an bir şey olur diye seni koruyoruz Ama hanımefendi ne haddine diyor illaha korumak için kocan, sevgilin mi olmak lazım!"
Korumak? Kelime anlamını bile yeni öğrendiğim bir sözcükten bir anda herkes beni korur olmuştu. Ne çıkarmam gerekti bu sözlerden ne yapmama gerekti bilmiyordum.
Sessizce duruyorduk ben Kadire bakarken o kafasını çevirmiş dışarı bakıyordu. Kadir oldukça Sert çıkmış ve ne diyeceğini o da kestirememişti. Ben mi çok duygusal düşünüyordum yada hata mı yapıyordum anlmıyordum.
"Bak Kadir bu olanlardan haberim yoktu sağ ol teşekkür ederim Ama ben bir söz verdim bize göre dünyanın en kötü ailesi olsa bile o çocuklar mutlu ise yapacağım bir şey yok bu yüzdem senden rica ediyorum."
"HALA ANLAMAMAKTA ISRAR EDİYORSUN! O adam dışarı çıkmayacak bunu sana kaç kere söyledim."
"Bende çıkacak dedim He sana dert oluyorsa beni korumak koruma! İstemem korunacak bir halimde yok bu yüzden dediğimi yap Kadir"
"Şimdi sen söyle Nazlı sen kim oluyorsun da bana böyle emir veriyorsun?"
Doğru kim olduğum belli değildi. Öğretmen, Nazlı yada herhangi bir insan olurdum anca onun hayatında
Sadece sessiz kaldım onu hiç bir şey demedim çünkü bu taş kalbi ile hakketmiyordu.
"Daha fazla konuşmayalım Nazlı konu kapandı ve bir daha açılmamak üzere başka diyecek bir şeyin yoksa çık!"
Çık demek beni kovuyordu. Peki bize de gitmek düşerdi. Onunla aynı havayı solumak bile bana yeterince yetmişti. Kırık kalbim ve ben odayı terk edecekken kapı aniden açılmış ve suratıma gelmesine iki santim kala geri çekilmiştim.
"Kadircim beni çağırmışsın" Gelen kişi Hacer'di yılışık şekilde konuşması beni ayar etmişti. Ama kendisi beni burada beklemiyor olacak ki suratı asılmış ardından kaşlarını çatmıştı.
Ama umurumda bile değildi. Arkama bile bakmadan Hacer'in omzuma çarparak odadan çıktım. Koridorun başımda Damlayı görmüş hızlıca yanına adımladım.
"Sanırım durumlar kötü kabul etmedi değil mi?"
"Kabul etse böyle mi olurdum. Ama taş kalpli işte ne olacak. Allahım çıldıracağım ya ne yapacağım şimdi ben"
"Tamam sakin ol hallederiz bir şekilde ya geç onlara da bir şey diyemiyorum onlarda haklı adam her suçu işlemiş nasıl bıraksın kolay değil."
"Farkındayım Ama aklım onlarda kaldı üç çocuk tek başın bir öğün yemekle yok olmaz böyle vicdanım el vermiyor."
"Ee o zaman alalım çocukları sende yada bende kalalım bir kaç gün biz bakarız. Nasıl olsa Efe seninle okula gitse diğerleriyle de ben ilgilenirim."
"Yapabilir miyiz ki hem ben Efe ile okula gideceğim Ama seninde işin var revirde nasıl iki çocuğa bakacaksın ki"
"Ya da Şey yaparız sen iki çocuk götür yani Efe ile ondan iki yaş küçüğü götürsen bende küçüğü alırsam bence tamamdır."
"O zaman gidelim alalım çocukları biraz eğlenelim."
"Ay heyecanlandım ya Ama kim de kalacağız okula yakın olsun."
"Tamam bende kalalım hem okula yakın senin içinde sorun olmazsa sana bir kaç parça kıyafet alalım sonrada çocukları alalım."
İlk önce Damlanın evine gidip birkaç parça eşya alıp sonradan Efe'nin evine gitmiştik. İlk başta şaşırmış inanamamıştı. Daha sonra hep birlikte minibüse binip lojmana gelmiştik.
"Damla sen çocukları al eve çık ben şuradan sevecekleri bir şeyler alayım."
"Olur tamam siz gidin ama cips almayı unutmayın!"
"Tamam alırım." Onları geri bırakıp gidecekken arkamdan Efe seslenmişti.
"Öğretmenim bende gelebilir miyim sizinle"
"Tabi ki de gel hem kardeşlerinin ne sevdiğini söylersen daha kolay olur işimiz."
Efe'ye elimi uzatınca hemen sıkıca tutmuştu. Birlikte lojmanın girişindeki bakkala girdik. "Evet Efecim kardeşlerin ve kendin için istediklerini alabilirsin. Bende bize dondurma alacağım."
Başını sallayınca dolapların olduğu bölüme geldim. Herkese birer tane alırken kendi istediğimden yoktu. Ene iyisi bakkal amcaya sormaktı.
"Pardon karadutlu dondurma var mı?"
"Dolapta yoksa bitmiştir kızım"
"Aldın mı Efecim" elinde getirdiği bir kaç parça ürün vardı. Ya utandığı için yada gözü tok bir çocuktu. "Evet öğretmenim bu kadar Ama sizden bir şey isteyeceğim."
"Tabi söyle kuzum ne istiyorsun."
"Şey kardeşim Elif yumurtaları çok seviyor kapıdakilerden alsak olur mu?" arkada ki yumurtaları işaret ederek konuşmuştu. "Elbette alabilirsin hatta kendine ve diğer kardeşine de al. Siz yardımcı olursanız."
Bakkal amca be Efe arkaya gidince bende hemen bir kaç parça şey daha aldım. Kasaya gelince bakkal amca sırayla ürünleri hesaplayıp bana uzatıyordu bende aldıklarımı poşette yerleştirirken cips almayı unuttuğumu fark ettim.
"Efe sen burada bekle ben hemen cips alıp geleyim." Arka reyona gidip cipslerin olduğu yerde durdum. İki paket alıp kasaya gidecekken Efe'nin sesini duydum. "Evet Kadir abi öğretmenim ile kalacağız bir kaç gün"
"Sende gelir misin bizimle bir sürü şey aldık sende yersin olmaz mı?" Hayatta olmazdı. O taş kalpliyi evime sokmam bundan sonra bu yüzden görüşmeyeceğim onunla
"Hesap 175 tuttu Kadir yüzbaşım"
"Şuradan al abi sen" Bir dakika o hesabı mı ödemişti. Hemde benim aldıklarımın. Yani öyle olmalıydı. Eğer ödediyse o parayı alır ona geri verirdim. (Umarım sakin kalırdım.)
Reyonun arkasından çıkıp kasaya geldiğimde onu görmemiş gibi yapıp elimdekileri tezgaha bıraktım. "Bunaları da ekle abi sen ve ne kadar tuttu."
Üzerimde bakışlarını hissediyordum. Ama dönüp bakmayacaktım tabi ki de "25 TL tuttu.
" 25TL mi? Ay sakin ol Nazlı bu adamın sağı solu belli değil. Bir saat önce tartışmış yermemiş beni odasından kovmuş adam hesabımı mı ödemişti.
"Yanlış hesapladın herhalde abi çünkü iki cipsin parası o diğerleri ile ne kadar onu sordum ben"
"Yüzbaşım ödedi kızım bunların ücreti bu"
"Efecim sen yumurtaları tut kapıda bekle bende geliyorum hemen tamam mı?"
"Tamam öğretmenim bekliyorum ben sizi" Efe bakkaldan çıkana kadar sakinliğimi olabildiğince korudum korumaya çalıştım. Efe çıktığı an elimi tezgaha sertçe vurdum. "Abi Yüzbaşından aldığın parayı ver!"
"Ne bakıyorsun abi versene." Benden böyle bir çıkış beklemiyorlardı. Adam az önce aldığı paraları eli titreyerek geri vermişti. Hemen cüzdanımdan 200TL çıkarıp tezgaha bıraktım.
Tam yanında duran parayı da Kadirin avucumun içine sıkıştırdım. "Bir saat önce yüzüme bağırıp şimdi de bana yanaşma bu parayı da al bir daha da böyle bir şey yapma!"
Poşetleri hızlıca alıp bakkaldan çıktım. Kapıda duran Efe'nin elini tutup lojmana geri döndüm. Ve o taş kalpliyi düşünmeden çocuklarla muhteşem bir gün geçirmeye odaklandım.
Bölüm Sonu...