13.Bölüm

3532 Words
"Kimmiş Nazlı" Elimdeki nota odaklanmış sadece gülüyordum. Demek Kadir Beyimizin aklı başıma gelmişti. Dün bakkalda dondurmayı sorduğumu duymuş olmalıydı. Ve şimdide benim için bulup getirmişti. "Sana diyorum kızım kimmiş diye de bu dondurma ne? Ve üzerinde de not var." "Şey Kadir almış. Dedim ya sana dün bakkal da karşılaştık diye ben dondurma sormuştum yoktu şimdi de aramız biraz bozuktu ya ondan o da alıp getirmiş." "Oha bizim Kadire bak sen yaa ne olmuş buna" Kapıyı kapatıp Damla ile içeri girdik. Damla koltuğa hızla kendini atıp Kadirin yazdığı nota bakıyordu. Ve salak salak sırıtıyordu. "Hala şaşkınım ya bizim Kadire bak sen" "Tamam Damla çok uzatmayalım. Ben kase getireyim de yiyelim bari" Mutfağa gidip dolaptan hemen iki kase çekmeceden de iki tane kaşık aldım ve geri oturma odasına döndüm. "Bence bir teşekkür etmelisin. Hakketti yani çocuk" "Ne yapabilir ki bende onun gibi bir şey mi alayım." "Hayır tam olarak öyle bir şey değil sende onu sevdiği bir şey yapabilirsin." "Şey en çok yaprak sarmayı seviyor. Sarma mı sarsam nasıl fikir hem benden istemişti." "Aslında şöyle yapsak sen hemen yelkenleri suya indirme sadece teşekkür amaçlı bir mesaj yaz. Nasıl olsa Cumartesi günü doğum günü var." Ne! Cumartesi günü doğum günü mü var. Ve ben bunu yeni öğreniyorum. "Nasıl ya bu hafta sonu doğum günü mü?" "Haberin yok muydu? Zaten biz çok kutlamıyoruz bir pasta kessek yetiyor bizim için tabi Ama Kadir pasta sevmez hatta kutlamayı bile zor zar kabul ediyor." "Bir dakika konudan konuya atlamayalım. Şimdi ben Kadire teşekkür mesajı yazacağım. Ve hafta sonu Kadirin doğum günü" "Aynen öyle yani sen şimdilik geçiştir mesajla artık ne olursa hafta sonu olsun diyelim." Ay inanmıyorum Kadir ile aramızın daha iyi olması için bir imkan daha çıkmıştı ortaya ve bende bunu iyice değerlendirecektim. "Neyse ben bir Oğuzu arayayım konuşayım onunla sende Kadire yaz istersen." "Tamam yazarım." Damla mutfağa gidip kapıyı kapatmıştı. Bende Damla ve benim dondurma kaselerini yan yana koyup resmini çektim. Yüzbaşı Kadir "Dondurma için teşekkür ederim yüzbaşı çok cömertsiniz ."(20.41) "Ne demek Öğretmem Hanım ne zaman isterseniz."(20.41) "Ve misafirin var herhalde iki kase var da?"(20.42) "Evet arkadaşım geldi sende tam zamanın da bize dondurma gönderdin. Sohbetin üzerine iyi gitti de" (20.42) "Afiyet olsun o zaman size benim işlerim var!" (20.45) Bir anda çevrimdışı olmuştu. Ne yani yanımda biri olduğu için mi konuşmayı kısa kesmişti. Ya kıskandı belki erkek olma düşüncesi olduğu için yada kadın olduğunu düşünüp konuşmayı bitirdi. Ama sonuna ünlem işareti koymuş. Of Kadir yine kendin düzeltip kendin bozuyorsun. Her neyse aramız şimdi iyi olmasa da olur sonuç olarak Cumartesi doğum günü var o zamana belki bir şeyler olur yani umarım olur. Masada ki dondurma kasemi elime aldım. Ve sevgili Kadir yüzbaşımı düşünüp yemeğe başladım. ••• "Ya bir şeyim yok dedim teyze sadece boğazlarım şişti biraz o kadar yani o geçer merak etme." "Yalan söylüyor Songül abla akşam oturdu bir kutu dondurma yedi sonra da boğazım ağrıyor diyor." Yanımdaki Damlanın bacağına hızlıca vurdum. Beni teyzeme şikayet ediyordu. "Sus kızım ya" "Vallaha beni hiç dürtme ben sana dedim yeme diye sen dinlemedin hepsini yedin." "Damla bu telefon kapanınca ne yapacaksın bakalım göreceğim." Damla hızlıca ağzına fermuar çeker gibi yapıp kollarını göğüsümde bağladı. "Neyse teyzemin ben soğumadan çayımı içeyim sonra konuşuruz. Sizi seviyorum." Teyzem de görüşürüz dedikten telefonu kapatıp masanın üstüne bıraktım. "Ee Damla hanım ne oldu dut yemiş bülbüle döndünüz az önce gayet iyiydiniz." "Olur mu öyle şey ya ben senin iyiliğini istediğim için bak hasta falan olma daha Kadir'in doğum günü için hazırlık yapacağız." "Ne yapacağız ki pasta sevmiyor dedin acaba güzel bir yemek yemeğe mi gitsek." "Aslında olabilir hem evde olmaz birlikte bir şeyler yaparız. Yemek fikri gayet güzel ben Oğuz ile konuşayım o bir yer ayarlasın." Onaylar şekilde başımı salladım. "Ne giyeceksin peki yada ne giyelim ben hemen karar vermem." "Buluruz bir şeyler Acelesi yok şurada iki gün var daha" "Ne iki günü son günü sayma o gün hazırlıklar falan derken elbise seçemem bu yüzden şimdiden karar vermeliyiz. Hadi kalk dolabını biraz karıştıralım." Daha cevap bile veremden Damla koltuktan fırlayıp odama doğru koşmuştu. Bende mecburen peşinden gittim. Odaya girdiğim de yatağımın köşesine oturmuş beni bekliyordu. "Seni bekledim belki müsait değildir diye açmadım dolabını" "Oldukça müsaitim istediğin gibi bakabilirsin sorun değil." Damla için dolapların kapaklarını açıp kenara çekildim. Damlada yataktan kalkıp askıları karıştırmaya başladı. "Şimdi siyah olmaz yani sana yakışır da gece için karamsar bir hava yaratmayalım." Siyah elbiseleri kenara itip diğerlerin bakmaya devam etti. Askılardaki bir kaç elbiseyi çıkarıp yatağa attı. "Evet bunlardam birini seçelim." "Eteğimi geçen sefer Kemal amca ile yemekte giydim o yüzden onu ele bence" "Yaa ben de çok beğendim bunu giyersin diye düşünmüştüm. O zaman şu beyaz gömlek elbise nasıl bence dana çok yakışır." "Olabilir de çok şey olmasın şimdi" "Ne olacak canım elbise işte giy gitsin. Hem şimdi dene de ben önceden bir göreyim hadi Nazlı" Elbiseyi elime tutuşturup odadan hızlıca çıkmıştı. Bende mecburen elimdeki kıyafete baktım. Ardından da elbiseyi yatağa bırakıp üzerimdekileri çıkardım. Damlayı bekletmemek amaçlı hemen elbisesi üzerime giydim. "Damla gelebilirsin hazırım." Aynamın karşısına geçmiş üzerimde beyaz , şifon bel kısmına kadar gömlek şeklinde gelirken alt etek kısmı asimetrik şekilde geliyordu. Bel kısmından da bir kuşak geçiyordu. "Geldim geld- Ay Nazlı inanmıyorum sana ya çok güzel olmuşsun." Yanıma doğru adımlayıp elimden tuttu ve beni kendi etrafımda döndürdü. "Ay yeminle Kadirin dibi düşecek ya çok güzel oldun." "Bir dakika Damlacım ben Kadir için giyinmiyorum sadece kendim için tamam mı?" "Tamam inandık Nazlıcım inandık kendin için giyiniyorsun." Gerçi ne ben dediğime ne de Damla inanmıştı Ama olsun kendim için hazırlanıyorum aynen kendim için ;) 2 Gün Sonra Resmen zaman su gibi akıp geçmişti. Oğuz akşam ki doğum günü yemeği için oldukça güzel bir yer ayarladığını söylemişti. Umarım yüzümüzü kara çıkarmazdı. Akşam Oğuz,Ahmet ve Kadir normal yemeğe gideceğiz diyerek askeriyeden çıkıp gideceklerdi. Bende Oğuz'un arabası ile Damlayı alıp gidecektim. Ve tabi ne hediye alsam diye oldukça düşünmüştüm Ama bir türlü bulamayınca biraz yardım ile saat almıştım. Saat kutusunu özenli bir şekilde hediye paketine sardım. Ve üzerine yazdığım notu da yapıştırdım. Hediyem de hazırdı bu yüzden makyaj masamın üzerine bıraktım. Mutfağa girdiğimde evi saran sarma kokusu ister istemez yüzümde gülümseme oluşmuştu. Dün gece Kadir için oturmuş gece ikiye kadar sarma sarmıştım. Gerçi bundan şikayetçi de değildim. Pişen sarmanın altını kapatıp ocaktan aldım tezgahın üstüne koydum. Yemekten sonra eve geldiğimizde verecektim bunu hediyesini de o zaman verirdim. Mutfaktan çıkıp salona girdiğimde telefonumun melodisi yankılandı. Koltuğun üzerindeki telefonumu aldığımda arayan kişinin Oğuz olduğunu gördüm. Oğuz "Merhaba Nazlı öğretmenim nasılsınız?" "İyiyim Oğuz sen nasılsın" "Bende iyiyim de lojmana geldim arabanın anahtarını ve ruhsatını verecektim de müsait misin diye sorayım dedim." "Müsaitim gel gel." "Tamam geliyorum hemen ben" Bir kaç dakika içinde kapı çalmıştı. Gelen tabi ki de Oğuz'du. Kapıyı açınca karşımda üniforması ile Oğuz duruyordu. "Emanetinizi getirdim Nazlı öğretmenim." "Teşekkür ederim seni de yordum bu kadar" "Yok sorun değil Kadir yüzbaşım için değer sizin için değer zaten ben eve geçeceğim hazırlanmam lazım sonra Kadir yüzbaşımı alacağım." "Sürprizi sakın çok belli etme normal yemeğe gider gibi olacak tamam mı?" "Merak etmeyin Nazlı öğretmenim her şeyi ayarladım zaten dünden beri Damla da başımın etini yedi. Onun çenesini daha da çekmemek için her şeyi titizlikle yaptım." "Sağ ol Oğuz ya vallahi çok yardımcı oldun. O zaman akşam görüşürüz." "Görüşürüz Nazlı öğretmenim Allaha emanet." Elime Arabasının anahtarını bırakıp merdivenlere yöneldi. "Sende." Arkasından seslendikten sonra kapıyı kapattım. Anahtarı ve ruhsatı masanın üzerine bıraktıktan sonra odama geçmeden önce telefonumu alıp odaya ilerledim. Makyaj masamın başına geçip hazırlanmaya başladım. ••• "Tamam çıkacağım bende şimdi sende bir beş dakikaya hazırlan çık." Telefonu kapatıp aynanın karşısında son kez kendime baktım. Elbisemi giymiş altına da bilekten siyah,deri, topuklu botlarımı giyinmiştim. Havalar artık soğudu için de üzerime uzun kabanımı da giymiştim. Çantama cüzdanım, arabanın anahtarı ruhsatı gibi önemli eşyalara da koyduktan sonra evden çıkma vaktim de gelmişti. Kapıyı dikkatli şekilde kitleyip anahtarımı da çantaya koymuştum. Merdivenlere yöneldiğim de aşağıdan gelen seslerle durdum. Kadir ve Oğuzun sesiydi. İstemezsizce onların konuşduklarına kulak misafiri oldum. "Oğlum yorgunum ne yemeği ya bırakın beni" "Olmaz öyle bugün sizin doğum gününüz ve Damla da hazırlık yapmış." "Hasta olacağım sanırım sen git Damla ile ben varmışım gibi kutla." "Şimdi yüzbaşım yoksa siz Nazlı öğretmenim yok diye mi gelmiyor musun?." "Bak Oğuz sen yeminle gebertirim cesedini köpekler bile bulam-" Cümlesini yarıda kesen şey benim telefon sesim oldu. Arayan tabi ki de Damlaydı. İçimden ne kadar sövsem de meşgule attım. "Kim var orada!" Kadirin yüksek sesime tedirgin olsam da yavaşça merdivenlere yöneldim. Topuklu botlarımın sesleri koridorda yankı yapıyordu. Son basamağı da indikten sonra tam karşımda Kadir ve Oğuz vardı. Kadirin yeşilleri üzerim de dolaşırken ister istemez utanmıştım. Bir nevi onu için hazırlanmıştım. Ne kadar inkar etmesem de çünkü bugün onun günüydü ve özenmiştim. Gözleri beni süzdükten sonra sonunda gözlerimiz kesişmişti. "Hayırdır Nazlı öğretmenim nereye böyle güzel güzel giyinmişsiniz." Kadire belli etmemek için aklıma gelen ilk basit yalanı söyledim. "Hiç bir arkadaşımla buluşacağım." "Arkadaş? ne çabuk tanışıp birileri yemek yiyorsunuz." Kadirin iması ile Oğuz ile göz göze geldik. "Aaa şey mi Nazlı öğretmenim Efenin amcası" "Evet evet Efenin amcasıyla buluşacağım. Efe aradı özlemiş beni bende kabul ettim işte." "4 gün oldu ne buluşması bu böyle hem Efeyi getirsin buraya niye yemek yani" "Bilmem teklif etti bende kabul ettim ne var ki bunda" "Her teklifi kabul ediyor musun?" "Ne demek istiyorsun sen şimdi." Tam cevap vereceksem araya Oğuz girdi. "Bence Nazlı öğretmenim siz de geç kalmadan gidin isterseniz. Bizim de gitmemiz gerek çünkü" "Tamam o zaman sonra görüşürüz Oğuz" Kadire hiç bakmadan yanlarında geçip gittim. Numaracıktan trip atabilirdim. Nasıl olsa için sonunda sürpriz vardı. Hızla binadan çıktım. Esen rüzgar ile içime bir titreme geldiği için hızlıca arabaya doğru yürüdüm. Kapıları açıp hemen kendimi koltuğa bıraktım. Kemerimi bağladıktan sonra anahtarı da kontağa takıp arabayı çalıştırdım. Ardından da lojmandan çıktım. Yaklaşık 10 dakika içinde Damlanın evine gelmiştim Ama hala kendisi aşağıya inmemiş beni bekletiyordu. Geldiğimden beri bir kaç kere bastığım kornaya bir kere daha bastım. O sırada telefonuma gelen bilirdim ile gözlerim oraya kaydı. Oğuz "Biz birazdan evden ayrılacağız siz geçin isterseniz Nazlı öğretmenim."(19.27) "Sevgili nişanlın gelirse geçeceğiz mekana inşallah"(19.28) Cama sertçe vurulmasıyla olduğum yerde sıçradım. "Kızım açsana kapıyı dondum ya" Kapıların kilidini açtım. "Neredesin kızım sen iki saattir ya geç kalacağız Oğuzlar yola çıkacaklar." "Hazırladım Nazlı hanım ne yapayım yani süslendim giyindim güzelce" "Tamama süslen de bu kadar da olmaz geç kalacağız diye neyse hadi sen aç konumu da yola çıkalım." "Dur açayım hemen" ••• Sonunda mekana gelmiştik. Arabayı Kadir'in arabasının yanına park ettim. Kontağı kapattıktan sonra kemerimi çıkardım ve arabadan indik. Arkadan çantalarımız aldıktan sonra kapıları kilitledim. Sonra Damla ile içeri doğru yürüdük. "Merhaba efendim hoş geldiniz. Rezervasyonuz var mıydı?" "Evet nişanlım Oğuz Tuna adına olacaktı." "Kendileri geldi buyurun beni takip edin." Kapıdaki personel ile birlikte masaların arasından geçip boydan cam kaplı bir balkona girdik ve en orta masada oturan ekibi gördüm. Üçü de o kadar yakışıklı duruyordu ki özelikle de Kadir yani siyah boğazlı kazak ve pantolon bir başkaydı. Ama üniformalı kıyafetini hiç bir şeye değişmem o ayrı tabi ki de ;) Sanki üzerimdeki bakışları hissetmemiş gibi başını çevirmiş ve gözlerimiz buluşturdu. Şaşkınlıkla bize bakıyordu. Oğuz ise ayaklanmış Damlanın yanına ilerlemişti. Damlanın belinden tutup alnını öpmüştü. Ne kadar tatlılarda ya birbirlerini seviyorlardı. "Hoş geldiniz hanımlar renk verdiniz bize bu ne güzelliktir böyle Allahım" "Abartma sevgilim her zaman ki güzelliğimiz." Onlara bakarken hala şaşkın Kadir sonunda ayaklanmıştı. Tam bana doğru gelecekken Ahmet önüme geçmiş ve bana sarılmıştı. "Hoş geldin Nazlı öğretmenim ve sende yengecim çok güzel olmuşsunuz." "Teşekkür ederim." Kısa bir cevap verip gözlerim Kadire döndü. Ahmet'e her ne kadar kaşlarını çatıp baksa da bana doğru gelmişti. "Hoş geldin öğretmen senin başka bir yerde olman gerekmiyor mı?" "Yo tam şuan burada olmama gerekiyordu ve buradayım." Kaşları havalanmış beni izlemişti. Oğuz ve Damla oturunca bizde ayakta kalmayıp masaya geçtik. Oturmadan önce üstümdeki kabanımı çıkarıp sandalyenin sırtıma attım. O sırada üzerimde ki bakışları yok saydım. Tam sandalyeyi çekip oturacakken Kadir kalktığı cam kenarındaki sandalyeyi çekti benim için bende tereddüt etmeden oturdum. Kadir benim sağ tarafıma oturmuştu karşısında Oğuz yanın da ise Ahmet vardı. Benim karşımda da Damla vardı. Garson yanımıza gelip menüleri bize bırakmıştı. Herkes ne yiyeceğini düşünüyordu. Bende menüyü incelerken onun sesi kulaklarıma çalındı. "Söyleyecek misin artık bu yemek nereden çıktı senin o şer- Efenin amcasının yanında olman gerekmiyor mu?" "Yusufun amcası ile buluşmayacaktım sadece bu yemek için söylenen beyaz bir yalandı. Ve bu yemek ise Sürpriz mutlu olmam içindi beğenmedin mi?" "Yo aksine çok mutlu oldum. Teşekkür ederim." "Eee kaç oldun yolu yarıladın mı yüzbaşı." "Bu gün itibari ile 30'un merdivenlerini çıkmaya başlayacağız işte ne olsun." Kadir ile ufak bir sohbete başlamışken araya Oğuz girmişti. "Seçtiniz mi sipariş verelim anca gelir." "Ben bir orta pişmiş et alayım kola falan yani sen anladın Oğuz" Kadir daha menüye bakmadan sipariş vermişti. "Sen seçtin mi Nazlı" Damlanın sorusu ile kafamı iki yana sallamıştım. Ne yiyeceğime karar vermemiştim. "Buranın etleri iyidir istersen sende söyle" "Bilmem eğer dediğin gibi iyiyse bende çok pişmiş alabilirim." Kadire uyup bende et söylemiştim. Aslında çok da et sevmezdim Ama olsun onun için deneyebilirdim. Herkes siparişini vermişti masada ufak bir sohbet dönüyordu. Bende sadece onları dinliyordum çünkü Konuştukları konuya hakim olmadığım için dinlemek yetiyordu. Daha sonra ellerinde tabaklar ile bize yaklaşan iki garsonla oturduğum yerde dikleştim. Herkesin tabakları önüne birer birer kondu. Ardından da içecekler gelmişti. Etimin tadına bakmak için bıçak yardımıyla ufak bir parça kestim. Tabaktaki sostan bir üzerine alıp ağzıma attım. Oldukça yumuşak olan et ağzımda dağılıp giderken damağım da sosum tadı kalmıştı. "Beğendin mi?" Kadirin kulağıma doğru fısıldamadıysa başımı ona doğru çevirdim. "Evet dediğin kadar varmış sos da çok güzelmiş." "Öyledir hem ben yanlış bir şey önermem." Sıratında ki bilmişlik tavrına karşılık verdim. "Göreceğiz onu ilerleyen zamanlarda" Geri önüme dönüp yemeğimi yemeye devam ettim. ••• Masadaki herkes gibi bende yemeğimi bitirip sırtımı sandalyeye yasladım. Oğuzun gece boyunca çenesi yorulmamış bu zamana kadar olan tüm anılarını anlatmıştı. Masadaki telefonumun titremesiyle gözlerim ekrana düştü. Mesaj atan Oğuz'du. Oğuz "Nazlı öğretmenim her şey hazır pastayı getirmek için bir bahane bulup kalksanız damla da peşinizden gelecek." "Tamam da ben niye getiriyorum." "Pasta yüzüme gelip ziyan olmasın Nazlı öğretmenim lütfen..." "Tamam Oğuz tamam" Telefonumu masaya bırakıp ayaklandım. Ayaklanmam ile tüm gözler bana dönmüştü. "Nereye gidiyorsun." Kadirin meraklı sesi ile yönelttiği için ona döndüm. "Lavaboya gitmem gerekiyor." Sadece başını sallamıştı. Çantamın içinden hızlıca rujumu alıp lavaboya doğru ilerledim. İçeri girince önce saçlarımı havalandırıp şekil verdim. Ardından yüzüme renk vermesi amaçlı dudaklarıma biraz rujumdan dokundurdum. Parmağım ile yayarken lavabonun kapı açılıp kapandı. Gelen tabi ki de Damlaydı. "Hımm hazırlık mı yapılıyor." "Ne kakası var ya biraz kendini toparladım o kadar yani" Bana hadi be oradan der gibi bakıyordu. Ama pek takmayıp ellerini yıkadım. "Tamam mısın?" Damlada saçlarını geri atıp düzeltti. "Evet hadi gidelim." Beraber lavabodan çıktık. Koridoru döndükten sonra üç tane garson bizi bekliyordu. Birinin elinde pasta diğer iki garsonun ellerinde konfeti vardı. Yanlarına geldiğimizde pastayı bana doğru uzattı. "Ben niye alıyorum Damla sen taşısan olur mu?" "Olmaz canım ben video çekeceğim bu yüzden sen taşı hadi Nazlıcım." Yani içimde gidip gelsem de pastayı sonunda almıştım. Mutfak bölümünden biraz ilerleyip masalara doğru geldiğimiz de onu görebiliyordum. Oğuz ve Ahmetle hararetli bir şekilde bir şeyler konuşuyorlardı. Tam o sırada yanımızdaki garson gidip ışıkları kapatmıştı. Suratındaki şaşkınlık ile etrafa bakıyordu. Pastanın mumları yakıldığın da hızlı adımlarla onlara doğru ilerlemeye başladım. "İyiki Doğdun Kadir İyi ki Doğdun Kadir" Ahmet ve Oğuz da ayağa kalkıp bize eşlik etmeye başlamışlardı. " İyi ki Doğdun Kadir" Restoranda olan diğer kişilerde bize eşlik edip alkış tufanına tutmuşlardı. Kadir de ayağa kalkınca bir adım daha yaklaştım ona. "Dilek tutmadan üfleme sakın!" Heyecanla söylediğim cümleye gülmüş ardından da gözlerini saniyelik kapatıp mumları üflemişti. Konfetiler de patlamış suratıma hatta saçıma bile konfetiler gelmişti. Ardından da tekrar alkışlar kopmuştu. Işıklar da tekrar açılınca ufaktan gözlerim kamaşsa da pastayı dikkatlice masaya bıraktım. Ahmet ve Oğuz Kadire sarılmışlardı. "İyi ki doğdun kadircim lütfen bu yaşın sana Uğur getirsin ve sağlıklı ol bir süre revire yaralı olup gelme." Birbiriyle gülüşüp sarılmışlardı. "Ona söz vermem hem sen doktor değil misin kızım tedavi edersin." "Yoruldum kadircim yoruldum artık git sevgili yap da biraz o baksın yaralarına." "Abartma Damla abartma." Damla ve Kadirin konuşmasını gülerek dinlerken Kadir Damlanın yanından ayrılıp yanıma geldi. Kollarını öne doğru uzatınca tereddüt etmeden karşılık verdim. Kollarının arasına girip kollarımı sırtına sardım. Kısa bir sarılma olsa da kokusunu ciğerlerime çekmiş hapsetmiştim. Ayrıldığımız da biraz utandığım için sıcaklamıştım. Ellerimi yanaklarıma koyduğumda oldukça sıcak olduğunu fark etsem de belli etmeyip yerime geçtim. ••• Pastayı yemiş sohbetimizi etmiş şimdi ise artık eve dönüyorduk. Ben Damla ile gelsem de şu an Kadirle onun arabasında eve dönüyordum. Lojmana giriş yapmış ve hızlı bir manevra ile arabayı park etmişti. Kemerimi çözüp kapıyı açtım. Çantamı alıp geri kapattığımda esen rüzgarla resmen savrulmuştum. Sert rüzgar beni üşütmüştü. "Burası bu kadar soğuk olur mu ya" Kadir bu dediğime gülmüş başını aşağı yukarı sallamıştı. "Bu daha ne ki sen bir kaç hafta sonra kar yağarsa şaşırma sakın." "O kadar diyorsun yani" "O kadar diyorum Öğretmen hanım." Bu kadar emin konuşmasına gülmüştüm. Yüzümdeki mutlulukla beraber binaya girmiştik. Şimdi geldik esas konuya hediyesini nasıl verecektim. Acaba evlere ayrılsak da sonra mı versem. Aynen öyle yapayım evlere ayrılalım sonra bende arkasından çıkar veririm. Merdiveni çıkıp dairem geldiğimiz de ona doğru döndüm. "Tekrar doğum günün kutlu olsun yüzbaşım." "Teşekkür ederim bende bu akşam bize eşlik ettiğin için umarım Ahmet ve Oğuz başını çok şişirmemiştir." "Yoo ben aksine çok keyif aldım anılarınızı da öğrendim artık dilimden düşmezsin." "Ya ya hiç sorma boş boğaz diye boşa demiyorum." "Öyle deme tabi ki de hem çok komikler ve beni çok güldürüyorlar hem sende onları azarlıyorsun fark etmiyorum zannetme." "Tabi azarlarım ben onların komutanıyım sende okulda öğrencilerini kızmıyor musun?" "Gerçekten aynı mı tutuyorsun küçücük çocuklarla koca adamları" "Olsun sonuçta öğrencilerim onlarda benim" Ayak üstü olan sohbetimiz hiç bitecek gibi de durmuyordu. O da bunun farkına varmış olmalı ki "O zaman tekrar teşekkür ederim iyi geceler." "İyi geceler" çantamdan anahtarım çıkarıp kapıyı açtım. O da merdivenlerden çıkıp gitmişti. Hemen kapıyı kapatıp üstümdeki kabanımı çıkardım. Çantamı da askılığa asıp koşarak mutfağa girdim. Hazırladığım yaprak sarmaları aldım. Borcama yuvarlak şeklinde dizmiş pasta gibi olmuştu. Üzerine aldığım mumlardan bir kaç tanesini de koymuştum. Hemen odamda ki hediyemi de aldım. Üstünü değiştirmeden geri anahtarımı alıp evden çıkmıştım. Kapıyı sadece alttan kitleyip merdivenlere yöneldim. Dikkatli adımlarla yukarı çıktıktan sonra hediyesini merdivene bırakıp cebimden çakmağı çıkardım. Mumları yaktım. Yanan mumlara nefesimi vermemek için tutarken kapıyı ayağımla çaldım. Yada tekme attım. Duyduğum adım sesleri ile heyecanlanmıştım. Saat on ikiyi geçmeden hediyesini vermek ve özel olarak kutlamak istemiştim. Hızlanan nefesimi mumlardan uzak tutmaya çalıştım. Kapının açılmasıyla ağzımdan tekrar bu cümle dökülmüştü. "İyi ki doğdun" Oldukça şaşırmıştı. Beklemiyor gibiydi yani gözlerindeki ışıltı nasıl açıklanırsa. Fırsattan istifade ona baktığımda üzerinin aynı olduğunu görmüştüm. Sadece saçı birazcık dağılmıştı ama hala karizmasını bozmamıştı. "Nazlı?" Şaşkın çıkan sesi hala durumu anlamadığımı belli ediyordu. "Saat on ikiyi geçmeden özel olarak da kutlamak istedim. Ve en sevdiğin şey yaprak sarması yaptım." Artık yüzündeki şaşkınlık gidip kocaman bir gülümseme geldiğinde bende mutlu olmuştum. "Bu çok güzel teşekkür ederim içeri gelsene" Ayağımdaki komik terliklerimi çıkarıp içeri girecekken aklıma merdivende unuttuğum hediyesi geldi. "Kadir merdivende bir kutu olacak onu alır mısın?" Gözleri bir şey arar gibi bana bakıyordu ama sonra bir şey demeden kutuyu aldı ve kapıyı kapattı. Beraber salona girdiğimizde bir çocuk sesi duyuldu. "Anne dayım nereye gitti. Dayııı" Kadir hızlıca yanımdan geçip masanın üzerindeki telefonu aldı. "Buradayım dayım geldim." "Hoş geldin dayıcım biz ne konuşuyorduk He dur bugün senin doğum günün ya bizde sana pasta yaptık bak." Kadir bir ablası olduğundan bahsetmişti birde yiyenim var demişti demek küçük çocuk oydu. Dayısına doğum gününü kutluyordu. "Peki ben orada yokum doğum günü pastamı nasıl yiyeceğim." "Şey ben senin yerine yerim ananem çok güzel yapmış hata dayanamayıp yedim." "Eee ne oldu şimdi benim pastam yok. Bu nasıl doğum günü" "Dayıcım üzülme ben sana yaparım yanına geldiğimizde." "Okulun var küçük hanım nasıl geleceksiniz." "Bir kaç gün sonra tatile gireceğim o zaman gelirim belki" "Bekliyorum küçük hanım" "Beni bekle dayı sakın başka kızlara gitme ve o Hacer gıcığı yanına gelme- Rüya! Sus bakayım sen" Hımm demek ki benim gibi küçük bücür de Hacer'i sevmiyordu. Sanırım daha tanımdan sevmiştim ben bücür'ü ortak bir noktamız vardı. "Abla bağırma Rüyaya boşuna bırak istediğini desin" "Sen bilmiyorsun Kadir, Rüya hanım bu aralar sınırını fazlaca aştı hem senin misafirin geldi herhalde sonra görüşelim." "Tamam sen benim yerim-" "Kim var bakayım senin yanında bu saate hem de" Kadir'in cümlesini kesen sesle irkilmiştim. Yüksek ve imalı sesi ile konuşmuştu ve sanırım ablası değildi annesi olabilir miydi? O anda Kadirin gözleri bir anlığına bana kaymıştı. "Şey ya bizim çocuklar ya akşam yemek yemiştik de cüzdanımı Oğuzun arabasında unutmuşum onu getirdi gitti." Yalan söyleyemiyordu. Çünkü çok belliydi. Elini ensesine atmış orayı kaşıyor ve gözlerini kaçırıyordu. "Ben sanki bir kadın sesi duydum Oğlum!" Sanırım yanlış bir zaman da gelmiştim. Hem Kadiri de zor duruma sokmuştum. "Dayı kim var yanında hangi abla bize de göster lütfen lütfen." En iyisi kaçmaktı yoksa beni ailesine tanıtacaktı ve ne olarak dimi yani en iyisi gitmek. Kadir arkasını dönmüş konuşurken yavaş adımlar ile kapıya ilerledim. Kulpunu yavaşça indirim ve açtım. Geçebileceğim kadar açtım. Tam o sırada Kadir arkasını dönmüştü. Elinde telefon hala duruyordu. Açıklama yapmadan gitmek istemesem de ona el sallayıp kapının arasından geçtim. Kapıyı kapattıktan sonra da terliklerimi elime aldım. Koşarak merdivenlerden indim. Kapıya geldiğimde elimi cebime attım diyeceğim ama benim elbisemin cebi yok ki? Nasıl ya anahtarım ve telefonum orada kaldı. Kadirden kaçayım derken oldu mu şimdi bu! Of of ne yapacağım şimdi ya Bölüm Sonu...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD