Binnaz o gece neredeyse hiç uyuyamadı. Çatlak taşın ardında süzülen ışık, sanki göz kapaklarının altına bile işliyordu. Ne zaman gözlerini kapatsa, oradan yükselen o boğuk inilti kulaklarında yankılanıyordu. Bir ara cesaretini topladı, yatağından kalktı. Ayaklarının çıplak teması taş zeminde ürpertici bir soğuk bıraktı. Kırık aynayı hafifçe araladı. Çatlağın içinden bu kez yalnızca ışık değil, çok hafif bir ses daha geliyordu. Bir fısıltı… ama kelimeler net değildi. Eğildi, kulağını taşın soğuk yüzeyine dayadı. “...kurtar… beni…” Binnaz’ın gözleri büyüdü. Kalbi hızla çarptı, nefesi boğazında düğümlendi. Bir an geri çekilmek istedi ama parmakları taşa yapışmış gibiydi. İçinde bir ses, “Dokunma! Sakın bulaşma!” diye bağırıyordu. Ama bir başka ses, merhametle dolu, “Orada bir insan var… y

