Gözlerimi açtığımda başımın üzerinde çelik rüzgar gibi sert bir ışık yoktu ama yine de gözlerim kamaşıyordu. Taş duvarların arasında, nemli ve soğuk bir odada yalnızdım. Ellerim hâlâ titriyordu, dizlerim ağrıyordu ve kalbim hâlâ o korkunç günün yankılarıyla çarpıyordu. Düşmanların eline düştüğüm o anları düşündükçe nefesim kesiliyor, karanlığın içinde kaybolmuş gibi hissediyordum. Kapının hafifçe aralandığını duyduğumda, kalbim duracak gibi oldu. Birisinin sessizce içeri girdiğini fark ettim. Yavaşça, dikkatlice adımlar atıyor, her hareketiyle ortamı bozmamaya çalışıyordu. Nefesimi tuttum, gözlerim karanlıkta bir şekil arıyordu. Ve o an, karşıma çıkan genç adamı gördüm. Yüzü tanıdık değildi ama gözlerinde sadece düşmanların soğuk bakışları değil, sıcak bir merhamet vardı. — Sessiz ol… Ki

