28 Ağustos / 12.30
Ortamın üzerinde kara bulutlar dolaşıyordu. birbirine kin besleyen iki kadın bir masada oturmuş sadece bakışıyorlardı. Sessizlik hakimdi. öyle ki bu sessizlik fırtına öncesi sessizliği olarak tanımlanabilirdi. konuşacakları çok şey vardı ama susuyorlardı. Sümbül az önce ölüm tehtidi almamış gibiydi Ecmel ise az önce birini öldürmekle tehtit etmemişi gibiydi. Bu durum oldukça ürkütücü sayılabilirdi. Masadaki gerginlik gittikçe artarken Haktan sanki bunu fark etmiş gibi ortamı dağıtmak istercesine konuştu.
''Beni beklerken tanımış olmalısınız.'' Bunu derken garsona işaret ediyordu.
"Tanıştık oğlum." Sanki daha önce hiç tanışmamışlar gibi.
Ecmel artık konuya girmek istiyordu. Çünkü akşamdan kalma bir açıklama yapması gerekiyordu.
"Bence artık asıl konuya gelmeliyiz" dedi Ecmel. Ardından devam etti.
"Sana mantıklı bir açıklamamın olduğunu söylemiştim"
"Ben de umarım öyledir demiştim." Dedi Haktan. O sırada garsonun getirdiği menüyü incelemekle meşguldü. Ecmelin yüzüne bakma gereği duymamıştı.
"Şahit olduğun üzere sana saldırı düzenlediler. Direkt sana diyorum çünkü o adamları baban tutmuştu. Amacı senin zarar görmeni sağlamaktı."
Bir an Haktan'ın bardağa uzanan eli havada asılı kaldı. Bocalamış gibiydi. Babası tarafından ihanete uğramış olmak onu üzmüştü. Her ne kadar öz babası olmasa da yıllardır baba diye bildiği adam oydu. Ve şimdi bu kadar kin beslemesi onu incitiyordu.
Haktan sessiz kalınca Ecmel devam etmek zorunda kaldı.
"Benim orada olmam da bu yüzdendi. Beni annen seni korumam için tuttu. Çünkü babanın sana zarar verebileceğini biliyordu. Bir korumayı kabul etmeyeceğini bildiğimizden dolayı sana arkadaş gibi yaklaşma kararı aldım."
"Tahmin etmeliydim. Karşılaşmamız tesadüf olamayacak kadar güzeldi."
"Böyle söyleme bu tesadüf değildi ancak ilki kesinlikle öyleydi. Ve hatırladığım kadarıyla gayet güzeldi."
Cümlesinin ardından Haktan'ın masada duran eline uzanıp teselli etmek istercesine elini tuttu.
Sümbül olduğu yerde oldukça gerilmişti. Onun isteği dışında bir sürü olay gerçekleşiyordu. Ve hiçbirine itiraz edemiyordu. Çünkü şu an oğlunun elini tutan melek yüzlü şeytandan kendini bir şekilde korumalıydı. Yapacağı en ufak yanlışta oğlunun hayatı riske girebilirdi. Bu yüzden de Ecmel'in söylediği hiçbir şeye itiraz etmemişti.
Bu durum Ecmel için oldukça iyi olmuştu. Yanında sürekli dediklerine karşı çıkan birinin olması iyi olamazdı. Üstelik bu yalan için oldukça düşünmüştü. Yanlış atacağı bir adım hem planını hem çıkarlarını riske atardı. Söz konusu durum da birçok kişiyi etkilerdi. Zaten düşünmek gerekirse dedikleri yalan sayılmazdı. Çünkü Haktan'ı korumak patronun verdiği görevin bir parçasıydı. Haktan'ın zarar görmesi demek görevin iptal olması ve patronun da bir sürü para kaybetmesi demekti. Bir şekilde etkilenen yine Ecmel olurdu. Şu an yürütmekte olduğu plan oldukça sağlam bir yalan temelinin üzerine kurulmuştu. Bu temel de kolay yıkılmayacaktı.
Çünkü biliyordu ki en iyi yalanlar doğrulardan doğardı.
Devam edecek...