28 Ağuston 2019 / 15.10
Hastaneden çıktıklarında Ecmel’in burnunda büyükçe bantlar vardı. Çünkü tam tahmin ettiği gibi kırılmıştı. Bir sürede bandajla gezmesi gerekecekti. Çoğu yerde cazibesini kullana bu kadın için oldukça zor bir durumdu. Cahit’i dışarıda görünce sesli bir nefes bıraktı. Haktan ile vakit geçirmesi gEreksede bunu bugün yapacak tahammülü kalmamıştı.
“Benimle ilgilendiğin içi teşekkür ederim. Artık gitsem iyi olur.” dedi Ecmel. Sesi boğuk çıksada anlaşılırdı.
“Lafı bile olmaz. Kendine dikkat et. Seni bırakmak isterdim ama işe dönmem gerekiyor.”
“Beni arkadaşım bırakacaktı zaten.”
Haktan bir kaşını kaldırıp “Şuan burada mı?” diye sordu.
Ecmel başını sallayıp arabasına yaslı şekilde bekleyen Cahit’i gösterdi. Haktan bu adamın kim olduğunu merak etmişti. Daha çok Ecmel için sıfatını merak ediyordu ama bunu kendine itiraf etmedi. Başıyla ufak bir selam verip uzaklaştı. Ecmel de Cahit’in yanına yürüdü.
“Geleceğini düşünmüyordum.”
“Her zaman gelirim Ecmel, birkaç sefer aksatmam hep öyle olacağı anlamına gelmiyor.” Cahit’in sesi kızgın çıkmıştı. Bunun sebebi Ecmel’e öfkelenmiş olması değildi. Sebebi Ecmel’in sözlerine kırılmış olmasıydı.
“Tamam, alınma hemen. Evime götür beni.” Dedi Ecmel arabanın içine bir bacağını sokup. Tam yerleşemeden Cahit tekrar konuştu.
“Üzgünüm yeni görev geldi. Kısa bir şey ve senin yönetmen gerekiyor. O Yüzden büroya gidiyoruz. Adamları toplayıp olay yerine geçeceğiz.”
***
Büroya gediklerinde patron onları odalarına çağırmıştı. Kapıyı tıklayıp gel komutuyla içeri girdiler.
“Hoş geldiniz çocuklar.”
“Görevime benden habersiz nasıl müdahale edersin!”
Ecmel kızgındı. Patronun saçma planları başına dert açıyordu. Ona sormadan arkalarından iş çevirmeleri en nefret ettiği şeydi. Patron bunu yapmaktan asla çekinmiyordu.
“Görevi veren benim istediğimi yaparım, Ecmel. Çocuklaşma!” Sonunda patron da sinirlenmişti. Kendinden yaşça küçük birinden sürekli azar yemek hoşuna gitmiyordu.
“Şu halime bir bak!” diye sesini bir kez daha yükselti Ecmel. “Bugün elimin kaç santim ötesinden kurşun geçti. Bir bardak elimde patladı. Amacın beni sakatlamak mıydı?”
Patron sigarasını söndürüp “Elbette hayır.” Dedi. Ecmel’in zarar görmesine izin vermezdi. “O Şevket’in salaklığı. Silah eğitimini en iyi tamamlayan adamımız o ama nasıl böyle hata yaptı bilmiyorum.”
Bir süre Ecmel’in sinirli yüzüne baktı. Tam bir kontrol delisiydi. Kontrol edemediği anlar onu çıldırtırdı.
“Sana vurmasını istemişsin.” dedi patron daha çok sorar gibi.
“İstedim. O an başka yapacak şey aklıma gelmedi.” Şuan düşününce çok çaresiz ve çok abartılı bir istekti.
“O mal da burnunu kırdı.”
“Aynen öyle” diyerek onayladı Ecmel.
“O herife 20 gün uzaklaştırma vereceğim.” Patron çekmeceden çıkardığı birkaç kağıdı hızla kaşelemeye başlamıştı. İyi bir adamı kovamazdı ama cezalandırabilirdi.
“Cahit’in burnunu kırsam bana da 20 gün uzaklaştırma verir misin patron?”
Ecmel’in sorusuyla, Cahit dehşete düştü. İstemsizce eli burnuna gitmişti. Olası bir yumruktan kendini koruyordu.
“Her kaosu fırsata çevirmeye çalışan tek insansın, Ecmel.”
“Bu evet demek mi?”
***
Depoya inip hazırlanmaya başladılar. On kişilik bir ekip kurulmuştu. Beşi Ecmel ile birlikte gelecekti diğerlerinin görevini söylememişlerdi. Son derece gizli olması gerekiyormuş. Ecmel silahını alıp kılıfına yerleştirdi. Ardında kılıfı da giydi. Cahit ise köşede oturmuş hiçbir hazırlık yapmıyordu. Yine uzaktan izlemeyi düşünüyordu çünkü. Neyse ki diğer adamlar öyle değildi hepsi yeterince mühimmatı yüklenip kapıda hazır bekleyen arabalara geçmiştiler. Üç araba yola çıkacaktı. Ecmel ve Cahit’te çıkıp ikisine özel tahsil edilmiş siyah cipe bindi. Sürücü yine Ecmel’di.
Bu seferki görev biraz büyüktü. Ama tek seferlik bir şey olduğundan kabul edilmişti. Baskına gittikleri evde işler oldukça karışacaktı. Belki birileri ölürdü.
Kader diye düşündü Cahit. Değiştirilebileceğine inansa da insanların çok azının başarabiliyor olması inancını zedeliyordu.
Şimdi gidecekleri yerde insanlar kaderleri için çok çabalamıştı ama yine de kader kaderdi.