Elvan gözlerini yavaşça açtığında, etrafında beyaz duvarlar ve tıbbi cihazların hafif bip sesi vardı. Hafif bir baş ağrısı ve sersemlik vardı, ama en çok yanında oturan Baran’ı görmek ona güven verdi. Elvan, Baran’ın sıcak bakışları arasında yavaşça yatağında doğrulmaya çalıştı ama başı tekrar hafifçe döndü, gözlerini kapamak zorunda kaldı. Baran hemen yanında dikildi, destek olmak için elini tuttu. — “Sakin ol, acele etme. Dinlenmen lazım,” dedi yumuşak bir sesle. Elvan derin bir nefes aldı, zihninde karmaşık düşünceler dolaşıyordu. Bayılmasının sebebi sadece yorgunluk değildi; içinde taşıdığı yük, endişeler, ailesinden gelen baskılar ve Zelal’in durumu onun ruhunu adeta eziyordu. Üzerine eklenen okul stresi ve iş hayatı da dengeyi bozmuştu. Ama burada, hastane odasında, Baran’ın yanın

