Melek hala bakıyordu, adamı daha önce hiç görmemişti ama kalbi gitgide hızlanıyordu. hayatında hiç görmediği bir yakışıklılık çehresini sarmıştı ama kimdi bu adam?
Melek birkaç adım geriledi neden bilmiyordu ama bir ürperti geçmişti bedeninden anlıktı ama etkisi baya uzun sürüyordu. Melek gecenin bir yarısı hiç tanımadığı bir adamla malikanenin bahçesinde yalnız olduğunu yeni yeni idrak ediyordu. ya bir sapıksa? ya da katilse? gözleri yakın olduğu için iyi görse de kalbi korku ile hızlanmaya başlamıştı. tam arkasını dönüp odasına doğru kaçacağı sırada duyduğu ses ile yerinde dondu.
"İsteğini söyle!"
sesi o kadar donuk ama bir o kadar da sert ve kendine bağlayan bir sesti. tok sesinin altındaki bu erkeksiliğin yanında hayatında hiçbir zaman duymadığı bir ses tonu ile konuşmuştu. iki kelime onun tüm çevresini kaplamış bir rüzgar etkisi yaratmış gibiydi.
Melek yabancı adamın ne demek istediğini anlayamadı, kalbi hala korksa da bir yanını merak sarmıştı. gözlerini kıstı.
"Anlamadım? kimsin sen? Burada ne arıyorsun?"
Yabancının çehresinde tek bir mimik bile oynamadı, hala aynı donuk ama etkileyici bir şekilde bakmaya devam ediyordu, Meleğin kıstığı gözlerine baktı ve dudağının yanını hafifçe kıvırdı.
"İsteğini söyle Melek!"
Meleğin dudakları şaşkınlık ile açıldı, yabancıyı tanımıyordu ama adını nereden biliyordu, evet şimdi ikna olmuştu karşısındaki bu adam kesinlikle bir sapıktı. nefesleri sesli bir hale büründü, gözlerine korku kalbini endişe sardı. birkaç adım daha gerilediğin de yabancının gülümsemesi daha da arttı bu hali ile ürkütücü, gizemli bir havaya bürünmüştü.
Korkacağın bir şey yok, düşündüğün gibi bir sapık değilim, bana sadece isteğini söyle onu gerçekleştirmek için geldim buraya."
Melek düşüncelerini okuyan bu adam karşısında ne tepki vereceğini bilemez bir halde dumura uğramıştı, kimdi bu adam? yüzünün her santimini inceliyordu hayatının bir köşesinde görmüş mü diye anılarının her karışını tarıyordu ama yoktu. isteği mi? o an daha da irileşti gözleri yoksa karşısında düşüncelerini okuyan bu adam az önce bir işaret diye yakardığı tanrısı tarafından mı gönderilmişti. bütün korkuları, endişeleri bir anda uçup gitmişti Tanrısı onu yalnız bırakmamıştı, olabilir miydi? bunca yıl çektiği eziyetin mükafatını mı alacaktı. heyecanla yutkundu. loş fenerler an itibariyle Meleğin mavi gözlerinde yanmaya başlamıştı.
"Seni Tanrı mı gönderdi?"
yabancı neredeyse dişlerini gösterecek şekilde gülümsedi.
"Tanrı mı? hayır ben kendim isteğimle geldim."
hayal kırıklığı ile söndü gözlerindeki fenerler Meleğin eğer tanrı göndermediyse kimdi bu yabancı?
"O zaman kimsin sen?"
Yabancı gülümsemesini silmeden birkaç adım ileriye doğru attı kendisini. Melek ne kadar korksa da bedeni olduğu yere sabitlenmiş tek bir mimik bile oynatamaz halde idi. yabancı Meleğin korkudan terleyen yüzüne doğru yaklaştı ve Haziran sıcağında hiç esmeyen rüzgara rağmen fırtına barındıran kelimelerini Meleğin kulaklarına fısıldadı.
"Hiç kimse, sadece dualarını duyan ve onları gerçekleştirmek isteyen biri olduğumu bil yeter. şimdi küçük kız bana isteğini söyle ve bende gerçekleştireyim."
her kelimesi Meleğin kulaklarında bir yıkım etkisi yaratıyordu, bu adam her şeyi biliyordu ama bir insanın bunları bilmesi imkansızdı, karşısındaki insan değildi ama Tanrı olduğunu da söylemişti kimdi bu adam? korkuyordu ama doğduğundan beridir lanetler okuduğu kaderine karşı ilk kez gerçek bir umut yeşermişti içinde. bu kadar zaman boyunca ettiği duaları duyduğunu söylemişti, gerçek olabilir mi? ona bahşedilen bu iğrenç kaderi değiştirebilir miydi? etrafına baktı Melek birilerinin onunla dalga geçip geçmediğini anlamaya çalışıyordu ama gecenin karanlığında sıcaktan öten ateş böcekleri hariç tek bir ses bile yoktu, az önce gözlerinde sönen fenerler bu kez daha da parlak bir şekilde yanmaya başladılar. karşısındakinin bir insan olmadığına emindi ama o an yaşadığı sevinç sarhoşluğundan dolayı gerisini sorgulamayı zihni bırakmıştı. iki elini birbirine geçirerek minnetle baktı, ürkütücü gülümsemesi bile o an kendisine hoş gelen yabancıya içinde bunca yıldır tekrar ettiği o isteği söylemek için.
"Gerçekten, bunu yapabilir misin?"
yabancı gülümsedi ve sadece başı ile onayladı. Meleğin kalbi heyecandan titriyor, kulaklarında atıyordu.
"Eğer bu kadar zamandır dualarımı duyduysan ne istediğimi biliyor olmalısın, bana doğarken bahşedilen bu lanetli kaderden, hayattan kurtulmak istiyorum. şanslı bir kaderle yaşamak istiyorum. çirkin ve şekilsiz beden yerine güzel zarif bir beden, sevdiğim adamla güzel ve sevgi dolu bir yuva istiyorum, bana bugüne kadar kötü davranan herkesin hak ettiği cezaları bulmasını istiyorum."
Yabancı sadece dinliyordu, Melek sözlerini tamamlarken sona doğru sesi titredi, her an yaşadıklarının bir şaka olmasından korkuyordu, beklenti ile isteğini tamamladığında dudaklarını dişledi. yabancı bir süre daha sessizlik ile baktıktan sonra tekrar başı ile onayladı.
"isteğini gerçekleştireceğim. on yıl, Tam on yıl boyunca geleceğin için yatırım yapman amacı ile istediklerinin hepsini gerçekleştireceğim, sana şöhret ve lüks dolu bir hayat, istediğin eş, istediğin hayatı, güzelliği sana vereceğim. kısacası sana ikinci bir hayat vereceğim. on yıl sonra istediklerinin hepsini elde ederek hayatına devam edecek ama on yıl sonra istediklerini elde tutman tamamen sana bağlı olacak. ikinci hayatını güzel yaşa küçük kız."
Yabancının sözleri bitince etrafında bir rüzgar oluştu ve o rüzgar Meleğin bedenini de sararak tekrar havaya karıştı, yabancı arkasını dönüp gitmeye başladığında Melek garip garip bakmaya başladı, kendisini saran rüzgar dışında her şey hala aynı duruyordu. arkasını dönüp giden yabancıya bir kaç hızlı adımda yetişerek siyah takımını tuttu.
"Dur ! Hani isteğimi gerçekleştirecektin?"
Yabancı arkasını dönmeden konuştu.
"Ger.ekleştirdim küçük kız şimdi bana dokunmayı bırak ruhun için iyi olmaz!"
Melek anında elini indirdi ama etrafında hiçbir şey değişmişe benzemiyordu.
"Dalga mı geçiyorsun? hiçbir şey değişmedi."
Yabancı gülümsedi ve hızla arkasını döndü bir an sadece bir an o yakışıklı yüzün yerine korkutucu bir yüz gördüğünü sandı Melek, korku ile göğsüne elini bastırdı ama bu saliselik bir görüştü belki halüsinasyon bile olabilirdi. Yabancı Meleği baştan aşağı süzdü ve tekrar korku dolu bakışlarına ulaştı.
"Emin misin? istersen kendine bir bak!"
Melek o ana kadar fark etmediği üzerine baktığında hizmetçi giysilerinin yerinde yeller esiyor onun yerine Açelyanın her gün giydiklerine benzer zarif gece elbiselerinden biri duruyordu. neler olduğunu anlamaz bir şekilde şaşkınlıkla bakarken. kalbi tekrar az önceki korkusunu unuttu ve heyecan kapladı. yutkundu ve kollarına elbisenin detaylarına bakmaya başladı, kendisine inanmıyordu sonra etrafına baktı. görüşü, uzağa bakarken ki bulanık görüşü yoktu net bir şekilde görebiliyordu. yabancı tekrar arkasını döndüğünde Melek son kez durdurdu onu.
"Neden? dileğimi neden gerçekleştirdin? eğer Tanrı değilsen tabii!"
yaptığı imasına rağmen yabancı arkasını dönmedi.
"Dedim ya Sadece buradan geçerken iyilik yapmak isteyen biriyim o kadar, hadi! burada oyalanma git ve sana bahşedilen ikinci hayatının tadını çıkar."
"Karşılığında bir şey istemeyecek misin?"
Yabancı son kez Meleğe döndü ve ürkücü gülümsemesi ile veda eder gibi el sallayarak son sözlerini söyledi.
"Hayır karşılığında bana vereceğin her şeyi verdin zaten. hoşça kal Melek..."
arkasını dönüp birkaç adımda ağaç koruluğunun arasında kaybolurken Melek şaşkınlık içinde olduğu yerde duruyordu. ne yaşamıştı şaşkınlık içerisinde olduğu yerde dururken gecenin karanlığını yaran bağrışmalar duydu birden.
"Hanım efendi neredesiniz? Hanım efendi!"
Melek şaşkınlık içerisinde duyduğu bu sesin kime ait olduğunu anlamak amacıyla arkasını döndüğünde ikinci bir şok daha yaşadı.
birkaç dakika önce kendi üzerinde olan hizmetçi kıyafetlerinin içerisinde elinde fenerle kendisine endişe dolu gözlerle bakan Açelya ile göz göze geldiler.