3.BÖLÜM

905 Words
O gece herkes uyurken Melek ellerini son kez açtı inandığı tanrısına, titriyordu sanki son kez çırpınıyor gibiydi, boğulmaktan kurtulmak için son kez dalgalara göğüs germeye çalıştığı andı. yıllardır dua ediyordu, yıllardır kabul olmasa da her güne uyandığında içinde arsız bir umut ışığı doğuyordu yine de pes etmemişti yine de her gün Tanrının kendisine karşı bir planı olduğunu düşünerek dua etmeyi bırakmamıştı fakat bugün üzerine dökülen o soğuk sular yıllardır görmek istemediği arsız umudunun gerçeklik tokadı olmuştu. kabul olmayan dualar silsilesinden başka bir şey değildi hayatı ve bugün tam gecenin karanlığında buna son vermeye hazırdı. iki elini açtığında gözyaşları, göz pınarında bekliyordu akmak için. bedeni titriyordu sanki her an mistik olayların kendisini çevreleyip bugüne kadar edilen tüm duaların bir anda kabul olacağını sanıyordu. gözlerini kapadı birkaç damla yaş yanaklarına süzülüp oradan da hafif öne çıkmış çenesine kaymıştı. "Lütfen Tanrım! Lütfen. bugüne kadar ettiğim duaların hepsi neredeyse kelimesi kelimesine aynıydı. ilk kez bugün kelimeler yerlerini değiştiri, yenisi eklendi. sana olan inancımın, varlığının içimde devam etmesi için lütfen duamı kabul et. ben, Atlası çok seviyorum lütfen onun gözlerinde bana karşı doğduğum andan itibaren oluşan bu nefreti sil, bana bakan gözlerinde tıpkı ona baktığımda açan çiçekler açtır, beni de diğerlerinin kaderinden kurtar lütfen. doğarken bana bahşetmediğin tüm güzellikleri şu an bahşet. mutlu olmam için bana gerekenleri ver, çok bir şey değil Tanrım, yemin ederim çok bir şey istemiyorum sadece," Duraksadı Melek, sözler boğazına düğümlenirken yutkunmaya ihtiyaç duydu. "Sadece, beni seven bir eş, beni seven arkadaşlar, ve tadamadığım zenginliğin içindeki rahat yaşam. her güne yaptığım işler ve uğradığım eziyetlerden dolayı ağrıyan avuç içleri, üzerime atılan at pisliklerden kokan elbiseler ile uyanmak istemiyorum bunun yerine ipek sabahlıklar, yumuşak dokuma halılar, kuş tüyü yastıklarda kocamın kolları arasında bana verdiği günaydın öpücükleri ile uyanmak istiyorum. Lütfen yaşadığım eziyetlerden, bana duyulan tiksinti dolu bakışlardan, sözlerden sana ettiğim dualar ile dayanabildim bu zamana kadar ama artık kelimeleri söylemeye bile gücüm yok, sana inanmaya bile yorgun olan kalbim artık buna da son vermek üzere. Lütfen Tanrım Lütfen dualarımı kabul et..." gözlerini açmaktan korkuyordu, etrafında yine eski odasını görünce kalbi ağrıyla sızlayacak ve bugüne kadar dayandığı son dayanakta parçalanacaktı, bir süre durdu Melek, yalnız odanın içinde tek duyabildiği kendi nefes alışverişleri idi. saniyeler geçtikçe kulaklarında bir uğuldama oluştu, bir çatırdama sesi duydu kalbinden geliyordu sanki. sanki hayatı bir ayna gibiydi her kırılışında ufak bir kenarı çatlayan bu ayna şu an son parçasınıda kaybetmiş hiçliğe bürünmüştü. gözlerini yavaşça açtı Melek, karşısında kendine aşkla bakan bir Atlas bekliyordu ama yoktu, işte bu kadardı kendisine sığınak olarak gördüğü Tanrısı bile kendisinden nefret ediyordu. ettiği duaları gülerek izliyor olmalıydı. herkese kırılmıştı ve şu an da tanrıya kırılan kalbi ile yalnızlığını yıllardır paylaştığı odası ile yine baş başa kalmıştı. ellerini yavaşça indirdiğinde bomboş bir kabuktan ibaret gibi görüyordu kendisini, hiçbir şeyi değişmeyen, hiçbir şeyi değişmeyecekti. gözyaşları birer birer akarken ne yapacağını bilemiyordu, kalbi artık hiçbir yere sığmıyordu. ayağa kalkmaya çalıştı herkes uyuyordu odadan çıktığında artık her şeyi boşvermişti, yürürken sürekli sağa sola yalpalıyordu ama umurunda değildi, fenerle ile aydınlatılmış bahçeye çıktığında birkaç kez düştü olsun bu da umurunda değildi. büyük bahçenin içerisinde küçcük kalmasına rağmen hala kalbi daralıyor olduğu yere sığmıyordu. bağıra bağıra ağlamak, bir şeyleri kırıp dökmek istiyordu fakat bunu yapmaya hakkı yoktu, ayağının altında bastığı toprak bile kendisine ait değildi. uzun salkımları bulunan söğüt ağacının altına kadar ilerlemeye devam etti Melek. bugün kendisine acı veren o baş ağrısı tekrar kendisini ele geçirdiğinde iki eli ile başını tutmaya başladı, sıkıyordu ama ağrı dinmiyordu. saniyeler geçtikçe şiddetleniyor, saniyeler geçtikçe bedenini kalbinin atışlarının şiddetti kaplıyordu. gözyaşları içinde dinmesini beklerken bulunduğu ağacın arkasındaki korulukta hareket eden bir adama takıldı gözleri, birkaç saniye sonra ağrı tekrar dindiğinde koruluktan kendisine doğru yürüyen adamı izlemeye devam etti. gecenin bu saatinde seyislerden veya köpek bakıcılardan biri olduğunu sandı Melek. çok umursamadan tekrar odasına doğru dönmeye başlamıştı. gecenin bu saatinde dışarıda olduğu içinde azar yiyemezdi bu gece olmazdı. bu gece kalbi inandığı tüm değerleri, tüm inançları yok etmişti, gelece dair umutlarını, aşkını, sevdiği ve hayalini kurduğu her şeyi yok etmişti. ne bekleyerek bu kadar umutla dua etmişti ki? birkaç adım ilerlemeye başladığında, tam boynunda hissettiği nefesle gözleri iri iri açılarak olduğu yerde dona kaldı Melek. bedeni titredi, ürperti ile hemen arkasındaki adamdan uzaklaşarak ona döndü. yüzünü görmesi için adamın birkaç adım daha atarak ağacın karanlığından çıkması gerekiyordu. "Sen ne yaptığını sanıyorsun!" Melek tekrar ağlamaya başladı sinirleri alt üst olmuştu şimdi ise birde bu adamla uğraşmak zorunda kalıyordu. adam susuyor konuşmuyordu. bahçedeki fenerler ise tam aydınlatmadığı için adamın yüzünü göremiyordu. Melek tekrar sordu. "Kimsin Sen? Seyislerden biri misin?" Normalde olsa bu kadar rahat konuşamazdı, cevap vermeye korkardı fakat şu an onu kovsalar bile umurunda olmayacak kadar boşvermişti. adam hala konuşmuyordu, o cevap vermedikçe Melek sinirleniyordu. başındaki ağrı tekrar başladığında Melek dişlerini sıktı, gözlerinin etrafı kızarmaya başladığında o an adam bir adım attı. bir adım daha üçüncü adımda kendisinin yüzünü görebiliyordu Melek. daha önce hiç görmediği yakışıklı bir adamdı. baştan aşağı siyahlara bürünmüştü, gözleri de gecenin bu saatinde siyah duruyordu. konuşmadan Meleğin acı içinde kıvranmasını izliyordu. baş ağrısı tekrar geçtiğinde rahat bir nefes aldı Melek. stresten bedeni nasıl bir tepki vereceğini şaşırıyordu. hala adama bakıyordu, konuşmuyordu ve kim olduğunu da bilmiyordu Melek hırsız olabileceğinden şüphelendi ama baştan aşağı resmi bir şekilde giyinen bu adamın zengin biri olduğu uzaktan bile seçilebilir diye düşündü. üstelik o kadar koruma köpekleri ve bekçilere görünmeden buraya girmesi imkansızdı. adam dikkatle Meleğe bakmaya devam ediyordu, konuşmasa da onu baştan aşağı süzüyordu. kim olduğunu çözmeye çalışan Melek karşısında o gece sildiği tanrının yerine ikinci Tanrısı iile karşılaştığından habersizdi....
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD