On Bir

1194 Words
🎶🎶🎶🎶 Dam Üstünde Çul Serer Seyhan'ın yüreği yangın yeriydi ninenin evinin bahçesine girerken. Yüzündeki yaşları kazağının koluyla silerek yüzüne takındığı bir gülümsemeyle eve girdi. Uykusundan uyanmış yaşlı kadın odaya giren Seyhan'ın buğulu gözlerinden takındığı buruk gülümseden bir şeyler sezmişti. Tam üzerine Halil de girince "Hayırdır evlatlarım" diyerek yataktan kalmaya çalıştı ama kolundan nazikçe tutup "Kalkma ninem, Halil ilaç getirdi sana, doktor söylemiş" diyerek arkasında soluk soluğa kalan adama döndü. Halil onun gözlerinden bir şeyler yakalamaya çalışıyordu ama Seyhan öyle kalın bir kabuk örmüştü ki gözlerine hiçbir şey anlayamıyordu sevdiğinin gözlerinden. Seyhan "Ben su getireyim, sen ilaçları verirsin" deyip Halil'in yanından geçip giderek odadan çıktı. Halil diğer poşetleri minderin üzerine koyup sakin bir soluk vererek eczane poşetindeki ilaçları çıkardı. Odaya ses çıkarmadan giren suyu Nazike nineye götürüp Halil'in uzattığı ilaçları kutularından birer birer çıkarıp avucunda ninesine uzattı. "İlaç içince daha iyi olacaksın inşallah." Yaşlı kadın hayırdır inşallah der gibi bardağa uzanıp Seyhan'ın avucundaki ilaçları alarak yutup suyu da içti. Yüzüne bu defa daha bir sıcak gülümseyen Seyhan'la hâlâ ayakta dikilen Halil'e baktı. "Dövüş mü ettiniz siz kara kuzum, ne derdiniz vardı?" Seyhan ne kadar saklayıp içine atmak istese de onu çoktan tanıyan ninesi anlamıştı bile. O yüzden yaşlı kadının elini avuçları arasına alıp "Yok bişey ninem, biraz geç kalınca kızdım da azcık" diyerek gülümsedi. Yaşlı kadın başını iki yana sallayarak Halil'e kaş çattı. "A benim kara kuzum, bugün Seyhan'ım dört döndü etrafımda ilaç diye diye. Ondandır kızması, eşler arasında olmaz öyle küslük hemi kuzum" diyerek Seyhan'a dönüp "Kızmayasın kara kuzuma yavrum benim, yetişememiştir dolmuşa" deyince Seyhan sakince başını salladı. "Tamam ninem kızmam, birazdan barışırız" diyerek gülümsedi. Halil bunun geç kalmakla alakası olmadığını biliyordu ama Seyhan hazır olup konuşana kadar bekleyecekti. İlaçlar biraz daha rahatlattığı için yaşlı kadın uyuyunca Seyhan da odadan çıkıp mutfağa girdi. Akşam için yemek yapması lazımdı, yaşlı kadıncağız nasıl kalksın da yapsındı. Halil de mutfağa girip sesini alçatarak arkası dönük gence seslendi. "Seyhan'ım bi laf etsen. Bak ne duydun ettin bilmiyorum ama seni üzecek bir şey yapmadım yemin ederim. Akşam dolmuşuna kaldım, sürekli konuştu ama ben konuşmadım onunla Seyhan'ım bir şey de ha kınalı kuzu. Niye ağladın sen?" Seyhan ellerini tezgaha koyup adamın sesiyle yıllardır dökemediği o gözyaşları işte şimdi zayıflığıyla birer birer yuvarlanıyordu gözlerinden. Dudak büzerek omuz silkti ağladığını görmesin diye yüzünü ona dönmeden. Halil ise küçücük bir iç çekmeden anlamıştı sevdiğinin ağladığını. Seyhan'ı kolundan tutup kendine çevirdi. "Seyhan'ım" derken kolları arasına geçip sıkı sıkı sardı. Seyhan en sonunda dayanamayıp kollarını Halil'in beline sarıp elleriyle kazağına tutundu ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Yüreğindeki acı basbas bağırıyordu Halil'i kendinden başka seven daha var diye. Hem de öyle güzel bir kız seviyordu ki, Seyhan ne yapsa ne etse o kız gibi olamazdı. Çünkü o Halil'in istediği gibi bir kız olamazdı ki, o hem de erkekti. Dilini mühürledi ama yıllardır kabul ettim ben buyum diye kandırdığı tarafına ağladı hıçkırıklarla Halil'in kolları arasında. İlk kez bu gerçek yüzüne vurmuştu giydiği çiçekli entarisiyle, sürdüğü kırmızı rujuyla Filiz'in güzelliği. Halil nasıl olmuştu da Filiz'e yok demişti de kendisiyle evlenmişti? Duymuş muydu köyünde uğursuz dediklerini, acımış mıydı ona, severim mi sanmıştı Halil, kız gibi mi görünür ben istersem demişti? O güne kadar Halil'in her halinle severim diye gösterdiği çabalar yüzüne vuran gerçekle kalbine ok gibi saplanmıştı. Seyhan, Halil'i nasıl sevmeliydi, kız gibi mi erkek gibi mi? Seyhan hangisi olması gerekiyordu Halil onu sevmeye devam etsin diye? Dizlerinde bağ kalmadığı için Halil'in kolları arasından yere çöktü kulaklarına ulaşamayan Halil'in ağlaya ağlaya "Seyhan'ım kurbanın olayım, öleyim yollarına, ağlama" diyen sesi. Bacaklarını kollarıyla sararak başını Halil'in omzuna yasladı içini çeke çeke. "Halil ben nasıl sevicem seni?" diye sordu içi dışına çıkana kadar ağlarken. "Halil ben neyim?" Halil yere oturan Seyhan'ın bacaklarına kollarını geçirip sağ eliyle belinden destekleyerek kucağına alıp mutfaktan çıktı. Ardından da evden çıkıp kucağında Seyhan'la kendi evlerine doğru yürüdü. Çatal kapıyı ayağıyla iterek açıp bahçeye girdi. Başını göğsüne yaslayıp hâlâ iç çeken Seyhan'la evin kapısını da kollarını boynuna dolayan gencin yardımcı olmasıyla boşta kalan sağ eliyle kapının kulpunu çevirip açtı. Seyhan'ı sakince büyük odaya götürüp somyaya yatırıp başını okşaya okşaya "Biraz uyu kınalı kuzum, sen de yoruldun biliyorum" diye fısıldayarak Seyhan uyuyana kadar saçlarını okşamaya devam etti. İşte o an Seyhan'ın uyku arasındaki fısıldayışını duydu. "Güzel miyim onun kadar?" Halil, Seyhan'ın saçlarındaki elini ağlamaktan kızaran yüzüne götürüp tüm sevgisini göstermek için usul usul okşadı. "Sen gözümün gördüğü tek güzelsin Seyhan'ım, güzelim. Halil güzelliğine ölsün kınalı kuzum." Seyhan kirpiklerini kırpıştırarak gözlerini açıp yüzünü okşayan Halil'in esmer yüzünde aşkla yanan ela gözlerine baktı. "Onu sevme tamam mı Halil? Benimle evlisin, onu sevme nolur." Halil üstüne örttüğü yorganın ucundan elini uzatan Seyhan'ın elini avucunun arasına alıp okşayarak dudaklarını derince bastırdı. "Seninle gözlerimi açtım, seni severek gözlerimi kapatacağım Seyhan'ım." Seyhan titrekçe nefes verip gözlerini yeniden kapattı elini bırakmasın Halil diye de sıkı sıkı tutuyordu. Halil derin bir nefes vererek sol kolunu kaldırıp olmayan eline baktı, sonra da Seyhan'ın bırakmadığı eline baktı. Seyhan tutmuştu ellerini, biliyordu artık. Ona el uzatamadığını sanarken, Seyhan ona sıkıca tutunmuştu, hissediyordu boğazından sıcak bir duygu akarken yüreğinin tam ortasına. Seyhan'ı da sevecekti Halil'i. Geceye doğru Halil mecburen Seyhan'ın elini bıraktı. Ninenin evine dönüp yemek yemediyse yemek yapması, bir şeye ihtiyacı var mı diye bakması lazımdı. Biraz daha toparlanan yaşlı kadın ise evlatları aralarını düzeltsinler, dargınlıkları geçsin diye onları çağırmamış, kalkıp çorba yapmıştı. Seyhan'ın sakladığı gözlerinden anlamıştı yaşlı kadın, yarası kanamıştı Seyhan'ın. Halil de gelip olanı biteni, Filiz'le konuşurken gördü diye anlatınca kalk git eşinin yanına demişti. Halil eve dönünce açık camın olduğu odayı fark edip ışığını açtı. Yüklük olarak kullandığı odanın şimdi düzeltilmiş, yatak serilip yatılacak odaya dönüştülmüş olmasına gülümsedi. Üstünü çıkarmak için dolabın kapağını açtığında kıyafetlerinin yanında Seyhan'ınkileri de görünce mutluluğunu mutluluk katılmıştı. Hızlıca üstünü değiştirip yere serilen yatağa girdi. Gencin yattığı odaya gidip yatak yaparken ses çıkarmamak için hazır yatağa girmişti. Tam uykuya daldığı sırada banyo kapısının sesiyle gözlerini araladı, dakikalar sonra da kapanan kapı sesiyle tekrar gözlerini kapattı. Ama biraz sonra odaya giren Seyhan'ı beklemiyordu. Seyhan ise ne yaptığını zerre umursamadan karanlık odada uyanık olduğunu bildiği adamın yatağına yaklaştı. Duvar kenarında yatan Halil'in üstündeki yorganı hafifçe kaldırarak yatağa yattı. Halil eli ayağına dolanıp heyecanla göğsüne sığınan Seyhan'ın kolu arasına alıp biraz daha kendine çekti korkarak. Seyhan ise başını Halil'in göğsüne yaslayıp kolunu geniş beline sarıp başını hafifçe Halil'in göğsüne sürttü. Halil'in kalbi ağzında atıyordu artık Seyhan kımıldadıkça, onu daha sararak yavaşça sağ elini onun ince beline götürüp daha yakın olması için kendine çekti. Seyhan ise bir kez daha başını onun göğsüne sürtüp sonra dudaklarını da üstünde sadece atlet olan adamın göğsüne bastırarak sürttü. Nefesini dahi tutan adam bu hareketle derin bir soluk verdi. Birazdan ruhunu teslim edecekti Seyhan az daha hareket ederse. Ama sonunda Seyhan kımıldanmayı bırakmış, on sekiz yıllık hayatında ilk kez huzurlu bir uykuya dalmıştı onu saran kollarla. Sabah ilk gözlerini açan Halil de huzurlu bir uyku çekmenin dinç uyandıran neşesiyle hâlâ kolları arasında uyuyan dalgalı saçları yüzüne düşmüş gence baktı. Kolu hâlâ Seyhan'ın belindeyken yavaşça çekip yüzüne düşen saçları toplamak için elini uzattı ve yüzü tamamen açılan gencin dudaklarına sürülmüş kırmızı ruju gördü. Sürtündüğü için dudaklarının kenarlarına dağılan kırmızı ruj öyle bir acıyı tutuşturmuştu yüreğine korkuyla. Yorganı uyuyan gencin üstünden kaldırıp altındaki entariyi de görünce bütün ipleri kopmuştu. Seyhan'ı kollarının arasına hızla çekip sıkı sıkı sarılarak dolan gözleriyle "Seyhan'ım, yapma ölürüm" diye fısıldadı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD