On Üç

1113 Words
Seyhan o günden sonra pek bi işveli cilveli davranıyordu Halil'e karşı. Bu Halil'i şaşkınlıktan şaşkınlıklara sürüklüyordu. Gerçekten de kanatlarını özgürce açmış Halil'in etrafında dört dönüyordu. Her gün Nazike ninesinden yeni bir yemek tarifi öğreniyor, Halil ne seviyorsa akşama onu pişiriyordu. Bir gün karnı yarık yaptıysa ertesi gün taze fasulye pilav yapıyor, en sevdiği tavuğu da uğraş vere vere fırında pişiriyor, Halil'in her yemeği beğendiğinden de emin olmak istiyordu. Halil ise gördüğü ilgiyle daha bi özgüvenli olmuştu, Seyhan'ı yakaladığı yerde ya saçlarından öpüyor ya da yanaklarını severek okşuyordu. Gözlerini sürekli gözlerine çeviren ve ona sıcacık bakan Seyhan'la yüreğindeki aşk dışarı taşmak istiyordu artık, kendine dur diyemiyordu. İşte tam da bu yüzden alış veriş için çarşıya Seyhan'ın da hazırlanıp gelmesini istiyordu. Aralarında oluşmaya başlayan bağın güveniyle Seyhan'ı dört duvarın arasından çıkarmak istiyordu. Onun daha da özgürleşmesini istiyordu, aşk sevdiğini özgürleştirmekti Halil için, onu bir evin içine hapsetmek değildi. O kimin ne dediğini umursamaz Seyhan'ı mutlu olacaksa her sese kulaklarını tıkardı. Seyhan hazırlanmak için küçük odaya koşturdu çarşıya gidip gezeceğini duyunca. Yerde toplamadığı yatağı görünce omuz silkti, gelince toplardı acelesimi vardı. Ev onundu düzen onundu. Ama Halil'in bir haftadır bu döşekte yatmasına sinir oluyordu yavaş yavaş. Halil'in bir şeylerden kaçtığını düşünüyordu. Çünkü Halil de Seyhan'a o günden sonra daha çok yaklaşmak, tenini hissetmek, onu öpüp okşamak istediğini fark ettiğinde kaçmaya başlamıştı aynı yatakta yatmaktan. Seyhan rahat durmuyordu ki, kıpır kıpırdı. Halil ona her yaklaştığında heyecandan eli ayağına dolanıyordu, kıpkırmızı oluyordu bütün vücudu ama Halil'e aynı yatakta yatmak konusunda o ilk adımı atamıyordu bir türlü. Olacakları o da biliyordu elbette ama nasıl tepki vermesi gerektiğini bilmiyordu. Altına Halil'in ona aldığı krem rengi pantolonu giydi, üstüne de ince bir kazak giyip hafif kıvırcık saçlarını güzelce taradı. Sabah sıcacık bir duş almıştı, şimdi de mis gibi kokuyordu ama o başka kokularda sürünmek istiyordu. İçinde bastırdığı o Seyhan uyanmak istiyordu tüm iplerini koparıp. Bahçede onu bekleyen Halil'in yanına gittiğinde sigarasını bitiren adam arkasını döndüğünde kapının önünde gördüğü gençle şaşkınlıkla dudakları aralandı. O kadar güzeldi ki sevdiği aklını kaybedebilirdi. Seyhan kocaman gülümseyerek onu şaşkınlığa karışık beğeni dolu bakışlarla süzen adamla utanarak başını eğdi. "Öyle bakmasana Halil ya" diyerek arkasını dönüp kapıyı kapattı ve elindeki anahtarıyla kilitledi. Şimdi anahtar hep onda duruyordu, çünkü evini sahiplenmişti bir kere. Bu eve sahip bu eve aitti. Halil de başını eğip gülümseyerek çatal kapıya doğru yürüdü. Arkasından kapıdan çıkan Seyhan'la önce Nazike ninenin evine uğradılar bir şeye ihtiyacı var mı diye. Yaşlı kadın Seyhan "Nine" diyerek seslenince bahçeye çıktı. Yan yana duran evlatlılarını gördüğünde gözleri dolu dolu mutlulukla gülümseyerek "Eşek sıpaları" deyip elini öpmek için uzanan Seyhan'ın saçlarını okşadı. Halil "Bir şey lazım mı nenem, çarşıya kadar gidip geleceğiz" deyince Seyhan başını hızlı hızlı sallayıp "Sevdiğin lokumlardan da alıcam bir sürü. Fadime teyze de istedi dün, ona da alayım" dedi. Yaşlı kadın gencin yüzünü avuçları arasına alıp "Senin kuş yüreğine kurban kınalı kuzum, olur al al da ona bir kutu bana iki kutu emme" deyince Seyhan kıkırdadı. "Tamam tamam en iyisinden hemi de." Ninesi onları kapıdan uğurlayınca yan yana köyün içine doğru yürüyen ikiliye başını çevirip herkes en az bir kere bakıyorlardı. Çünkü Seyhan köyün ortasına yaklaşırken Halil'in koluna girmişti hevesle. Halil koluna girenden memnun dönüp dönüp ona gülümseyenden razıydı. Yaralı sarıldıkça sarılıyordu Seyhan'ın küçük yüreğiyle. Kapı önlerinde kadınların arasında oturan Filiz önlerinden geçen ikiliyle başını diğer tarafa çevirdi. Özellikle kolunu dürtüp onları gösteren arkadaşıyla başını çevirip başıyla selam veren köylünün selamını alan Halil'e baktı. Saniyeler sonra da gözü aşağı doğru kayarken Seyhan'ın eline baktı. Çünkü Seyhan koluna girdiği Halil'in sağ elini eli arasına almış sıkı sıkı tutuyordu. Filiz'le göz göze gelen Seyhan ise genişçe gülümseyerek Filiz'in gözlerinin içine baktı. "Görüyon mu küçük uğursuzu sen, benim der gibi eline yapışmış" diyen arkadaşıyla Filiz omuz silkti. "Varsın bir yastıkta kocasınlar. Benim Halil'den yana umudum da yoktur artık, helalliğim de. Yolları açık olsun." Arkadaşı şokla kaşlarını çatarken Filiz tarla yoluna giren ikiliye bakarak derin bir nefes verdi. O gün Halil'in gözlerinde Seyhan ismini söylediğindeki aşkı görmüştü. Açık açık benim her yolum Seyhan'a çıkar demişti. Anlamıştı Filiz, bu saatten sonra Halil için varsa da yoktu artık. Halil elini hâlâ sıkı sıkı tutan gençle dolmuşu beklemek için geldikleri tepenin başında başını eğip eli arasındaki ele baktı. Seyhan da başını kaldırıp gözlerinin içine şirin şirin bakınca dayanamayıp biraz daha eğilerek "Yaktın beni be kınalı kuzu" diye fısıldadı. Seyhan dudak büzerek o da dayanamayıp ayaklarının ucuna yükselerek yüzüne yaklaşan Halil'in kirli sakallı yanağını öpüverdi. Halil'in gözleri bu öpücükle kocaman açılırken Seyhan bir kez daha öpüp "Sen de beni yaktın Halil" diye fısıldadı. Halil'in öpülen yanağı alev alev yanarken gözlerini kapatıp huzurla tekrar açtı ve Seyhan'ın kıvrılan dudaklarına sabit kaldı bakışları. Seyhan bakışlarını takip ettiği adamla hafifçe onun koluna omuz atıp "Halil bakma bakma"diye mırıldandı ve önlerinde duran dolmuşla Halil'in elini çekiştirdi. "Hadi gidelim artık. " Çarşıya geldiklerinde başladılar gezmeye. Bu akşam misafirleri gelecekti yemeğe. Kenan öğretmen ve ilçedeki arkadaşını davet etmişti Halil. Onlara gösterdiği destek ve yardımlar için teşekkür etmek istiyorlardı. Kenan da doktor arkadaşını söylemişti Seyhan'ın durumunu daha iyi öğrenmesi için. Biraz araştırma yapmışlardı ikili onlar için. Seyhan akşam yapacağı yemeklerin malzemelerini alırken Halil de bir küçük rakı almıştı birer kadeh içmeleri için. Ayda yılda bir önemli birilerini çağırınca ya da düğünlere gidince bir kadeh içer tadında bırakırdı. Kenan'a da söylemişti içeriz yemekte kardeşim diyerek. Bütün alacakları bittiği için Seyhan bir iki tane de mağaza gezmek istediğini söyleyince Halil'le beraber yeni yeni kıyafetler almıştı yüzünde gülücükler eşliğinde. "Ne giysen yakışır güzelim" diyen adamla kıkırdayarak "Sen bakma, dışarıda bekle" dediklerini de alıp mağazadan çıktılar. Dönüş yolu koca koca poşetlerle Seyhan da aldıkları yüzünden hafif utangaçlık Halil de ise aşk dolu gülümsemeler vardı. Aklına bile gelmiyordu Seyhan'ın aldığı iç çamaşırlardan, tenine süreceği güzel kokulardan. Ona Seyhan'ın her hali, her gülüşü güzel geliyordu zaten. Ama Seyhan içinde kalmasın diye her bişeyi yapmak istiyordu. Eve döndüklerinde el verip yemeğe giriştiler küçük mutfakta. Seyhan ara ara Halil'in boşluğunu yakalayıp yanağından birden öpüyordu. Hazırlıksız yakalan Halil ise en sonunda biten yemeklerle Seyhan'ı duvara sıkıştırıp elini yumuşacık yanağına götürüp dudaklarına doğru eğildi. "Hileli oynuyorsun cilvesine yandığım. Ben de seni öpersem akşama misafirleri erken göndermek zorunda kalırız. Ayıp olur." Seyhan nefes nefese dudaklarına fısıldanan cümleler yüzünden kıpkırmızı oldu. Gözlerinin içine bakan ela gözlerle sertçe yutkundu. "Tamam tamam ayıp olur, öpmem" dedi ama elini yüzünden çeken Halil'le omuz silkti. "Gece öperim ben de." Halil hızla arkasını dönüp Seyhan'ın sırıtarak kaşlarını kaldırmasına dudaklarını ıslattı. Vardı bir şeyler vardı bugün Seyhan'da. Bahçede duydukları sesle Seyhan mutfaktan fırladı resmen. Çünkü biraz daha dursa öp diyecekti adama. Halil de başını iki yana sallayarak peşinden kapının önüne çıktı. Kapının önünde ise ellerinde poşetlerle gülümseyerek ikiliye bakan Kenan öğretmen ve onun hemen yanında uzun boyu, kahve dalgalı saçları, kumral teni ve yemyeşil gözleriyle başka bir adam duruyordu. Kenan'ın doktor arkadaşı. Cevap beklediği ve teklif aldığı adam.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD