On Dört

1255 Words
*Halil 23 yaşında Seyhan 18 yaşında. Sofrayı bahçedeki masaya kurmuşlardı serin olsun diye. İkili çeşit çeşit yemekler ve mezeler yapmıştı misafirleri için. Kenan mükellef sofraya ağzının suyu aka aka bakıyordu. O da en az Seyhan kadar yemeğe düşkündü. Yanında sessizce oturan Orkun ise onun yemeğe olan düşkünlüğünü bildiğinden onun tabağına mezelerden azar azar koymaya başlamıştı bile. Halil dolapta soğuttuğu rakıyı da masaya getirip misafirlerin getirdiğini dolaba koydu biterse devam etmeleri için. Kenan'a yemek sırasında kaş göz yaparak "Bu o mu, cevap beklediğin?" diye sormuş Kenan'dan başını sallayarak "Evet o" cevabını almıştı. Orkun'la oldukça iyi anlaşan Halil ise siyasete varana kadar her konu da koyu sohbetlere başlamışlardı. Üç tane dev gibi adamın yanında küçücük kalan Seyhan ise Halil'in çok içme dediği kadehi azar azar yudumluyordu. İlk kez alkol içiyordu ama biliyordu sarhoş olsa da oturduğu sedirde arkasında olan adamın sol kolunun rahatlığı vardı. Kimse Halil'e eksiğin var gözüyle bakmıyor, tam tersine karşılarında güçlü görünen adamla Seyhan adına mutlu olmuşlardı. Kenan ve Seyhan başlayacakları dersler hakkında konuşarak belli bir ders programı planladılar. Bu sırada sohbet eden ikiliye bakarak birbirlerine gülümsüyorlardı. Aşk Halil için bir cinsiyet ayırt etmiyordu, Seyhan'la evlenirken de cinsiyetleri düşmemişti. Onun için kalbin kimin için atıyor, kimin gülüşüne, gözlerine aşık olduysan aşk ondaydı. Bu yüzden de Kenan ve Orkun arasındaki ilişkiyi umursamamış, sevdiğine kaçamak bakışlar atan Kenan'la gülerek yanı başında oturan Seyhan'ın saçlarından öpmüştü. Gecenin ilerleyen saatlerinde ikinci rakı da içilmiş, çakır keyif dörtlü bu defa Halil ve Seyhan'a ilçeye taşının ekin zamanı köye gelir tarlayı sürersiniz, hem Nazike nine de iyice yaşlandı hastaneye yakın bir yerde yaşasın, köye doktor geleceği yok diye konuşmaya başladılar. Halil sakallı yüzünü sıvazlaya sıvazlaya olurunu düşünüyordu bu işin. Seyhan'ın ilçede okula başlamışını da istiyordu ayrıca. Geç sayılmazdı onun için. Dışarıdan okumaya devam ederse sınavlara gidip gelmesi gerekiyordu. Rakısının son yudumuyla kadehini kaldıran Halil "Bakarız, düşünülür" diyerek en azından olumsuz bir cevap vermemişti. Seyhan şehirden çok korkuyordu bu gününe kadar köyünden hiç çıkmadığı için ama yanında Halil varsa her korkuya her zorluğa göğüs gerebileceğini biliyordu. Kenan çantasında getirdiği makaleyi gitmeden önce Halil'e verip "Bence ikinize de yardımcı olur. Seyhan'ın psikolojik ve bedensel geçişleri ya da hormon düzensizliği hakkında bir kaç araştırma bulduk. Eminim en büyük destekçisi sen olacaksın" diyerek gülümsedi. Seyhan merakla kapı önünde konuştukları konu hakkında Halil'in elindeki kağıtları aldı. Yazıları daha tam okuyamıyordu ama kendisi ve onun gibiler hakkında her şeyi öğrenmek istiyordu, hepsini ilerde okuyacaktı. İkili misafirlerini yüzleri gülücüklerle ve bir sonrakini onların evinde toplanma sözü vererek uğurladılar. Orkun ve Kenan ise arabaya bindiklerinde yemekten memnun sohbetten aşırı keyif almış olarak yola çıktılar. Tabi yol boyunca Kenan'ın eli Orkun'un eli arasındaydı. Kenan eli eli arasında vites değiştiren adamla dayanamayıp yüzüne doğru yaklaşıp boynundan küçücük bir öpücük çalarak tekrar koltuğuna yaslandı. Bu öpücükle tüm vücudu ürperen Orkun ise gözlerini kısarak Kenan'a döndü. "Eve kadar rahat dur yavrum" diyerek uyardığında omuz silken Kenan'la başını iki yana salladı. "Sarhoş olmuşsun anlaşılan. Hep sarhoşken bu kadar cesur oluyorsun." Kenan göz devirerek elini onun eli arasından çekip bacağının üstüne koydu ve okşayarak yukarılara doğru devam etti. Oturduğu koltukta kıpırdanan Orkun'un dişlerini sıkmasına güldü. Bu adamın üzerindeki etkisine bayılıyordu. Gülümseyerek önüne dönüp derin bir nefes verdi. Geldiği bu şehirde, bir köy okulunda öğretmenlik yaparken, aşkı sürekli kavga ettiği bir doktorda bulacağını bilmiyordu ama iyi ki onda bulmuştu. Onlara kendi evlerine dönerken Halil ve Seyhan da birbirine arada sırada gülümseyerek bahçedeki masayı topluyorlardı. Seyhan sarhoş olmamıştı ama Halil ciddi anlamda sarhoştu. Fakat onu sarhoş eden rakı değil yemek boyunca eli sürekli bacağının üstünde kıkır kıkır gülerek öğretmeniyle sohbet eden Seyhan olmuştu. Ayrıca hemen yanında oturan gençten burnuna dolan muhteşem bir koku rakının kokusunu bile bastırmıştı ve bunun ne olduğunu merak ediyordu. Seyhan sonunda sarhoş adamı yatağına götürüp "Ben kalanını toplarım düşüceksin bir yere" diyerek Halil'i yatırdı. Ama kolunu boyuna dolayıp kendine çeken adamla dizleri üstüne düştü. Halil ne yaptığından habersiz burnunu Seyhan'ın saçlarına sürtüp kokusunu içine çekti. "Çok güzel kokuyorsun kınalı kuzum" diye fısıldayan adamla Seyhan ürpermişti ve iyi ki oda karanlıktı, yoksa Halil onun alt dudağını dişlediğini görebilirdi. O da burnunu Halil'in göğsüne sürtüp rakıyla karışmış erkeksi kokusunu soludu. Karnı karıncalanıyordu ve dizleri titriyordu resmen. Sonunda zorla doğrularak uyuklayan adamı yatakta bırakıp ayağa kalktı ve sessizce odadan çıktı. Mutfağa nefes nefese girip hızlıca bulaşıkları topladı ama yıkamayı sabaha bıraktı. Masanın üstünde duran Halil'in kadehinden kalan rakıyı da başına dikti. Ellerini de güzelce yıkayıp mutfaktan çıkınca büyük odaya girdi. Çarşıdan aldıklarını poşetlerinden çıkarıp somyanın üstüne koydu. Bembeyaz renkli saten geceliği hevesle eline alıp kıkırdayarak üstündeki çıkarıp geceliği giydi. Günler sonra şimdi neden bunları giymek istediğini biliyordu. Çünkü içlerinde kendini güzel hissediyordu ve Halil beğensin diye değil kabul ettiği bedenine ait hissettiği içindi. Dağılan saçlarını düzeltip banyoya girdi ve aynanın karşısında kendine baktı. Güzeldi işte, her şeyiyle Seyhan olduğu için güzeldi, Halil onu aşkıyla kucakladıkça güzelleşmişti o da. Ondan kaçan adamı işte tam da bu yüzden yakalayacaktı. Madem olmasını istiyordu, o zaman kendi adım atıp istediğini alırdı. O her zaman güçlüydü, herkese ve her şeye karşı. Banyodan da çıkınca Halil'in yattığı odaya girdi ve döşekte sadece atletle yatan adamın yanına doğru yürüdü. Sırtı dönük adamın üstünden ince yorganı kaldırıp yatağa uzandı. Halil'e arkadan sıkıca sarılıp elini onun geniş göğsüne koyup başını sırtına yasladı. Halil uyku arasında arkasında hissettiği gençle kaşlarını çatarak gözlerini açtı ve göğsünün üstünde gördüğü küçük elle gülümsedi. Halil'in koca bedeninin yanında minicik kalan Seyhan elinin yettiği kadar Halil'i kendine kendine daha da çekti. Keyifle gülen adam ise yavaşça arkasını dönüp yüzünü göğsünde saklayan Seyhan'la sağ elini onun beline atıp yavaşça kendine çekti. Eli altında kayan saten kumaşla başını eğip Seyhan'ın saklanan yüzüne baktı. "Kaldır başını güzelim." Seyhan yaptığından utandığı için kızaran yüzüyle omuz silkti. Halil gülümseyerek elini onun yüzüne götürüp parmaklarını çenesinin altına koyup okşayarak başını yukarı kaldırdı. Pencereden vuran ay ışığının altında Seyhan'ın koyu kahve gözlerine baktı uzun uzun. Bakışları dudaklarına kayarken eli arasındaki gencin kalp atışlarını net duyabiliyordu. "Halil'im" diye fısıldayan Seyhan'la gözlerini kapatıp sertçe yutkundu. Gözlerini açtığında bu kez Seyhan'ın dudaklarına inen bakışlarıyla yavaş yavaş yüzüne yaklaştı. Anında gözlerini kapatan Seyhan'ın dudaklarına iyice yaklaşıp dudaklarının kenarına usulca dudaklarını bastırdı. Giderek artan kalp atışlarıyla daha da ürperen Seyhan elini Halil'in göğsüne götürüp titrek bir nefes vererek gözlerini açtı. Gözlerinin içine bakan adamın giderek değişen bakışlarıyla oracıkta eriyebilirdi. Dudaklarının üzerinde fısıldanan "Seyhan'ım" sesiyle kırpışan göz kapaklarını örttü usulca. Bu kez dudaklarında hissettiği sıcak dudaklarla Halil'in atletini sıktı avuçları arasında. Halil yavaşça uzaklaşıp bir kez dudaklarını pembe küçük dudaklara yaklaştırdı ve Seyhan'ın alt dudağını dudakları arasına alıp usulca öperek derin bir nefes verdi. Eli Seyhan'ın belinden bacaklarına doğru inerken bir kez daha alt dudağını sakince dudakları arasına alıp emerek öpüp geri çekildi. Hızla yatakta doğrulup Seyhan'ın bacaklarından tutarak altına aldı ve nefes nefese gözlerinin içine bakan gençle dişlerini sıktı. Birazdan tüm iplerini koparabilirdi ama bunu sarhoşken yapmak istemiyordu, onunla geçirecekleri anları hatırlamak istiyordu. Yüzünü yavaş yavaş kollarını boynuna dolayan Seyhan'ın boynuna gömdü ve kokusunu derince soludu. Seyhan titrek bir nefes verirken burnunu boynuna sürten adamın söyledikleriyle gülümsedi. "Tenine dokunduğum her anını, seni öptüğüm her zerreni, adımı sayıkladığın her saniyesini hatırlamak istiyorum güzelim ama sen yapmak istiyor musun bu gece?" Seyhan kocaman gülümseyip bu kez o dudaklarını Halil'in boynuna yaklaştırdı ve küçük dudaklarını sıcacık tene bastırdı. Halil bu öpücükle sanırım hiçbir anı unutturmayacak Seyhan diye düşünerek sırıttı. Boynuna konan bir diğer öpücükle altındaki gencin bacaklarını aralayıp arasına yerleşti yavaşça. "Unutursan sabah uyandığında bir daha hatırlatırım." Bu cümle Halil'e yetmişti sertliğini Seyhan'ın bacakları arasına itmeye. Seyhan hissettiği sertlikle nefes nefese Halil'in boynuna tutundu. Halil kez daha kendini bastırıp "Bu gece isteğine emin misin?" diye sordu ve altındaki gencin gözleri kapalı başını yavaş yavaş sallamasıyla Seyhan'ın bacağını beline doladı "Benden günah gitti kınalı kuzu" diyerek.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD