Dizleri üzerine doğrulan Halil altındaki Seyhan'ın ürpererek kıpır kıpır hareketlerine gülümserken yüzünü boynuna gömüp küçük küçük öpmeye başladı. Seyran ellerini Halil'in sırtına yaslayıp boynunu saran öpücüklere titrek bir nefes verdi.
Üstündeki adamın her zerresini öpmek için yemin eder gibi öperek boynundan omuzlarına inmesine dudaklarını birbirine bastırdı Seyhan. İnlememek için zor duruyordu ve sesinin nasıl çıkacağından korkuyordu.
Halil ise dudaklarının değdiği her noktayı ateşiyle yakmak ister gibi Seyhan'ın geceliğinin sağ omzundaki ip askıyı yavaşça sıyırdı. Seyhan'ın bacakları arasına iyice yerleşip yavaş yavaş iç çamaşırı üzerinden sertliğini sürmeye başladı ve Seyhan da sakladığı o ateşi alevlendirdi. Dudaklarından firar eden küçük bir iniltiyle yüzünü Halil'in göğsüne sakladı.
Bu ses Halil'i daha da harekete geçirirken Seyhan'ın boynundan kulağına doğru uzanıp "Sesini tutma güzelim" diye fısıldadı.
Seyhan titreyen göz kapaklarını yavaşça kapatıp bacakları arasına daha sert sürtünen adamla başını geriye atarak kısık sesiyle inledi. "Halil."
Halil ise Seyhan'ın geceliğini bacaklarından yukarı doğru sıyırarak çıkardı ve tamamen çıplak kalan Seyhan'la dudakları saldıracak bir yerler arar gibi küçük göğüslerini öperek ağzının içine alıp emmeye başladı. Seyhan bütün bedeni titreyerek elini Halil'in dalgalı saçları arasına atıp sertçe çekiştirdi.
Halil'in öpücükleri göğüslerinden karnına doğru inince utanarak elinin tersiyle yüzünü kapattı. Çünkü Halil'in aşağı indikçe göreceklerinden utanıyordu. Ya beğenmezse ya hoşuna gitmezse diye korkuyordu. Fakat Halil'in daha da öperek bacaklarının arasına inmesine dudaklarını aralayarak sertçe inledi. Halil onun küçük aletini öperek uyluklarına iniyordu, dudaklarının altındaki yumuşak bacakları öpe öpe tekrar yukarılara doğru çıktı. Seyhan'ın kadınlığını da öperek yavaş yavaş yalamaya başladı ve bu Seyhan'ın gözlerini karartmıştı.
Artık sesini tutamayan genç ise inleye inleye elini bacakları arasındaki adamın saçlarına götürüp "Halil, ölücem dur" diye inledi.
Halil ise geri çekilip dizleri üstünde doğrularak iç çamaşırını yavaş yavaş baldırlarına kadar indirdi ve hızla elleriyle yüzünü kapatan Seyhan'ın üzerine uzandı. "Bana bak güzelim."
Seyhan sertçe yutkunarak ellerini yüzünden çekip başının üstünde duran adamın gözlerinin içine baktı. "Gözlerini gözlerimden ayırma, her anını hatırlamak istiyorum."
Seyhan ellerini Halil'in omuzlarına yerleştirip dudaklarını ıslatarak başını salladı. Halil kollarını Seyhan'ın iki yanına yaslayarak sağ eliyle yumuşak saçlarını okşadı. Gözlerinin içine göz bebekleri bile titreyerek bakan Seyhan'la aletini altındaki bedenin girişine dayayıp dudaklarını ıslatarak sertçe yutkundu. Seyhan'ın dudaklarına yaklaşarak "Hazır mısın?" diye fısıldadı ve boyuna sıkı sıkı tutunup yüzünü göğsüne saklayan gençle yavaş yavaş içine girmeye başladı.
Seyhan'ın dudaklarından zevk dolu bir inleme firar ederken Halil azar azar ilerlemeye devam etti. Altındaki bedenin soluk soluğa nefeslerine "Öpmek istiyorum güzelim" diye fısıldadı. Seyhan yüzünü saklandığı yerden çıkardığı anda dudaklarına yapışan adamla nefesini Halil'in dudakları arasında verdi.
Halil içinde giderek hızlanırken Seyhan ruhunu bile titreten bir zevkle Halil'i dudakları arasında daha da derin inliyordu. Alev alev yanan iki beden birbirlerinde soğumak yerine daha da alevleniyorlardı.
Halil, Seyhan'ın içinde sanki tüm varlığını hissetmek ister gibi giderek sertleşirken sol kolunu Seyhan'ın başının altındaki yastığa saklamak istiyordu, hâlâ o eksikliğini görmesin istiyordu sevdiği. Seyhan ise o an bunu düşündüğü adamla başını onun kolunun üstüne koyarak kaslı koluna sürtündü, küçük dudaklarını koluna bastırarak "Halil'im" diye fısıldadı ve bu Halil'in dişlerini sıkarak biraz daha hızlanmasına sebep oldu. Seyhan ellerini onun kaslarına koyup sıkarak tırnaklarını geçirdi. Başını geriye atıp ince bir sesle "Halil" diye çığlık atar gibi inledi.
Halil gelmek üzereyken yüzünü altındaki gencin boynuna gömüp boğuk bir sesle inleyerek "Seyhan'ım" diye fısıldadı ve Seyhan'ın da kasılmasından giderek sona yaklaştığını hissediyordu. Çünkü Seyhan artık elleri arasındaki kaslı kolları tırnaklarıyla çiziyordu ve Halil'in üstündeki hakimiyetinin zevkiyle kasıldıkça titriyordu.
Halil'in ritmi giderek düzensizleşirken kendini Seyhan'ın içine daha sert bastırarak gidip geliyordu ve Seyhan'ın boynunu emmekten kızarmıştı. Sertçe inleyerek bir kaç kez daha kendini bastırıp boşalmaya başladı. Seyhan da içini dolduran sıcaklıkla büyük bir inlemeye, dişlerini Halil'in omzuna geçirerek titreye titreye boşaldı.
Soluk soluğa kalan Seyhan üstünden kalkıp kendini yanına atan adamla dili damağı kuruduğu için yutkundu. Hızlı toparlanan Halil ise yanında uzanan gence dönüp sağ kolunu onun bedenine sarıp kendine çekti. Dudaklarını saçlarına, göz kapaklarına, yüzünün her noktasına bastıra bastıra öpüp dudaklarını ıslatan Seyhan'la yataktan kalkıp alnından öpüp "Su getiriyorum güzelim" diyerek odadan çıktı.
Mutfağa gidip koca bir bardak su getirdi, yatakta doğrulan Seyhan suyu alıp kana kana içti. Resmen dilini damağını kurutmuştu Halil ama adamın yüzüne de bakamıyordu. Halil ise onun utandığını anladığı için hafifçe öksürerek odadan çıkıp banyoya girdi. Seyhan için sıcak bir su hazırlayıp tekrar odaya döndü. Seyhan yatağın yanına gelip ona kollarını açan adamla başını öne eğdi.
"Kucağıma gel kınalı kuzum, seni güzelce yıkayalım."
Seyhan başı önde omuz silkerek "Sonra" diye mırıldandı. Halil anlamayarak kaşlarını çatınca tekrar yatağa girip yorganı üstüne çekti. Sadece gözleri görünecek şekilde yüzünü de kapatıp "Halil" diye fısıldadı. Halil de o zaman sonra banyoya gireriz diye düşünerek o da yatağa uzandı. Kendini yorgana saran Seyhan'ın yorganla beraber kendine çekip sıkıca sarıldı. Saçlarını öpe öpe "Kokusuna kurban olduğum" diyordu.
Seyhan yanındaki adama yavaşça dönüp "Halil" diye fısıldadı tekrar. Halil "Efendim benim güzel eşim" dediğinde Seyhan gözleri dolu dolu kollarını Halil'in boynuna dolayıp yüzünü boynuna sakladı.
"Teşekkür ederim" diye mırıldanan Seyhan'la Halil sağ eliyle onun saçlarını okşarken "Ne için kınalı kuzum" diye sordu.
Seyhan dudaklarını büzerek "Her şey için, iyi bir eş olduğun için, benimle sürekli ilgilendiğin için, beni sevdiğin için" diye mırıldanınca Halil'in de gözleri doldu. Seyhan'ı daha sıkı sarıp "Asıl sen bana harika bir eş oldun güzelim benim, hiçbir zaman hor görmedin, kalbinin güzelliğiyle sevdin beni. Sen bana koca bir ömür vermeye geldin ben de sana bütün sevgimi vermeye geldim" diye fısıldadı.
Birbirlerine sıkı sıkı sarılan ikili dakikalar sonra Seyhan'ın Halil'i omuzlarıyla ittirerek "Sıcak oldu" deyip üstündeki yorganı atmasıyla ve Halil'in "Harbi sıcak" diyerek Seyhan'ın üstüne yeniden çıkmasıyla devam etti.
Seyhan gözlerine yine aynı bakışlarla bakmasından anlamıştı ve kıkır kıkır gülerek "Tekrar banyo suyu hazırlamak zorunda kalacaksın" dedi ve Halil bir kez daha Seyhan'ın bacakları arasına girip kendini ona sürterek "Hazırlarım güzelim" dedi ve sabaha kadar o banyo suyu bir türlü hazırlanmadı.
Öğlene doğru ilk uyanan Halil olmuştu, hâlâ kolları arasında uyuyan Seyhan'ın saçlarını öperek yavaşça kollarını çekip yataktan kalktı. Odadan çıkıp banyoya girdi ve buz gibi olan suyu döküp yeniden sıcak su hazırlayıp güzelce duşunu ve abdestini aldı. Sonra da Seyhan için su hazırlayıp odaya döndü. Yatakta oturur pozisyonda saçı başı dağılmış, boynu ve dudakları şişmiş Seyhan odaya giren Halil'le hızla tekrar yatıp yorganı üstüne kapattı. Halil kurulanıp üstünü giyinirken bir saniye bile ona bakamadı.
Utandığını anlayan Halil ise giyindikten sonra "Güzelim hadi kalk banyoya gir sen ben de kahvaltı hazırlayayım" dedi ve sadece başını sallayan Seyhan'la odadan çıkıp mutfağa girdi.
Seyhan dün gece olanları hatırladığı için utançtan kıpkırmızı olmuştu. Çünkü Halil ikincilerinden sonra yataktan kalkacağı zaman bu sefer onu tekrar yatağa çekip üstüne çıkmıştı ve nerden geldiğini bilmediği bir cesaretle Halil'i içine alıp resmen kucağında boşalmıştı. O yüzden de şimdi adamın yüzüne bakamıyordu.
Halil ise bundan doldukça keyif almıştı ve cesur kuzusunu öpe öpe her yerini kıpkırmızı yapmıştı. Madem sen bu kadar cesursun deyip bir kez de Halil onu kucağında zevke getirmişti ve sabaha kadar bu zevk hiç bitmemişti.
Seyhan üstünde ince yorganla beraber kalkıp banyoya doğru giderken neşeli neşeli şarkı söyleyerek kahvaltı hazırlayan Halil'in sesini dinliyordu. Hızlıca mutfağa girdi ve sırtı dönük adamın arkasından yaklaşıp kollarını beline doladı. Sırtından öpüp tekrar hızlıca kaçar gibi mutfaktan çıktı. Halil ise arkasını dönüp onun paytak paytak yürüyerek kaçışına gür bir kahkaha attı.
Seyhan da güzelce banyosunu yapıp giyinmek için odaya döndü ve çoktan toplanan yatakla gülümseyerek üstünü giyindi. Daha önceden sigara böreği hazırlayıp buzluğa koyduklarını Halil çıkarmış, bir de yanına mis gibi patates kızartmıştı. Seyhan o güzel kokularla eşinin yanağına kocaman bir öpücük verip sandalyesine oturdu ve hayatının en güzel kahvaltısını sohbet ede ede yaptılar.
*Geç kaldığı için üzgünüm pek smut yazma havasında değildim ama sizi kırmak istemedim.