ÇELİŞKİ

407 Words
Dörtlü masamızda olanı biteni şaşkınlıkla dinliyordum. Naz hamile kalmıştı. Hakkı ise bir yandan çocuğun kendinden olmama ihtimalini düşünüyor; bir yandan da karşısındaki kadına güvensizliğinin hakarete dönüşmesi ihtimalini düşünerek temkinlilikle konuşuyordu.Ben ve Cansu sorunlarını kendi aralarında halletmelerine izin vererek; tartışmalara katılmayıp içkilerimizi yudumluyorduk. En sonunda ne Hakkı'nın baba ne Naz'ın bir anne ve karı koca olamayacaklarını hükmettiklerinde çaresizce, vakit geçmeden çocuğu aldırmaya karar verdiler. Tüm masrafları Hakkı karşılayacaktı. Naz ise bir birey olabilecek bu minik canlıya karşı ister istemez sevgi besliyor: aldırmak zorunda olduğu için duygulanarak gözleri yaşarıyordu. O gece karşımızda cinsel bir temas kurmadan oturdular. Karşısında oturan biz de onlara uyum sağlayarak Cansu ile birlikte sadece kadeh tokuşturduk. Bu olaya şahit olurken bir yandan Cansu ile aramızdaki uçurumun farkına varıyordum. Karşımdaki çift en azından yaşıttı. Fakat ayrı dünyaların insanıydılar. Hakkı çılgın görünmesine rağmen eşine karşı kıskanç bir aile babası imajı taşıyordu. Ufak tefek çapkınlıkları mazur görülebilirdi. Naz ise karanlık dünyasının ufak bir kısmını aydınlattığı noktasını bize gösteriyordu. Aslında kişiliğini tam olarak karşısındakine yansıtmayacak kadar güçlüydü. Sevgili bulmakta hiç zorlanmayacak kadınsılığa sahipti. Cansu'nun ise sadece yanında oturup kazanç sağlamak için içki ısmarlatacağı erkeklere ihtiyacı vardı. Bu kişinin ben veya başkası olması onu ilgilendirmezdi. Sıcak öpücüklerle birlikte verdiği vaatleri olduğu sürece erkeğini kendisine bağlı tutabilecekti. Bu vaatleri gerçekleştirdiği takdirde karşısında bir muhatap bulamayacağının farkına artık varmış olması gerekti ki; beşi de başkasından olan çocuklarıyla yalnız kalmış güzelim kadının bu acılardan ders çıkarması kaçınılmazdı. Benimle eve veya otele gelmeyecek, benim aşk vaatlerimi ciddiye almayacaktı.Bu düşünceler arasında Cansu'ya olan tutkumun söneceği günlere inanmak istiyordum. Böyle mutlu muydum? Peki kendime uygun bir hanımla evlendiğim de mutlu olacak mıydım? Aileler tarafından uygunluğu saptanmış, tutkusuz, serüvensiz , heyecansız, acı tecrübelerden yoksun bir evlilik? Yaşamın tek düzeliğinin verdiği boğuntuyla beni nefessiz bırakacak!Yavaş yavaş ihtiyarlatacak. Yara almadan,kanamadan,gülmeden, üzülmeden yavaş yavaş çürütecek! Karşımdaki görmüş geçirmiş kadın ne kadar da hayat doluydu! Onunla heyecanlı günler geçirmek, acılar yaşayıp, zevkli saatler geçirmek ruhuma iyi mi gelecekti sanki? Düşlerimizde tasarladığımız yaşamın, gerçek yaşam ile arasındaki bu uyumsuzluk gerçekten de sinir bozucuydu. Her halükarda kendi inandığım mutluluk ölçütlerine göre mutsuz olacaktım. Ismarlanan bardaklar tükendiğinde, maddi gereklilikten ve üzücü olaydan ötürü eğlenmeden erkenden kalkmamız gerekti. Naz ile Hakkı aralarında fısıldaşıp sarıldılar. Ben de Cansu'nun dudağına buse kondurarak kapıya yöneldim. O geceden bir kaç gün sonra telefonumu kontrol ettiğim sırada, Cansu'dan mesaj geldiğini gördüm. Heyecanla okudum. Gündüz vakti beni bir kafeye davet ediyordu. İçimde umut tohumları filizlendi. Mutluluktan havaya uçacaktım. Ona sahip olamasam da onun yakınında olup gözlerine bakacaktım. Üzerimi giyinip yola koyuldum...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD