Kuru üzüm Esengül aylardır kaldığı bu evde artık saatlerin hesabını tutamıyordu. Geçen saatlerin ve günlerin bir anlamı yoktu onun için. Gündüzün üçü de aynıydı, gecenin üçü de. Vücudunu ayakta tutacak kadar uyumak yetiyordu. Yine ihtiyacı kadar, bilhassa karnında taşıdığı canın uğruna yemek yiyordu. Eskiden az ve sert sözlere kıvrılan dili, şimdilerde hepten susmuştu. Kurduğu cümleler, ihtiyaçlarını ve selamlaşmaların dışında iyice fakirleşmişti. Yazdığı defterine ve karnında taşıdığı bebeğine döktüğü kelimeler haricinde doğru düzgün kimseyle iletişime geçmiyordu artık. Tam tamına yedi ay yirmi sekiz gün geçmişti Ömer'in evinden ayrılalı.. gelecek için zamanı saymayı kendine yük bilse de geride bıraktığının hesabını tutarken kimseye belli etmemek için üstün çaba sar

