(İki Hafta Sonra) “Fırat, geç kalacaksın. Hadi uyan…” Fırat’ın üzerimden kaldıramadığım kollarını işaret parmağımla dürterken uyumamak için konuşuyordum. Sesim çıkmazsa eğer bende uyur kalırdım. “Hadi Fırat, kolunu çek de kalkayım…” kolunu çekmese de üzerimdeki ağırlığı hafifletip kenara kaymıştı ve bana arkasını dönüp yatmaya devam etmişti. “Beş dakika daha,” derken yorganı üzerine çekti. “Söz veriyorum beş dakika sonra yataktan çıkacağım.” Ayağa kalkıp banyoya girdiğimde o kendi kendine beş dakika diye sayıklamaya devam ediyordu. Bugün günü birlik İstanbul’a gidip gelecekti ve sabah erkenden yola çıkmak için iki gün önceden erken kalkmalıyım diye diye başımın etini yemişti. Şimdi arkasını dönmüş fosur fosur uyuyor olmasına sinir oluyordum. Çünkü güneş bile doğmadan uyanmıştım. Elimi y

