Oturduğumuz kafedeki yanımızdan gelip geçenleri izlerken ben, Sıla direk bana bakıyordu. “Emrivaki gibi oldu kusura bakma,” diye konuşmaya başladı. “Ama seni görünce konuşmak istedim.” “Dinliyorum…” dedim sakin bir şekilde. Sıla’yla karşılıklı oturmak beni geriyordu. “Ben o gece sizin orada olduğunuzu gerçekten bilmiyordum. Tamamen tesadüf… İnan bana, bilseydim ya da Fırat’ın arabasını fark etseydim arkamı döner giderdim. Ama çok içmiştim. Haddinden de fazla…” “Sorun yok, sonuçta aynı şehirde yaşıyoruz. Karşılaşmamız çok normal.” “Fırat’a kızmadın değil mi?” dedi merakla. “Hayır,” dedim ikna olacağı bir ses tonuyla. “Fırat beni sevmişti,” dediği an anlık gözlerimi kapattım. “Ama sana resmen aşık olmuş.” Gözlerim yeri denetlerken o konuşmaya devam etti. “Büyü mü yaptın ne yaptın

