İLK BULUŞMA

1004 Words
MALİK Düşmanın da şereflisini severdim ama ne yazık ki bana pek nasip olan bir şey değildi. Nerede böyle omurgasız, s.kik p.çler var, hep beni buluyordu. Ya da ben onları paratoner gibi çekiyordum, bilmiyordum. Korkut iti de o şerefsiz p.çlerden biriydi. Babasını da kendisini de günahım kadar sevmezdim! Bugün de artık dünyayı bu pislikten kurtaracaktım. Bence Korkut'un aldığı her nefes dünyaya zarardı. Puşt, yoktan yere oksijenimizi bitiriyordu sonuçta! Bu işe birinin el atması gerekti. Ben de duyarlı bir vatandaş olarak hemen kolları sıvamıştım tabii. Her şey dünya içindi, yoksa ben asla kişisel meselelerim sebebiyle adam öldürmezdim. Elimdeki silahı karşımdaki itin kafasına doğrulttum. "Son duanı et lan!" Korkut şerefsizi ağzındaki kanı bana dik dik bakarak yere tükürünce öfkem daha da harlanmış oldu. Şerefsiz bu haldeyken bile benim sinirimi bozmaya çalışıyordu. Elimdeki silahın kabzasını yüzüne geçirerek yere düşmesini sağladım. Anlaşılan hala daha durumun ciddiyetinin farkında değildi. "Ulan it! Benim adım da Malik'se seni yalvarta yalvarta geberteceğim!" Karnına art arda tekmeler atmaya başladım. "Ölmek için yalvaracaksın, ayaklarıma kapanacaksın lan! Ama yok, yok sana kolay ölüm o şansını kaçırdın sen!" Öfkeden gözüm dönmüş bir halde ayağımın altındaki Korkut itini ezerken bir araba yaklaştı. Adamlarım arabanın önünü keserken plakanın Seymenlere ait olduğunu gördüm. "Bak sen... demek baban p.ç oğlunun ölümünü izlemeye gelmiş ha! Keyfim daha da yerine gelirken böyle geçemeyeceğini anlayan Mithat puştu arabadan indi. Peşi sıra bir de kolundan tuttuğu kadını indirdiğini görünce kaşlarımı çattım. Kadını tanımıyordum. Platin sarı, kısa saçları olan bu kadını daha önce hiçbir yerde görmediğime çok emindim. Ama Mithat puştunun alakasız birini buraya getirmesine de bir anlam verememiştim. "Çağhan! Dur!" Bir süre gerçekten durup Mithat'ı izledim. Ne yapmaya çalıştığını anlamaktı niyetim. Yaklaştıkça kızın yüzünün gözyaşları içinde olduğunu gördüm. Mithat onu yanımıza doğru çekiştirirken direnmeye çalışıyordu. Buraya zorla getirildiği çok belliydi. Mithat yeterince yaklaşınca birden kolundan tuttuğu kızı önüme savurdu. Dengesini kaybeden kız tam ayaklarımın dibine düşerken benim soru dolu bakışlarım hala daha Mithat'taydı. Bu kız ne alakaydı? Mithat ayağımın dibine fırlattığı kıza kısa bir bakış attı. "Malik Çağhan! Oğlumu bırak, sana onun yerine kefaret olarak kızımı veriyorum!" Kaşlarım çatıldı. Ne saçma bir şeydi bu?! "Ne yapacağım ben senin kızınla lan?" Benim karıyla kızla işim olmazdı. Özellikle bu itin soyundan gelenleri yanıma bile yaklaştırmazdım. "Ne istersen onu yap! Kızı sana veriyorum, artık senin. Kızımı al, oğlumu geri ver!" Şok içinde karşımdaki adama baktım. Mithat'ın şerefsiz olduğunu biliyordum ama bu kadarını ben bile beklemiyordum. İnsan oğlunu kurtarmak için kızını düşmanının önüne atar mıydı lan? "İstemez! Kızın sana kalsın, ben oğlunun canını alacağım!" Silahımı bir kez daha Korkut'a doğrulttum. Hazır babası olacak şerefsiz de izlerken bu şerefsizi öldürmek en iyisiydi. "Hayır! Yapma!" Mithat şerefsizi hızla oğlunun önüne atladı. "Bu kız Seymen! Benim resmi olarak üzerime kayıtlı kızım! Korkut'un soyadı Seymen bile değil, iyi düşün Çağhan! Sana hayatının teklifini yapıyorum." Kaşlarımı çattım. Korkut p.çi Mithat'ın metresinden olan oğluydu. Soyadının Seymen olmadığını biliyordum ama tek oğlu oydu, başka yoktu. Demek bir de kızı vardı. Resmi nikahlı karısından olacak ki kızı üzerine almıştı. Gerçekten bu teklif benim için daha kârlı olabilir miydi? Durup düşündüm. Sonra aklıma gelenle ise sinsice gülümsedim. Madem öyleydi, o zaman bu şerefsizin tek çocuğunu almanın bir anlamı yoktu. Önce ayaklarımın dibine attığı kızıyla oynayıp şerefini iki paralık ettikten sonra da bu Korkut puştunu öldürebilirdim. Sonuçta bu p.çe hiçbir şeyin sözünü verecek değildim. Bana beklenti dolu gözlerle bakan Mithat'tan gözlerimi ayırmadan sağ koluma seslendim. "Koçum!" Sağ kolum Emir, hemen yanıma yaklaştı. "Efendim abi?" Mithat'a bakıp pis pis sırıtarak konuştum. "Kızı arabaya götürün, artık benim!" Gözlerimi hala ayağımın dibindeki kıza değdirmemiştim. Zaten çok da umurumda değildi. Şu an karşımda duran iki p.çe bakmakla meşguldüm. Emir gelip yerdeki kızı kaldırdı. Sağ kolumla yeni oyuncağım Seymen uzaklaşınca Mithat puştuna bakıp konuştum. "Yarın bir gün sakın kapıma gelip kızım diye ağlamaya kalkma, anında sıkarım kafana!" Mithat tereddüt etmeden cevap verdi. "Eti de kemiği de senin, karışmam bundan sonra." Yok, bu harbiden sağlam şerefsizdi. Anlaşılan kızının başına gelecek olan hiçbir şeye de üzülmeyecekti. Sorun değildi. Zaten benim planım da Mithat'ı üzmek değil, el aleme rezil etmekti. Bunu da kızıyla gayet güzel yapabilirdim. "Ben uyarımı yaptım. Karar değiştirip karşıma çıkmaya kalkma." Daha da bir şey söylemeden arkamı dönerek arabaya ilerledim. Bakalım Mithat şerefsizinin kızı nasıl bir şeydi. Arabaya bineceğim sırada göz ucuyla Mithat ve Korkut p.çini gördüm. Babası oğlunu yerden kaldırıyordu. Kaşlarım daha çok çatıldı. Sinirlenmiştim. Bir insan kızını nasıl düşmanına böyle rahat verebilirdi? Kızı o kadar mı umursamıyordu? Kandırıyor muydu lan yoksa bu şerefsiz beni?! Eğer söylediği yalansa onun ciğerini s.kerdim! "Emir!" Başımla arabanın içini işaret ettim. "Araştır bakalım ne çıkacak." Emir hemen dediğimi onayladı. "Tamamdır abi." Geçip kızın yanına oturduğumda ağladığını gördüm. Ağlayan kadınlardan nefret ederdim. "Zırlama lan!" Bir de onun zırıltısını çekemeyecektim. Zaten sözde babası olan şerefsiz akşam akşam canımı sıkmıştı durduk yere. Bu kız gerçekten onun kızı mıydı? Soyadı Seymen miydi? Yoksa Mithat şerefsizi rastgele bir kızı kolundan tutup bana mı getirmişti belli değildi. Emir'in araştırmalarının sonucu geldiğinde eğer bir kez daha canım sıkılırsa Mithat puştu asıl o zaman görürdü! "Nereye gidelim abi?" Yanımdaki kıza kısa bir bakış attım. "Eve sür." Şimdi hiç otelle falan uğraşmak istemiyordum. En iyisi kendi evimdi. Hem işim belki birkaç gün sürebilirdi, henüz tam karar vermemiştim. Kıza doğru kısa bir bakış daha attım. Elini yüzüne kapatmış ağlamaya devam ediyordu. Sabaha kadar ağlarsa işimiz vardı. Bir kere daha kızdım. "Ağlama dedim ya lan!" Kız, ellerini yüzünden çekip bana döndü. "Lü...lütfen... bırakın.. be..ni.." Alayla güldüm. "Merak etme, işim bitince bırakacağım zaten. Nüfusuma alacak halim yok ya!" Mithat'ın kızı olduğunu bilmesem inanacaktım bu timsah gözyaşlarına. Ama o anca salakları kandırırdı ağlama numarasıyla. Sonuçta Mithat kızını bu kadar rahat verebildiğine göre ikisi de alışıktı böyle şeylere. Kim bilir çıkarları uğruna kızını daha kimlerin altına sokmuştu o şerefsiz! Kızının da kendi gibi olduğuna emindim. Sadece diğer bütün kadınlar gibi masum olduğunu düşünmem için ağlama numarası çekiyordu. Hatta muhtemelen gelirken Mithat tüm bunları ona tembih etmişti. Aklı sıra beni bu şekilde oyuna getirecekti puşt! Ama atladıkları bir nokta vardı ki ben onların bildiği salaklara benzemezdim. Bu işin sonunda ikisini de eşekten düşmüşten beter edecektim. Mithat da, bu kendi gibi soysuz kızı da beni kandırmayı akıllarının ucundan bile geçirdikleri için pişman olacaklardı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD