“Elbiseyi mi çıkartayım? Olmaz.” dedim, gözlerimi belerterek. “Soruyu cevaplamadın, içki de içemezsin o yüzden dediğimi yapmak zorundasın kızıl.” “Ama-” “Aması yok, bu kırmızı elbiseyi çıkartman için çok az vaktin var yoksa ben çıkartacağım.” dedi, sert ve ketum sesi ile yüzüne bakakaldım. Yine kendi kazdığım kuyuya düşmüştüm ya ben? Dizlerinin üzerinden yavaşça kalktım. İskender, üzerinden kalkmam ile oturduğu yerde dikleşti. Bacaklarını birbirinden ayırarak, elini koltuğun koluna yerleştirdi. Gözlerim yüzüne değdiğinde dişlerini birbirine bastırdığını gördüm. Küçük bir an pantolonunun önüne baktığımda çoktan erkekliğinin çadır kurduğunu görmem ile kasıklarıma küçük bir sancı girdi. Sanırım ilaç işe yaramıştı. “Блять, что происходит? (Siktir, ne oluyor?)” Kendi kendine mırıldandığ

