2 gün sonra Hastane odasına girdiğimizde Aras gömleğini giymeye çalışıyordu. Omzu hâlâ bandajlıydı, ceketini giyerken yüzünü buruşturdu. Dayanamadım, Elen’in elini bırakıp yanına koştum. “Dur, ben yardım edeyim,” dedim. Sessizce başını eğdi, itiraz etmedi. Ceketin kolunu dikkatlice omzuna geçirdim, kumaşın hışırtısı odaya yayıldı. Elleri titriyordu, belli etmemeye çalışıyordu. Ceketi düzeltip geri çekildim. Aramızda sessiz bir hava asılı kaldı. Elen, arkamda durmuş, meraklı gözlerle bize bakıyordu. Küçük parmakları üniformamın paçalarına dolanmıştı, sanki bir yere kaçmamdan korkuyordu. Aras sonunda gözlerini kızına çevirdi. Hafifçe gülümsedi. “Merhaba,” dedi yavaşça. Elen başını kaldırdı, biraz çekingen ama kararlı bir sesle, “Merhaba,” diye karşılık verdi. Kalbim sızladı. Aras’

