4-Karımsın

1028 Words
Lütfen yorumlarınızı esirmegemyin. Hatta bol bol yorum yapın kitabın sıralaması için önemli ? Yazar ağzından... Demirhan hanesine ihanet eden Dilaver Demirhan'ın söylediklerinden sonra Botan aşireti delirmişti. Genç kızın nerede olduğunu öğrenen Botan Aşireti konvoyu Havaalanına doğru alel acele gitmişti. Mir Botan ailesine,aşiretine bu saygısızlığı yapan kızdan hesap sormaya gidiyordu. Kimsenin cürret edemediğini cürret etmişti. Takdire şayandı açıkçası. Jiyan Demirhan kendi topuğuna işte şimdi sıkmıştı. Mir arabanın içinde burnundan soluyarak oraya varınca ne yapacağını düşünürken yanındaki babasının öfkeli sesini işitti. "Rezil olduk. Herkes duyunca kimsenin yüzüne bakamıyacağız. Umarım yetişiriz." Babasının sözleri onu etkilerken daha bir bilenmişti kıza. "Baştan hata yaptım onları affederek." dedi Haşim ağa kızgınlıkla söylenerek. Başta hüküm verecekti işler böyle sarpa sarmayacaktı. Fakat büyük oğlunun gelişi dengeleri bozmuştu. En azından bu topraklarda oğlunu tutmak için eline bir sebep geçmişti fakat Demirhanların büyük kızı herşeyin içine etmek üzereydi. Elindeki tesbihi daha bir sıkı kavrarken kararını dile getirdi. "Karar bellidir, ÖLÜM OLACAK!" Babası berdel hükmünü bozup ölüm hükmüne karar vermişti. Bunun sebebi o kızdı. Küçük aklıyla onca adamı keriz yerine koyarak kaçmayı denemesi büyük aptallıktı. Bunun bedelini elbet ödeyecekti. Ama babasının hükmü yanlıştı. O kadına verilecek ölüm hükmü ödül olurdu ancak. Babasına kaşlarını çatarak döndüğünde," Bu davayı bana bırak baba," dedi kararlılıkla. Haşim ağa oğluna döndü. Ne demek istediğini algılamaya çalışıyordu. "Ne yapacaksın? Sen bu toprakları bilmezsin!" diye onu alaya aldığında, Mir sinirle güldü. "Bu topraklarda büyümemiş olsam da bu topraklarda doğdum Haşim ağa!" Onu küçümsemesi gururuna dokunmuştu. Tamam yıllarca buralarda yoktu fakat örf ve adetlerini gayet bilen biriydi. "Hem ben koskoca Botan Aşiretinin ağası Mir Botan'ım unuttun?" Şiveli sesine karışan alaylı sorusunu babasına yöneltti. Babası belli ki onu hafife alıyordu. Haşim ağa büyük oğlunun sözleriyle öfkesine rağmen tebessüm etmişti. "Ağası demek?" diye kaşının tekini kaldırıp sordu anlamaya çalışırcasına. Mir Botan başını sallayarak "Aşiretin başına geçmemi istemiyor muydun?" diye sordu ciddi bir tavırla. Babası onun ciddiyetini görür görmez kaşları havalanmıştı. "Artık buralardasın o zaman?" diye sordu şaşkınlıkla. Mir Botan başını usul usul sallayarak "Bu toprakların ağası bu topraklardan ayrı bir yerde yapmamalı di mi?" dedi emin bir şekilde. Babası keyiflenerek kolunu kaldırıp oğlunun sırtını sıvazladığında "Aslanım be!" dedi gururla. Yıllarca oğlunun gelip yerini devralmasını beklemişti fakat oğlu bir türlü ecnebi ülkeleri bırakamamıştı. Bu yüzden yeğeni onun yerine geçmeyi istemişti. Fakat oğlu topraklarına dönüş yapmıştı. Üstelik oğlu ağalığı devralmıştı. Bunu kutlamalıydı fakat önce bu davayı kapatmalıydı. "Peki hüküm nedir ağa?" diye alaylı bir soru yöneltti oğluna. Mir Botan önüne dönerek hınzırca gülümsediğinde herşeyi babasına anlatmaya başladı. Jiyan'ın ağzından... Beynimde zelzeleye sebep olan o tek kelime beni adeta can evimden vurmuştu. Ne diyordu bu züppe herif? Ne karısı? Hala dibimde oluşu beni rahatsız ederken hızla var gücümle ittim onu."Ne saçmalıyorsun sapık herif!" Bağırmam ile etraftaki çoğu insanın bakışları bize döndüğünde karşımdaki ukala sadece gülüyordu. "Diyorum ki kocanı burada bırakıp nereye gidiyorsun karıcığım? " Son kelimeyi bilerek baskın söylemesi ile dişlerimi sıkarak yüzüne bir tokat attım. "Sen kimsinde bana karım diyorsun gerizekalı!" Gözlerimden ateş püskürmüşüm gibi ona baktığımda yüz ifadesi değişmişti. Bana bir adım yaklaşıp kulağıma sessizce fısıldadığında çığırımdan çıktım. "Ama ayıp oluyor. Bir sapık diyorsun bir gerizekalı diyorsun .Kalbimi kırıyorsun hatun.." Geri çekilip gözlerimin içine bakıp kıs kıs güldüğünde inanamayarak ona baktım. Kesinlikle akli dengesi yerinde değildi. Bu kadar çabuk duygudan duyguya girmesinin başka açıklaması yok. Zere, koluma korkuyla dokunduğunda kısa bir an ona döndüm. "Abla bu kim?" diye sordu. Yıllarca odamdan çıkmayan beni tanımakta güçlük çekenler vardı sanırım züppede yıllarca buralarda olmadığından onu tanımakta güçlük çekiyorlardı. Yoksa tüm havaalanındakiler onun önünde diz çökerdi. Ne de olsa Botan aşiretinin oğluydu belki de ağası. "Delinin biri." demem ile Sapık züppe gülmüştü. Neden güldüğünü anlamıştım. "Sözlerinize dikkat edin hanımefendi!" Benim sözlerimi bana satmasıyla burnumdan soludum. Daha sonra onu kale almayarak eşyalarımı toplayarak,"yürü Zere," dediğimde kolumdan tekrar tutulmasıyla bağırarak ona döndüm. "Bırak kolumu yoksa herkesi başımıza toplarım!" Dediklerimde son derece ciddiydim. "Karımın kolundan tutuyorum derim ben de ." Saçma sapan konuşmasına daha bir ayar olduğumda tekrar konuştu. "Hem nereye gideceksiniz, çoktan uçağınız kalktı." Söylediklerine karşı kaşlarım çatıldı. Gerçekten de uçak kalkmıştı yarım saattir ona laf yetiştireyim derken uçağı kaçırmıştık! Eşyalarımı yere atıp onun üstüne doğru yürüdüğümde o bir adım gerilemişti. "Aptal herif bırak peşimizi ne istiyorsunuz bizden? gidin Mardin de binlerce kız var istediğini al bizi salın!" dedim sinirle. O kadar sabrımı zorlamıştı ki patlamak üzereydim. Onun üstüne gidip bağırmam ile kollarımdan hızla tutarak burun buruna getirdi. Gözlerime bakarak bu sefer tıslayan o olmuştu. Sanırım uyuyan aslanı uyandırmıştım sonunda. "Evet haklısın, Mardin de binlerce kız var... Ama dediğin gibi istediğimi alıyorum ben de."Kaşlarım çatık ona bakarken anlamaya çalışıyordum onu. Ne demek istiyordu? "Seni istedim ve aldım Jiyan Botan!" Ne?? Jiyan Botan mı??? Onu itmeye çalışıp bağırırken yanımıza gelen görevlinin durumu anlamaya çalışması ile o beni usulca bıraktı. "Bir sorun mu var hanımefendi?" demesi üzerine başımı hızla salladım. "Evet bir sorun var. Bu sapık adam beni taciz ediyor hemen polis çağırın!" derken görevli adam ona baktı. Sapık herif görevliye bakıp başını olumsuzca salladığında," Sapık değilim kocasıyım. Ve evet karımı taciz ediyorum bu bir suç değildir!" dedi kararlı bir şekilde ve ne olduğunu anlamadan arka cebinden bordo bir defter çıkardı. Gözlerim kısık deftere bakarken bunun bir nikah cüzdanı olduğunu anladım. Defteri açıp görevliye bir şeyler gösterdikten sonra bana da yöneltti. Ve gördüklerim ile ağzım açık kalmıştı. Nikah cüzdanında benim ve onun fotoğrafı vardı. Ve resmi kayıtlara göre ikimiz evliydik. Ama bu nasıl olurdu? "Gördüğünüz üzere bir sorun yok. Karımı alıp gidiyorum." dedi ve kolumdan tutup sürüklediğinde kolumu çekmeye çalışıp bağırdım. "İmdat! Sapık var!" Beklemediği andaki bağırmam ile duraksadı ve hızla bana döndü. Kaşları çatık yüzüme baktığında ağzımı açıp tekrar bağıracakken eliyle ağzımı kapadı ve gözlerimin içine bakıp dişlerini birbirine bastırdı sinirle. "Kapa o çeneni!" dedi ve öfkeli bir soluk bıraktı yüzüme. "Bir daha bağırırsan tüm herkesin önünde seni öperim!" diye tehdit edip bakışlarını dudaklarıma indirdiğinde korkuyla gözlerim açılmıştı. Bunu yapamazdı değil mi? Başımı iki yana sallayarak konuşmaya çalıştığımda ağzımın üzerindeki kocaman el buna engel oluyordu. Bana bakıp alt dudağını dişlediğinde,"Emin ol çekinmeden yaparım. Sapıklar kimseden korkmaz ve çekinmez!" dedi ve eğlenircesine bana bakıp güldü. Sinirden kudurmak üzereydim. Dudaklarımın üzerindeki elini geri çekip bana bakmaya devam ettiğinde"Pisliksin!" dedim hırsla. O beni hiç takmadan kolumdan tutup çekiştirmeye devam ettiğinde ağzının içinden mırıldanmasını duydum. "Cehennemine hoşgeldin, Botan aşiretinin gelin ağası!" Arkadaşlarınıza, panonuza kitabımızı önermeyi unutmayın canlar?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD