3-Kaçış

1101 Words
Jiyan'ın ağzından... Beynimde oluşan zelzele beni hissizleştirirken, gözlerimin döndüğünü hissettim. Az önce duyduklarımı algılamaya çalışıyordum. Tam on dakikadır ikimizden çıt çıkmamıştı. Duyduklarım şaka olmalıydı yoksa hiçbir mantıklı açıklaması olamazdı! “Ne dediğinizi kulağınız duyuyor mu?” Bağırmam ile yanımdaki adamında aklı başına gelmiş olmalı ki o da babasına bakıp sinirle çıkıştı. “Ne diyorsun sen Haşim ağa!” “Ne dediğim duydunuz!” dedi ve sırtını tekrar bize döndü. "Yarına kadar vaktiniz var. Ya siz anlaşıp evlenirsiniz ya da kardeşlerinizi bu evliliğe siz itersiniz. Karar sizin!” Odadan çıkarak bizi yalnız bıraktı. Sinirle yanımdaki adama baktığımda, ”Asla öyle bir şey olmayacak!” dedim hırsla. “Ne kardeşim ne ben evlenmeyeceğiz!” Daha sonra adamın bir şey demesine müsaade etmeden çıktım odadan. Arkamdan bir şeyler demiş olsa da duymamıştım. Aceleyle kimseye bakmadan konaktan çıkmıştım. Nefes nefese bir taksiye binip hiç gitmediğim yere geldim. Kafamdaki ikinci seçeneği plana sokmak için hazırdım artık. Ama öncesinde bir şey yapmam gerekti. Mezarlığın kapısında durduğumda boğazım düğümlendi nefes alamaz oldum. Ölümüne alışamadığım sevdiğim adamın mezarına ilk gelişimdi. Gözlerim dolup taştığında, şehitlerin olduğu mezarlığa geldim. Gözlerim sevdiğim adamı aradığında gözlerimden yaşlar firar etmişti. Sevdiğiniz birini kaybetmenin acısı anlatılamazdı. Allah düşmanımın başına bile vermesin. Usul usul sevdiğim adamın mezar taşına dokundum. kaç yıl olmuştu hayatımdan çıkalı? Kaç yıldır onsuz nefes alıyordum? "Benim nefes almam sana haksızlık." Boğazımı yakan acı hisle yutkundum. Titrek ellerimi Ararat Aslanoğlu yazılı yere sürttüm onu hissedercesine. "İsmin bu soğuk taşa yakışmıyor Ararat." Burnumun direği sızlamaya başladığında hıçkırarak ağlamamak için kendimi zor tuttum çünkü Ararat ben ne zaman ağlasam canının yandığını söylerdi. Bu yüzden ağlamayı kendime yasakladığım dönemler oluyordu. Özellikle onun mezarının başında ağlarsam o görürdü ve canı çok yanardı bunu biliyordum. "Sana ilk defa geldim ama son olacak." Titrek bir nefes aldım. "Gidiyorum buralardan..." Gözlerim yanmaya başladığında başımı gökyüzüne kaldırdım. "Zere'yi alıp bu toprakları terk edeceğim." Belki yanlıştı bu yaptığım fakat Zere için yapmalıydım. Zere yerine benim evliliğim söz konusu bile olamazdı bu yüzden Zere'nin başını beladan kurtarmam gerekti. Son kez Ararat'a bakıp vedalaşırken kalbim hala onunlaydı. Ama biliyordum elbet birgün kavuşacaktık. Çünkü birbirimize sözümüz vardı. Ne ben ondan başkasıyla yapabilirdim ne de o bensiz yapabilirdi. Yer bizi ayırdı lakin gök bizi kavuşturacaktı! ************ "Neredeydin sen?" Eve girmemle babam karşımda durmuştu. Bu saate kadar nerede olduğumdan çok benim yıllar sonra dışarı çıkışıma şaşırmış olmalıydı. "Biraz hava almak istedim." dedim hiçbir şey olmamış gibi. Babam bu umursamaz tavırlarıma alışıktı ne de olsa. "Bu aralar durumlar ciddi, dışarı tek başına çıkma kızım." dedi şu berdel hükmünden bahsediyordu. "Yarın Zere için söz takılacak." Sıkıntılı sesiyle kaşlarım çatıldığında babam çardağa geçip oturmuştu. Başımdaki şalı elime alıp babamın yanına geçip oturdum. "Baba sen neden sessiz kalıyorsun anlamıyorum!" dedim kızgınlık ve kırgınlıkla. Bu adam babam olamazdı. Kızları için canını bile ortaya atardı babam. Benim Ararat ile olan durumumuzu bile öğrendiğinde bana hiç kızmayan babam neredeydi? Üstelik Zere onun son göz ağrı ve bebeğiydi. "Elimi kolumu bağladılar Jiyan. İki evladımın hayatı söz konusu. Asaf'ın yaptığı çok yanlıştı biliyorum. Ama onun canına da bir şey gelsin istemem. iki yavrumu da ayıramam ki?" Üzgün ve çaresiz oluşuyla yüreğimden bir parça kopmuştu. "Keşke kurtarsam Zere'mi keşke alıp gitsem de bu berdel olmasa..." İçten söylediklerine kaşlarım çatıldığında, yutkundum. Ve babama yaklaşıp planımı söylemek zorunda kaldım. Babam da kaçmamızı istiyordu. bu evliliğin olmasına gönlü razı değildi. "Baba..." dedim boğazımı temizleyerek. "Ben Zere'yi buralardan alıp dayımların yanına İstanbul'a kaçıracağım. " Babam bu sözlerime karşı gözlerini kıstığında devam ettim. "Burada kalırsak ikimizin de hayatı mahvolacak!" *************** Yazar ağzından... "Haşim ağa!" Sabahtan beri iki kezdir kapısını basan Demirhan aşiretinin fertleri ile Haşim ağa ailesiyle oturdukları odadan sıkkınca kalktı. Aşağıya indiğinde peşinden büyük oğlu Mir ve yeğeni de gelmişti. "Ne oluyor yine?" Haşim ağa avluda gördüğü yaşlı adam ile kaşlarını çatarak sormuştu.Karşısında gördüğü Dilaver Demirhan ile bir şeylerin ters gittiğini sezdi. "Hayırdır Dilaver?" Dilaver Demirhan karşısındaki Mardin'in köklü aşiretinden olan Botan aşiretinin ağasına düz bir ifadeyle bakıp, "Sana diyeceğim vardır." dedi ve yanında duran Mir Botan'a bakışları değdiğinde gözleri kısıldı. Mir Botan'ı yıllarca bu topraklarda görmemişti. "Ne diyeceğin vardır?" diye aynı şekilde karşılık verdi. Hiç uzatmadan Haşim ağaya tekrar baktığında her şeyi açıklayarak evine ihanet etti. "Jiyan , gelininiz Zere'yi İstanbula kaçıracak. İki saat sonra uçakları kalkıyor." Bir bir her şeyi anlattığında adamlar bozguna uğramıştı. Mir Botan ise burnundan sesli bir nefes verdiğinde,"Sabah buraya gelen kız mı?" diye sordu babasına bakarak. Babası sertçe başını sallayıp onu onayladığında kapıdaki adamlarına bağırarark talimatlarını verdi. "Adamları hazırlayın!" Mir babasındaki öfkeyi görünce o da babası kadar öfkelenmişti. Buraya gelirken kız kardeşinin kaçışını sonradan duymuş üstelik tek değer verdiği küçük kardeşi Mervan'ın, karşı ailenin oğlununun yaralamasıyla daha da çileden çıkmıştı. Genç adam bu topraklarda ki en sabırlı adamdı lakin damarına basıldığında hiç olmayan birine dönüşebiliyordu da. Babasının tek istediği soyadlarına leke gelmemesiydi. Fakat o burnu düşse yerden kaldırmayan sabah ki kızın böyle bir cürrete girişmesi onuda çılgına dönüştürmüştü. Aşiretini, soyadını kimse rezil edemezdi! Bundan dolayı yanında ki kuzenine bakarak," Bana da silah getir!" dedi ve yıllar sonra eline silah alacaktı Mir Botan! Eski Mir Botan dönmüştü. Onları adam yerine koymayan hiçkimseyi adam yerine koymayacaktı. Yurtdışındayken her şey farklıydı onun için. Yiyip, içip eğleniyor keyfine bakıyordu fakat bu topraklar başkaydı. Bir soyadları vardı bunun için bile olsa attığı her adımına ve sözüne dikkat etmesi gerekti. Mardin, Mir Botan ile artık tanışacaktı. Jiyan'ın ağzından... Babamın yardımıyla kardeşim Zere ile şu an havaalanındaydık. Birazdan uçağımız hazır olacak ve biz her ne kadar zor olsa da bu diyarlardan gidecektik. Evden çıktığımızda annem ve babam perişan bir haldeydi ama Zere mutluydu. En azından hayatı kurtulacaktı. "Ne hissediyorsun abla?" diye sordu yanımdaki Zere. "Ararat'ı burada bırakıp gitmek koyuyor Zere," dedim. Boğazım düğümlenirken derin bir nefes aldım. "Özür dilerim abla," dedi bana dolu gözlerle bakarak. Onun kendini suçlu hissetmesini kabul edemedim. "İstersen ben tek gideyim sen gelme?" diye bir öneri de bulunduğunda kırık bir tebessüm bıraktım. "Ben kalırsam asıl o zaman kıyamet kopacak Zere," dedim iç geçirerek. Tam olarak öyle olacaktı. Bir berdele kurban gidemezdim. Hele gönlümde sevdiğim adam varken kimseyle evlenemezdim. Zere bana gözlerini kısarak baktığında uçağımızın anonsunu duyduk. Ayağa kalkarak toparlandığımızda, yeni bir hayata doğru adımladık. iki adım atmadan evvel duyduğum gür bir sesin bana seslenmesiyle donup kalmıştım. "Jiyan!" Elimde ki eşyalarım ellerimden kayıp düşerken,gözlerimi kısa bir an yumdum. Yanımda ki Zere korkuyla ağlamaya başladığında, tekrar o sesi işittim fakat ensem de... Vücudum ürperdiğinde titredim ve kolumdan tutulup beni kendine çeken bedene yaslandım. Burnuma gelen ağır parfüm kokusu genzimi yakarken burnumu dikleştirerek karşımdaki sabah gördüğüm Züppeye bakışlarımı diktim. Bana haylazca bakıp dişlerini gösterdiğinde gözlerinde öfke apaçık ortadaydı. Kolumu tutan elinin baskısı çoğaldığında dişlerinin arasına gözlerime bakarak tısladığında dengemi kaybedecek gibiydim. "Nereye gittiğini sanıyorsun, Jina mın? (karıcığım)" Ve bundan sonra asıl kıyamet başlamıştı benim için. Evet nasıl buldunuz yeni kitabımızı?
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD