YALANCININ MUMU

1506 Words
Haftanın ilk günü işe gitmek için hazırlandı. Evde ablasının yokluğu çok belli oluyordu. Yatağı boştu. Odadaki kokusu bile onunla gitmişti. Keyifsiz olduğu her halinden belli oluyordu. Göz kapaklarındaki şişlik gece ne kadar ağladığını gösteriyordu. İş yerine gitti. Arkadaşı Nergis kapıda bekliyordu. Kader'i görünce şaşkınlığını gizleyemedi. “Günaydın canım hiç iyi görünmüyorsun neyin var?” diye sordu Kader Nergis’i gördüğüne öyle mutlu oldu ki biri ile konuşmaya çok ihtiyacı vardı. “Günaydın canım çok mu kötü görünüyorum?” dedi “Evet anlatsana neyin var? Evdekiler iyi mi?” diye tekrar sordu “Herkes iyi de, ablamı çok özledim” “Ah be Kader özlersin biliyorum.” Dedi Nergis bir yandan da sürekli telefonuna bakıyor, ara sıra kaşlarını çatıyordu. Kader Nergis'in de canıinı sıkan bir şeyler olduğunu anlamıştı. “Senin neyin var gözün telefonda sürekli bir haber mı bekliyorsun" diye sordu “Evet canım benimki iki gündür aramadı. Bir mesaj dahi yazmadı. Ya benden sıkıldı yada bir numaralar çeviriyor” diye dertleniyordu. “Acaba bir oyun mu oynasak, en azından neler ile meşgul oluyor öğrenmiş oluruz” dedi Nergis'in aklından delice planlar oluşmaya başlamıştı. İş başı olmuş herkes makinelerine oturmuştu. Kader Bir yandan ablasını özlemiş bir yandan da annesini düşünüyordu. Evdeki bütün işleri annesine kalmıştı. Ayaklarında olan ağrısı daha fazlaydı. En son gittiği doktor artık ameliyat olması gerektiğini söylemişti. Çay molası gelmiş çaylarını aldıkları gibi bahçeye çıktılar. Nergis bahçedeki ahşap bankın üstüne oturdu. Eli ile yanına işaret ederek Kader'e yer gösterdi. Sonra cebinden çıkardığı paketten bir dal sigara yaktı. Bir tane de Kader'e uzattı. Zaten içmek için bahane bulmaya gerek yoktu. Sigarayı aldı. En baba tiryakilere taş çıkaracak ustalıkla çakmağı tek ateşlemede yaktı. Derin bir nefes aldı. Söze Nergis başladı. “Bak şimdi bir planım var. Senin bana yardım etmen lazım en büyük iş sana düşüyor.” Dedi Kader şaşkın bir şekilde “ne planından bahsediyorsun.” Dedi    “Bu benimle oyun oynuyor galiba oyun nasıl oynanır ona göstereceğim” dedi Kader hâlâ bir şey anlamamıştı. Kızgınlıktan böyle konuşuyor. Akşam birbirlerini arar konuşurlar aradaki sorunu çözer diye düşünüyordu. Zaten Nergis ayran gönüllüydü, okul zamanında da hep aynı idi. Nergis konuşmaya başladı “Önce balığın oltaya takılmasını bekleyeceğiz. Sonrasında ona hayatının en büyük şokunu yaşatacağım” dedi Kader hâlâ ne yapmak istediğini anlamamıştı. Nergis aslında aramamasına takılmamıştı. Ben istersem biter. Kimse beni terk edemez düşüncesine hakimdi. Kader: “Balık nasıl oltaya gelecek peki" dedi “ Sen kendi numarandan mesaj atacaksın ona bakalım sana cevap mesajı yazacak mı” dedi “Diyelim ki yazmadı” “Bir mesaj daha yazacaksın” dedi “Benim tanıdığım adamsa gelen mesajı cevapsız bırakmayacaktır. Sen şimdi selam canım nasılsın yaz bu numaraya gönder” “Ah Nergis macera peşindesin, inşallah başımızı belaya sokmazsın" “Yok canım biraz eğleneceğiz sen korkma kontrol bende” dedi Nergis iyi bir kızdı. Kızıl rengindeki saçları omuzlarını örtebilecek uzunlukta, beyaz tenli, yanaklarına yayılan çiller ile çok hoş bir kızdı; kişilik olarak biraz asi bir yapısı vardı. Tek kötü huyu hayatı ve erkekleri hiç ciddiye almazdı. Bu huyu belki de babasının terk edip gitmiş olmasından kaynaklanıyordu. Annesi doğum yaptıktan sonra Nergis'i görmek için bir kez bile gelmemişti. Annesi onu tek başına bu yaşa getirmişti. Herkesin iç dünyasında sakladığı gizemler gün geliyor yaşamına sirayet ediyordu. Çok fazla ailesinden özellikle babasından konuşmak istemezdi. Kim babasından bahsetse orayı terk ederdi. He zaman güler yüzlü çok neşeliydi. Bu maskeyi hiç çıkarmazdı. İş yerinde her gün diğer gün ile aynı geçerdi. Sabah gelir akşama kadar aynı iş aynı kişiler derken gün biterdi. Akşam eve gidince Kader elinden işleri yapar annesine yardım ederdi. Sabah yatağını düzeltir odasını toparlayıp işe öyle giderdi. Kader Nergis'in dediğini yaptı. Telefonundan mesajı gönderdi. Bakalım dediği gibi cevap yazacak mıydı? Sabah işe gittiklerinden hemen yan yana gelip yaptıkları oyunu detaylandırmaya başlıyorlardı. Sonunda bekledikleri cevap geldi. Kader ve Nergis'in arkadaşı ile mesajlaşmaları söyle idi . Kader: “Selam cnm nasılsın?”     “Selam tanışıyor muyuz" Kader: “Çok pardon mesajı yanlış numaraya göndermişim”     “Öyle mi” yazıp üzgün sürat işaretini de eklemişti. O gün tekrar mesaj göndermedi. Ertesi gün Kader Nergis'e bak tekrar mesaj yazmadı diyecekti ki telefondan gelen mesaj her şeyi değiştirdi. Mesajda “Selam niyetim sizi rahatsız etmek değil adım Akın” Zaten kızlarında tam da bu mesajı bekliyordu. Bu arada bu kişi hem Kader'e hem de Nergis'e yazıyordu. Nergis  “bak görüyor musun? Ben demiştim bu bir işler karıştırıyor. Aynı anda hem sana hem bana mesaj yolluyor.” Dedi Kader’e şaşkınlık içinde bakıyordu. Nergis “Sen de mesaj at” dedi “Merhaba ben Kader” dedi Bu mesajlaşma bir hafta sürdü. Aslında bundan daha fazlasını plânlamıştı. Konuşmalar ilerlemişti. Artık Akın buluşmak istediğini Kader’i çok merak ettiğini söylüyordu. Kader de ondan hoşlanmış gibi mesajlarına cevap veriyordu. Artık sıkılmaya başlamıştı oyun oynamaktan. Nergis'e; “Daha ne kadar devam ettireceğiz bu planı ben sıkılmaya başladım” dedi Nergis “Buluşmak için gün belirleyin ama yeri sen seçeceksin” dedi  Kader'e yapmak istediğini anlattı. Ertesi gün Akın tekrar arka arkaya  mesajlar gönderiyor buluşmak istediğini söylüyordu. Kader; “Tamam öyleyse zamanı sen belirle mekanı ben seçeceğim” dedi Balık oltaya gelmişti. Aslında yaptıklarını bir anlamda ders niteliğinde olduğunu düşünüyordu. Oyun nasıl oynanır öğrenecekti. Hemen karşı taraftan cevap geldi. “Yarın saat bir de buluşalım, peki nerede” diye ekledi Kader de Nergis ile birlikte gittikleri bir kafe vardı merkezde çok uzak değildi hem de tam istedikleri gibi bir yerdi. Kader; “Merkezde Bülbül  Kafe' de buluşalım ” dedi İçine anlaşılması zor bir korku düşmüştü. Hiç tanımadığı biri ile aynı masada oturacaktı. “Tamam şimdiden seni görmek için sabırsızlanıyorum”   demişti Ertesi gün yenmek molasında iki kafadar söyledikleri kafenin önüne gelmiş, kendilerini gizleyerek bir köşeden kafeye Akın’ın gelip gelmediğini kontrol ediyorlardı. Az bir zaman sonra beklenen kişi geldi. Masalardan birine oturup beklemeye başladı. Nergis “ işte bu” diyerek Akın’ı gösterdi. Planın son aşamasına gelmişlerdi. Tekrar gözden geçiriyorlardı. Kader içeri girmeden “kapıdan şuan giriyorum” diye mesaj atacaktı. Akın yanına gelecekti. Kapının tam karşısındaki masaya oturmak isteyecek, Akın’ın sırtını kapıya dönmüş bir şekilde oturmasını sağlayacaktı. Sonrasında Nergis tesadüfen Kaderi kafede görmüş gibi selam verecek ve o anda film kopacaktı. Şimdi sıra Kader'e gelmişti. Dediklerini yaptı. Önce mesajını attı. Kapıdan girdi. Planladıkları gibi masaya oturmasını sağladı. İçinden durmadan dua ediyordu. “Allah'ım abim beni burada bu adamla görürse kemikleri kırar.” Diye düşünüyordu. Nerde kaldı bu kız diye düşünürken Nergis sanki kafeye gelmişte Kader ile orada karşılaşmış gibi; “ Aaaa Kader  canım merhaba nasılsın” diye sevinçli bir ses tonu ile masaya doğru yürüdü. Kader de aynı ses tonuyla masadan kalktı “Seni görmek ne güzel iyiyim canım sen nasılsın” dedi Masada oturan Akın neye uğradığını bilemedi. Masada hiç kıpırdamadan oturuyordu. Kader; “Seni arkadaşım Akın ile tanıştırayım” dedi Masaya gelen Nergis şaşırmış gibi yaparak “ Bu nasıl olur arkadaşın mı” dedi “Evet erkek arkadaşım Akın” Açıklama yapacak bir durum yoktu. Nergis Akın’a bir tokat attı. “Yazıklar olsun demek hem Kader'i hem de beni elinde oynatıyordun” dedi “Kader de yazıklar olsun sana” dedi Nergis kafeden önce çıkmıştı. Çok geçmeden Kader de çıktı. Zaten Akın olayı kavramaya çalışıyordu. Masada oturduğu yerde kala kalmıştı. Kafenin köşesinde Nergis beklemekteydi. Kader çıkınca yanına gitti. İkisi kol kola girip otobüs durağına doğru yürüdüler. Nergis; “ Oh iyi oldu sana Akın  aklın  başına  gelmiştir. Bir daha hiç bir kızla oyun olmayacağını öğrendin” diyerek kendi zaferini kutluyordu. Kader Bir yandan haklı buluyordu Nergis'in dediklerini ama bir yandan da yaşadığı stres ona yetmişti. Buna deli cesareti demek daha doğru olurdu. Neler olup bittiğini anlamayan Akın şok içindeydi. Ne duygularla gelmiş neler olmuştu. Yalancının mumu yatsıya kadar yanar demiş atalarımız bu yatsıya kadar da yanmamıştı. O günden sonra zaten Kader'e karşı mahcup duruma düşen Akın bir daha mesaj atmadı. Akşam eve geldi. Ağrıları çok fazlaydı. Kader'in elinden de bir şey gelmiyordu. Annesinin yanına gitti. “Anneciğim ilacını aldın mı” “Aldım kızım ağrıyı kesmiyor” “Canım annem ameliyat olduktan sonra bu ağrıların gidecek mi" “Doktor iyi olursun diyor kızım” Annesi ameliyat olmaya karar verdi. Ameliyat sonrası dört ay hiç ayağa kalkamayacaktı. Kader'in işten çıkması gerekiyordu. İş yerinde Aysun hanımla konuştu durumu izah etti. Kader'in çalışmasından çok memnundu yalnız durum ortadaydı. Çıkış evraklarını imzaladı atölyeye girdi. Makinesinin yanına geldi. Çekmecede eşyaları vardı. Onları aldı. Nergis'in yanına gitti. “Bugün işten çıkışımı verdim. Annem ameliyat olacak. Kendine iyi bak. Başını sakın  belaya sokma dedi sarıldı. Herkesle helâlleşti. Aysun hanım çıkmadan yanına uğraşmasını istemişti. Yanına gitti. İçeride kalan maaşını verdi. “Aysun hanım sizinle birlikte daha çok çalışmak isterdim. Annem benim için çok değerli ve çok ağrı çekiyor. Önce ameliyat olması lazım sonrasında inşallah ağrıları son bulacak. Hakkınızı helal edin” dedi Hastanede belki ihtiyacın olur. Annen iyileştiğinde çalışmak istersen bu kapı her zaman sana açık” dedi Kader'in çalışma hayatı şimdilik böyle bitiyordu. Hayat bazen önünde açılan kapılardan hangisini seçmek istediğimi sana sorar. Seçtiğim kapı her zaman doğru yola ulaştırmaz bazen de iyi ki seçmişim doğru yoldayım biliyorum dersin. Yollar her zaman düzlüklerden ibaret olmaya biliyor . Yokuşta çıkacaksın, hızlı da ineceksin. Varış noktası istediğin yerdeyse işte o zaman en mutlu insan sen olursun. Annem iyi olsun ben mutlu olurum.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD