(+18)BERDEL ATEŞİN'DE YANAN AŞKGüncellenme zamanı Apr 7, 2026, 01:20
Üzerinde gelinliğiyle duruyordu jinda . Bu gece bu odada olmayı kendi istemişti.. Az sonra Yaman Ali'nin geleceğini ve onun koynuna gireceğini biliyordu.. Ama Yaman Ali ona çok farklı konuştu.. Jinda'yı gördüğün andan beri.. Onu kurtardı o gün aklına geliyordu.. Ama Fırat'ın ona yaptığı şerefsizliği düşündükçe içinde fırtınalar kopuyordu.. Yaman içeri girdiğinde.. Tek söylediği şey...
"Asla sana dokunmayacağım sakat bir erkekten çok şey bekliyorsun jinda dedi.."
Jinda.. Yaman Ali'nin Gözlerinin içine bakarak..
"Yaman Ağa!! Beni kimsenin dilini düşüremezsin. Bu gece masumiyetimi sana kanıtlayacağım...
Yaman kahkaha atarak..
"Hadi ama jinda amcam'ın oğluyla kaç ay sözlük kaldın.. Sana dokunmadığını söyleme bana. Gerçi umurumda da değil sana asla dokunmayacağım. Beni bu evliliğe mecbûr bırakan sensin. Bunu bu şekilde kabul etmek zorundasın."
Ama jinda bu sabah Yaman'ın ona ima ettiklerinin. Yalan olduğunu bizzat kendisi kanıtlayacaktı.. Gerekirse bu gece bu odayı yakacak. Fırat'la aralarında hiçbir şey olmadığını gösterecekti ona..
* * * * * *
Jinda, bütün ağaların önüne başı dik bir şekilde çıkıp.
“Ben Fırat Ağa ile değil,” dedi, “Amcasının oğlu Yaman Ağa’yla evleneceğim. Madem berdeli hak gördünüz, o zaman kaçan kızın abisiyle evleneceğim. Ha, kabul etmezseniz de alın kanım size helaldir. Madem kan istiyorsunuz, abimin değil, benim kanımı alın Benim damarımdada bir karadağ kanı var. Hem bu konu da böyle kapanır.”
Fırat öfkeyle ayağa kalktı. Gözleri öfkeyle parlıyordu...
“Ölsem de seni kimseye vermem!” dedi.
Yaman tekerlekli sandalyede şaşkınlıkla olanlara bakıyordu. Daha önce hayatını kurtardığı bu kız onu tanımışmıştı... Ama Yaman onu tanımıştı. Ve günlerce aklından çıkmayan kızı burada görmeyi beklemiyordu Jinda’nın ne kadar yürekli bir kız olduğunu görüyordu. jinda'nın kim olduğunu Kimin kızı olduğunu az önce öğrenmişti.. Jinda, Fırat’ın sözlüsüydü.. Ama Yaman'ı hiçbir şekilde tanımamıştı.. Çünkü Yaman altı ay öncesine kadar İstanbul'da şirketlerin başındaydı. Mardin'e sık sık gelip gitmezdi, kazadan önce Jinda'yı ilk derê kenarında görmüştü..
O zaman içi kaynamıştı ama kim olduğunu bilmiyordu. Birkaç defa sorup soruşturmuş ama kim olduğunu bulamamıştı.. Jinda adamların elinden kaçıp kendini uçurumdan aşağı atınca... Gölde yüzen Yaman'ın kollarına düşmüştü.. Dere kenarında uyuyan kız kollarını düşünce şaşkınlığını gizleyemedi Yaman.. Belki de jinda ablasının kaderini yaşayacaktı.. Ve işte bu akşam altı ay sonra karşısındaydı arayıp da bulamadığı kız meğerse kuzeninin sözlüsüymüş. Daha doğrusu eski sözlüsü, Bu Yaman'ı daha da öfkelendirdi. Çünkü haberi olmadan Fırat'tan ikinci kazığı yemişti.. Onu ilk gördüğünde
“Bu nasıl bir güzellik demişti.. Kalbini deli gibi attıran kız kim diye geçirmişti içinden,”.
Yaman sert, ve soğuk bir adamdı. Bu güne kadar gönlüne kimseyi almamıştı. Bir kaza geçirmiş, ve sakat kalmıştı. Jinda ile Fırat’ın sözlü olduğunu az önce öğrenmişti içindeki yangına anlam verememişti. Ama şu an, o kızın bu yürekliliği onu bile şaşırtmıştı.
Fırat, Yaman'ın kaçan kız kardeşinin karşılığında verilen kızın jinda olduğunu duyunca o evlenmek istemişti. Çünkü Jinda'yı kendi hatası yüzünden kaybetmişti Abisinin nişanlısıyla evlenmek zorunda kalmıştı. Daha doğrusu bu hatayı kendi yapmıştı.. Fırat'ın abisi nişanlısına hiç dokunmamıştı.. Ama kız hamileydi.. Ve bu Fırat'ın ve bebeğiydi.. Buna rağmen utanmayıp Jinda’yı da ona kuma etmek istemişti. Ama bilmediği bir şey vardı:
Jinda ölse bile kuma olmayacaktı. Zamanında susmuş olması sadece babasına olan saygısındandı..
Bunu er ya da geç o da anlayacaktı.
Yaman, Jinda’nın isyanını görüp içinden geçirdi:
“Demek kuma olmamak için sakat bir adamla bile evlenecek kadar gözünü kararttın.”
Sonra herkesin içinde, Jinda’nın gözlerinin içine bakarak konuştu:
“Kimse beni Berdel ile evlenmeye ikna edemez. Fırat’la evlen. Kuma da olsan en azından sağlıklı bir kocan olur.."
Herkes Yaman'ın imasını anlamıştı.. Jinda bir adım ileri çıkarak. Yaman'ın gözlerine baktı. Bir an kalbinin nasıl çarptığını hissetse de cesur bir ses tonuyla konuştu..
“Sözünün eri, şerefli bir adam olmadığı sürece,” dedi, “sağlıklı olsa neyê yarar? Adam gibi adam olsun yeter. Ben ona el'de olurum ayakta.”
Bu söz, avludaki ağaların arasında yankılandı.
Fırat öfkeyle Jinda’nın gözlerine bakıyordu. Jinda ise sadece yaman’in gözlerinin içine bakıyor, ona ne kadar kararlı olduğunu gösteriyordu.