Story By Blackjack
author-avatar

Blackjack

ABOUTquote
İmkansız aşkların ve heveslerin peşinde...
bc
Ağanın Yasak Dürtüleri (+21 Töre)
Updated at Jan 29, 2026, 12:58
Biri İstanbul'un en hızlı adamıyken Urfanın en büyük aşiretinin reisi olmak zorunda bırakılmış Kaya Akyürek ve diğeri henüz gerçek kimliğinden bile bir haber olan güzeller güzeli Doktor Karaca Aydın'ın tesadüfler ve zorluklarla dolu aşk hikayesi onlardan bile habersiz başlamıştı... O gece otelin King Suitine geldiklerinde, Karaca kendinden geçmiş bir vaziyetteydi ama hala ayakta durmak için direniyordu 29 yaşındaydı ama daha önce hiç bu kadar sarhoş olmamıştı... Kaya ise hemen baş ucunda durmuş diğerlerinden bir farkı olduğunu sezinlediği ama henüz ne olduğunu bulamadığı bu kızı izliyordu... Pencereninin kenarına ilerlemiş orda duran bar deskinden dolu dolu iki kadeh viski doldurmuş hem kendine almış hemde kıza uzatmıştı. Onunda kafası zaten çoktan güzel olmuştu öğlen birden beri içmeye devam ediyordu, şuan da yıkılmaması bile bir mucizeydi. Bardağını tek bir dikişte bitirip, karşısında kadehle birlikte öylece sabit duran kızın elinden kadehini alıp komidine bıraktı. Tek hamlede kızı kolundan tuttuğu gibi yatağa fırlatıp üstüne çıktı. Karaca daha ne olduğunu anlamadan kendisini yatakta üstünde 90 kiloluk bir adamla bulmuştu. İçinde ne kadar tereddüt olsada bu gece hiç tanımadığı bir adama bekaretini vermesinin iyi bir fikir olacağına kendini inandırmıştı, eski sevgilisinden hem intikam alacak hemde bir daha bu adamı görmeyecekti. Kendini usulca adamın kollarına teslim etti. Kaya kızın boynuna sokulup öpmeye başlamıştı. Büyük ve güçlü elleri dolgun sayılan kalçasını sıkıyor kendi erkekliğine daha da bastırıyordu. Karaca daha önce böyle bir duyguyu ve hazzı hiç tatmadığı için, hem şaşırmış hemde tüyleri diken diken olmuş bir şekilde küçük küçük inliyordu. Kaya kafasını kaldırıp kızın yüzüne baktığında onun gözlerinin kapalı olduğunu gördü ama umursamadan kızın üzerinde doğruldu bir eliyle hızlıca kendi kemerini çözüp fermuarını açtı. Kız öylece sabit altında duruyordu... Bir çırpıda kendi üstündekilerden kurtulmuştu, şimdi sıra kızın elbisesindeydi. O kadar azmıştı ki kızın üstünü çıkartmak için hiç çaba sarf etmedi, dolgun gögüslerini önüne seren dekolteden aşağı doğru ilerledi. İki eliyle elbisenin bitişinden tutup hızlıca üstünden çıkarttı. Karşısında gördüğü kırmızı dantelli iç çamaşırlarından belli olan gögüslerin güzelliğiyle büyülenmiş adeta ağzı sulanmıştı. Karaca çıkan elbisesini fark edince utançla kızarmış ama artık buradan dönüşü olmayacağını düşündüğü için sesini çıkartmamıştı. Gözlerini açtığında karşısında kalkmış erkekliği ve çırılçıplak teniyle ağzından sular akarak onu izleyen adamı gördü. Sanki kadınlığından gelen sıcak bir ıslaklık vardı yada o öyle hissediyordu. Tam bunları düşünürken adam onu boğazından tutup üstüne tekrar ağırlığını vermiş ve diğer eliyle de, kızın kırmızı tangasının altından soktuğu kalın parmaklarıyla da kadınlığını okşamaya başlamış zevk suyunu oradan oraya doğru yayıyordu. Karaca şuan sadece anın büyüsüne kapılmış zevk almaya bakıyordu ve tuhaf bir biçimde adamın dokunuşlarını onu zevke getiriyordu. Kaya kızın üstünde duran çamaşırlarından rahatsız olmuş ten tene değsin istiyordu. O kadar usta bir şekilde hızlıca çıkartmıştı ki hem sütyeni hemde kilodu, kız şok olmuştu. İşte şimdi adamın önünde uçları kabarmış dolgun gögüsler duruyordu. Kaya hemen o kalkan gögüs uçlarını öpüp emmeye yalamaya başladı... Karaca zevkin ve alkolün verdiği cesaretle adamın kafasını iyice göğüslerine bastırıyor Kayanın güçlü vücudunun altında kıvranıyordu... Kaya kızın hareketlenmesiyle iyice azmış, -"demek sonunda istediğim hale geldin yavrum" diye homurdanıp sırıtıyordu. Tek hamlede kızı bastırarak tam erkekliğinin hizasına çekti, şişmiş erkekliğinin başını kızın içine yavaşça iteklediğinde o kadar zorlandı ki Karacanın kendini sıktığını zannettiği için yavaş yavaş sokmaya çalıştı... İşte şimdi tam kafası girdiğinde demir gibi olan erkekliğinin yarısından fazlasını da peşinden sokmuştu, inanılmaz zevk alıyordu. "ne lan bu böyle çok dar" diye düşünüp kendinden geçmişken, Kızın tiz çığlığıyla daha fazla zevke geldi. Bu sefer daha da hızlanmış git gel yapıyordu. Karacaysa, her şeyin ilk defa olmasına rağmen, çektiği acının yanında yoğun bir haz dalgasıyla iyice kenetlenmişti Kaya'ya. Bedenini alev alev yakan bu yeni tutku, Kaya’nın güçlü kollarında daha da çıldırtıcı bir şekil almış, kendinden geçmesine sebep olmuştu... Kim bilebilirdi ki bu tek gecelik ilişkinin bir aşka döneceğini, nereden bilebilirlerdi ki hayatın onları Urfada karşı karşıya getirebileceğini....
like
bc
Askerin Kırmızısı +21
Updated at Dec 17, 2025, 04:51
Mardin’in taş sokaklarında, gökyüzüne yükselen tarihi konakların gölgesinde genç bir kadın kaderinden kaçmaya çalışıyordu… Selin, kendini bir anda hiç bilmediği bir konağın içinde, çıkmazda bulmuştu. İçinden feryat edercesine geçirdi: "Ne ara buraya geldim? Kaçmalıyım… hemen!" Karşısında iri yapılı, yüzü elmas şeklinde, kirli sakallı, kocaman gözleriyle hem yakışıklı sayılabilecek hem de tüyler ürpertici bir adam vardı. Adam sert bir adım attı Selin’e doğru: — “Bana bak hoca hanım… gördüm, beğendim. Öylesi böylesi yok. Ya benim olacaksın, ya benim olacaksın!” Bir anda kolunu yakaladı. Sert ve güçlü elleri Selin’in bileğini demir gibi kavramıştı. Selin çırpındı, haykırdı: — “Uzak dur benden! Ne sanıyorsun kendini? Çekil önümden!” Adamın gücü karşısında çaresiz kalmıştı. Tam o anda… dışarıdan lastiklerin taş yolda acı fren sesi yükseldi. Arabanın kapısı hızla açıldı. Güçlü adımlarla yaklaşan, sert bakışlarıyla bile ortamı sarsan o adamdı: Kartal! Kartal’ın tok sesi yankılandı: — “Hayırdır Nizam Ağa? Nedir mevzu?” Nizam, Kartal’ın sesini duyunca Selin’in bileğini bıraktı. Yarı alaycı, yarı savunmacı bir sırıtışla konuştu: — “Hoş gelmişsin komutan. Mevzuluk bi’ şey yok. Hoca hanım bizim yeğeni merak etmiş, gelmiş. Sohbet ediyorduk.” Selin, topuklularına rağmen koşar adım Kartal’ın arkasına geçti. Onun geniş, kaslı bedeni arkasında adeta bir duvar gibi olmuştu. Kartal gözlerini kısarak baktı Nizam’a: — “Pek öyle görünmedi bana.” Sonra arkasındaki kıza döndü. Bakışları güven veriyor, sesi daha yumuşaktı: — “Bir sorun var mı?” Selin’in eli titreyerek Kartal’ın eline uzandı. Kavradı ve neredeyse yalvaran gözlerle baktı: — “Hayır sevgilim… Nizam Bey’in dediği gibi, yeğeni hakkında sohbet ediyorduk. Ben de tam çıkıyordum, sen geldin.” Kartal, kızın elini tutmasıyla şaşkınlıkla donakaldı. Dudakları aralandı, kaşları çatıldı, tuttuğu ele baktı. O an kısa bir sessizlik çöktü. Nizam, sırıtmasını gizleyemedi: — “Kusura bakma komutan, bilmiyorduk. Elde yüzük filan da görmedik. Ayıp ettik.” Kartal, ifadesini sertleştirdi ve bir adım ileri çıktı: — “Benim taktığım yüzüğü sana mı sorucam Nizam? Şimdi öğrendin, ona göre davranırsın.” Sonra Selin’in elini daha sıkı kavradı. Gözleriyle ona “Yürü” der gibi işaret etti. Selin, ürkek ama güven bulmuş adımlarla Kartal’ın arabasına doğru ilerledi…
like
bc
Mafyanın Gözdesi +21
Updated at Aug 6, 2025, 02:55
“Öp beni,” dedi. “Yoksa... ilk ben seni ısırırım.” Asaf ona daha fazla dayanamadı. Dudakları Alev’in dudaklarına çarptığında, arabadaki hava bir anda kavruldu. Bu öpücük bir temas değildi. Bu, patlamanın başlangıcıydı. Dişler, eller, iç içe geçen nefesler... Araba, geceye karşı buharla kaplanıyordu. Alev bir an nefes nefese ayrıldı, gözleri Asaf’ın dudaklarında takılı kalmıştı. “Beni istiyorsun,” dedi. “Ama ben kolay bir zevk değilim, Asaf. Ben her dokunuşta tehlikeyi çağırırım.” Asaf sertçe gülümsedi. “Ben zaten en çok... o riski seviyorum.” Asaf, Alev’in ensesinden kavradı, dudaklarına yeniden saldırdı. Öpüşmeleri artık sakin değildi, açtı, öfkeliydi. Alev bir anda üst koltuğa çıktı, bacaklarını Asaf’ın dizlerinin iki yanına yasladı. Dizlerinin arasına yerleştiğinde Asaf’ın gözleri karardı. Elleri Alev’in kalçalarına kaydı, sanki oraya aitmiş gibi. Alev saçlarını geriye attı, boynunu açığa çıkardı. “Bana sahip olamazsın,” dedi Alev, nefes nefese. “Ama bu gece... kiralayabilirsin.” Asaf dişlerini sıktı. “Ben kimseyi kiralamam. Alırım.” Eliyle Alev’in boğazını kavradı, baskı uygulamadan ama kontrolün kimde olduğunu göstererek. Alev’in gözleri büyüdü, nefesi hızlandı. Bu güç gösterisi onu korkutmamıştı. Aksine... daha çok istiyordu. Alev öne eğildi, Asaf’ın boynuna ıslak bir öpücük kondurdu. Ardından çenesini ısırdı. Sertti. Sahiplenici. “Kanayacaksın,” dedi kulağına. “Ama seveceksin.” İntikamla yoğrulmuş iki ailenin gölgesinde büyümüşlerdi; biri düşmanlığın mirasını taşıyordu, diğeri ise karanlıkla yoğrulmuş bir tutkunun mahkûmuydu. Adları aynı cümlede bile geçemezdi — ama kader, onlar için bambaşka bir oyun yazmıştı Henüz haberleri bile yoktu. Kanlı anlaşmaların, gizli infazların ve susturulan ihanetlerin ortasında, Alev ve Asaf Ali birbirlerine yasaklı bir dokunuş gibi değdiler. Ne soyadları ne geçmişleri umurlarında olmayacaktı. Aralarındaki bağ; öfkenin bile alt edemediği bir arzudan, yok sayamadıkları bir tutkudan doğmuştu. Ve şimdi, her şeyin kıyısındaydılar... hem arzunun, hem ölümün. Asaf Ali Türkiyenin en büyük ailelerinden birinin en büyük erkek çocuğuydu, sekiz yılını sokaklarda geçirmişti. İlk silahını on yedisinde çekmiş, ilk cesedini on dokuzunda bırakmıştı arkasında. Acımasızlığıyla tanınır, gözünün yaşına bakan olursa da sadece cesedini bulurdu bir köşede. Onun için duygular zayıflıktı. Ta ki... o geceye kadar. Alev ise bir suikastçi olarak yetişmişti. Babası Nevzat Şahiner, İstanbul’un en eski ve kana susamış mafya babalarından biriydi. Kızını dış dünyanın pisliğinden korumak bahanesiyle, onu altın kafeslerde tutmuştu. Alev, ateş kadar güzel, öfke kadar acımasız bir kadındı. Babasının koruması altında, camdan bir kafeste büyümüş olsa da şimdi kendi kanunlarını yazıyor. Bir görev… bir kurşun… bir kurban daha. Ve o gece... her şey değişti. +18 Mafya Asker Suç Aşk
like