EYLÜL YAĞMURUUpdated at May 6, 2026, 02:30
Her şey, daha dünyaya gözlerini açmadan yarım kalan bir hikâyeyle başladı.Melek’in hatası, çaresizliği ve yalnızlığı… Eylül’ün kaderi oldu.Eylül, annesini doğduğu gün kaybetti. Babası onu hiç kabul etmedi. Ailesi ise varlığını görmezden geldi. Daha ilk nefesinde, hayata tek başına bırakılmıştı. Hastane koridorlarında başlayan yolculuğu, kısa süreli yuvalar ve geçici kucaklar arasında savrularak devam etti. Hiçbir yer “ev” olmadı.Sonunda bir yurda verildi.Eylül için hayat, duvarları soluk renkli, kapıları hep yarım kapanan o binada şekillenmeye başladı. Orada öğrendi beklemeyi… Sevilmeyi umut edip vazgeçmeyi… Ve en çok da güçlü görünmeyi.Ama o duvarların içinde bir şey değişti.İpek.Eylül’ün hayatındaki ilk gerçek bağ, ilk gerçek dostluk oldu. Birbirlerinin eksiklerini tamamlayan iki yarım hikâye… Aynı yalnızlığın içinden geçen iki çocuk… Birbirlerine tutunarak büyüdüler.Eylül bir süre sonra evlat edinildi.Yeni bir ev, yeni bir aile, yeni bir hayat ihtimali…Ama geçmiş, peşini hiç bırakmadı.Sevilmeyi hep sorguladı. Güvenmeyi tam öğrenemedi. İçindeki o eksiklik, büyüdükçe daha da derinleşti.Gençliğe adım attığında, içinde hâlâ dolduramadığı bir boşluk vardı. Ve o boşluk, onu yanlış insanlara yaklaştırdı.Henüz çok gençken, kendisinden büyük, karanlık bir hayatın içinde kaybolmuş bir adama âşık olduğunu sandı. Aslında bu bir aşk değildi… görülme ihtiyacıydı.Onunla kaçtı.Evlenmek, bir yuva kurmak, sonunda “ait olmak” istedi.Ama kurduğu hayat, hayal ettiği gibi olmadı.Yoksulluk, korku ve bağımlılıkla geçen günler… Her geçen gün biraz daha sıkışan bir hayat… Eylül, yanlış bir seçimle sadece özgürlüğünü değil, kendisini de kaybetmeye başladı.Ve en acı olanı…Bunu fark ettiğinde artık çok geçti.Evlendiği adam, zamanla daha karanlık, daha öfkeli biri haline geldi. Eylül’ün hayalleri birer birer sönerken, geriye sadece hayatta kalma mücadelesi kaldı.Ama bazı hikâyelerde mücadele yetmez.Eylül’ün hikâyesi de pamuk ipliğine bağlıydı başından beri.Ve bir gün…O iplik koptu.Geride ne kaldı?Yarım kalmış bir hayat.Sevilmeyi bekleyen bir çocuk.Ve hiç bitmeyen bir soru:Eğer biri onu gerçekten sevseydi…Her şey farklı olur muydu?